|
|
|
|
Elif Şafak
|
|
|
|
Baba ve Piç
|
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen, Emine Bora
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Mart 2006
12. Basım: Ağustos 2009
|
INFO IN ENGLISH
|
|
|
|
|
|
"Kocanızın izni lazım elbette," diye devam etti sekreter, artık cıvıltılı olmayan sesiyle. "Tabii eğer evliyseniz...?" Odadakilerin meraklı bakışları üzerinde ağırlaştı. Ne var ki Zeliha'nın yüzünde ne sıkıntıdan eser vardı ne mahcubiyetten. Bu toplumsal işkenceden keyif alıyor değildi elbette ama içinden bir ses başkalarının fikirlerini ve yargılarını umursamamayı öğütlemişti ona. Ne de olsa fark etmeyecekti sonuç olarak. Son zamanlarda bazı kelimeleri kişisel sözlüğünden çıkarmaya karar vermişti, "utanç" pekâlâ bunlardan biri olabilirdi. Bu kürtaja onay verecek bir koca yoktu ortada. Bu çocuğun bir babası yoktu. Neyse ki kocanın olmayışı formalitelerde bir avantaja dönüştü. Görünüşe göre kimsenin yazılı iznini almasına gerek yoktu. Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doğan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul'da bir piç, sallanan bir diş gibi her an düşmeye hazırdı. Baba ve Piç, İstanbul-San Francisco hattında gidip geliyor: Müslüman-Türk Kazancı ailesiyle Ermeni asıllı Amerikalı Çakmakçıyanların 90 yıla yayılan öyküleri iç içe. Kederli bir geçmişi tamamen unutmak mı daha doğru, geçmiş bilincini beraberinde taşımak mı? Diğer yandan bir kadınlar romanı Baba ve Piç: Erkeklerin apansız ve açıklamasız ölüverdiği, geriye hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikâyesi. Anneannelerin, ciciannelerin, teyzelerin hafızalarıyla can bulan bu romanı severek okuyacaksınız.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BABA VE PİÇ İÇİN İLK DURUŞMADA BERAAT TEŞEKKÜR EDİYORUZ | | Elif Şafak'ın Baba ve Piç romanıyla ilgili, aslında hiç açılmamış olması gereken bu davanın ilk duruşmasında verilen beraat kararını, yıllardır birçok kuşağın verdiği düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesi açısından umut verici, sevindirici bir aşama olarak değerlendiriyor, demokrasiden yana tercihlerin kalıcılaşmasını diliyoruz. Bizi yalnız bırakmayan okurlarımıza, kişi ve kuruluşlara, insan hakları ve barış örgütlerine, basın-yayın organlarına; davanın güvenliğini sağlamakta gösterdikleri özen için İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğüne teşekkür ederiz. -Metis Yayınları | | | Baba ve Piç davası dokümanları: | | |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Açılış: Birinci Bölüm, TARÇIN, s. 9-17 | | Gökten kafana ne yağarsa yağsın asla küfretmeyeceksin. Buna yağmur da dahil. Yukarıdan üzerine ne düşerse düşsün, kabulün olmalı. Sağanak ne kadar şiddetli, tipi ne denli dondurucu olursa olsun, bulutların biz aşağıdakilere reva gördüklerine sövemezsin. Böyledir bu düzen. Bunu herkes bilir. Zeliha dahil. Bilir bilmesine de, temmuz ayının bu ilk cumasında, yanı başındaki tıkanmış trafiğe inat kaldırımda koşturarak çoktan geciktiği bir randevuya yetişebilmek için telaş ederken, dudakları kıpır kıpır, ağzına geleni söylüyor yine de. Sövüyor da sövüyor Zeliha; kırık kaldırım taşlarına, yüksek topuklu pabuçlarına, peşine takılan adam müsveddesine, kuru gürültünün trafiği açtığı görülmediği halde deli gibi kornaya basan şoförlerin cem-i cümlesine; vakt-i zamanında ne gerek varsa şu başa bela yüreğe cefa Konstantinopolis şehrini fetheden ve asırlarca da hatasından dönmeyen tekmil Osmanlı hanedanına ve bir de