Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-754-8
12x19.5 cm, 120 s.
Liste fiyatı: 12,00 TL
İndirimli fiyatı: 9,60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Murathan Mungan diğer kitapları
Mahmud ile Yezida, 1980
Osmanlıya dair Hikâyat, 1981
Taziye, 1982
Kum Saati, 1984
Son Istanbul, 1985
Sahtiyan, 1985
Cenk Hikâyeleri, 1986
Kırk Oda, 1987
Lal Masallar, 1989
Eski 45'likler, 1989
Yaz Sinemaları, 1989
Mırıldandıklarım, 1990
Yaz Geçer, 1992
Geyikler Lanetler, 1992
Yaz Geçer - Özel Basım, 1992
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993
Omayra, 1993
Bir Garip Orhan Veli, 1993
Kaf Dağının Önü, 1994
Metal, 1994
Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996
Murathan ' 95, 1996
Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda, 1996
Başkalarının Gecesi, 1997
Paranın Cinleri, 1997
Başkasının Hayatı, 1997
Dört Kişilik Bahçe, 1997
Mürekkep Balığı, 1997
Dağınık Yatak, 1997
Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997
Metinler Kitabı, 1998
Üç Aynalı Kırk Oda, 1999
Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999
Meskalin, 2000
13+1, 2000
Erkekler İçin Divan, 2001
Çocuklar ve Büyükleri, 2001
Soğuk Büfe, 2001
Yüksek Topuklar, 2002
7 Mühür, 2002
Timsah Sokak Şiirleri, 2003
Yazıhane, 2003
Yabancı Hayvanlar, 2003
Erkeklerin Hikâyeleri, 2004
Eteğimdeki Taşlar, 2004
Çador, 2004
Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004
Bir Kutu Daha, 2004
Beşpeşe, 2004
Elli Parça, 2005
Söz Vermiş Şarkılar, 2006
Kâğıt Taş Kumaş, 2007
Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007
Kullanılmış Biletler, 2007
Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007
Dağ, 2007
Kadından Kentler, 2008
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, 2009
Hayat Atölyesi, 2009
Eldivenler, hikâyeler, 2009
Gelecek, 2010
227 Sayfa, 2010
Stüdyo Kayıtları, 2011
Kibrit Çöpleri, 2011
Şairin Romanı, 2011
Doğu Sarayı, 2012
Aşkın Cep Defteri, 2012
Bir Dersim Hikâyesi, 2012
Tuğla, 2012
Mutfak, 2013
189 Sayfa, 2014
Merhaba Asker, 2014
Kadınlar Arasında, 2014
İskambil Destesi, 2014
Mezopotamya Üçlemesi, 2014
Harita Metod Defteri, 2015
Güne Söylediklerim, 2015
Solak Defterler, 2016
küre, 2016
Aşk İçin Ne Yazdıysam, 2016
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda , 2017
Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri, 2017
Tren Geçti, 2017
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
İkinci Hayvan
Kapak Tasarımı: Emre Çıkınoğlu
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ocak 2010
2. Basım: Şubat 2016

Murathan Mungan'dan 2010 yılının ilk kitabı: İkinci Hayvan. Mungan'ın on dokuzuncu şiir kitabı olan İkinci Hayvan'da 68 şiir yer alıyor. İlk şiiri 1 Ocak 1999 tarihli on yıllık emeğin ürünü olan bu kitabın kapak düzeni Emre Çıkınoğlu'na ait.

Kitapta yer alan şiirler daha önce hiçbir dergide yayımlanmamış olup, 2'si daha önce tek baskılık özel bir toplama kitap olarak Aralık 1999'ta yayımlanan Doğduğum Yüzyıla Veda içinde, 4 tanesi 2000 yılında yayımlanan 13+1 kutusu içinde tek baskılık özel bir toplama kitap olan Fazladan Bir Kitap içinde ve 15 tanesi 2005 yılında yayımlanan tek baskılık Elli Parça kitabı içinde yer almıştır. Diğer 47 şiir ilk kez bu kitapla birlikte okur karşısına çıkmaktadır.

