Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-243-7
13x19.5 cm, 114 s.
LİSTE DIŞI
BASILMAYACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Bejan Matur diğer kitapları
Tanrı Görmesin Harflerimi, 1999
Onun Çölünde, 2002
Ayın Büyüttüğü Oğullar, 2002
İbrahim’in Beni Terketmesi, 2008
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Rüzgâr Dolu Konaklar
Yayın Yönetmeni: Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Fotoğrafı: Harry Callahan
Kapak ve Grafik Tasarım: Semih Sökmen
Kapak ve İç Baskı Yaylacık Matbaacılık Ltd.
Mücellit Sistem Mücellithanesi
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Eylül 1996
4. Basım: Temmuz 2010

Rüzgâr Dolu Konaklar, şairin ilk kitabı. Matur bu kitabıyla 1997 Orhon Murat Arıburnu ve Halil Kocagöz ödüllerini aldı. İlk basımı Avesta Yayınları tarafından yapılan kitap, ikinci kitabı Tanrı Görmesin Harflerimi ile birlikte 2. basımıyla yer aldı Metis Edebiyat'ta. Rüzgâr Dolu Konaklar çok başarılı olmuş bir ilk kitaptır. Bejan Matur şiiriyle ilk kez tanışacaklar için de, kronolojiyi takip etmeyi, bu kitapla başlamayı öneririz. İşte çok güzel bir dolu şiirin yer aldığı kitaptan "Rüzgâr Dolu Konaklar" şiirinin ilk üç bölümü:

Doğduğumuzda

Bizim için yaptırdığı sandıklara

Gümüş aynalar

Lacivert taşlar

Ve Halep’ten kaçak gelen kumaşlar

Dolduran annemiz

Bir zaman sonra

Bizi koyup o sandıklara

Yol

Rüzgâr

Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.

Yalnız kalmayalım diye karanlıkta

Çocukluğumuzu ekleyecek

Avunmamızı isteyecekti

O çocuklukla.

Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın

Karıştığı uzun ırmağa

Bırakıldığımızda

Annemiz bu kadarını istemezdi

Bu yüzden

O uyurken

Uzaklaştık

Diyorduk sulara.

Gidişin kendisinden artakalan

Her şey, herkes burada.

Ben buradayım

Kardeşlerim yitikliğiyle burada

Annem elbiseleriyle

Erkek kardeşim savaş korkusuyla

Babam burada hiç uyanmış olmasa da

Dünya eksilmiş etrafımda

Bir düş sanki olanlar

Uzayan ve uzadıkça acıtan

I

Annemiz

Siyah kadife elbisesini okşadığında

Saçlarını düşürerek bakışlarına

Babamızı hatırlardı:

Beyaz bir dağda olduğunu söylüyordu onun

Beyaz ve her bahar küçülen bir dağda

II

Hepimizden büyük olan

Ve uzaktaki savaştan korkan

Erkek kardeşimiz

Dönmeyince bir daha

Biz de korktuk savaştan.

Ama savaş değildi onu bırakmayan.

Gelirken yanımıza

Atıyla uyumuş

Babamızın karşısındaki karlı dağda

Annemizin yüzü azaldıkça

Omuzları küçüldükçe annemizin

Şaşırdık hangi dağa bakacağımıza

III

Evimizin uzun sofasında

Kadife elbisesi uzayıp

Gümüş başlığı ağırlaştıkça

Bolardıkça gümüş kemeri

Annemiz benziyordu baktığı dağlara.

Baharda inceliyordu kabuğu

Ama ulaşamıyorduk ona.

Ölüyordu

Bu defa gerçekten eriyordu

Bir daha görünmedi sofada

……………

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Atilla Birkiye, "Tüm o masallar bizimdi", Cumhuriyet, 23 Mart 2000

Bejan Matur son yıllarda dikkati çeken şairlerden biri. İki şiir kitabı var. İkisi de geçen yıl Metis Yayınları'ndan yayımlandı. (Rüzgâr Dolu Konaklar, ikinci basım; Tanrı Görmesin Harflerimi).

Bejan Matur hakkında yazılanları okuduğumda, Kürt diye (bilmiyorum şimdi suç mu işledim) ''şişiriyorlar'' diye düşündüm açıkçası. Çünkü bizde çok sık görülen bir ''durum'' dur bu.