yağmura... evet, şu yere batası yaz ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hande Öğüt, “Hafızanın kapılarını kırmak”, Radikal kitap Eki, 10 Mart 2006 | | "Allah-û Teâlâ insanları yarattığından, onları teklifle mükellef kıldığından ve onları Adem'den vücuda, yokluktan varoluşa çıkardığından beri insanlar hep birer yolcu olmuşlardır. Bu yolculuklarını ancak ya cennete ya da cehenneme vardıklarında bırakabilirler." İbn Arabî'nin Nurlar Risâlesi'nde işaret ettiği bu görüş, Elif Şafak'ın yazınının da orijini olarak kabul edilebilir. Doğumda başlayıp ölümde biten bir süreç ise bedenin dirimi; insanoğlunun hayatı bir eşiktir, kaos ile kozmos arasındaki. Bir araftan ibarettir yaşamlarımız; yazılanın vücut bulduğu simgesel bir bekleme odası, yazgının çekildiği bir çilehane... ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Tuba Akyol, “Özür dilerim”, İdrak Yolları, Milliyet Pazar, 19 Mart 2006 | | Hikayeler büyük rakamların, derin manalar taşıyan kavramların yapamadığını yapıyor Anneanneme annesinin adını sormak hiç aklıma gelmedi. Anneme, anneannesinin adını sormak da... Babaannem ve babamın babası ben küçükken öldü zaten. Babama babaannesinin adını da hiç sormadım. Bana kendi tarihimi sorarsanız, kendi doğum yerimden anlatmaya başlarım. Ki benim doğum yerimin, benim doğduğum yer olması dışında ailemin geri kalanı için hiçbir manası yok. Biraz daha geriye gitmemi isterseniz, annemle babamın tanışıp evlendikleri kente kadar gidebilirim. Bu hikayeyi anlatırken o ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Asuman Kafaoğlu-Büke, “Baba ve Piç”, Cumhuriyet Kitap, 23 Mart 2006 | | Bir romanda, konuya hangi açıdan bakıldığı, okurun belki de ilk dikkatini çeken şeydir. Anlatıcının kim olduğu ya da anlatılanın kimin öyküsü olduğundan çok, asıl ilgiyi çeken şey, ahlaksal ve estetik merceğin nereden ayarlandığıdır. Bu hafta okuduğum Elif Şafak'ın Baba ve Piç romanında da, kitabın daha ilk sayfalarında yazarın çifte mercekten bakarak öyküye yaklaştığı dikkatimi çekti. Şafak romanı, farklı açılardan bakan, iki mercek üzerinde bir dengeye oturtmuştu. Kurgunun yapısı her iki merceğin aynı mesafeden ayarlandığı izlenimini veriyordu; ayrıca bu ikili iskelet, romandaki siyasi dengeyi bulmaya ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Zeren Somunkıran, “Aşureye Elif Şafak eli değdi”, Bianet, 8 Nisan 2006 | | Şehrin Aynaları'ndan yansıyanlarla sarhoş olup Pinhan'ın gizemine tutulurken en Mahrem kuytularınızı keşfettiğiniz, Bit Palas'ın çatısı altında, doğum ile ölüm arasındaki hayat denen o Araf'ta tutunmaya çalışıp 'Baba' ve 'Piç'liğinizle yüzleştiğiniz bir anlar bütünü Elif Şafak romancılığı. Öyle ki, bütün bu anların okuyanda bıraktığı izdüşümler oldukça gerçekçi, yalın, cismani ve denge yüklü ama bir o kadar da masalsı, karmaşık, ruhani ve ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Çiğdem Mater, “Ardı Ardına Okuyunca: Kavim ile Baba ve Piç”, Bianet, 8 Nisan 2006 | | Ardı ardına okuyunca, insanda okullarda ders kitabı olsunlar hissi yaratan iki kitap, son günlerde çok popülerler, insan ister istemez "umarım popüler olan okunmaz" furyasına kurban gitmez diye düşünüyor. Tamamen iki farklı stilde iki kitap bu toprakların son 100 yılına bilenler için de, bilmeyenler için de ışık tutuyor. Ahmet Ümit'in yeni kitabı Kavim' den ve Elif Şafak'ın Baba ve Piç’inden söz ediyorum. Ahmet Ümit uzun zamandır takip ettiğim, yazdığı her kitabı okuduğum ve hatta Aşk Köpekliktir