|
|
|
|
978-975-342-398-4
13X19.5 cm., 181 s.
|
|
|
Yazar Hakkında
İçindekiler
Okuma Parçası
Eleştiriler Görüşler
|
|
|
|
|
|
|
Yazarın Metis Yayınları'ndaki diğer kitapları
|
|
|
Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar,
1975
Psikanaliz ve Sonrası,
1988
Varoluş ve Psikiyatri,
1990
Kırmızı Kitap,
1993
Dersaadet'te Dans,
1996
Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?,
1997
Kimbilir?,
1998
Kızarmış Palamutun Kokusu,
2001
Hayat,
2002
Tren,
2004
Seyyar,
2005
Kuru Su,
2008
Zamane,
2010
|
|
|
Bu kitap hakkında yazmak için
|
|
|
|
Engin Geçtan
|
|
|
|
İnsan Olmak
|
Yayına Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen Kapak Tasarımı: Emine Bora
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: 1983, Adam Yayınları
9. Basım: Aralık 2009
|
|
|
|
|
|
İlk kez yayımlandığı 1983'ten günümüze defalarca baskı yapmış ve okurla kurduğu yapıcı ilişkiyi kanıtlamış olan bu kitabında Engin Geçtan insan olmanın ikilemini şöyle anlatır: "Çağdaş toplumlar kendine özgü bir olguyu da birlikte getirmiştir. İnsan eskisinden çok daha fazla sayıda insanla, çok daha kısa süreli, daha yüzeysel ilişkiler kurma eğilimindedir. Bu, soğuk bir günde karşılaşan bir grup kirpinin öyküsüne benzer. Kirpiler ısınabilmek için birbirlerine sokulurlar, ama dikenleri birbirine batar. Birbirlerinden ayrıldıklarındaysa soğuktan rahatsız olurlar. İleri geri hareket ederek sonunda dikenlerini batırmadan birbirlerini ısıtabilecekleri en uygun uzaklığı bulurlar." Son yirmi yılın dünyasındaki sosyal ve maddi değişimler düşünülürse, kirpilerin birbirine daha da çok ihtiyaç duyduğunu, her kirpinin bu ikilem karşısında kendi cevabını bulması gerektiğini, tam da bu yüzden İnsan Olmak'ın bugün daha da güncel olduğunu söyleyebiliriz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yirmi Yılın Ardından Önsöz Birey ve Toplum Ana-Baba ve Çocuk İnsanlardan Korkmak Öfke ve Düşmanlık Değersizlik Duygusu Kaygı Sorumluluktan Kaçış Yalnızlık Ortakyaşam İlişkisi Nevrotik Kısırdöngü Yaşam ve Ölüm Kendini Yaşamak Epilog Kaynakça
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Yirmi Yılın Ardından", 2003, s. 7-8; "Önsöz", 1983, s. 9-13 | | 1982 yılı başları, Ankara'da yaşadığım zamanlarda, bir sabah üniversiteye geldiğimde kapıdaki görevliler İstanbul'dan gelen birinin benimle görüşmek istediğini söylediler. Biraz ilerimde ziyaretçiler için ayrılan camlı bölümde onu gördüm. Mütevazı ve saygılı halinin beni uzaktan etkilediğini hatırlıyorum, yanına gidip beni neden görmek istediğini sordum. İlk iki kitabımı okumuş olduğunu, benden bir dileği olduğunu ve bunu bana iletebilmek için İstanbul'dan kalkıp geldiğini söyledi. Odama davet ettim, içeriye girdiğinde kendisine gösterdiğim koltuğa oturmayıp isteğini ayakta dile getirdi. "Sizden bir ricam var," dedi. "Lütfen bizler için de yazın." Ve ardından veda etti, bende o an fark edememiş olduğum bir iz bırakıp giderek. Aynı yılın yazında bir güney kasabasında tatilimi geçiriyordum. Bir gün öğleye doğru, kıyıdan hayli uzaklaşmış tek başıma yüzerken bir an bu ziyaretçimi hatırladım, nasıl olup da denizin ortasında onu ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Feridun Andaç, "Bir Yazarın Kanatlarında...", Cumhuriyet, 12 Eylül 2002 | | Yeraltından Notlar'ı okurken bana çekici gelen yan, okumanın ilerlediği yerlerde ürkütücü olmaya başlamıştı. Camus'nün Yabancı'sından sonra Dostoyevski'nin bu labirentine girmek ezici gelmişti. Tüm bunların yeterince ayrımında mıydım? Sanmıyorum! Dahası, psikanalizlealışverişiminpek olmadığı bir yaş dönemindeydim. O günlerde, on yedi on sekiz yaşlarındaki bir gencin dünyasında, sağaltıcı gelebilen tek şey butür klasik yapıtlardı. Sıkıntılar çektiğim matematiğin, öfkelendiğim tarihin, dersi bitse diye dakikalarını saydığım fiziğin zamanla bilme/öğrenme tutkumun aracı olmasında edebiyatın payını hiçde yadsıyamam. Gelip Freud'la, Jung'la yüzleşmemde ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Kenan Yanar, "İnsan Olmak Bir Sanat Olsa Gerek", 12 Şubat 2005
Kitap insanın kendisini bulması açısında çok katkıda bulunuyor, biz görmesek de... Düşünce tarzı alışılmışın dışında. Kelimeler yazar hakkında merak uyandırıyor. Bizler, çoğumuz genelde ismine yabancı oldugumuz kitaplara kapılıyoruz ama İnsan Olmak'ı okuduktan sonra bu gelenek yıkıldı, benim için... Bir nevi kendimi buldum... İnsana yol göstermeden çok 'kendini tanı' diyen bir kitap. Bu da yolu bulabilmek açısından çok mühim olsa gerek. Neticede bir insana bir küp altın vermek başka, altın madeni bağışlamak başka....
|
|
|
|