Politik konumundan dolayı kimi şairler, yazarlar, sanatçılar övülmüştür. Estetik açıdan kimse bakmamıştır. İçerde olması, yapıtının politik bir ''bildirisi'' ya da konusu olması ne yazık ki yetmiştir.

Ne var ki Bejan Matur'un her iki kitabını okuduğumda yanıldığımı gördüm. Kendi şiir dilini ve yapısını oluşturmuş. (Bazı etkilerden söz etmemek olanaksız ki, bu da çok doğal bence.) Daha önünde çok yol var. Şair olmak zor iş. İyi şiir yazarsanız şair olursunuz.

Yalın bir ''söyleyiş'' üstünde, –zaman zaman şaşırtıcı olan– bir imge düzeneği oluşturmuş. Benim en sevdiğim yanı şiirin izleğini ''lirik bir anlatıcı'' eksenine oturtması. Bu söylemsel özellikte ''çukur''lar yok değil.

Örneğin, düzyazıyla giderek ''gereğinden fazla'' yakınlaşmak ve ikinci kitapta görüldüğü gibi, her ne kadar ''işlevsel'' de olsa noktalama işaretlerini fazlaca kullanmak. Şiirde –daha çok–, sözcüklerin durumuyla ''durakları'' belirlemek gerekir.

Devamını görmek için bkz.

Duygu Durgun, “Kendi yolunu arayan bir şair”, Cumhuriyet Kitap, 22 Temmuz 1999

Yaşadığının altını çizmek, "ben bunu yaşıyorum" diyebilmek için şiir yazıyor Bejan Matur. Yazmadığı gün yok gibi... Yazmak, onun için bir tutku, kendi deyişiyle bir "obsesyon". "Galiba şiir her zaman bir tercümedir. Dilden önce dil dışında olan bir yaşantının dile aktarılma çabasıdır. Kendi iç çatışmalarım ve dış dünyayla ilgili heyecanlarımın anaforundan ancak yazarak kurtulabiliyorum.

Bu nedenle yazmak benim için sadece şiiri oluşturmama yarayan bir araç değil. Yazarak yaşadığımın dilini kurmaya, yaşadığımın altını çizmeye çalışıyorum. Sanırım en bariz takıntım yanında defterim olmadan sokağa çıkamam. Benim için şiire malzeme olan şeyi yazmakla şiirin kendisini oluşturmak farklı süreçler. Defterlerimde biriken toparlanması ve okurla buluşabilecek rafine metinler haline gelmesi, işçilik ve eleme, matematik gerektiren bir süreç ve can sıkıcı. Yaptığım iki kitapta yer alan şiirlerin pekçoğu dergilerde yayımlanmadı. Buna gerek duymadım. Yayımlamak için heyecan oluşmuyor bende. Çünkü şiirlerin kitap bütünlüğü içinde yerlerini daha çok bulacaklarını düşünüyorum.

Bir duvarın taşlarını örmek gibi bu. Bir yapı, bütünlük kurma isteği. Şiirlerin sıralanışı, temalar, ses benzerlikleri etkiliyor bu yapının biçimini. Kapanıp bir kitaba hazırlanmak fikri bana daha heyecan veriyor. Diğer türlü şiirler dağınık halde elimden uçacakmış gibi geliyor".

Sık şiir yayımlayan bir şair değil Bejan Matur. Yazma süreci onun için uzun, yıpratıcı, kederli ve tümüyle tek başına yaşanan bir süreç. Defterlerinde biriktirdiği malzemeye yeniden dönecek gücü bulduğunda, aynı zamanda bu malzemeyi yaratan boğuntulu ruh haline de geri dönüyor. "Onları şiir haline dönüştürmek, çok matematiksel, işçilik gerektiren bir süreç benim için. Her şiirin kendi doğası duyuruyor bana nerede durmam gerektiğini, yahut hangi dizeden vazgeçebileceğimi. Şiir yazmaktan, yaratmaktan çok seçme sanatıdır. Arapça Şi'r'den gelir ve en yüksek sanat değeri taşıyan söz demektir. Bir temayı alıp sürdürmek, o temanın imkânlarını sınamak bana hep daha tatmin edici göründü. Şiir en sevdiğin dizeden dahi yeri geldiğinde vazgeçmeyi göze aldığında, ondan vazgeçtiğinde kendi tamlığına sükunetine ulaşabilir."

