|
|
|
|
Ayşegül Devecioğlu
|
|
|
|
Kış Uykusu
|
Kapak Tasarımı: Ali Fuat Devecioğlu
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Mayıs 2009
2. Basım: Mart 2010
|
|
|
|
|
|
"Kimse bilemez ki, neler saklar bir kirazın belleği; hele mahlepten dönmeyse." Kuş Diline Öykünen ve 2008 Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanan Ağlayan Dağ Susan Nehir romanlarının yazarından bu kez bir öykü kitabı. Darbe sonrası ülkenin üzerine çöken ağır iklimi anlatan bu öyküler, karabasanlarla dolu uykuların arasından sızan umudu ve direnci de taşıyor bizlere. "Salıverildikten birkaç yıl sonra, gözaltına alınan bir yakınlarını soruşturmak için Şube'ye gittiğinde, çevredeki evlerin görünmez bir perdeyle örtülmüşçesine silindiklerini görmüştü. Şube'ye bakan pencerelerde hiçbir hayat belirtisi, balkonlarda tek çiçek yoktu, birkaç saksının içinde tozlu, kahverengi ya da griye dönüşmüş yapraklar seçiliyordu, apartmanların ön cepheleri, sahipleri uzun bir zaman önce terk etmiş gibi kirli ve bakımsızdı. Sanki onu kapıya çıkarıp, gözündeki bandı çözen polisin, 'Kimseyle görüşme, sokağa çıkma' sözleri, Şube'nin karşı konulmaz bir buyruğu gibi dalga dalga yayılmıştı. Bu evler gibi başka evler, başka semtler, başka kentler de uzun bir kış uykusuna yatmıştı."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kış uykusu Veremli Ziyaret Bir öykü yazmalıyım Beşmeşelik'te bazı tuhaf işaretler
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kış Uykusu’ndan, s. 11-14. | | Onları ilk gördüğünde, semtin, üstüne devasa bir apartman dikilmeden kalmış tek arsasında, ağaçların arasında dolaşıyorlardı. İlk bakışta, gece avlanan, gündüz nadiren dışarı çıkan hayvanlara benziyorlardı; bir zorunluluk nedeniyle –açlık ya da susuzluk kadar kesin bir şey olmalıydı bu– yuvalarından uğramışçasına tedirgin, yabani... Onda bu duyguyu neyin uyandırdığını anlatması zordu. Soluk giysilerinden, kaçak bakışlarından, vücutlarının insana özgü görünmeyen ahenginden sızan o tanımlanamaz şeyi, yabanilikten daha iyi ifade edebilen bir sözcük, daha şefkatli bir betimleme bulmak için epey kafa yormuştu. Ön tarafı geniş bir sokağa açılan, arkasından semtin en işlek caddelerinden birinin geçtiği arsa, virandı. Caddeyle bahçeyi ayıran bir çit ya da duvar yoktu. Bahçe, kaldırımdan iki-üç metre yukarıda kalan otlarla kaplı bir yamaçla son buluyordu. Burada, gövdesi yere uzanıp kalmış kuru bir ağaç ve garip şekilli birkaç kökten başka bir şey görünmüyordu....
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Özlem Ertan, “Yaralı ülkenin yaralı yaşamları”, Taraf, 2 Haziran 2009 | | Yaşadığımız iklime hem rengini hem de dokusunu veren yasaklar, işkenceler, ölümler ve bunların yarattığı yıllara yayılmış acı dolu sözler, bazen bir kitabın sayfalarında karşımıza çıkıveriyor. Güneydoğusu ölüm kuyularıyla donatılmış yaralı topraklarda doğan, büyüyen, hayatı bu topraklarda tanıyan yazarların bu tür konulara eğilmeleri çok şaşırtıcı değil elbette. Özellikle de bu yazar, eşini ve birçok yakın arkadaşını 12 Eylül askerî darbesinden sonra kaybetmiş, insan hakları ihlâlleri ve Kürt sorunu konusunda duyarlılık taşıyan Ayşegül Devecioğlu gibi biriyse. 