|
|
|
|
Nurdan Gürbilek
|
|
|
|
Kötü Çocuk Türk
|
Kapak Tasarımı: Emine Bora
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Ekim 2001
2. Basım: Kasım 2004
|
|
|
|
|
|
Popüler şarkılardan, fotoğraflardan, gazete haberlerinden olduğu kadar edebiyat yapıtlarından da yola çıkarak Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri inceliyor Kötü Çocuk Türk: Bir yanda bir kapılma, özenme ve büyülenme, diğer yanda bir "kendine dönme" ısrarı. Gürbilek, bu ikilikten doğan ve neredeyse bir yazgı halini almış ruh durumuyla, alaturkalık açmazıyla ilgileniyor: Popüler imgelem kadar edebiyatı da etkilemiş bu yazgının kültürel alandaki ifadelerine, hiçbirimizin yabancısı olmadığı çileli kahramanlara, acıların çocuklarına, kudretsiz babalara, mağdur olmalarına rağmen onurunu korumuş yetim delikanlılara, yabancı arzuların buyruğuna girmiş züppelere, nihayet edebiyatın kötü çocuklarına yakından bakmayı deniyor. "Türklük" ve "kötülük" nerede değiyor birbirine? Bu temas noktasını nasıl kavrayabiliriz? Hepimiz düşünmeyi erteleyemeyeceğimiz kadar yakınız bu sorulara...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Giriş Ben de İsterem Yabancının Ölümü Acıların Çocuğu Azgelişmiş Babalar Kötü Çocuk Türk I Kötü Çocuk Türk II Orijinal Türk Ruhu Yakın Taşra
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Giriş, s. 7-10 | | Kötü Çocuk Türk sekiz denemeden oluşuyor. Bunlardan bazılarını bir gazete haberinden, bazılarını bir fotoğraftan, bazılarını bir şarkıdan, daha büyük bir bölümünü ise edebiyat yapıtlarından yola çıkarak yazdım. Bu yazılar, 80'ler Türkiyesi'nde yaşanan kültürel değişimi çözümlemeye çalıştığım Vitrinde Yaşamak adlı kitabın kaldığı yerden başlıyor bir bakıma. Kendini kültürel alanda bir imkânlar dönemi olarak, bir bireyselleşme ve özgürlük vaadiyle birlikte sunan bu yılların yine kültürel alandaki çelişkili görünümlerini anlamaya çalışıyordum o kitapta. Kötü Çocuk Türk'e yine oradan başladım. Feragat kipinden istek kipine, "İstemem namertten bir yudum çare"den "Ben de İsterem"e geçildiği an: O geçişi, başlangıçtaki o istek anını çözümleyerek başladım. Ama Kötü Çocuk Türk'le önceki kitap arasında, ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Kötü Çocuk Türk", Virgül, Sayı 46, Aralık 2001 | | | Kitap, bazıları bir gazete haberinden, bazıları bir fotoğraftan, bazıları bir şarkıdan, daha büyük bir bölümü ise edebiyat yapıtlarından yola çıkılarak yazılan sekiz denemeden oluşuyor. Yazılar, Gürbilek'in 80'ler Türkiyesinde yaşanan kültürel değişimi çözümlemeye çalıştığı Vitrinde Yaşamak adlı kitabının kaldığı yerden başlıyor. Ancak Kötü Çocuk Türk önceki kitaptan farklı olarak daha sert bir malzemeyle, daha karanlık kanunlarla, daha habis içeriklerle uğraşıyor. Büyük ölçüde Türklük ve kötülükle ilgili olan kitap, yakın tarihte öne çıkmış bazı kültürel imgelerden, bazı edebiyat yapıtlarından hareketle her iki konuyu ayrı ayrı, ama aynı zamanda birbirlerine temas ettikleri noktalarda bir arada sorunsallaştırıyor. Yazar yalnızca popüler kültürün değil, eleştirel kuramın da günümüzde kötülüğe, tekinsizliğe, hamasete yönelmesinin, bunlarda medet ummasının nedenlerini araştırıyor, baktığımız her yerde hep karanlığı, hep kötüyü görme isteğimizde yalnızca karanlığa bakma cesaretinin değil, aynı zamanda başka hiçbir şeyden zevk alamıyor olduğumuz gerçeğinin, ışığını bizden esirgemiş bir dünyada yalnızca kötü şeyleri görme isteğinin bulunduğunu söylüyor. Hepimizin aşina olduğu bu durum her türlü iyilik imkânını olduğu kadar iyileştirme çabalarını da görmemizi engellemektedir....
