|
|
|
|
Nurdan Gürbilek
|
|
|
|
Kör Ayna, Kayıp Şark
|
|
|
|
Edebiyat ve Endişe
|
Kapak Resmi: Selma Gürbüz Kapak Tasarımı: Emine Bora
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Mart 2004
2. Basım: Nisan 2007
|
INFO IN ENGLISH
|
|
|
|
|
|
Kör Ayna, Kayıp Şark edebiyata yön veren endişelerden söz ediyor. "Endişe" derken yalnızca yazarın değil, okurun da yabancısı olmadığı, başkalarına bir şeyler anlatmaya çalışan hemen herkesin yakından tanıdığı huzursuzluğu kastediyorum. Anlatmak istediğimi iyi anlatabilecek miyim? Etki altında mı kalacağım yoksa? Karşımdaki anlayabilecek mi beni? Kendimi boşuna eleverecek, başkalarının gözünde küçük mü düşeceğim? Anlattıklarımı dinledikten sonra başkaları ne düşünecek hakkımda? Diyelim anladılar; anlatılmaya değer mi ki hikâyem? Hem sonra yaşanan yaşandı bitti; bir anlamı var mı anlatmanın? Anlatmayı başlı başına bir "soruna" dönüştüren bir yığın endişe. Üstelik bütün bu endişelerin çoğu zaman ulusal-kültürel endişelerle iç içe geçtiğini de biliyoruz. Ama ben edebiyatın huzursuzlukları, anlatmanın sancıları üzerinde yoğunlaşan bu kitapta, bugüne kadar daha çok "Batılılaşma", "ulusal kültür", "kültürel kimlik" gibi kavramlar etrafında tartışılagelen sorunların yazar için nasıl olup da içsel bir endişeye dönüştüğünü anlamaya çalıştım. Birçok yazarı yakından ilgilendiren 'etkilenme endişesi'ne, gecikmişlik telaşına, kadınsılaşma korkusuna, çocukluğa çakılıp kalma sıkıntısına, bir türlü tam anlatamıyor olmanın doğurduğu huzursuzluğa yakından bakmayı, nihayet bütün bu kaygıların anlatma çabasını nasıl derinden etkilediğini açıklamayı denedim. Umarım modern edebiyatın aynasının neden "kör", Şark'ının neden "kayıp" olduğuna dair bir deneme çıkarabilmişimdir ortaya. –Nurdan Gürbilek
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Giriş | | Erkek Yazar, Kadın Okur Etkilenen Okur, Etkilenmeyen Yazar | | Kadınsılaşma Endişesi Efemine Erkekler, Hadım Oğullar, Kadın-Adamlar | | Doğu'nun Cinsiyeti Kudretli Erkek, İhtiyar Âşık, Mistik Anne | | Kurumuş Pınar, Kör Ayna, Kayıp Şark Ophelia, Su ve Rüyalar | | Müebbet Çocukluk Her Zaman Eksik, Her Zaman Muhtaç, Her Zaman Çocuk | | Çocuk Ülke Edebiyatı Kahramanın Seçimi, Kabilenin Masalı | | Anlatabilmeliydim Sahicilik, Sahtelik, Sahtegilik | | Çiftkalpli Yapıt Tiksinti ve Çilecilik, Kendi ve Öteki
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Giriş, s. 9-16 | | Kör Ayna, Kayıp Şark edebiyata yön veren endişelerden söz ediyor. "Endişe" derken yalnızca yazarın değil, okurun da yabancısı olmadığı, başkalarına bir şeyler anlatmaya çalışan hemen herkesin yakından tanıdığı huzursuzluğu kastediyorum. Anlatmanın yarenlik etmekten farkını sezmiş herkes yaşamıştır bunları: Anlatmak istediğimi iyi anlatabilecek miyim? Benden önce anlatanlardan farklı, daha iyi anlatabilecek miyim? Etki altında mı kalacağım yoksa? Karşımdaki anlayabilecek mi beni? Gülünç duruma mı düşeceğim? Kendimi boşuna eleverecek, başkalarının gözünde küçük mü düşeceğim? Anlattıklarımı dinledikten sonra başkaları ne düşünecek hakkımda? Diyelim anladılar; anlatmaya değer mi ki hikâyem? Hem sonra yaşanan yaşandı bitti; bir anlamı var mı anlatmanın? Anlatmayı başlı başına bir soruna dönüştüren bir yığın endişe. Üstelik bütün bu endişelerin çoğu zaman ulusal-kültürel endişelerle iç içe geçtiğini de biliyoruz. Peyami Safa'nın "Türk ruhunun en büyük işkencesi" ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kemal Varol, “Endişeli kitaplar arasında”, Radikal Kitap, 12 Kasım 2004 | | Nurdan Gürbilek okurlarının yakından bileceği bir duygudur 'anlatma endişesi'. Çünkü Gürbilek yazıları, okurunu da 'anlatmaya' kışkırtan, kışkırtırken kendi metninin etki alanıyla okurunu tedirgin eden; yetmedi, okurunu daha önceki okumalarından ötürü endişelendiren, inceleme nesnesi yapıtları yeniden okuma ihtiyacı doğuran, okura önceki okumalarının tekinsizliğini hatırlatan; bütün bunları benzersiz bir üslup ve bence en önemlisi de eleştiri nesnesinden kopmadan, yapıtın kendi dinamiklerinden uzaklaşmadan anlatan bir yapıya sahiptir. Okurun tam da "ama..." diye söze başlayacağı anda, kendi imkânsızlığını da, (hadi endişesi diyelim) seslendiren, kendi metnine sorular soran, mesafeli duran tavrı, kanımca ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Halil İskender, “Kör Ayna, Kayıp Şark hakkında”, Virgül, sayı 80, Ocak 2005 | | “Anlatmak istediğimi iyi anlatabilecek