ve Beyoğlu ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Ersan Üldes, “Yeni Başlayanlar İçin Ermeni Meselesi”, Akşam Kitap Eki, Nisan 2006 | | “Roman öyle bir yazın türü ki aşkın, tutkun, bağlılığın yoksa götüremezsin. Bu konuda beni üzen birbirinin başarısını çekemeyen edebiyatçılar. Biri bir roman çıkardığı zaman sanki kendi cebinden bir şey eksilmiş gibi davrananlar. Böyle bir refleksimiz var. Türk entelijansiyası birbirine karşı çok hoyrat. Önce hırpalıyor, hırpalıyor, hala ayakta kalıyorsan, yaşlandığında ödüllendiriyor. Bu sistemden çeken de bu defa kendine yapılanı bir başkasına yapıyor.(1)” Gerçekten de böyle bir sorunumuz var, bu cümlede dile getirilen sitem, neredeyse bütünüyle doğru ve isabetli... İlginç olan, bütün bunları, sadece ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Ahmet Oktay, “İnce ayar marketing”, Birgün Kitap Eki, Sayı 20, Temmuz 2006 | | Elif Şafak'ın son romanı Baba ve Piç, değindiği/dillendirdiği izlekler, anlattığı/gönderdiği olaylar ve yaptığı imalar, raslantısal somut olgular dolayısıyla yeni emperyalizmin bağlamı içinde değerlendirilmeyi/anlaşılmayı gerektiriyor. Baba ve Piç, postkolonyal söylemin uluslararası jeopolitik kültürel dalgalanmaları, salınımları çerçevesinde üretilmiş, bu salınanlar göz önünde bulundurularak, hesaplanarak yazılmış tekno-mekanik bir metin çünkü. Metnin, günümüz Türkiye'sinin Dil devrimi, Geçmiş Sorunu ya da Tanpınar'ın daha çerçeveleyici olan sözleriyle söylersem, "medeniyet değiştirmesi" ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Mukadder Gülpınar, "Daha çok okuduğum eleştiriye...", 16 Mart 2006
Elif Şafak'ın yeni romanını içtenlikle söyleyebilirim ki heyecanla bekledim. Diğer tüm romanlarını okudum. Elif Şafak zaten kitaplarının son elli sayfasında -yani romanın sonuna doğru- çok da şaşırtıcı bir biçimde sonucu belli bi mantığa oturtup ağzımızı açık bırakmakla kalmayıp kitap okuma zevkimi kat be kat artırırdı. Bu roman da aynı şeklide yazılmış; fakat maalesef ki ben romanı almadan kitap hakkında bir değerlendirme yazısı okudum ve Asya'nın babasının kim olduğunu öğrenmiş bulundum ki kitabın sürpriz sonlarından biri oydu! Düşünsenize tıpkı Mahrem'deki kadının neden sürekli ağzındaki tadı geçirmeyi çalıştığını önceden öğrenince romanın tüm zevkinin kaçabileceği gibi. Çünkü kitap beni şaşırtıcı noktasından vurur. O yüzden mi bilmiyorum ama bu kitaptan öncekilerden aldığım zevki ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Neptün Hamzaoğlu, "Eleştirmenler biraz insaf...", 25 Mart 2006
Baba ve Piç'i okumadan önce hakında çıkmış, elime ulaşan yazıları okumadan bir kenara kaldırdım. Kitabı bir solukta bitirdikten sonra, önce internette neler yazılmış diye bakarım, sonra elimdeki yazıları okurum diye düşündüm. ilk okuduğum yazı da Hande Öğüt'ün yazısı oldu. Aaa romanın en can alıcı sırrını yazmış. İnsan bunları bilince romandan ne kadar zevk alır ki. Bence bu kadar güzel yazılmış bir romana HAKSIZLIK, ayrıca okurla ra da HAKSIZLIK diye düşünüyorum. HAKSIZ MIYIM? Elif Şafak, teşekkürler, yüreğine ve de beynine sağlık....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Emrah Şimşek, "Baba ve Piç", 30 Mart 2006
Elif Şafak bu kitabında bence Ermeni meselesine oldukça güzel yaklaşmış. Ne bir tarafı kayırmış ne de öteki tarafı. Aslında iki tarafın da birbirini anlamasının hiç de o kadar zor olmadığını göstermiş. Diğer taraftan Türk halkına dair gözlemleri yine etkileyici. Teşekkürler Elif Şafak.....
