Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 : 978-605-316-078-6
13x19.5 cm, 304 s.
Liste fiyatı: 28,50 TL
İndirimli fiyatı: 22,80 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Haldun Bayrı diğer kitapları
İki Şahit ve Diğerleri, 1997
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Hazırlayan: Haldun Bayrı
Cihadcılık
Efsaneler Gerçekler
Çeviri: Haldun Bayrı
Yayına Hazırlayan: Eylem Can, Semih Sökmen
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Şubat 2017

90’lı yıllarda birçok yazar İslamcıların siyasallaşma, kamusal alanı ve gündelik hayatı İslam ile düzenleme iddialarındaki totaliterleşme eğilimine ve çıkışsızlığa dikkat çekmişti. Bugünün cihadcı şiddeti bu çıkışsızlığın sonucu. İslamın siyasallaşması bugün hiçbir yerde insanlara demokrasiyi ve esenliği hatırlatmıyor, sadece bitimsiz bir şiddet sarmalını ve katliamları akla getiriyor.

Bu kitapta bir araya getirdiğimiz yazı ve söyleşiler cihadcılığın kökenlerini ve yayılma nedenlerini aydınlatma çabasının ürünü. Çok sayıda soru çıkıyor ortaya: IŞİD, askeri mücadeleyle engellenebilir mi? Cihadcı örgütlerin cazibesini nasıl anlamalı? Örgüt bu “cazibeyi” nasıl inşa ediyor, medyadan nasıl yararlanıyor? Ölmeye ve öldürmeye duyulan tutku nereden kaynaklanıyor? Cihada katılanların din ile ilişkisi ne? İslam dini siyasallaşmadan, ve şimdi cihadcılıktan nasıl zarar görüyor? Ve asıl soru: Cihadcılığın yayılışında ve katliamlarında devletlerin rolü ne? Örneğin Ortadoğu’da, Türkiye’de ya da Fransa’da, devlet etme mantığıyla cihatcılık nasıl paslaşıyor?

Bir filozoftan, Agamben’den alıntılayalım: “Umumi bir korku halinin ayakta tutulması, yurttaşların apolitikleştirilmesi, her tür hukuki kesinlikten vazgeçiş: İşte Güvenlik Devleti’nin kaçınılmaz üç özelliği. Zira bunun anlamı, içine gömülmekte olduğumuz Güvenlik Devleti’nin, vaat ettiğinin tam aksini yapmasıdır; bu devlet korkuyu ve terörü ayakta tutmaktadır, çünkü güvenlik, yükümlülüksüz olmak anlamına gelir. Güvenlik Devleti nihayetinde bir polis devletidir, zira adalet erkinin zayıflatılması yoluyla normalleştirilmiş bir olağanüstü halde gitgide daha fazla başına buyruk davranan polisin hesap sorulamazlık marjını genişletir ve genelleştirir.”

İÇİNDEKİLER
Haldun Bayrı
Sunuş: Cihadcılığın Esbâb-ı Câzibesi

Scott Atran
IŞİD Bir Devrimdir

Jean-Marc Lafon
IŞİD’in Uzun Vadeli Hedefleri Üzerine
Ayrıntılı Bir İnceleme

Jean-Marc Lafon
Suriye’deki Diğer Tehdit: El Nusra Cephesi

Ruşen Çakır
El Kaide’den IŞİD’e Türkiye’de Selefi Cihadcılık

Olivier Roy
Namaz ya da Dua Umurlarında Değil

Olivier Roy
Cihadcılık Kuşağa Özgü
Nihilist Bir İsyandır

Olivier Roy ve Haoues Seniguer
İslam Nasıl Yeryüzünün Lanetlilerinin
İdeolojisi Haline Geldi?

David Thomson
IŞİD’e Katılan Fransız Cihadcılar

Pierre-Jean Luizard
IŞİD Fransa’da Ne Yapmaya Çalışıyor?