2004 yılında ilk romanı Kuş ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Vecdi Erbay, "Kış uykusuna itiraz öyküleri", Günlük, 1 Haziran 2009 | | Yazar Ayşegül Devecioğlu'nu Newroz'da halay çeken Kürtlerin yanı başında görmek mümkündür. Beyoğlu'nda mor iğne satan feministlerin yanında, 1 Mayıs'ta gaz bombalarının kesif kokusu içinde, grev çadırında, Hrant Dink için uzun bir yürüyüş sırasında görmek de mümkün. Yazar kimliğinin eylemci kimliğinin ortaya çıkmasına ne derece katkı sunduğunu kestirmek biraz zor. Ama eylemci kimliğinin yazarlığını beslediğini söyleyebiliriz. İçselleştirilmiştir yazdıkları ve bu yüzden yaşadığımız hayatın, ülkenin kendisidir anlattığı hik?yeler. Söz ve eylem birlikteliğini bünyesinde uyum içinde taşıyan yazarlardandır Devecioğlu. Üstelik bu birlikteliği sözün, edebiyatın değerini düşürmeden ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Necmiye Alpay, “Devecioğlu'nun yarı saydam kadınları”, Radikal, 9 Temmuz 2009 | | Aysegül Devecioğlu’nun yeni çıkan öykü kitabı Kış Uykusu, bir zirve. Özellikle, kitapla aynı adı taşıyan öykü, yazarın daha önceki yapıtlarını da başka bir düzleme taşıdı. Bir süreklilik söz konusu bu metinlerde: İyiden iyiye geri çekilmiş, edilgin, yarı saydam kadınlar. “Kış uykusu” adlı öykü konusunda, 2 Haziran 2009 tarihli Taraf gazetesinde yazan Özlem Ertan şöyle diyor: “Öykünün anlatıcısı tıpkı diğer semt sakinleri gibi ancak akşamları duyuyor gecekonduda çığlık atan kızın ve ona küfürlerle karşılık veren babasının sesini”....
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Serdar Güven, “Susanların lisânı”, Kitap Zamanı, 6 Temmuz 2009 | | İlk romanı Kuş Diline Öykünen'le dikkatleri üzerine çeken Ayşegül Devecioğlu, ikinci romanı Ağlayan Dağ Susan Nehir'le iyiden iyiye edebiyatımızda kendine yer edineceğinin ipuçlarını vermişti. Yazarın özellikle Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazanan kitabı Ağlayan Dağ Susan Nehir, büyük bir beğeni ile karşılandı. 12 Eylül darbesinin mağdurlarından olduğunu, eşini ve pek çok arkadaşını bu darbe sebebiyle kaybettiğini, bu yüzden de taraf ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Kaya Tokmakçıoğlu, “Kış Uykusu”, Sol, 15 Haziran 2009 | | Henüz bitmeyen, süren bir dönemin, yaşanmakta olan yaşamın 'öyküsü, hikâyesi, romanı' olabilir mi? Ayşegül Devecioğlu’nun beş öyküden oluşan son kitabı Kış Uykusu bu soruya cevap arıyor. Kış Uykusu eşini ve birçok yakın arkadaşını 12 Eylül darbesiyle kaybeden Devecioğlu’nun, 2004 yılında yayımlanan Kuş Diline Öykünen ve 2007 yılında yayımlanıp 2008’de Orhan Kemal Roman Ödülü’nü alan Ağlayan Dağ Susan ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Pakize Barışta, “Ayşegül Devecioğlu’ndan: Kış Uykusu”, K Dergi, Haziran 2009 | | Edebiyat önce korkuyu tanıdı belki. Diğerlerini sonra da tanımış olabilir; sevinç, sevgi, mutluluk gibi... Edebiyat hala korkuyor! Çünkü hâlâ sistemin söylemi içinde, kendini sürekli üreten, çoğaltan, yayan; kimi zaman açık faşizan, kimi zaman kendini ustaca bir kamuflaj içinde naif gibi sunan bir korku kaynağı var. Bu söylem sadece yazıya söz geçiremiyor; bir tek yazı hayatta kalabiliyor!...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
Welat Ay, Cemre Baytok, Ayşe Toksöz, “Kış uykusu: Düş görmeye izin vermeyen bir uyku”, Mesele, Eylül 2009 | | “...insan başkalarını anlatamaz; yalnızca kendini anlatabilir”se eğer, Ayşegül Devecioğlu için yaralarını kanıksamayı kabullenmeyen, onları tekrar tekrar deşip kanatan, onlara neden olanlarla hesaplaşana kadar yaralı kalacak bir yazar diyebiliriz. Daha önceki iki romanında olduğu gibi, öykü kitabı Kış Uykusu’nda da, dünyada var olma biçimleri şiddetle reddedilen, fakat başka türlü var olamayı da beceremeyen; yaralı bellekleri ve sessizleştirilmişlikleriyle adeta zaman içinde asılı kalmış, bir bekleme halinde yaşayan insanları, yani 12 Eylül sonrası Türkiyesi’nin insanlarını anlatıyor....
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|