|
|
|
|
|
|
| Bülent SomayÇokbilmiş Özne
Bu kitabı oluşturan yazıları bir arada tutan üç büyük tema var. Birincisi: Hem bugüne kadar kabullenegeldiğimiz pozitivist, bilinebilirci Aydınlanma anlayışının, hem de son zamanlarda kendisini bunun karşısında konumlandıran relativist, bilinemezci, postmodernist anlayışın radikal eleştirisi. İkincisi: Türkiye’de Fransız Devrimi geleneğine uygun olarak, kestirmeden "sol" diye adlandırdığımız geniş alanın artık iç tutarlılığını ve merkezcil çekim gücünü kaybetmesiyle birlikte, sosyalist, komünist ve Marksistlerin kendileri için yeni (ve bir anlamda da daha eski) bir varoluş tarifi yapmaları gerekliliği. Üçüncüsü: Bu varoluş tarifinde yapısal olarak "madun" diye isimlendirilen toplumsal kesim ve tabakaların değil, günümüzde aldığı yeni yapısal ve biçimsel özellikleri yeniden tanımlamak kaydıyla işçi sınıfının kendisinin temel alınması gerekliliği. Yazdığım her şeyde olduğu gibi burada da belirtmek isterim ki, sorduğum soruların hepsine ya da .. Ayrıntılı bilgi için bkz. | | |
| Kemal SelçukKurşuni
"Gurur karın doyurmaz derler, doğrudur belki, ama gurur çırağın kamçısıdır bir bakıma. Dayağı, küfrü yedikten sonra hırslanan çıraklara bayılırım – deli gibi yapışırlar ustanın bıçkıda kestiği kalasa. Bir keresinde benim de gözüm dönmüştü, nasıl dönmesin ki – İsmail hayvanından boş yere zılgıtı yemişim, elim ayağım titriyor sinirden. O kısa, bodur ahmak, bıçkıya verdikçe kalasları, ben bütün gücümle asılıyorum, sonunda çaktı manzarayı, o an dokunsa bana, kurulu zemberek gibi boşalacağım üstüne – yok daha neler diyen çıkabilir ama cidden istim üstündeyim. Boynuzlu bücürün tuttuğu kalası şöyle oynatıversem ters yönde, bıçkı kesip atıverecek parmaklarını." Düşle gerçeğin, kurmacayla hayatın iç içe geçtiği, daha çok da çarpıştığı bir roman Kurşuni. Yazma heveslisi yeniyetme bir bıçkıcı çırağının, artık öbür dünyaya göçmüş olan ihtiyar ustasının vicdanı olmaya .. Ayrıntılı bilgi için bkz. | | |
| Özgür TaburoğluDünyevi ve Kutsal Modernlerin Maneviyat Arayışları
Dünyanın tamamen kutsallıkla örtülü olduğu, ötedünyayla bu dünyanın henüz birbirinden uzak olmadığı zamanlardan başlayarak, kutsalın içinden dünyeviliğin ortaya çıkıp gelişmesinin kültürel ve tarihsel bir öyküsünü sunuyor Özgür Taburoğlu. Kutsallık ile dünyeviliği mutlak karşıtlar olarak görmek yerine, her ikisini iç içe ve sürekli birbirini etkileyen ve dönüştüren kavramlar olarak görmeyi öneriyor: Ne tümüyle kutsaldan arınmış bir dünyevilik vardır, ne de kutsallık dünyayı, yeryüzünü, maddeyi unutabilir, görmezden gelebilir. Kutsalın giderek gökyüzünden aşağıya çekilip yere indirildiği bu süreç, "Doğu"da ve "Batı"da temelde farklı değildir. Özgül biçimlerine rağmen, hem Hıristiyanlığın hem İslamın coğrafyalarında benzer dünyevileşme anlarını saptamak mümkündür. Halk, kalabalıklar, rönesans, protestanlık, zındıklık, sofuluk, cinler, ara biçimler ve mekânlar, batıl şeyler ve hurafeler, bilim, .. Ayrıntılı bilgi için bkz. | | |
| Kojin KarataniTranskritik Kant ve Marx Üzerine Çeviri: Erkal Ünal
Transkritik’in yalnızca felsefe okurlarına değil, genel okura da seslendiğini düşünüyor Karatani. Kitabı akademik bir söylemle kaleme almadığını, en doğru Kant ve Marx yorumlarını sunma rekabeti biçimine bürünen akademik oyunu oynamak istemediğini belirtiyor Türkçe basıma yazdığı önsözde. Haklı da – çünkü “teorinin statükoyu eleştirel bir şekilde incelemekle yetinmeyip gerçekliği değiştirmek için olumlu bir şeyler de önermesi gerektiği” inancına dayanan bu kitabın temel bir siyasi problemi var: Sermaye-Ulus-Devlet üçlüsünün üçünü birden aşabilecek cemaatler-üstü bir toplumun nasıl mümkün olabileceğini sorguluyor. Ekonomi ile bir özgürlük pratiği olarak gördüğü Etik arasında –yani Marx ile Kant arasında– yaratıcı biçimde mekik dokuyan yazar yerleşik Marksist ve anarşist önkabulleri sarsıyor. Ayrıntılı bilgi için bkz. | | |
| Judith ButlerCinsiyet Belası Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi Çeviri: Başak Ertür
1990'da yayımlandığında feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açan, queer kuramın öncü metinlerinden sayılan Cinsiyet Belası nihayet Türkçede. Judith Butler'ın cinsiyetin ne ölçüde "doğal" olduğunu sorgulayarak cinsiyetin performatif yapısına dair kışkırtıcı savını ilk kez ortaya koyduğu bu metin, birbiriyle bağlantılı pek çok tartışmayı birden barındırıyor: Feminist düşünce ve hareketin temeli olarak görülen "kadın" kimliği hangi varsayımlarla mümkündür, ne ölçüde tutarlı ve istikrarlıdır? Cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve arzu arasında belirli bir süreklilik varsaymak kimlik politikalarına nasıl kısıtlamalar getirir? Cinsel farklılığın oluşumuna dair yapısalcı psikanalitik değerlendirme, Freud'un melankoli kuramıyla harmanlanarak yeniden ele alındığında ortaya nasıl bir tablo çıkar? Beden .. Ayrıntılı bilgi için bkz. | |
|
|