Olivier Roy
IŞİD’in En Beter Düşmanı Kendisi

Olivier Roy
Laiklik Terörizme Bir Cevap Değildir

Samuel Grzybowski
Müslümanlardan IŞİD’i Desteklemediklerini
Göstermeleri Niçin İstenemez?

Fethi Benslama, Olivier Roy
Dindarlığa Dönüş Diye Bir Şey Yok

Jean-Luc Nancy
Ulusötesi Bir Hadiseyle Karşı Karşıyayız

Kamel Daoud
Suudi Arabistan IŞİD’in Başarılı Olanıdır

Farhad Khosrokhavar
Avrupa Cihadcılığı: Ufukları Kapanmış Gençlerin
"Kurtuluş" Arayışı

Peter Harling
Paris Saldırıları: Ötekiyi Öldürmek,
Kendini Öldürmek

Gilles Kepel
Cihadcılığın Yazılımı Değişti

Alain Bertho
Umutsuz Öfkeden Şehitliğe,
Radikalizmin İslamileşmesi

Cécile Daumas
İslam mı Radikalleşti, Radikalizm mi İslamileşti?

Alain Bertho
Umutsuz Öfkeden Şehitliğe:
Cihadcılık Karmaşasını Düşünmek

Scott Atran
IŞİD’le Mücadele Etmek İçin Onun
Cezbetme Gücünü Kavramak Gerek

Scott Atran
IŞİD’in Yakında Biteceğini Sanmak
Bir Yanılsamadır

Jean-Pierre Filiu
IŞİD Propagandasının Yarattığı Büyülenmeyi
Aşmak Gerek

Bernard Rougier
Cihadcılık Bir Toplumsal Öç Alma Aracı
Haline Geldi

Olivier Roy
Ölüm, Cihadcı Tasarının Bir Parçası

Alain Bertho
Bir Âhir Zaman Cihadı

Rashid Khalidi
Sykes-Picot’nun Yüzüncü Yılında
Ortadoğu Sınırları Yanıyor

Nicolas Dot-Pouillard
Joseph Samaha’nın Gözünden
Arap Milliyetçiliği ve İslam

Jean-Pierre Filiu
Modern Memlûklar, Güvenlikçi
ve Cihadcı Mafyalar

Raşid Gannuşi
Müslüman Demokrasisine Girmek İçin
Siyasi İslamdan Çıkıyoruz

Farhad Khosrokhavar
Fransa’nın Sakin ve Huzurlu Bir
Laikliğe Dönmesi Lazım

Saba Mahmood
Dinî Olanı Tekrar Düşünmek
Laikliği de Tekrar Düşünmektir

Etienne Balibar
Laiklik mi, Kimlik mi?

Alain Badiou
Batı’ya Duyulan Arzunun Hüsrana Uğraması
Ölüm İçgüdüsüne Alan Açıyor

Régis Debray
Dinlerin Evrensel Birliği Her Yerde Krizde

Bertrand Badie
Batı, Dünyanın Artık Kendi Tekelinde Olmadığını
Unutmamalı

Edgar Morin
Hiç Kimse Fanatik Doğmaz

Giorgio Agamben
Hukuk Devletinden Güvenlik Devletine
OKUMA PARÇASI

Sunuş: Cihadcılığın Esbâb-ı Câzibesi, s. 11-13

Şu son bir yıl içinde dünyada olup bitenler ve küreselleşmenin yeryüzü sâkinlerine çıkardığı dertler, eski içe dönük memleketlerini aratır bir hal aldı. Gündelik hayhuy içinde ve kuru gürültüyü andıran medyatik bombardıman altında, bırakın olaylara mesafeli bakabilmeyi, hafıza yitimi müsekkinine sığınır olundu.