İÇİNDEKİLER
Aynalı Kültür
Aydınger
Sentetik Elyaf
Kendilik Hali
Kurgulu Bebek
Silikon Sessizliği
Patent
Teknik
Pvc
Karton Gece
Venüs
Buz
Yabancının Uçurtması
Borges Varoşu
Bira
Pas Çekirdeği
Tam İsabet
Anarşistlerin Valsi
Örümceğin Eteklerinde
İki Renkli Sessizlik
Insomnia
Açlık
Doruk
Ejderlerin Diliyle
A Harfi
Pembe Örümcek
Kara Star
Para
Bir Oy
Örümceğin Stratejisi
İnsanlık Platosu
Sanki, Sen Ben ve Diğerleri
Öncesiz Çiçek
İsrafil Suresi
Yanılsamanın Görüş Alanı
Katı, Buhar
Kraftwerk Marşı
Eldivenli Şarkı
Yatık Sekiz
Animasyon Biat
Suyun İçindeki Tünel
İs, Siyah Takip
Pulp ya da Trash
Vücudumun Verdiği Sözler
Pazar Payı Hedef Kitle
Devamsızlık
Çağını Arayan Tekerleme
Pasak
Kostüme
Işık Hızı
Siber Çağın Müşterisi
Kiralık Metaforlar
Ağır Metal
Adında
Tansiyon
Büküm
Otostopçu
Aynanın Kırılma Evresi
Alarm
Gayzer
Baş Harfin Şarkısı
Bırak
Ara Kablosu
Açı Ortayı
Soru Sağaltmaları
Çıkış Kapısı
Kusursuz Bir Gün
Yeni Işık
OKUMA PARÇASI

PAS ÇEKİRDEĞİ

Nicedir paslanmış bir suskunluk gıcırdıyor aramızda

yetersizliğin kemirdiği sokaklara

dağılan öteki yüzümüzle

bazı acılar gibi sıradan

gönderilmemiş pullar gibi kendi halinde

katlanıp ve karışıp giden

gündeliğin tanıdık gürültüsüne

gün günden yoksullaşan sesiyle

ağırlaşarak uzaklaşan ve seyrelen ellerimiz

iğreti bir kravat durmadan iğreti

bir türlü yerleşemez kendi desenine

sanki baştan başlansa her şey kendi izinden paslanacak

birbirine benzedikçe eksilen bütün hayatlar gibi

sıkıntının büyüyen çekirdeği

böyle zamanlarda en çok ihtiyaç duyulan

cesaret ya da gidebilmek bilgisi

6 Şubat - Temmuz 2001

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Gonca Özmen, “ ‘Siber çağın müşterisi’ için şiirler”, Radikal Kitap Eki, 29 Ocak 2010

1975 yılından bu yana yazı ve şiirler yayımlayan, edebiyatımızın en çalışkanlarından biri olan Murathan Mungan, 2000 yılı öncesinde yayımladığı tüm şiir kitaplarını 13+1 adıyla bir araya getirmiş; sonrasında ise bu toplama Dağ (2007) ve Bazı Yazlar Uzaktan Geçer’i (2009) eklemişti. Ocak ayı içinde de on dokuzuncu şiir kitabı İkinci Hayvan çıktı. Bazıları daha önce başka kitaplarda yayımlanmış, Ocak 1999 ile Kasım 2009 yılları arasında yazılmış şiirlerden oluşturulan bu kitapta, birkaçı düzyazı şiir olmak üzere toplam altmış sekiz şiir var. Bunlardan kırk yedisi ise ilk kez okurla buluşuyor.

Osmanlıya dair Hikâyat, Eski 45'likler gibi kimi kitaplarında geçmişe yönelen Mungan’ın bu kitaptaki şiirleri; günümüz toplumuyla, kültürüyle, kentsel yaşam, onun yarattığı kaos ve hızla ilgili. Yaşadığı çağın, toplumun, kentin, gündelik yaşamın atmosferini ve oradaki baskının, adaletsizliklerin, geçmişle bağı kopuk değişimin ruhunu duyumsatıyor bu şiirler. Kültür çatışmaları ve çöken değerlerden yola çıkarak “geçmiş sizi algılamıyor” diye yakınan şair, toplumsalcı bir duyarlıkla ve entelektüel bir yaklaşımla politik, eleştirel göndermelerde bulunuyor; sığ, yozlaşmış kitle kültürünü etik açıdan sorguluyor. Bu olumsuzluklardan duyduğu rahatsızlığı, düşünsel/duygusal tepkiyi doğrudan dile getiriyor.

