Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-703-6
13x19.5 cm, 280 s.
Liste fiyatı: 27,00 TL
İndirimli fiyatı: 21,60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Carlo Ginzburg diğer kitapları
Peynir ve Kurtlar, 1996
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Tahta Gözler
Mesafe Üzerine Dokuz Düşünce
Özgün adı: Wooden Eyes
Nine Reflections on Distance
Çeviri: Aysun Şişik
Yayına Hazırlayan: Özge Çelik
Kapak Resmi: Diego Velazques
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ocak 2009

"Ben, Katolik bir ülkede doğup büyümüş bir Yahudiyim, hiç din eğitimi almadım, Yahudi kimliğim daha çok baskı sonucu ortaya çıkmış." Carlo Ginzburg'un bu kısa otobiyografik ifadesi, Tahta Gözler'deki "mesafe" kavramını anlayabilmemiz açısından büyük önem taşıyor. Kitapta yer alan dokuz denemeyi birbirine bağlayan şu sorudur: "Şeyleri olduğu gibi görmemize olanak sağlayan mesafe tam olarak ne kadardır?" Yazara göre, bir şeye çok yakın olduğumuzda aşinalık bakış açımızı çarpıtır, çok uzak olduğumuzda ise bakış açımızdaki çarpıklığın kaynağı mesafenin ta kendisidir; dolayısıyla, içinde yaşadığımız dünyayı anlamak için uzaklıkla yakınlık arasında bir denge tutturmak gerekir.

İşte Ginzburg'un Tahta Gözler'de yaptığı da bu dengeyi tutturmak. Yazar, yakınlık konusunda bir defa daha ortaya çıkan Yahudi-Hıristiyan karşıtlığını, hem içerden hem dışardan bir bakışla –bir yandan baskı sonucu ortaya çıkan Yahudi kimliğinin bakışıyla, diğer yandan içinde yetiştiği Hıristiyan kültüre bakan birinin gözüyle– değerlendiriyor. Aşinalık ve yadırgatıcılıktan yola çıkarak perspektif, temsil, imge ve mit kavramlarını inceliyor. Aristoteles'ten Marcus Aurelius'a, Montaigne'den Voltaire'e ilerlerken felsefe, tarih, filoloji ve etik gibi alanlara yayılan ve günümüz popüler kültüründen örnekler sunan Tahta Gözler, ayrıntı zenginliği ve bu ayrıntıları ilişkilendirişindeki dehasıyla okurlarını şaşırtacak bir kitap.

İÇİNDEKİLER
Önsöz
1. Yadırgatma: Edebi Bir Tekniğin Tarihöncesi
2. Mit: Mesafe ve Aldanış
3. Temsil: Kelime, Düşünce, Nesne
4. Ecce: Hıristiyan İbadetlerindeki İmgelemin Kutsal Kitap'taki Temelleri Üzerine
5. Putlar ve Suretler: Origines'ten Bir Pasaj ve Geçirdiği Değişiklikler
6. Üslup: Dahil Etme ve Dışlama
7. Mesafe ve Perspektif: İki Metafor
8. Çinli Bir Mandarini Öldürmek: Mesafe Kavramının Ahlaki İçerimleri
9. Papa Wojtyla'nın Dil Sürçmesi
Resimler
Notlar
Dizin
OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 13-15.

Bu kitapta son on yıl içinde yazdığım, üçü daha önce yayımlanmamış dokuz deneme var. Kitabın altbaşlığındaki "mesafe" kelimesi hem düzanlamda, hem de metafor olarak kullanılmıştır. 1998 yılından beri Los Angeles'ta hocalık yapıyorum. California Üniversitesi'ne devam edenler gibi, etnik ve kültürel açıdan çok çeşitli, entelektüel birikimleri benimkinden çok farklı olan öğrencilerle sohbetlerim, uzun süredir üzerinde çalıştığım araştırma konu ve başlıklarına yeni bir gözle bakmamı zorunlu kıldı. Bu konu ve başlıkların benim için önemi hiç azalmadı, sadece eskisi kadar aşikâr değil. Bildiğimi düşündüğüm bir şeyi daha iyi anladım: Sonuç olarak kültürel aidiyetle alakalı olan aşinalık, neyin geçerli olduğu konusunda bir kriter olamaz. Bütün dünya evimizdir demek, her şeyin aynı olduğu anlamına gelmez; biriyle veya bir şeyle karşılaşınca bazen hepimizin yolumuzu şaşırmış gibi hissettiğimiz anlamına gelir. Yeni bir şey söylemediğimin farkındayım, ama belki de durup bu durumun düşünsel verimliliği hakkında düşünmeliyiz. Derlemenin ilk denemesinde bunu yapmaya çalıştım. İlk yazdığım, temsil üzerine deneme bile (3. Bölüm), çok geniş bir konuyu birkaç sayfaya sıkıştırıp, Avrupa ve İtalya'yı çok geniş bir kronolojik ve mekânsal çerçeve içine yerleştirerek, okurda (öncelikle de yazarda) bu yolunu şaşırmışlık duygusunu uyandırma arzusundan doğdu. Bu denemede çift anlamlı bir belirsizlikle ilgilendim: hem bir tür mevcudiyet olan, hem de mevcut olmayanın yerine geçen imgelerin belirsizliği; ve Yahudiler ile Hıristiyanlar arasındaki, yakınlıkla mesafenin iki bin yıldır çoğunlukla ölümcül sonuçlar vererek iç içe geçtiği ilişkinin belirsizliği. Bu belirsizlikler, kitabın isminin de anıştırdığı ve putlarla imgeler üzerine denemede tartışılan putperestlik temasında birleşiyor. Bu tema, ilk iki emrin yan yana getirilmesiyle aniden sona eriyor: "Kendine bir put ya da herhangi bir şeyin suretini yapmayacaksın" ve "Tanrı'nın adını boş yere ağzına almayacaksın." Mitle ilgili sorgulamamda tekrar kelime ile imgenin yakınlığı konusuna dönüyorum. Eski Yunanlılar tanrılarını hem tasvir eder hem de isimlerini telaffuz ederlerdi; kelimelerin ve imgelerin doğası üzerine akıl yürütürlerdi. Ne var ki Yunanlılar ile Yahudiler arasındaki bu bariz karşıtlık belki de gizli bir simetrinin üzerini örtüyordu: Hem Yunanlıların mit üzerine düşünceleri, hem de Yahudilerin puta tapma yasağı mesafe koyma araçlarıdır. Yunanlılar ve Yahudiler, kendi tarzlarında, gerçekliğin içinde kaybolmadan, ona eleştirel bir gözle bakmalarını sağlayacak araçlar geliştirmeye çalıştılar. Hıristiyanlık ise kendini ikisinin de karşısında konumladı ve ikisinden de çok şey öğrendi.

