Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-452-3
13x19.5 cm, 288 s.
LİSTE DIŞI
BASILMAYACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Barış Müstecaplıoğlu diğer kitapları
Korkak ve Canavar, 2002
Merderan'ın Sırrı, 2002
Şakird, 2005
Tanrıların Alfabesi, 2005
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Bataklık Ülke
Perg Efsaneleri III
Yayına Hazırlayan: Emine Bora
Kapak İllüstrasyonu: Gökçe Yağmur
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ocak 2004

Kahramanlarımız verdikleri söz uğruna efsanevi gemi Durkgador ile Perg'in gizemli topraklarına doğru yelken açtılar. Hakkında pek az şey bilinen Fuoli'de onları yeni düşmanlar, yeni dostluklar ve birçok sürpriz bekliyor. Medeniyetleri cam üzerine kurulu burfenlerle tanışacak, Fuoli'nin şaşırtıcı doğasını ve ilginç bataklık yaratıklarını keşfedecekler. Öte yandan Bataklık Ülke, tüm adanın sonu olabilecek bir inanç savaşının eşiğinde ve birileri bu savaşı ne pahasına olursa olsun önlemeli...

İnancı uğruna her şeyi göze almış bir Emir, ikiye bölünmüş bir ülke, kayıp bir veliaht, gizli bir örgüt, yasaklanmış dağlar ve özgürlüğün yaşanabildiği tek bir saklı kamp.

Sevginin ve özgürlüğün değerini bilenler için...

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Çiler İlhan, “Ötede ne var?”, Time-Out İstanbul, Nisan 2005

İlk Türk fantezi kurgu serisi Perg Efsaneleri’nin son kitabı Tanrıların Alfabesi, Metis Yayınları’ndan çıktı. Macera sonlandı; Barış Müstecaplıoğlu yelkenini başka diyarlara açana dek, şimdilik...

Perg’deyiz. Engin Mavi Hunsa’sıyla, Bataklık Ülkesi’yle, Öte Diyarları’yla. İrili ufaklı on yedi ülkeden oluşan toprakların Kadim Güçleriyle; bilgelik, nefret gibi kavramları temsil etmek için yaratılmış olup, zaman içinde tanrılaştırılan ölümsüzleriyle; belli başlı dört ırkı promları, hurgları, burfenleri, insanları ve birbirinden tuhaf diğer yaratıklarıyla...

Türk fantazi edebiyatı 2002’de, Perg Efsaneleri’nin ve genç bir yazarın ilk kitabı Korkak ve Canavar’la kendi ilkine de kavuşmuş oldu. 20. yüzyıl fantastik roman geleneğiyle, adı edebi bir alt tür olarak yeni konmuş olsa da, beşiklerimizden beri bizi büyüleyen masallı toprakların fantastik kültür geleneğini harmanlayan bir seri Perg Efsaneleri: Cepken giyen burfen yiğitleri, camdan saraylarda yaşayan emirler, çini süslemeli tanrı kuleleri ve yerelin gücünü dünya standartlarına taşıyan dört eser. Merderan'ın Sırrı ilk kitapla aynı yılda; Bataklık Ülke 2004’de, Tanrıların Alfabesi ise geçenlerde buluştu bizimle, böylece Perg efsanesi tamamlanmış oldu. Tamamlandı ama okuru şaşırtmadan edemeyeceği belliydi: Kabuklu, dev bir canavar; korkak bir köylü ve dışlanmış bir promla çıktık yola. İkinci kitapta güzeller güzeli bir kadın büyücü de katılınca ekibe, çoğaldı entrikalar, acılar, ama mutlaka umut ve üstüne aşk. Hem de fantastik yazını ciddiye almayanları utandıracak kadar özenli ve berrak Türkçesi, sağlam kurgusu, özgün tipleriyle. ‘Fantastik edebiyat, gerçeklerden kaçmaktır’ diyenleri de din savaşları,inanç zorbaları kılığına bürünmüş, bağırıp çağırmayan, oldukça derin politik mesajlarla cevaplayarak.

1977 doğumlu Barış Müstecaplıoğlu, inşaat mühendisliği eğitimi aldıktan sonra Yapı ve Kredi Bankası İnsan Kaynakları Yönetimi'ne girdi hâlâ orada (da) çalışıyor.

“Önyargılardan sıyrılmadan Perg’i hakkıyla kavramak mümkün olmaz. Altın kalpli bir korsan ya da şeytani bir şövalyeyle karşılaşabilir, bir eşkıyanın şefkatine tanık olurken bir ermiş tarafından aldatılabilirsiniz” diyor Perg’in yazarı. Başımıza gelmedi değil. Bazı karakterlerden ummadığımız tepkiler alırken zaman zaman diğer fantastik diyarlardan tanışlar da yokladı zihnimizi: Guorin’in avucunda taşıdığı tılsımın, gücünü değil karakterini ölçen sınavlarında Yüzüklerin Efendisi’nin Frodosu’nu hatırladık; iyilik savaşçılarını koruyan, ışıktan duvarla Star Wars’un ışık kalkanını anımsadık. Koşullanmalarımız, alışageldiklerimiz sarsıldı zaman zaman, mesela bir prom şöyle dediğinde: “... ben kadınıma sarılınca ısınmak isterim. Kıl yumağı olmalı!.. İnsan kadınlar bacaklarını bile traş ediyorlar, ne yazık ki...” Kafamızdaki genel büyücü tanımına benzeyen tek büyücü tekinsiz çıktı; insan yiyen Hurglar ilahi güzellikte müzik yaptılar; kadın kahramanlar, bazı kitaplardakinin aksine ne savaş meydanlarından, ne büyü meclislerinden eksik oldu.

Perg kitapları, iç-dış güzellik kavramı, kader, irade, istek ve hangi türden/ırktan olursa olsun, kimsenin tek yönlü veya mükemmel olmadığı temalarını irdeliyor sık sık. Büyücülerin büyü yaparken bitap düştüğüne, amansız komutanların er meydanında korktuğuna tanık oluyoruz. Onca değişik yaratık içinde kanımca en unutulmazı, kendilerine has konuşmalarıyla sevimli Hunsıblar. Tanrıların Alfabesi’nin sonu, hem okuru hayal kırıklığına uğratmamayı, hem de beklentilerden farklı olmayı başarıyor. Yazar, tüm kahramanlarına karşı çok merhametli. Onları inandırıcılıktan uzak kılmıyor bu merhamet; aksine, tüm yönleriyle anlaşılmalarını sağlıyor.

Yazarın görece genç yaşta gelen başarısı, zengin hayal dünyası, çalışma hızı ve her kitabın bir öncekinden daha doygun bir okuma serüveni sunması da göz önüne alınırsa, Müstecaplıoğlu’ndan gittikçe daha yetkin ve belki de farklı türlerde eserler beklemek sebepsiz olmayacak. Kahramanlardan Guorin’i tanımlayan “İnandığı doğrular uğruna savaşan, yerinde duramayan genç adam”, yazarın ta kendisi olsa gerek.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.