|
|
Okur Mektubu: Ezgi Ünsal, "Geceyarısı Çocukları", 10 Ağustos 2004
Beni Geceyarısı Çocukları'na bağlayan şey? Hiç kopmamacasına? İsmi olmuştur. Evet sanki Geceyarısı Çocukları bir roman değil de, Geceyarısı Çocukları? Sadece Geceyarısı Çocukları olarak. Belki romanın değil de romanın başlığı üzerinde durmak saçma gelebilir ama bu ismin bende uyandırdıkları ne kadar saçma da olsa üzerinde durmayacağım gibi değil. Sanki bir anahtar o, hafızamın derinliklerindeki uyku öncesi dinlenen masallardan esinli hayallare giden kapıya ait. Ne zaman bu ismi duysam ya da bu isimle ilintili herhengi birşey; kendimi gizli bir tünelin sonunda varılan eski eşyalarla dolu bir tavan arasında, paslı kilidi çürümüş tozlu bir sandığı açarken ve inanılmaz şeylerle karşılaşırken bulurum. Her zaman böyle olmasa da buna benzer görüntüler, çocukluktan kalma. Kendimi bir geceyarısı çocuğu olarak gördüğümden mi yoksa geceyarısı çocukları tamlamasının bende gizli saklı, ürperti verici şeyleri çağrıştırdığından mıdır bilmiyorum. Belki her ikisi, belki ikisi de değil. Romanın ismi hakkında bu kadar söz söyledikten sonra ismin ardındaki esas kelimeler hakkında söz söylememek haksızlık olur. Geceyarısı Çocukları (bir roman olarak!) ismi kadar olmasa da masalsı. Zaman zaman tarihi denebilecek kadar da gerçekçi ama. Güzel yanı bu belki de, hayalle gerçek hep iç içe; paralel değil de sanki eğri çizgiler, bazen kesişip bazen ayrılıyorlar; ama ne olursa olsun hissettirmeden, usulca... Birşey var söylemeden geçemeyeceğim, son paragraf bence bir romana yazılabilecek en güzel son paragraflardan biri!
|