Yine de henüz tamamen bunamadığımızı umarak, şu 2017 yılı başında en can alıcı "küresel dert"lerimizden biri olan "cihadcılık" meselesi hakkında 2015’in Ağustos ayından beri Fransızca basından okuyup çevirdiğim, düzenli bir şekilde medyascope.tv sitesinde yayınlanan 120 makale ve söyleşinin arasından, Türkçe düşünenlerin zihninde mesele üzerine anlamlı sorular uyandırması muhtemel ve kaydadeğer olanları bu kitapta topladım.

İranlı düşünür Daryush Shayegan, Lila Azam Zanganeh ile yaptığı, insanı zaman ve anlam katmanlarında gezindiren söyleşisinde,

• eskatolojiden -ahiret bilgisinden- tarihselciliğe geçilerek zamanın mitolojiden arındırıldığını;

• uygarlık olarak dinin kültürel anlamından katiyetle lafzî ve akaide uygunluğu gözeten bir anlama doğru kayıldığını;

• bu yer değiştirmeyle tarihinin tüm zenginliği elinden alınan dinin korkunç biçimde yoksullaştığını;

• manevi İslam’ın ideali olan kâmil insandan radikal devrimciye doğru kayılırken insanın kutsalını yitirdiğini;

• âyetlerin okunmasında, kutsal kitabın içerdiği rahmeti ve bağışlayıcılığı tamamen es geçen söylemsel bir yer değiştirmeyle - Kur’an âyetlerinin sadece otuzda biri yasal buyruklar (şer’i hükümler) iken- şiddetin kutsandığını söyler.[1]

Bu kitaba önce, IŞİD’in -Irak Şam İslam Devleti’nin- sadece askeri operasyonlarla yok edilemeyeceğini her fırsatta tekrarlayan, BM Güvenlik Konseyi’ne bu konuda bir sunum da yapmış Amerikalı-Fransız antropolog Scott Atran’ın yazısıyla giriyoruz.

Sahanın tozu dumanı, kanı dehşeti, fakat aynı zamanda dünyanın dört bucağından gönüllü çeken karakterini gösteren yazılardan sonra, 2013’ten itibaren Türkiye’nin bu sorun karşısındaki aymaz tutumunun riskleri hususunda uyarmaya çalışan Ruşen Çakır’ın yazılarından bölümler geliyor. Bölge dışından Suriye ve Irak’a giden çoğunluğu Avrupalı gençler üzerine araştırmacıların (özellikle de Olivier Roy, Alain Bertho ve Ferhad Hüsrevhaver) yazı ve söyleşileri, IŞİD’in ve El Nusra’nın savaşçı havuzunun nasıl değişik kanallardan beslendiğini gösterirken Batı toplumlarındaki bir-arada-varolma bunalımını da barizleştiriyor.

Sykes-Picot anlaşmasının yüzüncü yılında Ortadoğu’yu anlamamıza destek olabilecek Rashid Khalidi ve Joseph Samaha söyleşilerinden sonra, Alain Badiou ve Edgar Morin gibi düşünürlerin toplum ve laiklik konusuna daha felsefi yaklaşımlarıyla bitiriyoruz.

Sonsöz niyetine koyduğumuz filozof Agamben’in yazısı “Hukuk Devletinden Güvenlik Devletine” ise, terör meselesinin sadece askeri ve polisiye yöntemlerle halledilmek istenmesinin hem Türkiye’de hem Batı’da (örneğin Fransa ve Türkiye’deki olağanüstü hallerin tuhaf eşzamanlılığı) toplumlarımıza yaşattığı demokrasi kaybının kusursuz bir teşhis belgesi gibi.

Kitabı bitirdiğinizde, Shayegan’ın sözünü ettiği zaman ve anlam katmanlarında faydalı bir seyran vesilesi bulmuş olacağınızı umuyoruz.

Böyle bir mecranın mümkün olabileceğini bana gösteren arkadaşım Ruşen Çakır’a ve çevirilerime destek olan Fransız Kültür Merkezi’ne teşekkür ediyorum.