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Sercan Altınbaş, "Hâlâ etkisindeyim", 18 Nisan 2006
Son dönem popüler Türk Edebiyatı romanlarından Baba ve Piç'i bitireli birkaç gün olsa da şekil yapısı, içeriği, anlaşılırlığı ve yaratılan karakterler açısından hâlâ Elif Şafak'ın kaleminin gücünden kurtulamadım. Kısaca Ermeni Çakmakçıyan ile Türk Kazancı ailelerinin ortak geçmişini sorgulayan eserde her şey son bölümde açığa kavuşuyor ve bu yönden de oldukça gizemli. Aile içi cinsel baskının yıprattığı Türk kadınını, geçmişinden kopamayan Ermenileri ele alan kitap; konuların ve karakterlerin bağlantılı ve iç içe olduğu ender romanlardan biri. Bu yönüyle Love Actually veya Anlat İstanbul filmlerinin edebiyattaki temsilcisi olabilir. ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümü bitiren ve daha çok kadın çalışmaları üzerine yoğunlaşan yazar, şu an Arizona Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Genellikle eserlerini İngilizce kaleme alan Elif Şafak'ın bu son romanını Türkçeleştiren Aslı Biçen'i de kutlamak gerekir. Şimdi Şafak'ın 2000 yılında yazmış olduğu Mahrem'i okumaya hazırlanıyorum. Herkesin Baba ve Piç'i mutlaka alıp okumasını ve bu muhteşem yazarın emeğinin karşılığını almasını istiyorum....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Özge Özge, "Elif Şafak", 26 Nisan 2006
Baba ve Piç günümüz edebiyatda önemli bir yer tutmaya aday bir kitap. Türkiye'de bulunan etnik kökenleri bu kadar iyi anlatan, harmanlayan ve kimliksizliği bile kimlik sayacak kadar düşünceleri zorlayan ve herşeyden de öte azınlık ve çoğunluk olayını "İNSAN" kimliğinde toplayan bir kitap bence....
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Ceylan Ünal, "Baba ve Piç", 5 Haziran 2006
İyi bir Elif Şafak okuru olduğumu söyleyebilsem de, bir kitap hakkında eleştiri yapabilecek kadar roman tekniğine ve kurgusuna vakıf olmadığımı düşünüyorum. Yine de bir-iki şeyi paylaşmak istedim. Mahrem ve Bit Palas ve Araf'ın yazmış Elif Şafak ile, Baba ve Piç'in yazarı Elif Şafak arasında kaygılı bir gidiş görüyorum. Dile hakimiyet ve neredeyse sinemasal bir canlılıkla gelişen öyküler ve öykücükler esas alındığnda, yine modern edebiyat anlamında bir kazanç gibi görünse de, Elif Şafak'ın tehlikeli bir popülerleşme tasası taşıdığını iyi okurları tarafından da paylaşılan bir görüş olduğunu düşünüyorum. Karakterler, olayların içinde eriyor ve birer tipe dönüşmekten kurtulamıyorlar. Asya'nın tüm kayıtsızlığını yalnızca hafızasızlığıyla açıklamak, 80 sonrası ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: İlker Ergüm, "Baba ve Piç", 24 Haziran 2006
Ben genç bir Elif Şafak okuruyum. Baba ve Piç okuduğum en güzel kitaplar arasında. Gerek yazarın anlatım dili, gerek Türkiye'de hâlâ süregelen alt kimlik-üst kimlik tartışmaları, insanların zaafları ve tecrübeleri ve ana eksenindeki Ermeni ve Türk ilişkilerine tarafsız bir perspektiften bakma gibi konuları işleyen kitapta, insani duygulara da önem verilmesi, Baba ve Piç'i adeta bir başucu kitabı yapıyor....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: İlay Eriş, "Elif Şafak ve kitabı", 8 Temmuz 2006
Kitabın kapağını henüz kapattım ve şimdi de düşüncelerimi yazıyorum. Yaklaşık 400 küsur sayfalık kitabı hem bir an önce sonunu görmek hem de hiç bitmemesini isteyerek iki gecede bitirdim. Gerçekten harika bir kitaptı ve herkese tavsiye ettim. Şimdi benim tavsiyelerim üzerine üç kişi daha okuyor. Gerçekten tebrikler harika bir eser olmuş....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Erdinç Karadeniz, "Biri bana anlatsın", 17 Temmuz 2006
Daha önce Med-Cezir'i okumustum, bir hafta önce de Baba ve Piç'i.. Konuşmaya çekindiğimiz konuları çok güzel bir şekilde ifade etmiş, ama kahramanın babasının dayısı olmasına ne (kadar) gerek vardı? Bununla yazar neyi hedeflemiştir anlayamadım, birisi beni aydınlatabilir mi? Bu beni çok rahatsız etti. Amacım eleştiriden ziyade, yazar ne hedeflemiştir, bunu öğrenmek. Şimdiden çok teşekkür ederim. kushchu06@hotmail.com...
