Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
13X19.5 cm, 144 s.
LİSTE DIŞI
BASILMAYACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Hüsamettin Özkan
Bir İktidar Öyküsü
Yayına Hazırlayan: Haldun Bayrı
Kapak Fotoğrafı: Ali Ekeyılmaz
Kapak ve Grafik Tasarım: Emine Bora, Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Temmuz 2001

Bülent Ecevit’in sağ kolu mu? Zırhı mı? Yoksa Ecevit’ten Sorumlu Devlet Bakanı mı? Gölge başbakan mı? Türkiye’nin Rasputini mi?

Gazeteci Cengiz Kuşçuoğlu, sürekli olarak gölgede kalmayı tercih eden, ama diğer yandan Ecevit’le aynı kareye girmeye de hep özen gösteren Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın serüvenini kitaplaştırdı. Sonuçta ortaya, Özkan’ın siyasetten uzak bir gençlik döneminin ardından devlet basamaklarını nasıl hızla tırmandığının ayrıntılı öyküsü çıktı.

Hüsamettin Özkan, Bir İktidar Öyküsü herşeyden önce bir siyasi portre kitabı. Ama aynı zamanda Türk siyasi kültürünün ne olup ne olmadığına ışık tutan tipik bir öykü. Bugüne kadar Özkan hakkında çok az şey bilmemiz tesadüf değil; "gölge şahsiyet", ancak ilişkileri incelenerek deşifre edilebiliyor. Bu yüzden Özkan’ın akrabalarıyla, dost ve düşmanlarıyla, rakipleriyle, uzlaştığı ve çatıştığı çeşitli isimlerle kurduğu ilişkileri okuyacaksınız bu kitapta.

İşte bu isimlerden bazıları: Rahşan Ecevit, Süleyman Demirel, Fethullah Gülen, Dinç Bilgin, Aydın Doğan, Necdet Özkan, Yahya Murat Demirel, Sadettin Tantan, Ömer Lütfü Topal, Hakkı Kurmel, Necati Kurmel, Hatice Behlül Özbay, Aydoğan Semizer, Zekeriya Temizel, Cumhur Ersümer, Orhan Aslıtürk, Gülay Aslıtürk, Recep Önal, Korkmaz Yiğit, Turgay Ciner, Nazlı Ilıcak, Alaattin Çakıcı, Hikmet Uluğbay, Kemal Derviş, Erdal Kesebir, Sümer Oral, Cavit Çağlar, Güneş Taner, Ahmet Necdet Sezer, Yenal Ansen...

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Devletin Zirvesinde Kavga
Büyük Yükseliş
Hikmet Uluğbay'ın İntihar Girişimi
Her Kapının Ardında
Devletin Bakanı ve Bankaları
Kayınvalide Olayı
İktidar Savaşları
Medya Tutkusu
OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 7-10

Son yıllarda adından en çok söz ettiren politikacılarımızdan biri şüphesiz Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan. Özellikle DSP lideri Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde Özkan'ın ismi hep gündemin ön sıralarında yer aldı. Özkan, koalisyonun mimarlarından biri olmanın yanı sıra, hükümetin icraatlarına da çoğu zaman liderlerden daha fazla damgasını vuran bir isim oldu.

Siyaset yaşamımızda onun kadar sessiz kalıp, hükümet icraatlarına, ülke kaderine böylesine damgasını vurmuş bir başka isme rastlamak zor. Koalisyon görüşmelerinden cumhurbaşkanlığı pazarlığına; Anayasa değişikliklerinden yasa tasarılarına kadar uzanan her türlü uzlaşma arayışında Özkan önemli roller oynuyor. Yalnız bu kadar mı? Açlık grevleri gündeme geldiğinde pazarlık için adı geçen, cezaevlerine operasyon başlatıldığında kriz masasının başına oturan; deprem, sel gibi bir doğal âfetle karşılaşıldığında hükümet bünyesinde oluşturulan kriz merkezini fiilen yürüten; bankacılık sektörünü ve iş dünyasını yakından ilgilendiren krizler gündeme geldiğinde oluşturulan kurulun başına getirilen; hatta bir başka parti, ANAP'ta bakanlık krizi yaşanması üzerine Mesut Yılmaz ile görevden aldığı İçişleri Bakanı Sadettin Tantan arasında arabuluculuğa soyunan hep aynı kişi: Hüsamettin Özkan.

1998 yılında ilk kez bakan olduğunda kimi DSP'liler onun için "Ecevit'ten Sorumlu Devlet Bakanı" yakıştırmasında bulunmuşlardı. Ama o, sonraki yıllardaki icraatıyla gerçeğin hiç de böyle olmadığını dosta düşmana gösterecekti. Muhalefetle bir uzlaşma arandığında, Cumhurbaşkanı ya da Genelkurmay Başkanı ile görüşmek, gündem yaratmak gerektiğinde ilk akla gelen isim hep o oldu. Ecevit adına hükümet düzeyinde bütün işleri görmek ve her türlü teması yürütmek, böylelikle Başbakan'a zaman kazandırmak Özkan'ın günlük yaşamının temelini oluşturmaya başladı.

