Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-319-9
13x19.5 cm, 320 s.
BASKISI YOK
BASILACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Tepeden Tırnağa Yolsuzluk
Yayına Hazırlayan: Haldun Bayrı
Kapak ve Grafik Tasarım: Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Haziran 2001
2. Basım: Eylül 2001

Kasırga, Paraşüt, Bufalo, Hayal, Birinci Perde, Matador... Bütün bu operasyonlar neden peş peşe geldi? Niye toplumun geniş kesimi bu operasyonlarla umutlanırken birtakım etkili güçler işadamlarının kelepçelenmesinden rahatsızlık duyuyor?

Jandarmanın yolsuzlukla ne ilgisi var? DGM savcılarına neden medya kuruluşlarının barlarında komplolar kuruluyor? Cumhur Ersümer neden istifa etti? "Tapınak Şövalyeleri", "nüfuz casusları" kim? ANAP Lideri Mesut Yılmaz, yolsuzlukla mücadelenin sembol ismi Sadettin Tantan’ı neden istifaya zorladı?

Gazeteci Nedim Şener bu ve benzeri soruların cevaplarını veriyor Tepeden Tırnağa Yolsuzluk'ta. "O şunu dedi, bu şunu yaptı" şeklindeki dedikodulara iltifat etmeden, işin aslına ve derinlerine inerek yapıyor bunu. Önce yolsuzluğu tanımlıyor, çeşitlerini anlatıyor, yolsuzlukla yoksulluk ilişkisini irdeliyor, sonra da Türkiye’nin dünya yolsuzluk ligindeki yerini sorguluyor. Dünyada yolsuzlukla mücadele konusunda yapılanları ve yapılması gerekenleri aktarıyor.

Tepeden Tırnağa Yolsuzluk'ta tabloları, grafikleri, şemalarıyla adına uygun bir şekilde, yolsuzluk olgusunu bütün boyutlarıyla ele alıyor. Kitapta ayrıca, ileride değeri daha da iyi anlaşılacak bir belge olan Beyaz Enerji Davası İddianamesi'nin tam metni de ek olarak yer alıyor.

İÇİNDEKİLER
Sunuş
Yolsuzluk Nedir?
Kirlenmenin Kısa Tarihi
Dünya Standartlarına Göre Türkiye Ne Kadar Kirli?
Türkiye Bağırsaklarını Temizliyor
Mücadele mi, Makyaj mı?
Yolsuzluk Diktasının Çöküşü
Sonsöz

Ek 1: Durban Kararları
Ek 2: Sadettin Tantan’ın Konuşması
Ek 3: Ülkeler Bazında Yıllık Yolsuzluk Endeksi
Ek 4: Yolsuzlukla Mücadeleye AGİT'in Katkıları Hakkında
Ek 5: Beyaz Enerji İddianamesi
OKUMA PARÇASI

Sunuş, s. 13-15

Önce devletin başındakiler "Benim memurum işini bilir" ve "Verdimse ben verdim," diye yolu açtılar. Yukarıdakiler "Minareyi çalıp kılıfını hazırlar" iken toplum, "Devletin malı deniz, yemeyen domuz," diye arkasından gitti. Balık baştan kokar," deyip rahatlamaya çalışanlar, "Kısa yoldan köşe dönmeyi" umarken, çürümenin aşağılara kadar indiğini fark edemediler.

Ama artık koku her yanı sardı.

Yiye yiye bitirilemez zannedilen Türkiye, artık duvara dayandı. Banka özelleştirmelerini babasının malı gibi istediği kişiye yönlendiren siyasetçi, buna aracılık eden işadamı, işadamı kimlikli milletvekilleri, tepedeki kirlenmenin vardığı noktayı gösterdi. Bu arada ülkenin tepesindeki kişi ile "aile fotoğrafı" çektirenlerin banka içini boşaltmak ve hayali ihracat gibi "ulvi" işlerle uğraştığını gören halka da yoksulluğu bir kader olarak kabullenmek kalıyordu.

Ancak artık işler değişti.

1989 yılında Berlin Duvarı yıkılmadan önce iki kutuplu dünyada, Doğu Bloku'na karşı çarpık da olsa, ahbap-çavuş ilişkisine dayanıyor da olsa kapitalizmin her türlüsüne göz yuman dünyanın gelişmiş ülkeleri, artık kendilerine de zararı dokunan bu virüsü yok etmeye çalışıyor. Dünya genelinde yılda 80 milyar dolara varan rüşvet ödemeleri ile mücadele etmek için yasal düzenlemeler yapılırken, yatırım yapılacak ülkelerde yolsuzluğa zemin hazırlayan şeffaflıktan uzak noktaların da yok edilmesi isteniyor.