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Sinan Yıldız, "Yolculuk", 22 Temmuz 2006
Kitabı bitireli yaklaşık bir saat kadar oldu. Bilincimde daha önce karşılaşmadığım etkiler uyandırdığını anlayabilmeme neden olan bu yazıyı yazmama sebep oldu. Yazarla aramda bir bağ, bir köprü kurma ihtiyacı, "söylediklerini anladım" deme arzusunun ötesinde bunlara ilave başka bir şeyler olmalı elbette. Çünkü bu duyguları daha önce hissettiğimi biliyorum. Ama hiçbirinin sonunda kendimi bir yayınevinin sitesine bir övgü yazısı dizmeye çalışırken bulmadım. Demek ki farklı bir motivasyon sağladı bana "Baba ve Piç". Bu motivasyonun sebepleri için kafamdaki hesaplaşma beni farklı sonuçlara sürüklerken, bu kargaşayı yarattığı için romana müteşekkir olmalıyım. Sanırım Elif Şafak'ın diğer romanlarını da okuyacağım. Bu kanalla ona teşekkür etmek isterim....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Eda Söylemez, "Elif Şafak'a!", 26 Temmuz 2006
Yirmi yaşında olmama rağmen sayısız kitap okudum. Ama okuduğum hiçbir kitaptan bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Olağanüstü bir kitap olmuş, tüm konular en başta birbiriyle alakasız gibi görünse de ilerleyen bölümlerde ne kadar uyum içinde birbirine bağlanmış. İnanamadım doğrusu. Bu kitabın bir Türk yazara ait olması gurur verici....
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Gülcan Arslan, "Elif Şafak, Baba ve Piç", 9 Ağustos 2006
Merhaba, ben ilk defa bir Elif Şafak kitabı okudum: Baba ve Piç. Bambaşka bir kitap, tüm konular birbiriyle iç içe ve hepsi de harika. Kitapta beni en çok üzen ise Asya'nın babası. İnsanı hem üzüyor hem de şaşırtıyor. Elif Şafak'ı tebrik ediyorum ve bütün kitaplarını okumayı istiyorum....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Ramazan Kaplan, "İtiraf", 10 Ağustos 2006
Evet, tarih veya kendi aile tarihim hakkındaki hafızamı yokladığımda pek de kayda değer bir şey bulamadığımı itiraf etmeliyim. Bu, ailemin geçmişinde kayda değer şeylerin olmamasından değil tamamıyla benim böyle bir yolculuğa çıkmaya gönüllü olmamamdan kaynaklanıyordu. İtiraf etmeliyim bu kitabı okuduktan sonra geçmişime doğru bir yolculuğa çıktım, karanlık dehlizlerde dolaştım, en az kitaptan aldığım kadar keyif ve yeni sırlarla son buldu yolculuğum......
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Yusuf Er, "Baba ve Piç", 11 Ağustos 2006
Bu roman "sıradan yazan" yazarlara ilham kaynağı olsun. Son derece orijinal bir kurgu ve bir o kadar güzel bir roman. Farklı olanı söyleme cesareti gösterilmiş, gerçekçi düşünceler taşıyan bir roman. Her kesime, her düşünceye hitap eden bir anlayışla yazılmış, sıradanlığı geçmiş, klasik olmaya aday....
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Muhsin Aslan, "Baba ve Piç", 12 Eylül 2006
Baba ve Piç okuduğum ilk Elif Şafak romanıydı. Ama romanın üzerimde bıraktığı etkiler Elif Şafak imzalı diğer romanları da okuyacağımın göstergesi heralde. Bir solukta okunacak ama bir o kadar da sindire sindire idrak edilmesi gereken bir roman. Sıradan insanların başına gelebilecek sıradan olayların nasıl sıradışı bir şekilde birbirini tetikleyen olaylar zinciri olduğunu gösteren, kısacası günden güne uzaklaşan toplumun üyelerinin birbirlerinin hayatlarına farkında olmadan yaptıkları etkileri, birbirlerinin hayatlarına olan yakınlıkları anlatan bir roman. Tebrikler......
|
|
|
|
|
|
Okur Mektubu: Mevlüde Tavacı, "Türkler için", 25 Eylül 2006
Bugüne kadar okuduğum en güzel kitap. Kitabınızı okurken, kendimi Kazancı ailesinin üyelerinden biri olarak gördüm ve Türklerin sadece kendileri için yaşadıklarını fark ettim. Ben bir Türk vatandaşı olarak bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ediyorum....
|
|
|
|