Metis
Metis hakkında bilgiler, editörler. Metis mutfağında neler hazırlanıyor? Editörlerden notlar. Metis yazarları hakkında. Metis yazarları hakkında. Katılabileceğiniz bir tartışma platformu. Yazılarınız, görüşleriniz, önerileriniz. Hayaller, Fikirler, Sorular. İletişim Panosu. Herhangi bir duyurunuzu asabilirsiniz bu panoya. Metis kitaplarıyla ilgili görsel sanat ürünleri. Resim, fotoğraf, grafik, vb. Metis kitaplarıyla ilgili görsel sanat ürünleri. Resim, fotoğraf, grafik, vb. Metis kitaplarıyla ilgili görsel sanat ürünleri. Resim, fotoğraf, grafik, vb. Metis Rights List 2007 / Info in English
KİTABI / YAZARI BUL 
TEMATİK ARAMA I ÜYELİK I KİTAP LİSTENİZ I YARDIM
 


 
ISBN 975-342-229-6
13X19.5 cm., 272 s.
Yazar Hakkında
İçindekiler
Okuma Parçası
Eleştiriler Görüşler
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Sokak Güzeldir, 2009
Bu kitap hakkında yazmak için
Bu yazıyı bir arkadaşınıza
göndermek için
Gönderilecek e-posta adresi
Sizin e-posta adresiniz
MEHMEDİN KİTABI DAVA DOSYASINDAN