Somutu şiirleştirmek

Gerçekleşen toplumsal değişimi, gündelik yaşamın ayrıntılarını, bir başka deyişle somut olanı şiirleştirmek için iyi bir gözlemci olmak gerek kuşkusuz. Mungan da iyi bir gözlemci. Toplum ve yaşamdaki değişimi, insanlar arası “karta puan kazandıran” ilişkilerdeki yozlaşmayı ve yok olan değerleri kitaptaki bazı şiir adları bile açıkça yansıtıyor: Aynalı Kültür, Sentetik Elyaf, Kurgulu Bebek, Silikon Sessizliği, Patent, Pazar Payı Hedef Kitle, Kiralık Metaforlar, Işık Hızı, Siber Çağın Müşterisi vb.

Çoğu şiirde belirsiz bir ‘sen’e seslenen şair, kendi olmak/olamamak sorununu da gündeme getiriyor ve kimi zaman rol modelleri üzerinde yoğunlaşıyor. Bireyin olduğundan farklı görünme çabasını, popüler kültürün yaygınlaştırdığı sıradanlık, geçicilik, modalar ve günübirlik telaşların yanı sıra aynılaşma-anonimleşme sorunsalını vurguluyor ve soruyor: “şimdi ne kadar çoğaltabiliriz/ bir sonrasızlık değeri olarak kendimizi.”

Kitaba ‘İkinci Hayvan’ adının verilmesi, tarihle ve toplumbilimle ilintilendirildiğinde oldukça anlamlı. En ilkel toplumlara ve sosyalleşmemiş küçük çocuklara baktığımızda yeme-içme, uyku, cinsellik benzeri hayvansal dürtülerle, bedenlerinin ya da ‘id’in istekleri doğrultusunda davrandıklarını görürüz. Günümüzün gelişmiş toplumlarında da insanların düşünsel, sanatsal ilgi ve uğraşılar yerine bedensel hazlar ve eğlenceye, hedonizme yöneldiklerini; bireycilik, çıkarcılık ve yalnızlaşmanın kimi insansal nitelikleri yok ettiğini söyleyebiliriz. Felsefi antropolojide insan çoğu kez düşünen, konuşan, gülen, alet yapan vb. hayvan olarak tanımlanır. Mungan bunlara “poetik hayvan”ı da ekliyor. Dağlarca, içindeki ‘Şiir Hayvanı’nı dışa vururken; o, popüler kültürün etkisiyle şiirden/sanattan uzaklaşarak kimi değerlerini yitiren ve yabancılaşan insanlardan söz ediyor. Örneğin hedef kitle olarak seçilen, “kendisini çılgın ve asi” sanan ancak kurallara karşı çıkarken sistemi, düzeni değiştirmeye yönelmeyen, “pazarlanabilen” gençliğin “hedefsiz başkaldırı”sından söz edip günümüz gençliğine sert bir eleştiri getiriyor: “kabul edin sizde de yok zaten bundan fazlası”. Şairin, kitabın adıyla, kişiliğindeki bölünmeyi, kendindeki ötekiyi işaret ettiği de düşünülebilir aynı zamanda.

Başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin işgal, yağma ve kıyım politikalarına, ulus devletlerde yükselen milliyetçilik hareketlerine de değinen Mungan, “Bir geçiş hayvanı olarak insan”ın insana yaptıklarına şaşırır. Bu bağlamda “kıytırık” dediği sınırları “sanal duvar”lar olarak görür; “bayraksızlığa yol almak”tan ve “yurtsuz dudaklar”dan söz ederek militarizme, ulusçuluğa ve faşizme karşı tutumunu da açıkça ortaya koyar. Resmi tarihe yaklaşımı da olumsuzdur; “jetonla işleyen” bu tarihin magazinel yönüne ve madalyaların yalan söylediğine dikkat çeker.