Türkiye de bu gelişmeden payını alıyor. Yıllarca bir milyar doların üzerine çıkamayan sabit sermaye yatırımlarını yolsuzluklardan dolayı artırmayan yabancılar, Türkiye'nin yüksek enflasyon ve sağlıksız büyüme sarmalından çıkıp, Avrupa Birliği üyeliğine aday haline gelmesi için düğmeye basmış durumdalar. Onların baskısı ile harekete geçen iç dinamikler bazı kişileri kahraman bile yaptı. Yeni dönem şu cümleyle özetlenir oldu: "Türkiye bağırsaklarını temizliyor". Bağırsak temizleme, ya ilaçla ya da lavman, yani zorlamayla yapılacaktı. İşin zor kısmı siyasetçilerdi. Yolsuzluğun ucu kendisine dokununca, yargıyı siyasallaşmakla suçlamaktan, "Yargı bağımsız," diye diye yolsuzluğa karşı savaşan savcılar hakkında soruşturma açmaktan çekinmediler. Zorlu bir yolda bunlar zaten beklenen gelişmelerdi. Ama Türkiye bu kâbustan uyanacak ve çocuklarımız daha temiz bir ülkede yaşayacak.

İşte bu kitap buna olan inancın ürünüdür.

Biz bu kitapta yolsuzluğun evrensel bir hastalık özelliği taşıdığını ve tedavisinin de mümkün olduğunu göstermeye çalıştık. Türkiye'nin dünya kirlilik liginin ortalarındaki yerini hak etmediğini düşünüyoruz. İşte kitabımızda Türkiye'nin daha temiz hale gelmesi için neler yapılması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Tarihsel süreç içinde adım adım kirliliğe giden yolun nasıl oluştuğunu belirli örneklerle göstermeye uğraştık. Son dönem yolsuzluk operasyonlarını anlatmaya, iyileri ve kötüleri ayırt etmeye çalıştık. Türkiye'de yolsuzlukla savaşta çok önemli bir aşama olduğuna inandığımız "Beyaz Enerji" davasının çoktan tarihi bir belge hüviyetine bürünen iddianamesini, ek olarak vermeyi uygun gördük. Kuşkusuz aslında ciltleri dolduracak kadar yolsuzluk olayının yaşandığı Türkiye'de konuyu daha da derinleştirmek için sadece bir adımdır bu kitabım…

Devamını görmek için bkz.

"Yolsuzluk Nedir?", s. 17-19

İster süte su kat, ister ihaleye fesat karıştır, günümüzde yolsuzluk, hayatın her alanını kapsayan bir olgu haline geldi. Bugünün Türkiyesi, rüşvet, adam kayırma, haksız kazanç, kaçakçılık, görev ve yetkiyi kötüye kullanma, haksız rekabet yaratarak kazanç elde etme gibi yolsuzluğun her türlüsünün yapıldığı bir ülkeye dönüştü. Hazine kaynaklarına zarar verdiği için vergi kaçırma da yolsuzluk içine alınır oldu. Çünkü ödenmesi gereken verginin ödenmemesi, tıpkı doğrudan yapılmış yolsuzluk gibi zarar veriyor; vergi kaçırmanın yaygınlaşması toplumsal çürümeyi de beraberinde getiriyor.

Yolsuzluğun en basit tanımı, "kamu gücünün özel çıkar sağlamak için kötüye kullanılması" şeklinde yapılabilir. Bu çirkin oyunun değişmez aktörleri arasında yerel ve ulusal siyaset erbabı, üst ya da alt düzeyde bürokrat, devlet memuru gibi kamu gücünü elinde tutanlar bulunur. Diğer yanda ise yolsuzluktan asıl faydayı sağlayan ve yolsuzluğun kendisine sağladığı payı dağıtan işadamı, sıradan insan, bir partiye ait yandaşlar, bazen de tamamiyle bir kent yer alır.

Yolsuzlukta en önemli faktör, kamu malı ya da parasının yağmasıdır. Bu doğrudan ya da dolaylı yapılabilir. Kamu bankaları ve Hazine'den nakit ödemelerle gayrimenkul tahsisi, doğrudan yolsuzluk diye adlandırılırsa, yasal sınırlar içinde yapılan ihalelerde kayırma ve haksız teşvikler dolaylı yolsuzluk olarak sınıflandırılabilir.

