|
|
|
|
978-975-342-365-6
13X19.5 cm., 176 s.
|
|
|
Yazar Hakkında
Okuma Parçası
Eleştiriler Görüşler
|
|
|
|
|
|
|
Yazarın Metis Yayınları'ndaki diğer kitapları
|
|
|
Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar,
1975
İnsan Olmak,
1983
Psikanaliz ve Sonrası,
1988
Varoluş ve Psikiyatri,
1990
Kırmızı Kitap,
1993
Dersaadet'te Dans,
1996
Bir Günlük Yerim Kaldı İster misiniz?,
1997
Kimbilir?,
1998
Kızarmış Palamutun Kokusu,
2001
Tren,
2004
Seyyar,
2005
Kuru Su,
2008
Zamane,
2010
|
|
|
Bu kitap hakkında yazmak için
|
|
|
|
Engin Geçtan
|
|
|
|
Hayat
|
Yayına Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen Kapak Tasarımı: Emine Bora
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Haziran 2002
10. Basım: Ocak 2010
|
|
|
|
|
|
Hayat, psikiyatrist Engin Geçtan’ın, uzun yıllardır sürdürdüğü klinik deneyimin ardından psikiyatriye, ülkemiz insanına ve bugün kaosun kenarında yaşanan süreçlere bakışını dile getirdiği bir çalışma. Özellikle büyük kent insanının günlük yaşamında hiç düşünmeden gerçekleştirdiği onlarca ayrıntıyı sade bir dille gözlemleyen Geçtan, bunların hayatımızda aslında ne büyük boşluklara karşılık gelebileceğini saptıyor. Geçtan terapi deneyimlerinden örneklere de yer verdiği kitabında yabancılaşmadan kuantum kuramına, kaostan “gölgeler”e kadar pek çok konuya değiniyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Başlarken", s. 5-6 | | Bu kitapta okuyacaklarınız, kendi akışında sürmekte olan bir yolculuğun şu sıralar gelinen yerinden bir şeyler anlatıp paylaşma ihtiyacından kaynaklandı. Geriye dönüp baktığımda, yola çıktığım yer ile vardığım yerin farklılığı önceleri bilinçli zihnime şaşırtıcı gelmişti, ama beni asıl şaşırtan, geçmişte, böyle bir yere doğru hareket etmeyi zaten beklemiş olduğumu fark etmek oldu. Çoğumuz gibi geleneksel bilim çerçevesinde eğitilip şartlandırıldım, benden beklenenleri oldukça iyi bir şekilde yerine getirip, bana öğretilenlerin beni pek de ilgilendirmemesinin nedenlerini kendimde arayıp bir türlü bulamayarak. Sunulan bilgilerin yaşamdan kopuk olduğunu zaman zaman fark ettiğim halde, deneyimli insanların böyle düşünmediklerini gördükçe bu düşünceyi zihnimden uzak tutmaya çalıştım. Üstelik, daha sonraları, geleneksel bilim dünyasına doğrudan katılıp kendimi bilimciliğin biçimselliği içinde buldum. Ancak yine de bugün, bana uysun uymasın, yaşadığım her şeyin bana bir şey kattığına inanma eğilimindeyim....
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Abdullah Tekin, “Hayat”, Cumhuriyet Kitap, 5 Eylül 2002 | | Daha önce Kızarmış Palamutun Kokusu, Kimbilir, Dersaadet'te Dans ve Bir Günlük Yerim Kaldı, İster misiniz? kitaplarını yazan Engin Geçtan, uzmanlık eğitimini yurtdışında alan bir psikiyatris. Bu nedenle Geçtan, günümüzde "farklı dünyaların karşıtlıklarını yaşamış olmamın, sonradan kendi yolumu bulmamı kolaylaştırmış olduğuna inanıyorum" diyor. (s. 5) ve ekliyor "Yıllardır iç dünyalarını benimle paylaşan insanlar olmasaydı herhalde bu satırları yazıyor olamazdım." (s. 6) İnsanların kendisiyle ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Ümran Kartal, “Rağmen varolabilmek”, Radikal Kitap Eki, 28 Haziran 2002 | | İlkokulda "Hayat Bilgisi" dersimiz vardı. Ortaokulda fen ve sosyal bilgisine dönüşecek olan bu ders doğa, biyoloji, toplum, coğrafya vb. konularda bilgi veriyordu vermesine ama ezberci sistemimiz bunları sonradan unutulmak üzere beynimize kaydetmemizi sağlıyordu. "Hayat", hayat bilgisi kitaplarından ezberlediğimiz şekilde yaşanmıyordu. Bunu o zamanlar bilmiyorduk, bilemiyorduk. Sonradan tam da "hayat"ın içine düşünce, büyüyünce, hayat karşısında büyülenince anlayacaktık ki bir gün öğrendiğinizi sandığınız şey ertesi gün karşınıza kocaman, içinden çıkılmaz bir sorun olarak çıkabiliyor. Ya da "anladım" dediğiniz, sorduğunuz sorulara cevap bulduğunuzu sandığınız ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Feridun Andaç, "Bir Yazarın Kanatlarında...", Cumhuriyet, 12 Eylül 2002 | | Yeraltından Notlar'ı okurken bana çekici gelen yan, okumanın ilerlediği yerlerde ürkütücü olmaya başlamıştı. Camus'nün Yabancı'sından sonra Dostoyevski'nin bu labirentine girmek ezici gelmişti. Tüm bunların yeterince ayrımında mıydım? Sanmıyorum! Dahası, psikanalizlealışverişiminpek olmadığı bir yaş dönemindeydim. O günlerde, on yedi on sekiz yaşlarındaki bir gencin dünyasında, sağaltıcı gelebilen tek şey butür klasik yapıtlardı. Sıkıntılar çektiğim matematiğin, öfkelendiğim tarihin, dersi bitse diye dakikalarını saydığım fiziğin zamanla bilme/öğrenme tutkumun aracı olmasında edebiyatın payını hiçde yadsıyamam. Gelip Freud'la, Jung'la yüzleşmemde ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|