miyim? Etki altında mı kalacağım yoksa? Karşımdaki anlayabilecek mi beni? Kendimi boşuna eleverecek, başkalarının gözünde küçük mü düşeceğim? Anlattıklarımı dinledikten sonra başkaları ne düşünecek hakkımda? Diyelim anladılar; anlatılmaya değer mi ki hikâyem? Hem sonra yaşanan yaşandı bitti; bir anlamı var mı anlatmanın?” Nurdan Gürbilek’in Kör Ayna, Kayıp Şark’ının arka kapağındaki, kitabın giriş yazısından alıntılanan bu sorular –kitabın edebiyat ve endişe alt başlığıyla da uyum içerisinde– yazarın çıkış noktasını gösteriyor. Yalnız, Kör Ayna, Kayıp ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Fatih Özgüven, “Kör Ayna, Kayıp Şark: Okuyan kadın”, Virgül, sayı 80, Ocak 2005 | | Nurdan Gürbilek’in son denemeler derlemesi –ki aslında birbirinin içinden çıkan yazılardan meydana gelen mükemmel bir yapı– en azından başta, bir çeşit edebiyat transvestizminin varlığını öneriyor. Edebiyatı bir kılık değiştirme, bazı kılıkların gerisine saklanma olarak okuyabileceğimiz gözlemini; olayların XIX. yüzyıl İstanbul’unda geçtiği göz önüne alındığında buna sadece romancının işi ve roman yazımı değil, modernleşme, Batılılaşma da dahil oluyor. Ondan sonra “olaylar gelişiyor.” (Bu vesileyle, Kör Ayna, Kayıp Şark’ın kendi türünde eserlerin pek azının başardığı bir şeyi de başardığını, bir polisiye roman kadar heyecanlı ve sürükleyici ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Zeynep Böncüoğlu Candır, “Romansa maceramız, hüzünlüdür ‘şark’ımız”, Picus Ocak 2005 | | Doğu ile Batı arasında bir köprüydük coğrafya derslerinde. Çeviri bir türe gönül verince; Batı kadın, Doğu erkekse eleştirmenlerin gözünde, romanda da mı arada kaldık? Aynamız kör, hatta kırık, Şark’ımız kayıp... Türküz biz. Çeviri bir türe gönül verdik, bizim de romanımız olsun istedik. “Roman”tik başladık biraz; sonra realist, modern, postmodern olmayı denedik. Kendi öykümüzü anlattı Türk romanı yıllarca. “Türk Romanı var mı, yok mu?” tartışmalarına inat, basılan kitapların kapağına, kitap adının altına “roman” diye yazdık. Kör Ayna, Kayıp Şark ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Jale Özata Dirlikyapan, “Romanların İçinde ‘Endişe’li Yürüyüşler: Kör Ayna Kayıp Şark’, Kanat, Sayı: 16, Güz 2004 | | Theodor W. Adorno, Minima Moralia adlı kitabında şöyle der: “[Düşüncenin] nesnesiyle gerçekten ilişki kurabilmiş olduğunun ilk kanıtı, çok geçmeden çevresinde başka nesnelerin de billurlaşmasıdır”(89). Nurdan Gürbilek’in çoğu yazısını okuduktan sonra aklıma bu sözlerin gelmesi tesadüf olmasa gerek. Bir Gürbilek kitabı okumamın ardından, iki ya da üç kitap okumuş gibi hissetmem de bununla ilgili olmalı. Düşüncenin nesnesiyle ilişki kurabilmesinin kolay olmadığını, ciddi bir emek ve yoğun bir birikim gerektireceğini biliyoruz. Nurdan Gürbilek, 1992 yılında yayımlanan ilk kitabı Vitrinde Yaşamak’tan bu yana ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Ali Galip Yener, “Nurdan Gürbilek’in Endişeli Denemeleri Üzerine”, Hece Dergisi, Sayı: 118, Ekim 2006 | | Walter Benjamin’e göre: “Bugün hayatın kurgusu fikirlerden çok olguların hükmü altında; öyle olgular ki, neredeyse hiçbir zaman bir fikre dayanak olamamışlar. Bu koşullarda gerçek edebî faaliyet, edebî bir çerçeve içinde yer almayı hedefleyemez – böylesi bir çerçeve olsa olsa edebiyatın kısırlığının sıradan bir ifadesi olabilir. Anlamlı bir edebî faaliyet ancak eylemle yazının zorunlu olarak birbirini izlediği bir düzen içerisinde ortaya çıkabilir.”(1) Fikirlerin ciddiye alınmadığı, fikirsiz olguların kuru sonbahar yaprakları gibi amaçsızca uçtuğu bir edebî ortamın içinde denemecinin işlevi –eğer böyle bir işlev tanımlanabilirse- ne ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Necmiye Alpay, “Dil meseleleri: Nurdan Gürbilek”, Radikal Kitap Eki, 10 Ağustos 2007 | | Yanlış ya da eksik izlemediysem, son yirmi yılın Türkiye'sinde önem kazanan ve bence uzun süre de önem taşıyacak olan yeni bir 'biz'in ilk dile getiricisi Nurdan Gürbilek'tir. Bu 'biz', Gürbilek'in 1986 tarihini taşıyan "Krizin İmkânları" başlıklı yazısında belirdi ve daha sonra da belirli bir süreci izledi. "Krizin İmkânları"nda, 'biz'den kasıt, 'Marksistler'di. Yenilik, böyle olmasında değil elbette: Gerek 'Marksistler' kavramının, gerekse 'Marksizm' kavramının bizim toplumumuzda o vakte kadar yerleşik olandan farklılaşmasında, içerik değiştirmesinde. Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|