Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-059-5
13x19.5 cm, 200 s.
Liste fiyatı: 20,00 TL
İndirimli fiyatı: 16,00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Judith Butler diğer kitapları
Kırılgan Hayat, 2005
Çatışan Feminizmler, 2008
Cinsiyet Belası, 2008
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Mülksüzleşme
Siyasaldaki Performatif
Özgün adı: Dispossession
The Performative in the Political
Çeviri: Başak Ertür
Yayına Hazırlayan: Demet Ş. Dinler, Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Resmi: Sophie Jodoin
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mayıs 2017

"Kişi gördüğü, hissettiği ve öğrendiği şeyin uyandırdığı duygularla hareket ettiğinde kendini hep başka bir yere, başka bir sahneye ya da merkezinde olmadığı bir toplumsal dünyaya savrulmuş halde bulur. Mülksüzleşmenin bu türünü eyleme ve direnişe, ötekilerle birlikte görünür hale gelerek adaletsizliğe son verilmesini talep etmeye yol açan bir duyarlılık biçimi olarak değerlendiriyoruz. Adaletsizliğin aldığı bir biçim de halkların, örneğin zorunlu göç, işsizlik, evsizlik, işgal ve fetih vasıtasıyla sistematik olarak mülksüzleştirilmeleridir. İşte biz de, egemen benliğin malikiyetinden feragat anlamında mülksüzleşerek dahil olunan kolektivitelerin, kimi nüfusları kolektif aidiyet ve adaletten sistematik olarak men eden mülksüzleştirme biçimlerine nasıl muhalefet edebileceğini ele alıyoruz."

Bu kitaptaki yazılar, Mısır devriminin en yoğun günlerinin yaşandığı dönem ile Yunanistan’da Sol'un neoliberal kemer sıkma politikalarına karşı ciddi muhalefet gösterdiği dönem arasındaki aylarda, iki yazarın yürüttüğü diyalog sonucunda ortaya çıktı.

Özellikle Irigaray’ın çalışmalarından, Heidegger’in teknoloji eleştirisinden, Foucault’nun biyopolitika kavramından ve Lacan sonrası psikanalizden beslenen Athena Athanasiou ile, Foucault’dan ve söz edimleri kuramından, toplumsal cinsiyet kuramından, kuir aktivizmden ve heterodoks psikanalizden yola çıkan Judith Butler, kâh fikir birliğine varıp kâh ayrılığa düşerek “Siyasal duyarlılığı mümkün kılan nedir?” sorusunun peşine düşüyorlar.

İÇİNDEKİLER
Türkçe Basıma Sunuş:
Çeviride Mülksüzleşme

Önsöz

1 Çıkışsız Mülksüzleşme,
ya da Mülksüzleşme Belası

2 Mülksüzleştirme Mantığı ve
İnsan Meselesi/Maddesi
(Töz Metafiziğinin Eleştirisinin Ardından)

3 "Ekonominin Önceliği"ne Dair Bir Uyarı

4 Cinsel Mülksüzleşmeler

5 (Trans) mülksüzlük, ya da Kendinden Geçen Bedenler

6 Otopoietiğin Toplumsallığı:
Tanınmanın Şiddetine Cevap Vermek

7 Tanınma ve Hayatta Kalma,
ya da Tanınmaktan Sağ Kurtulma

8 İlişkisellik, ya da Kendini Mülksüzleştirmek

9 Sayılmayan Bedenler,
Hesaplanamaz Performatiflik

10 Sorumluluk Olarak Duyarlılık

11 Performatife El Koymak

12 Mülksüzleşmiş Diller, ya da Adlandırılan
ve Yeniden Adlandırılan Tekillikler

13 Performatifin Siyasal Vaadi

14 "Kriz"in Yönetimselliği ve Direnişleri

15 Başka Bir Yaralanabilirliği İcra Etmek:
 Borçlu Olma ve Sahip Olmaya Dair

16 Sınıraşırı Duygulanımsal Geri Dönüşsüz
 Engellemeler ve Devlet Irkçılığı

17 Kamusal Olarak Yası Tutulabilir Olmak
 ve Anma Siyaseti

18 Çoğul Performatifliğin Siyasal Duygulanımları

19 Dayanışmanın Muammaları

20 Üniversite, Beşeri Bilimler ve Kitap Bloku

21 Görünüm Mekânları, Maruz Olma Siyaseti
OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 23-27

İkimiz ilk defa Aralık 2009’da, Atina’da karşılaştık. Judith SYRIZA’ya (radikal sol koalisyon) bağlı Poulantzas Enstitüsü’nün düzenlediği Nicos Poulantzas’ı Anma Konuşması’nı sunmak için gelmiş, Athena’nın öğretim üyesi olduğu Panteon Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü’nde de bir konuşma yapmıştı. Siyaset, kuram, bedenlilik ve solda yeni siyasal oluşumlar üzerine söyleşmeye böyle başladık, en başta da nispeten yeni feminist ve kuir oluşumların dillendirdiği prekarite ve kırılganlığa direnme sorununa geleneksel solun nasıl cevap verebileceği sorusuna eğildik. İlk söyleşimiz “Normatifi Sorgulamak, Mümkün Olanı Baştan Kurgulamak: Feminizm, Kuir Siyaset ve Radikal Sol” başlığıyla Performatiflik ve Prekarite: Judith Butler Atina’da adlı bir derleme kitapta Yunanca yayımlandı. [1]

