|
|
|
|
Elif Köksal
|
|
|
|
Katmandu’da Ev Hali
|
Yayına Hazırlayan: Semih Sökmen Kapak Fotoğrafı: Saner Gülsöken Kapak Tasarımı: Emine Bora
|
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Mart 2010
|
|
|
|
|
|
"1997-2008 arası Nepal'in başkenti Katmandu'da yaşadım. Dünyanın tek Hindu krallığının son on yılına, Nepal'in iç savaşına denk geldim. Sonunda Maocu gerillalar Kral'ı devirdi. Yeni cumhuriyetin ilk yıllarını gördüm. Günlük hayat Katmandu'da yine günlük hayattı. Alıştığımız öbür yerlerde yaşamaktan bir düzlemde pek farklı değildi. Nepal'de ama başka düzlemler de vardı sanki, onlar sahiden başkaydı: "Mesela Himalayalar. Katmandu şehrinin kuzeyinde bir uçtan bir uca altı, yedi, sekiz bin metrelik dağlar öyle duruyorlar. Bakması öyle mıknatıslı ki insan kendini dağların yüzü suyu hürmetine orda öyle bıraksa, memleketine dönmeyi unutsa şaşmamak lazım. Merhaba ve hoşçakal yerine 'İçindeki tanrıyı selamlarım,' diyoruz, nasılsın yerine de 'Pilavını yedin mi?' diye soruyoruz. İçine tanrıça girmiş küçük bir kız çocuğunun yüzü suyu hürmetine Nepal'in ayakta durduğuna inanıyoruz. "Ölüm mesela, ağır, karanlık bir yer değil. Bedenimiz tapınak, aile en önemli şey, evlilik kutsal, kocalar Tanrı Vişnu'nun evimizdeki temsilcisi. Annemizle babamız bizim için neyin iyi olduğunu bizden iyi biliyor, eminiz. Yerin altında yaşayan Şahmeran'ı rahatsız etmemek için lavabodan sıcak su da dökmüyoruz. "Duygularımızı açığa vurmak ayıp, kızgınlık göstermek karakter zayıflığı. Karşımızdakini üzecekse doğruyu söylemek terbiyesizlik, teselli edici yalanlar bulmak erdem. Sokakta etrafımızdakileri hoş görmek üzerine kurulu bir hayat düşünün: Trafikte şoförler burada çok küfredeceğimiz durumlarda kocaman sırıtıyorlar. Sahiden."
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SUNUŞ KATMANDU'DA EV HALİ LU WONG BAKİRE BUDA'NIN DOĞUM GÜNÜ UPAHAR HİKÂYELERİN SONLARI DİKKAT ET İLK DEFA DENİZİ GÖRMEK KIRMIZI TANRI KOCALAR DÜĞÜN KOPAN MANASTIRI BOMBAY ŞİMDİ SABAH BİR BATTANİYE BİR YORGAN BU DANS EDEN BEN MİYİM? GÜNLER BÖYLE GEÇİYOR SİMİT, PEYNİR ÇOCUK ALBAYIN YILDIZ LANETİ DEMİR ÇAĞ BUGÜN BAYRAM LOKTANTRA ZİNDABAD BARIŞ İÇİN BİR İMZA VER NEPALLİ OLMAK MAOCU LİDERLER YİNE BAYRAM GÖRMEDİĞİN BİR ŞEY DÜĞÜN MEVSİMİ GELDİ DELHİ'DE IŞIKLARDA BAYRAM BENİM BİR ARKADAŞIMDI GEÇEN YILIN AĞIRLIKLARI PAŞUPATİ BABALAR CANAKPUR KULAK TANRISI MECZUBU ZAMAN KALPSİZ BİR RÜZGÂR KADIKALESİ'NDEYİM EN BAŞA DÖNÜYORUZ
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sunuş, s. 11-13. | | Zaten ben bir gün bir kitap yazacaktım. İlkokul üçüncü sınıfta, Gizli Yediler'den esinlenerek bir roman yazmaya başlamıştım. Niyeyse bir panayırda geçiyordu; ilk bölümü vardı, orada karakterleri tanıyorduk. Kötü adamın palabıyıkları vardı. Çocukluğumun en mutlu anları, güzel kitabımı yazdığım iki üç gündür. Derken arkadaşım Güney, "Ya bu kitabı senden önce başkası yazmışsa, seni hapse atarlar, hayat boyu orda kalırsın," deyince korkup kitabımı imha ettim. Sonra 1997 Eylülü ile 2008 Bahar arası Nepal'in başkenti Katmandu'da yaşadım. Başka gerçeklik, bazen başka gezegen gibiydi. Başlarda, meraklı gözüm ve mutlu turist kalbim dolayısıyla, haftada bir, olmayacak ama şefkatli bir şey oluyordu. Katmandu sokakları ve Tibetli lamalar gel beni yaz, diyordu. Sevgili rahip öğretmenim Jatuk Tulku Taşhi Puntsok, sabahları yedide başlayan dil dersimizde Tibet'te iki gözüyle gördüğü ejderha, yeti, yerin altında yaşayan, altından atlara binen üç metre boyundaki şiptak'tan ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Behzat Miser, “Nepal'in yerlisi gibi”, Radikal Kitap Eki, 28 Mayıs 2010 | | Himalayalar veya Everest denildiğinde aklınıza gelen nedir? Elbette Nepal değil mi? Nepal’i Nepal yapan bu dağlardır bir anlamda. Himalayalar veya Everest’le ilgili eminiz birçok kitap hatmettiniz, hatta Nepal’deki yaşamla ilgili de... Ancak, orada on bir yıl kalıp kitap yazan Elif Köksal’ı okumasak, Nepal’deki birçok ortak noktamız olduğunu, Maocuların kralı devirdiğinde olanların ayırtına bile varmayacağız belki de. Hiç unutmuyorum, on yedi- on sekiz yaşlarındaydım. Rock müzikle yeni yeni tanışmış, 68 kuşağı ağabeylerden o dönem yaşadıklarını, dünya görüşlerini dinleyerek bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Birgün Yüksel Caddesi’nde uzun saçlı, hiç de moda olmayan İspanyol paça pantolonu, çiçekli gömleği, takıları ve kemik gözlüğü ile komik görünüşlü bir hippi ile karşılaştım. Bana bir adres sordu ve kısa bir süre sohbet ettik. Anlattığına göre, uzun yolculuklardan sonra Katmandu’dan geldiği Ankara’da bir arkadaşını görmek istiyormuş. Bana Katmandu’yu, ...
Devamını okumak için bkz.
|
|
|
|