Çocukluğun ülkesi

Yitirilmiş bir coğrafya -belki de çocukluğun ülkesine demeliyiz- ağıtlar ve masallara, hayal imgelerine göndermelerle dolu bir şiir Bejan Matur'un şiiri. Rüzgâr Dolu Konaklar ve son kitabı Tanrı Görmesin Harflerimi sanki bu kaynaktan, çocukluktan besleniyor. Maraş'ın Pazarcık ilçesi, Maksutuşağı köyünde doğan Matur, kalabalık bir ailenin en küçük kızı olarak aynı zamanda zengin bir dil evrenine açmış gözlerini. "Evde Kürtçe ve Türkçe konuşulurdu. Babaannem hiç Türkçe bilmezdi. Dedem ise, geleneklerine çok bağlıydı. Her akşam evde mutlaka 10-15 kişi ağırlanırdı. Kimse geri çevrilmezdi kapıdan. Kalabalık bir ailede geçen çocukluktan sonra ortaokulda yatılı okula yollandım. 11 yaşımdan bu yana da hep yalnız yaşadım. Ortaokulda siyah bir radyom vardı. Oradan TRT 3'ün klasik müzik yayınlarını dinlerdim."

Rüzgâr Dolu Konaklar'da "anne", şiirinin her köşesine sinmiş sanki. Tanrı Görmesin Harflerimi ise çocuk -Tanrı ilişkisinin kol gezdiği bir kitap. Maraş'ta dünyaya gelmiş olmak; Antep'teki ilk gençlik... Bütün bunların, şiirini meydana getirirken kuşkusuz etkileri olmuş. "Ablalarım Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Simone Beauvoir okurlardı. onların kitaplarını okuyarak, Yunan tragedyalarıyla, Divan Edebiyatı'yla tanıştım. Daha sonra Cahit Sıtkı, Yahya Kemal, Ahmet Haşim okumaya başladım..."

Yolculuk ve sürgün duygusu

Matur'un şiirlerinin bir başka izleği de yolculuk. Gittiği her yerde yazıyor o. Rodos, Berlin, Edinburgh/İskoçya, İstanbul ve daha pek çok coğrafya, pek çok kent Matur'un şiirinde yerlerini buluyor. Çünkü gidilen her yerin, şiirine bir katkısı olduğunu düşünüyor Matur. Doğaya, sokaklara, insanlara bakıyor; onları izliyor. Bakmadan, görmeden yaşayamıyor. Tabii bir de yolculuk yapmadan... Yolculuk ve sürgün duygusu şiirinin ana izleğini oluşturuyor. "Galiba durmak bir yetenek ve ben böylesi bir yetenekten yoksunum. Ruhum sürekli bir yola doğru çekiliyor ve ilk fırsatta gidiyorum. Çocukken atlasları sevmiş olmamın etkisi belki de. Dünya haritası sanki kafamda yeniden oluştu ve ben kendi yollarımı yarattım. Hep bir merak ve istekle.

Kitapta bazı işaretler var nerede yazdığıma dair. Şuna açıklık getirmeliyim, o şiirlerin çoğu değişik ülkelerde yazıldı fakat hepsinde belirtmedim. Çünkü, bana göre yer adı, olmazsa olmaz olduğunda, şiiri tamamlayacak, ona başka bir çağrışım katacak olduğunda önem kazanıyor. Örneğin Sonsuzluk Bilgisi'ni Berlin-Potsdam adını vermeden de yayımlayabilirdim fakat, bunu belirtmiş olmakla tarihi arka planın bilgisini de şiire katmış oldum. O tarihi arka plan şiiri güçlendirmesede şiire bir açıklık ve zenginlik katıyordu. Yoksa, Paris'te Brüksel'de Londra'da yazılmış şiirler de vardı fakat, yazıldığı yerin belirtilmesi şiire bir şey katmıyordu. İskoç tarihini bilen birisi için, "Ağaçların Hayatı" şiiri başka bir anlama gelebilir."

Bejan Matur şiir yolculuğunun henüz başında ama "daha şimdiden o kadar çok ülke görmüş o kadar çok insan tanımış ve insanı anlamaya dair o denli önemli bir mesafe katetmiş ki" diye düşünüyor insan. "Bana tanıdık olan kendi kişisel deneyimim. Şiir yayımlandığı andan itibaren bana da yabancı ve okurla her buluşmasında yeniden üretiliyor. Kitabın artık kendi hayatı, yolu var. Bana heyecan veren, tek tek insanların bu şiirle karşılaşmasından doğan farklı hikâyeler, yaşantılar. Yayımlamak bu nedenle önemli benim için..."

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.