Athena’nın kendi çalışmaları feminist kuram ve radikal toplumsal düşünceye odaklanıyor, Luce Irigaray ve Michel Foucault’ nun yapıtlarına perspektifler getirerek maskülizm, teknoloji ve insan arasındaki ilişkileri eleştirel bir biçimde ele alıyor. Elena Tzelepis ile birlikte derlediği Farklılığı Yeniden Yazmak: Luce Irigaray ve “Yunanlar” [2] kitabı klasik Yunan mitolojisinin temalarından yola çıkarak bedensel ve eleştirel pratiklerin günümüzdeki ulusaşırı ve sömürgecilik sonrası bağlamlarına eğiliyor. Yunanca yayımladığı Sınırda Hayat: Beden, Toplumsal Cinsiyet ve Biyopolitika [3] kitabında teknoloji, farklılık, bedenlilik ve bilgi birikimlerini insan sonrası ve Lacan sonrası bir psikanalitik yaklaşımla değerlendirerek bunların yaşanabilirliğin, arzunun, toplumsal cinsiyetli ve cinsel öznelliklerin mevcut toplumsal örgütlenmelerini belirlemekte nasıl bir rol oynadıklarına odaklanıyor. Yazdığı bir diğer kitapta (“İstisna Hali” Olarak Kriz: Eleştiri ve Direniş) [4] Yunanistan’ın borç krizinin bedensel boyutlarına eğiliyor ve süresiz istisna halini neoliberal yönetimsel rasyonalitenin ekonomik aciliyet adına uygulanan bir kertesi olarak ele alıyor. Ayrıca bu süreçte “kırılganlaşma”nın ve prekariteye tabi hale gelmenin koşullarını yapılandıran ırksallaştırma ve dişilleştirme kuvvetlerinin nasıl devreye girdiğini irdeliyor. Athena genel olarak çalışmalarında kuir yapıbozumla iştigal ediyor ve ulusaşırı bir antimilitarist feminist hareket olan Siyahlı Kadınlar’ın (Women in Black) şiddetsiz kamusal yas gösterileri ve çağdaş biyopolitika rejimlerine direnişleri gibi feminist performatif siyaset tarzlarına odaklanıyor. Toplumsal cinsiyet performatifliğinin altüst edici ve somut tezahürlerini değerlendirirken Athena için önemli bir esin kaynağı Judith’in felsefi çalışmaları, özellikle de etik ve siyaset, toplumsal cinsiyet ve kuir performatifliği, bedensellik, dil, normatif şiddet ve gerçeklikten çıkartılmanın şiddeti, insan yaşamının yaralanabilirliği ve neyin yaşanabilir bir hayat teşkil ettiği üzerine yazdıkları. Judith ise Athena’nın Irigaray ve Heidegger’den etkilendiği kadar, neoliberalizmin Yunanistan’da son derece keskin deneyimlenen jeopolitik zorluklarıyla da şekillenmiş olan antropolojik ve felsefi perspektifini kışkırtıcı buluyor. Judith gibi Athena’yı da bir süredir meşgul eden meseleler arasında, egemen olmayan faillik kavrayışı, benliğin ilişkiselliği, ötekilerle beraber özgürlük, tanınma ve arzuya dair sorular ve bir başkasına bedensel olarak maruz kalmanın toplumsal cinsiyetli, cinsel ve ırksal içerimleri sayılabilir. Eleştirel failliğin gerektirdiği siyasal ve duygulanımsal emeği aktarmaya ve resmetmeye çalıştığımız söyleşimizde ısrarla bu hususları da irdeledik.

Sohbetimize ikimizin de paylaştığı bir postyapısalcı konumu değerlendirerek başladık. Bu, yekpare özne fikrinin karşı çıkılıp bozulması gereken bir iktidar biçimine hizmet ettiği, cinsel farkı silen ve yaşam alanı üzerinde egemenlik kuran bir maskülizme işaret ettiği düşüncesiydi. Etik ve siyasal sorumluluğun zemininin ancak egemen ve yekpare özne fikrine etkili bir şekilde karşı çıkıldığında oluşacağında hemfikir olduğumuzu fark ettik. Keza hem mülkiyeti hem egemenliği hedef tahtasına oturtan bir siyaset için, öznede çatlakların oluşmasının ya da öznenin kurucu “farklılığının” merkezi önem taşıdığında da hemfikiriz. Gelgelelim kendi üstündeki malikiyetini yitirme yoluyla “mülksüzleşmiş” –yani kendisini kuran ve dolayısıyla yükümlü olduğu farklılaştırılmış toplumsal bağları yadsımaksızın kabul eden– bir özneden kaynaklanacak sorumluluk ve direniş biçimlerini önemsediğimiz kadar, mülksüzleşmenin aynı zamanda, yerinden edilenler ve sömürgeleştirilenler için bir ıstırap biçimi olduğunun, dolayısıyla çiftdeğerli olmayan bir siyasal ideal teşkil edemeyeceğinin de gayet farkındaydık. Mülksüzleşmenin hem değer verdiğimiz biçimini hem de karşı çıktığımız biçimini hesaba katan bir siyasal performatiflik kuramını nasıl formüle edeceğimiz üzerine birlikte düşünmeye başladık.