|
|
|
|
|
|
Oray Eğin, “Kötülüğü, Çocukluğu ve Türklüğüyle Yaşasın 90’lar!”, Milliyet Sanat, Aralık 2001 | | Nurdan Gürbilek’in Kötü Çocuk Türk kitabı, 90’ların da artık incelenmeye değer bir tarih olduğunu gösteren çok önemli bir çalışma. Kötülük, çocukluk ve Türk olmanın ortak noktalarını bulmaya çalışan Gürbilek, edebiyattan arabeske çok çeşitli alanları inceliyor. Kültürel incelemeler, topraklarımız yeterli malzemeyi sağlasa bile henüz çok bakir bir alan. Gündelik hayatı anlamaya yönelik, popüler kültürü deşifre eden, şöhretlerin dünyasından faydalanan ve bunu herhangi bir “aşağılama” ya da “tepeden bakma” sinizmi göstermeden yapan bu dalla ilgilenen az sayıda isim olduğu gibi, ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Atilla Birkiye, "Sessiz ve derinden", Radikal Kitap Eki, 26 Nisan 2002 | | Aslında biçem demek daha 'doğru', ama söylem sözcüğü (kavramı), bana daha 'tutarlı' geliyor bu yazıdaki kullanım açısından; daha kapsayıcı. Bu bağlamda, Nurdan Gürbilek Kötü Çocuk Türk adlı denemelerini topladığı kitapta, kendi biçemini aşarak, denemeye ilişkin bir söylem oluşturuyor. 'Sakin' ve tutarlı; bilginin en yalın bir biçimde 'paylaşımına' ve 'tartışmasına' yönelik bir söylem. Gürbilek yıllardır 'sessiz ve derinden giden' bir denemeci (eleştirmen, metin ve durum çözümleyicisi). Daha önceki kitaplarında kültürel değişimlere bakışıyla edebiyat metinlerine ilişkin çözümlemelerini okumuştuk....
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Nuh Köklü, “Türkün ruhu”, Radikal Kitap Eki, 23 Kasım 2001 | | Kusurlu bir ifadeden kusursuz bir hal bildirimi, durum tespiti ve dolayısıyla bir 'ifade etme şekli' çıkabilir mi? Nurdan Gürbilek'in son kitabı bunun bir kanıtı olarak değerlendirilmeli. Kusurlu ifade; Kötülük, Türklük ve çocukluk bir araya gelmesi düşünülmeyen en azından bir araya gelmesi 'yakışık' almayacağı varsayılır. Türk olma hali ne kötülükle ne de çocuklukla birlikte düşünülür, kötülük bizim maruz kaldığımız, bir türlü yakamızı bırakmayan 'yazgı' olarak, çocukluk ise hiçbir zaman büyüyememiş, 'babaların' gölgesinden, onların vesayeti altında yaşayanların yaramazlıklarıdır. Oysa iki yüzyıldır bir 'kapılma' ile reddetme arasında gidip gelen Türkler kendilerine has bir kültürün var olduğunu söylediği anda bile ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Mahmut Temizyürek, “Vitrinlerden kötülüğe Türkiye”, Virgül, Sayı 48, Şubat 2002 | | İlk kez fil gören iki uyanık bilgiç arasında şu söz oyunu yaşanır: İlki hemen atılır: “Nelere bak, nelere!” der. Öbürü daha pişkindir: “Öyledir onlar, öylediir!..” Kuramsal uyanıklık ya da kuramsal körleşme, yalnızca bilir gibi yapmaktan kaynaklanmıyor elbette. Bilim disiplinlerinin, birbirine geçit vermeyen egosantrizmi de bu körleşmenin nedenidir belki. O meşhur fil örneğinde olduğu gibi, fizik, örneğin fili dört bacaklı sütun sayarken, felsefenin fili hortum sanması, ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Mahmut Temizyürek, “Deneme yeni dönemde ‘tesbih’ten mi çıktı?”, Türkiye'de Eleştiri ve Deneme, TÖMER Yayınları, 2002 | | Türkiye için [yeni dönem] 12 Eylül ve sonrası diyebiliriz. Ancak, bizde darbe olan dünya için darbe değil, bir değişim dönemidir. (...) 21. yüzyılın eşiğinde sosyalist ülke deneyimleri peş peşe sona eriyor ve kapitalist pazar ilişkilerinin kucağına düşen ülkelerle birlikte “küresel bir dünya”, “tek kutuplu bir dünya” oluşuyor. Tek başına bu gelişme bile, o güne kadar üretilmiş bütün kavramların karşıtlarıyla birlikte kadük kaldığını, yaşamı açıklamakta zorlandığını, acilen yeni tanım ve yeni kavrayışlara ihtiyaç olduğunu ve her şeyin yeniden sorgulanması gereğini yeterince hissettirecek niteliktedir....
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Ali Galip Yener, “Nurdan Gürbilek’in Endişeli Denemeleri Üzerine”, Hece Dergisi, Sayı: 118, Ekim 2006 | | Walter Benjamin’e göre: “Bugün hayatın kurgusu fikirlerden çok olguların hükmü altında; öyle olgular ki, neredeyse hiçbir zaman bir fikre dayanak olamamışlar. Bu koşullarda gerçek edebî faaliyet, edebî bir çerçeve içinde yer almayı hedefleyemez – böylesi bir çerçeve olsa olsa edebiyatın kısırlığının sıradan bir ifadesi olabilir. Anlamlı bir edebî faaliyet ancak eylemle yazının zorunlu olarak birbirini izlediği bir düzen içerisinde ortaya çıkabilir.”(1) Fikirlerin ciddiye alınmadığı, fikirsiz olguların kuru sonbahar yaprakları gibi amaçsızca uçtuğu bir edebî ortamın içinde denemecinin işlevi –eğer böyle bir işlev tanımlanabilirse- ne ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|