Nadire Mater'in İfadesi

Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı
İstanbul
Burada kim yargılanıyor? Gazeteci Nadire Mater ile yayıncı Semih Sökmen mi, yoksa askere, "asker gidecek, sağ gelecek" diye gönderdiğimiz ve sadece ölmemeyi başararak dönen gençlerimiz mi?
       Bir Ege kasabasında görüştüğüm bir genç bana, "birileri bir gün mutlaka gelecekti, biliyordum" demiş ve sormuştu: "Neden bu kadar geciktiniz?"
       Ben de, bu gelinen noktada, aynı soruyla başlamak istiyorum:" Neden Mehmedin Kitabı 'nın toplatılması bu kadar gecikti, neden ilk duruşma için bu kadar beklemek zorunda kaldık?"
       Gazeteci aktarıcıdır. Ben de bu çalışmayla çok önemli bir aktarıcılık görevi yaptığıma inanıyorum. Son on beş yıldır, "ölmeye", "yaralanmaya", "en yakınlarında düşen arkadaşlarının ölümlerine katlanmaya", dönebilirlerse "öfkelerini kontrol etmeyi yaşamın temeli" yapmaya gönderdiğimiz gençlerimizin sevgi, öfke, korku ve sevinçlerini özetle duygularını ve görüşlerini bilmiyorduk. Bu yüzden, o genç birilerini bekliyordu; biz sormalıydık, o anlatmalıydı. Gencin beklediği oldu. Askerliklerini çatışma bölgesinde yapan sayıları kimilerine göre üç, kimilerine göre dört milyonu bulan gençlerimizden 42 tanesi konuştular ve Mehmedin Kitabı 'nı yarattılar.
       15 yıldır bu ülkede, adına savaş, düşük yoğunluklu çatışma ya da terörle mücadele diyelim, yaşanan durum 30 binden fazla insanın hayatına mal oldu. Ve 15 yıldır politikacılar, ordu mensupları, gazeteciler, insan hakları savunucuları, uluslararası kuruluşlar, ABD yetkilileri, Avrupa Birliği üyeleri, herkes ama herkes karşı ya da yana konuştular, konuşuyorlar. Oysa, askerlik hizmetlerini, Olağanüstü Hal Bölgesi'nde, savaşın, çatışmanın gönüllü, gönülsüz özneleri olarak yapan gençler hep susmuşlardı. Bize, yaşananı onlardan daha gerçek kim anlatabilir?
       Askerlikleri sırasında, "kahramanlarımız" diye ilan edilen bu gençlerin "konuşma hakları"nın olmadığı Mehmedin Kitabı 'nın toplatılmasıyla bir kez daha ilan edildi: Mehmede konuşmak yasak!
       Baştaki sorumuza dönersek; evet, burada Mehmedler yargılanıyor. İddianamedeki alıntılara da bakıldığında, yazdığım tek bölüm olan "Giriş"ten tek bir sözcük bile yok.
       Mehmedin Kitabı 'nın, 15 Nisan günü İstanbul kitapevlerine ulaşmasından yasaklanmasına kadar geçen sürede, kendine ayrılan rafların dolmasıyla boşalması bir oluyordu. Gazeteler, haftalık, aylık dergiler, televizyon kanalları Mehmedin Kitabı 'na ilgisiz kalamadılar, kalamazlardı. Televizyon ve radyo röportajları bir yana iç ve dış basında bugüne kadar Mehmedin Kitabı 'yla ilgili haber, yazı ve incelemelerin sayısı yüzü aştı. Söyleşilerde gazeteci arkadaşlarım, "olumsuz bir eleştiri aldın mı" diye soruyorlardı. 23 Haziran 1999 gününe kadar, "hiç almadım," yanıtını verdim. O günden sonra ise, yanıtım, "tek bir istisnayla" diye sürdü: "Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, dolayısıyla da 2. Sulh Ceza Mahkemesi."
       İki ayda 4 baskı yapan, 15 bin satan, korsan baskıları yapılan, üzerinde bu kadar çok konuşulan bir kitabın ilgili Savcılıkça okunulmaması düşünülemez. Toplatmaya kadar geçen iki aylık süre 267 sayfalık bir kitabın okunması için yeter de artar bile. Demek ki, Basın Savcılığı kitabı okudu, hakkında bir soruşturma açmaya gerek görmedi.
       Oysa, Adalet Bakanlığı, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 21 haziran tarihli, kitabın, yayınevinin ve yazarın adını bile doğru belirtemeyen yazısının üzerinden iki gün sonra toplatma kararı çıktı. Bakanlık, da işin doğrusu, kitabı görmemiş, okumamış ama "devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif eden ibareler "taşıdığını istihbar etmişti.
       Bir yandan, yargının bağımsızlığından söz edildiği, öte yandan Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı gibi en yetkin kişilerce yargının bağımsız olmadığının ilan edildiği bir ülkede yaşıyoruz. Mehmedin Kitabı 'nın yaşadığı serüven de bize yargının bağımsızlığı konusunda fikir verdi: Adalet bakanlığı iletti, Beyoğlu Savcılığı toplatılmasını istedi, 2. Sulh Ceza mahkemesi karar verdi.
       Yani, kamu hukuku adına görev yapması gereken Savcılık kamunun bunca onayladığı, ilgi gösterdiği, önemli bulduğu bir çalışmayı gecikmeli de olsa kamu adına davranarak değerlendirmedi.
       Daha sonra, iddianame elimize ulaştığında gördük ki, "ihbar eden" bölümünün karşısında Genel Kurmay başkanlığı yazıyor. Zaten, Genel Kurmay Başkanı adına, 2. Başkan Orgeneral Hilmi Özkök'ün imzaladığı, "suç duyurusu" da 18 Haziran tarihli. Savcılığın iddianamede yaptığı alıntıların bu "suç duyurusu"ndan ziyadesiyle esinlendiği de açıkça görülüyor.
       Kitaptan başı sonu göz ardı edilerek yapılan 36 alıntının oluşturduğu, üstelik kitaptan kağıda geçirmede bile sorunlu metinle, yani iddianameyle ilgili söylenmesi gereken ilk şey gençlerin anlatımlarının, hayatlarının hiçe sayıldığıdır. Farklı okumalarla, farklı alıntılarla çok farklı iddianameler hazırlamak mümkün. Özetle, bir çalışmanın bütünü önemlidir. Ayıklanarak yapılan alıntılarla ortaya konulan iddia esası yansıtmaz.
       Burada, bu ülkede yaşayan herkesin, savcılar ve yargıçlar da dahil olmak üzere, çünkü her şey bir yana onların da askerlik çağına gelen ya da gelecek oğulları olmalı, Mehmedin Kitabı 'nı yaşadığımız hayatı kavramak için okumaları gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Yoksa, ne savaşa karşı çıkmamız, ne yaşamı savunmamız mümkün olabilir.
       Bugünlerde, yeniden uygulamaya konulmak üzere olan "Bedelli Askerlik"le ilgili tartışmalar da aslında toplumun farklı kesimlerinin "zorunlu askerlik" karşısındaki duruşunu sergiliyor. Mehmedin Kitabı savcılıkça dikkatli okusaydı, "Sayılar" başlıklı bölümde, sayfa 260, "426 000" ara başlığı altında, 21 Aralık 1998 günlü Hürriyet gazetesinde yayımlanan "Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nin verdiği bilgiye" göre diye başlayan alıntıda, mazeret bildirmeksizin askerlik hizmetini yerine getirmeyen 200 bin gencin varlığını öğrenirdi. Aynı alıntıda, Aralık 1998 itibarıyla yurtdışında yaşayıp da askerlik hizmetini yapmayanların sayısının ise 226 bini bulduğu, gene Genel Kurmay Başkanlığı'na dayanılarak, veriliyor.
       Sayıları beş yüz bini bulan bu gruptan şimdi 70 bin kadarı 15 bin ya da 20 bin Alman Markı ödeyerek askerlik hizmetlerini yapmış olacaklar. Onlar "kaçmayı" başardıkları için ödüllendiriyor, yani parayla "cezalandırılıyor"lar. Kaçmayanlardan, gönüllü ya da gönülsüz, klasik sunuşla "vatan için canım feda" diyenlerden 42 genç konuştukları için cezalandırılıyor.
       Özetle, "devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif " iddialarını kabul etmiyor, bu ülkede yaşananlara bir kapı aralayan, bir insanlık durumunu yansıtan Mehmedin Kitabı'nın okurla buluşması için kitapçı raflarında yeniden yerini almasını istiyorum. Aksi takdirde, bu yasak ve bu yargılama, basın özgürlüğüyle gazetecinin haber verme, halkın haber alma hakkının ve özgürlüğünün gaspının ötesinde Mehmedlere susmayı dikte etmesiyle daha vahim bir duruma işaret ediyor ki, bir gazeteci, bu ülkede yaşayan bir kadın ve bir anne olarak bunu kabul etmem mümkün değil.
       Nadire Mater, 29 Eylül 1999
 
 

ana sayfa | katalog 2010 | metise dair | pano | açık platform | mutfak | yazarlar | sergi | metis books | bağlantılar

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel: 212 2454696 Fax: 212 2454519 e-posta: bilgi@metiskitap.com
copyright © metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi Nilaccra
Son güncelleme tarihi: 26 Ağustos 2010