Haldun Bayrı

27 Ocak 2017, İstanbul

Notlar


[1] Bkz. medyascope.tv/2015/08/21/seraplar-diyari-daryush-shayegan-ile-soy lesi/

Metne dön.

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Yücel Kayıran, "Cihadcılık: 'Vahşetin İdaresi'", Hürriyet, 23 Mart 2017

Ulus Baker, 11 Eylül 2001’in felsefi bir suskunluğa yol açtığını yazmıştı. Derrida’nın suskunluğunu merkeze alarak Fransız filozofları üzerinde duruyordu ve Derrida’nın suskunluğunu, Spinoza ile Hegel’in ‘felsefenin suskunluğu’na ilişkin sözlerine atıfta bulunarak takdir ediyordu. Spinoza: “Savaşın efendileri kana doyduktan sonra konuşalım”. Hegel: “Minerva’nın baykuşu ancak karanlık çöktükten sonra uçar”. (Baker’in bu yazısı, Dolaylı Eylem kitabındadır.) 11 Eylül’ün neliğine ilişkin felsefi boşluk, hâlâ varlığını koruyor.

Ulus Baker’in bu durumlaştırmasını, Haldun Bayrı’nın yayına hazırladığı Cihadcılık -Efsaneler Gerçekler kitabını görünce hatırladım. Kitapta yer alan otuz dokuz makale veya söyleşi, ‘2015’in Ağustos ayından beri özellikle Fransız basınında’ yayınlanmış Olivier Roy, Ruşen Çakır, Gilles Kepel vb gibi İslamcılık konusunda uzmanlaşmış yirmi sekiz yazara ait. Burada benim özellikle dikkatimi çeken isimler ise, Jean-Luc Nancy, Etienne Balibar, Alain Badiou, Edgar Morin ve Giorgio Agamben gibi filozofların da bu konuda söz almış olmalarıdır. Uzmanlar, gün ışığının yanılsamasında olup bitmekte olan fenomenin olasılıklı hallerinin ne olacağını tartışırlar; filozoflar ise, ancak alacakaranlığın netliğinde vücuda gelenin ne olduğunu dile getirirler. Tanımlanabilir netlik, gün ışığında değil, alacakaranlıkta vücut bulur. Yanıltmak istemem; filozofların odaklandığı nesne, cihadcılığın neliği değil, Batı medeniyetinin, cihadcılık fenomeninin kendisinde yol açacağı tahribata karşı bir özsavunma geliştirirken, kendi temel ilke ve değerlerini askıya alma girişimidir. Bu bağlamda özellikle vurgulanan, laiklik kavramının tahribatı (Balibar), olağanüstü hal durumunun süreklileştirilmesi (Agamben) ve 70’lerin ortasından itibaren ‘gericiliğin yükselişi’ karşısında ilerici ve devrimci fikirlerin çökerek solun mevcut düzeni benimser hale gelişinin eleştirisidir (Badiou).

Jean-Marc Lafon’un ‘Işid’in Uzun Vadeli Hedefleri Üzerine Bir İnceleme’ başlıklı yazısına özellikle dikkat çekerim. Bu yazı, El Kaide üyesi Ebubekir Naci’nin, 2004’te internette Arapça olarak yayınlanan Vahşetin İdaresi: Ümmetin Önündeki En kritik Aşama adlı kitap üzerine bir analizi içermektedir. ‘Vahşetin İdaresi’, ne demek?

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra ortaya çıkan bir fenomene daha dikkat çekmek isterim. Gerilim ve şiddet filmi bağlamında yamyamlık filmlerine.. Ortadoğu’daki yamyamlık bağlamında, Batı sinemasının ideolojik tahayyülünün, bastırılmış ezilmişliklerin bir dışavurumu arasındaki teorik bağ da irdelenmesi gerekir.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.