Bu işleyiş ona ister istemez yeni sıfatlar da kazandırdı. Kimileri, merkez sağla olan ilişkilerinden yola çıkarak ona "Ecevit'in 'sağ' kolu" yakıştırmasını uygun buldu; kimileri de Özkan'a "gölge başbakan" dedi.

Bazıları iş ve medya dünyası ile olan ilişkilerine bakıp onu Özer Çiller ile kıyasladı; bazıları da Çarlık Rusyası'nın "gizemli" papazından esinlenip onu "Türk politikasının Rasputini" olarak takdis etti. Hüsamettin Özkan ise bütün bu süreç içinde kendisini "Allah'ın Kılıcı" olarak tanımladı.

Evet, yanlış okumadınız, "Allah'ın Kılıcı." Dostları, onun her vesileyle "Hüsamettin ne anlama geliyor, biliyor musunuz?" diye sorduğunu, ardından da büyük bir keyifle, "Hüsamettin, Allah'ın Kılıcı demek," diye açıkladığını aktarıyorlar.

Özkan, gerek yaşantı tarzı, gerekse icraatıyla klasik siyasetçilerin yaptıklarının hiçbirini yapmayan bir politikacı. Ne seçim bölgesinde hafta sonu turuna çıkıp nabız tutuyor, ne açılışlarda, temel atma törenlerinde boy gösterip nutuk atıyor. Kendisini, politikaya atıldıktan sonra şaşaalı gece yaşantısı içinde görmek de mümkün değil. Hayatı bir anlamda evi, Başbakanlık binası ve Meclis üçgeni arasında geçiyor. Fırsat bulursa hafta sonlarını eşinin yaşadığı İstanbul'da, çocukları ve dostlarıyla geçiriyor.

Her şey bir yana Hüsamettin Özkan bütün kendine has özellikleriyle Türkiye'deki kısır siyasete damgasını vuran politikacılardan biri. Yalnızca politikaya mı? Yıllarca dirsek çürüttüğümüz basın sektörüne de damgasını vurmuş durumda. Kimi medya kuruluşlarının Ankara temsilcilerinin, yöneticilerinin göreve getirilmesinde etken olduğu gibi, kimi yazar, sunucu ve hatta muhabirlerin işten çıkarılmasında onun parmağının olduğu söyleniyor. Sırf bu rivayetler bile Hüsamettin Özkan'ı, biz gazeteciler için mutlaka bütün yönleriyle irdelenmesi gereken bir kişilik yapıyor.

Sevgili dostum Ruşen Çakır, "Bize Hüsamettin Özkan konusunda bir kitap hazırlar mısın?" diye öneri getirdiğinde bir an duraladım. Kitap önerisine sevinmiştim. Ancak hakkında kitap yazılması istenen kişi, en yakın partili arkadaşları için bile tam bir muammaydı. Ayrıca birçok partili arkadaşı, politik gelecekleri açısından kendisiyle ters düşmeyi göze alamadıklarını açıkça itiraf ediyorlardı. Daha önce, aktif gazetecilik yapma şansına sahip olduğum dönemlerde, hakkında bilinenin ötesinde bilgi edinmek istemiş, fakat ayrıntılar konusunda kimseden yardım görememiştim.

Özkan'ın kendisi de sessiz ve derinden gitmeyi seviyordu. Onu ne televizyon ekranlarında, ne de gazete sayfalarındaki ayrıntılı röportajlarda görebilirdiniz. Hakkında bunca değerlendirme yapılmasına rağmen, ağzından bir iki ufak demeç dışında bir şey yazılamayan bir politikacıydı. Çünkü gazetecilerle –sıradan muhabirler değil, genel yayın yönetmeni, temsilci, köşe yazarı gibi sıfatı olanlar– çoğu zaman yazılmamak kaydıyla konuşurdu.

Bütün bunlara karşın, yaşadığımız son yıllara böylesine damgasına vuran bir politikacı ile ilgili bir kitap hazırlama önerisi almak açıkçası cazipti. Vakit geçirmeden işe koyulduk. Niyetimiz ne Özkan'ı mahkûm etmek, ne de övmekti. Ulaşabildiğimiz ölçüde hakkında bilgi edinmeye çalıştık. DSP'li dostlarımızın çoğu, "Aman bizi bu işe karıştırma," dedi. Buna karşılık MHP'li ve ANAP'lı bazı bakanlar da isimleri yazılmamak kaydıyla bazı detaylar anlattılar...

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.