Ben Katolik bir ülkede doğup büyümüş bir Yahudiyim; hiç din eğitimi almadım; Yahudi kimliğim daha çok baskının bir sonucu. Ait olduğum çoklu gelenek üzerinde düşünmeye, neredeyse farkında olmadan, ona mesafeli ve mümkün olduğunca eleştirel bir gözle bakmaya çalışırken başladım. Bu araştırmaları yaparken de, şimdi de, yeterince hazırlıklı olmadığımın fazlasıyla farkındayım. Birbirini izleyen İncil alıntılarını takip ederken, benim bile tahmin etmediğim bir bakış açısından onları okuyabildiğim, hatta İsa figürünü yorumlayabildiğim bir noktaya ulaştım. Burada yine, beni hep cezbetmiş, bitmez tükenmez bir temayla; yani göstermek ile anlatmak, morfoloji ile tarih arasındaki karşıtlıkla karşılaştım. İkinci, dördüncü, beşinci ve altıncı denemelerde üzerinde çeşitli açılardan akıl yürüttüğüm tema da bu. Yunanlıların başlattığı bir düşünme pratiği imgenin, ismin ve mitin farklılıklarına rağmen bir ortak noktaları olduğunu keşfetmemizi sağlamıştır: Bu ortak nokta, hepsinin doğruluk ve yanlışlığın ötesinde oldukları gerçeğidir. Bizim kültürümüzde, genel anlamda sanata atfedilen bir özelliktir bu. Yine de sanatsal kurgular, yasal kurgular gibi gerçeklikten bahsederler. Alışkanlığı kırma üzerine denememde (birincisi) ve biraz tersine çevrilmiş bir yoldan olmakla beraber Çinli mandarin üzerine denememde (sekizinci) bunu gösteriyorum: Birincisinde doğru mesafe, ikincisinde ise gereğinden fazla mesafe söz konusu; ilkinde empati yokluğu eleştirel mesafeye yol açarken, diğerinde empati eksikliği insanlığın unutulmasına yol açıyordu. Düşüncelerimi harekete geçiren mesafe, düşüncelerimin konusu; yani mesafenin kendisi, tarihsel perspektif (yedinci deneme) haline geldi: ve bu kitabı yazmış olduğumu fark ettim.

Birçok insanın yardımını aldım. Tek tek denemelerle bağlantılı olarak değindiklerimin dışında (kimseyi unutmadığımı umuyorum), profesyonelliğiyle kitabın hazırlanmasına büyük katkıda bulunan Giovanna Ferrari'ye teşekkür etmeliyim. Özellikle yoğun ve faydalı konuşmalar yaptığım insanları da saymak istiyorum: Perry Anderson, Pier Cesare Bori, Saul Friedländer, Alberto Gajano, Stefano Levi Della Torre ve Franco Moretti.

Amos Funkenstein ile tanışıp arkadaş olmasaydım bu kitabı asla yazamazdım. Onu burada büyük bir sevgi ve minnetle anıyorum.

Bu sayfalara veda ederken, en yakın ve uzak arkadaşım, Adriano Sofri'yi; Ovidio Bompressi ve Giorgio Pietrostefani'yi düşünüyorum, masumiyetlerinin yakında anlaşılması umuduyla.

BOLOGNA, ARALIK 1997

Bu kitabı yazmayı Berlin'de, Wissenschaftskolleg'de yoğun ve huzurlu bir çalışma yılı esnasında bitirdim. Bunu mümkün kılan herkese teşekkür ederim.

İlk deneme 1996'da Representations adlı kitapta yayımlandı; ikincisi, I Greci, c. 1, Noi e i greci içinde, haz. S. Setis (Torino, 1996); üçüncüsü, Annales içinde, 1991; beşincisi, Sight and Insight: Essays in Art and Culture in Honour of E. H. Gombrich içinde, haz. J. Onians (Londra, 1994); sekizincisi, Historical Change and Human Rights: The Amnesty Lectures 1994 içinde, haz. O. Huffon (New York, 1995); dokuzuncusu, La Repubblica içinde (Ekim 1997). Hepsi –özellikle de üçüncüsü– kitap halinde yayımlanmak için gözden geçirildi. Kitabın İtalyanca adı Occhiacci di legno'dur (Milano, 1998).

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.