İlerleyen sayfalarda okuyacağınız geniş kapsamlı diyalog birkaç aylık bir süre zarfında, toplantılarda, söyleşilerde ve yazıyla, özellikle de elektronik posta üzerinden gelişti; Şubat 2011’de Londra’da buluşarak sohbetin gidişatını planladık. Londra’daki buluşmamız sırasında Mısır devrimi en yoğun günlerini yaşıyordu; bu metni yazdığımız son haftalarda da Yunanistan’da Sol, neoliberal kemer sıkma politikalarına karşı ciddi bir muhalefet yürütmekte, prekaritenin eşitsiz olarak dağıtılmasına ve demokrasinin teknokrasi tarafından bastırılmasına karşı koyan yeni bir Avrupa Solu’na imkân açmaktaydı. Kitaptaki değerlendirmelerimizde bu olayları dolaylı olarak kayıt düşüyoruz ve sohbetimiz süresince performatif siyaset derken neyi kastettiğimizi formüle etmemize yardımcı olan çeşitli siyasal hareketlere, gösterilere ve eylemlere değiniyoruz. Yaklaşımlarımız hem örtüşüyor hem ayrışıyor. Athena’nın direniş ve kamusal yas biçimlerine dair düşüncelerini onun jeopolitik konumu şekillendiriyor, kendisi daha genel olarak da Irigaray’ ın çalışmalarından, Heidegger’in teknoloji eleştirisinden, Foucault’ nun biyopolitika kavramından ve Lacan sonrası psikanalizden besleniyor. [5] Judith’in çalışmaları ise Foucault’dan ve söz edimleri kuramından, toplumsal cinsiyet kuramından, kuir aktivizmden ve heterodoks psikanalizden yola çıkıyor. İkimiz de şimdiyi anlamak için Yunan mitlerine dönüyoruz, nitekim mitler bugün yeni şekillerde hayat buluyor, tartışmamıza konu olan muazzam bir filmde, bir trans seks işçisinin 21. yüzyıl Atinası’nda yaşadığı Oidipal miti anlatan Strella’da (yön. Panos Koutras, 2009) olduğu gibi. Sohbetimiz sırasında Hannah Arendt’i, aslında iştirak etmeyeceği bir Sol’a hazırlama çabasında ortaklaşıyoruz, ayrıca duygulanım ve etiğe dair soruları siyaset bağlamında, siyasal hareketliliğin yeni biçimlerini değerlendirerek düşünüyoruz.

Fark ettik ki ikimiz de “Siyasal duyarlılığı mümkün kılan nedir?” sorusuna dönüp duruyoruz. Kişi gördüğü, hissettiği ve öğrendiği şeyin uyandırdığı duygularla hareket ettiğinde kendini hep başka bir yere, başka bir sahneye ya da merkezinde olmadığı bir toplumsal dünyaya savrulmuş halde bulur. Mülksüzleşmenin bu türünü eyleme ve direnişe, ötekilerle birlikte görünür hale gelerek adaletsizliğe son verilmesini talep etmeye yol açan bir duyarlılık biçimi olarak değerlendiriyoruz. Adaletsizliğin aldığı bir biçim de halkların, örneğin zorunlu göç, işsizlik, evsizlik, işgal ve fetih vasıtasıyla sistematik olarak mülksüzleştirilmeleridir. İşte biz de, egemen benliğin malikiyetinden feragat anlamında mülksüzleşerek dahil olunan kolektivitelerin, kimi nüfusları kolektif aidiyet ve adaletten sistematik olarak men eden mülksüzleştirme biçimlerine nasıl muhalefet edebileceğini ele alıyoruz.

Haziran 2012, Berkeley ve Atina

Notlar


[1] “Amfisvitontas to ‘Kanoniko’, Anadiamorfonontas to Dynato: Feminismos, Queer Politiki kai Rizospastiki Aristera”, Epitelestikotita kai Episfaleia: I Judith Butler stin Athina, Atina: Nissos, 2011. Metne dön.
[2] Rewriting Difference: Luce Irigaray and the “Greeks”, Albany: Suny Press, 2010. Metne dön.
[3] Zoe sto Orio: Dokimia gia to Soma, to Fylo kai ti Viopolitiki, Atina: Ekkremes, 2007. Metne dön.
[4] I Krisi os “Katastasi Ektaktis Anagkis”: Kritikes kai Antistaseis, Atina: Savvalas, 2012. Metne dön.
[5] Bkz. Athena Athanasiou, “Technologies of Humanness, Aporias of Biopolitics, and the Cut Body of Humanity”, differences 14 (1) (2003): 125-62. Metne dön.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.