Yolsuzluk konusunda daha tarafsız bir tanım yapmak gerekirse, "yakın ilişkiler kurarak, kendisi ve yakınları için bu davranıştan bazı avantajlar sağlamaya yönelik kasıtlı ve uygunsuz olaylar" da denilebilir. Yolsuzluk olayında kamu gücü kullanımının bir kişinin çıkarı için olması gerekli değildir; bir partinin, bir sınıfın, aşiretin, dostların, ailenin menfaati de söz konusu olabilir. Özellikle demokrasinin yerleşmediği ülkelerde yolsuzluk olayları aile veya bir sınıfın çıkarları için yapılmaktadır. Birçok ülkede ise siyasi partilerin finansmanı için ortaya çıkmaktadır.

Her yolsuzluk olayında rüşvet ödenmesi de gerekmez. Örneğin hasta olduğu iddiasıyla izin alan bir kamu görevlisinin tatile gitmesi de bir tür kamu görevinin kötüye kullanılması, yani yolsuzluktur. Bir başbakan veya bakanın doğduğu kasabaya programda olmadığı halde havaalanı yapılması da rüşvet olmadığı halde yolsuzluk olarak kabul edilmektedir.

Çok değişik şekillerde tanımlanabileceği gibi, yolsuzluk genel olarak kamu gücünü elinde bulunduranların bu yetkiyi, kendisi veya bir grup adına çıkar sağlayacak biçimde kullanması olarak özetlenebilir. Bazı mesleki özellikler de tanımları değiştirmektedir. Örneğin Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Daire Başkanı Şevket Taşdelen'e göre, genellikle üç ya da daha fazla kişinin bir araya gelerek, bazı kamu görevlilerinin de katılımıyla devlet hazinesinin zarara uğratılması da genel anlamda yolsuzluktur.(1)

Sokaktaki insana göre yolsuzluğun içine maddi çıkar ve rüşvetin yanı sıra yalan söylemek dahi girmektedir. Bir maliye müfettişi ise yolsuzluğu şu şekilde tanımlamaktadır: "Kamu erkini kullanan veya bireye hizmet sunan kamu çalışanlarının, bu erki kullanırken veya hizmet sunarken, bireylerden hukuk dışı menfaat temin edilmesi."(2)

Dünya üzerinde 77 ülkede şubesi bulunan ve her yıl yayınladığı yolsuzluk endeksiyle adını duyuran, merkezi Almanya'nın başkenti Berlin'de olan Uluslararası Saydamlık Örgütü'ne (Transparency International-TI) göre de yolsuzluk, özel çıkar sağlamak amacıyla devlet gücünün kötüye kullanılmasıdır. Buna göre kamu görevlilerinin rüşvet alması, zimmetine para geçirmesi, devlet ihalelerinden komisyon alması, maddi ya da maddi olmayan şekillerde çıkar sağlaması da yolsuzluk olarak ele alınmaktadır.

Genel tanımının merkezine kişisel maddi çıkar yerleştirilmekle birlikte yolsuzluk kavramı, Türkiye şartlarında daha geniş bir anlam taşımaktadır. Doğrudan maddi çıkar olmasa da siyasi bir partinin temsil ettiği gruba yönelik tercihler de yolsuzluk tanımının içine alınmalıdır. Nitekim kamu çalışanları, iş takiplerinin karşılığını, maddi olmasa bile üst bir göreve atanma, yurtdışına gönderilme, parlamentoya seçilme ve siyasetçiye yakın durarak itibarını artırma şeklinde de alabilmektedirler.

"Benim memurum işini bilir," yaklaşımının dışında "kendi zenginini yaratma"ya yönelik ekonomi politikası da belli dönemlerde bazı şirket ve işadamlarının kayırılmasına ve yıldızlarının parlatılmasına yol açmaktadır. Bu anlayış, Türkiye'deki kirlenmenin yapısallaşmasına neden olmuştur.

Nitekim son dönemlerde ortaya çıkarılan skandallar toplumun her kesiminin yolsuzluk olaylarına bulaştığını ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanlığı Hesap İşleri'nde ve TBMM'nin restorasyonunda ortaya çıkarılan yolsuzluklar "balık baştan kokar" sözünü bir kez daha haklı kılıyor.

Notlar:

1. Yolsuzluk Kıskacında Türkiye Paneli, Ankara Ticaret Odası, Ankara, Ocak 2001, Yayın No. 15. Yukarı

2. Hüseyin Işık, "Yolsuzluk Olgusunun Kamu Çalışanları ve Bireyleri Açısından İncelenmesi", Maliye Yazıları Dergisi, sayı 67, Nisan-Haziran 2000. Yukarı

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.