Sosyolojik bağlamlarını bir yana bırakarak, kitaptaki şiirlere estetiksel açıdan bakarsak şu soruları sorabiliriz: Mungan, kendine özgü şiir evreninin sınırlarını geliştirip genişletebilmiş mi? Şiirine izleksel, kurgusal, yapısal, imgesel, biçimsel ve söyleyişsel derinlikler katabilmiş mi? Bu sorulara olumlu cevaplar vermek yazık ki kolay değil. Öncelikle kültürel-ahlaksal temeli sarsan sanayileşme ve kentteki yaşamla uzlaşamayan, düşünsel/duygusal çatışma içinde olan şair, bu durumu ortaya koyma çabasında düşünceye ağırlık vererek şiirselini zedeliyor. Birkaç sözcük-dize kırma ile alışılmadık bağdaştırmalar, özgün imgeler ve özel adları küçük harfle yazma gibi yazımsal sapmalar çoğu şiiri düz yazı olmaktan kurtaramıyor.

Şiirlerde sözcük zenginliği ve çeşitliliği söz konusu olmasına karşın; sözcük seçimine ve ekonomisine, dize kuruluşuna özen gösterildiğini söylemek zor. Bunlar arasında birçok bilimsel, teknik terim ve kavramlar da bulunuyor. Örneğin değişim; dolaylı olarak, çağrışımlar yaratılarak, duyumsatılarak değil de doğrudan “mutasyon” gibi bilimsel bir terimle dile getiriliyor. “şiir hiçbir çağda yakın olmadı bu kadar ekonomi bilgisine,/ astro-fizik, sibernetik ve genetiğe” diyen şair, ekonomiyle ilgili bir makalede rastlayabileceğimiz borsa, metalaşma, barkod, patent, kur, kâr haddi, sigorta, ucuz emek, aile bütçesi, tüketici hakları, iş hacmi, fason, pazar payı, kullanım tarihi gibi terimleri sıklıkla kullanıyor. Bu nedenle modern toplumda günlük yaşamımıza giren araç gereçler, onlarla ilgili onlarca bilimsel-teknik terim ve kavramın, evlerimizde-kafalarımızda yarattığı sıkışıklık ve karmaşa bu şiirlere de yansımış oluyor. Oysa ki ele alınan sorunsal(lar) ve arka planda kalması gerekenler, şiirin yolunu kesip onu boğmamalı ve onun önüne geçmemeli.

Bunların yanı sıra şiirlerde çok sayıda tanımlama ve güncel olanın ağırlığı da dikkati çekiyor. Tanımlamanın kolaylığı bir yana, güncelin ilginçliğine karşın tehlikesinden söz edilebilir: “fırınlanmış güncel” de olsa bayatlama sorunu vardır çünkü.

Devamını görmek için bkz.

Onur Caymaz, “İkinci Hayvan üzerine, dağınık”, Remzi Kitap Gazetesi, Nisan 2010

Yaz Geçer’in o mavi kapağına ilk dokunduğumda lisedeydim. Yazdı ve çabucak geçecekti. İlk defa Murathan Mungan okuyordum. Kitapta beni en çok çarpan şiir, oldukça sevilen “Yalnız Bir Opera”dan, “Terastaki Havlu”dan öte “Alabalık ile Siyam Balığı” olmuştu nedense: “Çağlayan çıkan, dikine yüzen bir balıkmış yalnızlık...”

Şüphesiz 90’larda iletişimin bugüne oranla bunca kısır oluşuna karşın şiirin dolaşımından, ağızdan ağza yayılan şiir kitaplarından, şairlerden, gazetelerin çok satanlar listelerini sallamayan harbi okurdan, şiir defteri tutanlardan, şiir dergisi alanlardan, çıkışıyla birçok yerde haber değeri taşıyan şiir kitaplarından bahsetmek mümkündü. Mungan’ın Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, Yaz Geçer, Omayra gibi ses ve yapı olarak birbirinden farklı sayılabilecek kitapları da bu soydan bir ortama doğdu. 80’lere bakıldığındaysa dönemin dayatmacı, baskıcı ortamında birbirinden her anlamda çok farklı iki kitabını görüyoruz: Kum Saati (özellikle “Zikir” adlı şiir) ve Yaz Sinemaları.

Şiir, yerine bir şey koyamadığımız boşluklar bırakarak hayatımızdan çekildiği için eksik insanların yaşadığı 2000’lere gelelim. Erkekler İçin Divan, Timsah Sokak Şiirleri, Eteğimdeki Taşlar, Dağ ve Bazı Yazlar Uzaktan Geçer’le, okura ses verdi Mungan. Ardından diğerlerinden oldukça farklı hali, tavrıyla İkinci Hayvan geldi.

Ölümün elinden 19 şiir kitabı kurtarmış bir şair var ortada; şiiri üzerine oturumlar, sempozyumlar düzenlenmeyen, “Ha, bir de Murathan var,” denilerek geçilen ama sadece 1982’de yazdığı “Punk Lady ile Ümmisübyan” şiiriyle bile yazınımıza getirdiği bakış açısı azıcık, sanki görmezden gelinen... Oysa şair, bu kitabında andığı nice epik uzatmaların (“modern bir destan yaratmaz her epik uzatma”), Kaf Dağları turizminin, oradan buradan devşirilmiş kiralık imgelerin arasında, kendi yazdıklarına yaslanarak şiirini söylemeye devam ediyor: “Kiralık metaforlar lazım mı ağbi/İmge, simge, eğretileme, istiare topyekûn ucuzluktayız milletçe.”

Neoliberalizm, her ne kadar ideolojilerin öldüğünü dayatıp dursa da çokluk ideolojiktir Mungan’ın şiiri ve “iktidarın sağ elinden/daha iyidir/karanlığın sol eli/onunla yazılır...” Adının harflerinden, kitaplarının kapaklarına mühür yaptırmasına bozulan sığ bakış, kitap kapağının da kitabın bir parçası olduğunu bile isteye unutur. (Aynı sığ bakış, edebiyatımızda birbirinden farklı birkaç Mungan olduğunu da görmezden gelir. Yüksek Topuklar ya da Kadından Kentler hasebiyle ona Ahmet Altan tadındaki “kadın yazarlığı”nı yakıştıranlar, Geyikler Lanetler ya da “Şairin Romanı”ndan haberdar mıdır bilinmez.) Aslında her kitabın siyaset olduğunu fark etmezler. Her kitabın başlı başına hayata karşı alınmış tavır, koyulmuş eylem olduğunu... Her kitap, yazılmış yasalardan daha üst düzeyde bir ortak algı yaratır. Okurluk, vatandaşlıktan daha kardeşçe bir bağ kurucudur.

Has Mungan okuru, Aralık 1994’te yayımlanan Metal’i anımsayacaktır. Metal, şiirimizde yenilik, deneysellik diye ortalarda dolanıp da yazdıkları için “neo”, “post” gibi birçok ön eki lalettayin kullananlara, canı sıkıldıkça manifesto yazanlara 16 yıl önce bir şey söyledi mi bilmiyorum ama o gün yazılan şiir için hayli farklı bir deneme olduğu belirtilmeli. Soğuk yüzlü pembe kapak, ortasında gri gümüşi boşluk... Hele kitabın sonundaki “Bis” adlı şiir.

İkinci Hayvan deyince ilk olarak birincisi neydi diye düşünenlere “Metal”i söylemek gerekir. Burada bir hayvan olarak insandan değil, “Yaralı Hayvan” ile “İkinci Metal”in birleşiminden bahsetmektedir. Bir şiirinde kendisini bu çağın vahşisi olarak tanıtan şair, söz konusu kitapta belki de Türk şiirinde ilk kez sosyalist kökenli, anarşist, militan bir çizgide, “başka bir küreselleşme mümkün” diyen bir eylemcinin genişleyen algı çerçevesinden bakıyor şu sentetik çağa.

Doğu ile Batı arasında sağlam bir köprü gibi duran şair, hikâyeci, romancı, denemeci, oyun yazarı Mungan, bu kez Batı’dan sesleniyor fakat “insanlık Mars’ın yüzeyinden bildirdiğini/Şemdinli’den Hakkâri’den bildiremiyor” diyebilecek kadar da Doğulu. Şiirsel olanı zedelemek gibi bir kaygısı yok. O değil miydi “Kasr Üzerinde”de “El yazısında kandil yakmayan/Hayatın’ kitabından sayfa düşürür,” diyen.

Her zaman yaptığı gibi, bu kitabında da bir kısım zevatın ideal saydığı güzelle uğraşmıyor; kelimelerle kurduğu bağ üzerinden bir şeyler söylemeye çalışıyor Mungan. Bir söyleşisinde “Sanat, bir şey demek istemek sanatıdır,” diyen de odur. Şüphesiz, okuru yıllarca elit şiir diyerek taşla, otla, bomboş sayfalara düşürülmüş sözde derin iki üç kelimeyle kandıranlar, karşılarında şiir diye şu açıklamayı görünce üzülecektir: Dünyanın en zengin 358 dolar milyarderinin toplam varlıkları, dünya nüfusunun % 45’inin toplam gelirini aşıyor. Ve şair sorar: “Bu bilgiden sonra, hangi şiirin dizesi, yerçekiminin süngüsüne direnebilir?”

İkinci Hayvan, anarşizmin A’sına yazılmış şiirler barındırıyor içinde. Parayı, zamanı, teknolojiyi, küreselleşmeyi, yalnızlığı, gündeliği, star’lığı, kurumları eleştiriyor; günümüze değinmekle kalmıyor, kavrıyor onu. Şiiri, sonuna getirilmiş -sel, -sal eklerinden ibaret tanımlarla yaşayanlara; bayat malzeme, taze malzeme diye ayrım yaparak yazanlara göre değil o. “Varıyorum dilin içinden geçerek/dilsizliğin kendimdeki hakikatine” diyenlere, “katillerin adını sokakların alnından/kazımak için” yazanlara, okuyanlara şiirler var İkinci Hayvan’da.

Tüm sanatların karşı tarafla etkileşim bağlamında çok temel bir ölçütü vardır: Anlattığın, eğer bir şey anlatıyorsan, karşıdakinin anladığı kadardır... İkinci Hayvan, okurunu şiir dili, izleği, sesi bakımından oldukça zorlayan, emek verilip yazıldığı gibi, okunurken de emek isteyen bir kitap. Yine de penceresini zamanın ruhuna açık tutanlara sunuyor manzarasını.

Başta bahsettiğim sığ bakışa da benim yerime şair cevap versin, daha iyi: “ihraç fazlası imgelerin/‘out-let’lerinde/bırak taklitlerin yaşasın/cılız etiketleriyle/sükûtun kalbinin büyük olduğunu/bir çocukken anladın/anlayış ve merhamet göster onlara/varsın anlamasınlar.”

Devamını görmek için bkz.

Gültekin Emre, “Şiir Günlüğü”, Varlık, Nisan 2010

İkinci Hayvan’da Murathan Mungan, çağımızı sorguluyor. Kitabın başlığı Dağlarca’nın İçimdeki Şiir Hayvanı’nı (2007) akla getiriyor. “sanal hakikatlar”ın yarattığı pırıltılarla yürüyen geleceksiz bir yarın üzerinde duruluyor: Korku, tedirginlik, huzursuzluk, markalaşmanın getirdiği tektipleşme, kapitalizmin aymazlığı, doymazlığı, insanlığın karanlıklara itilen duyguları… Şiirin böyle bir ortamda alacağı yolu, varacağı yeri, konumunu sorularla gözler önüne sermeye çalışıyor Murathan. Çağı simgeleyen teknik sözcüklerle örülüyor şiirler. “Biliyor musun ben kaç yılda yaptım kendim dediğimi”diyerek gözler önüne de seriyor aldığı zorlu yolu. Günümüzle geleceğin şiiri üstüne kaygılarını dile getiriyor İkinci Hayvan: “şiir hiçbir çağda yakın olmadı bu kadar ekonomi bilgisine,/ astro-fizik, sibernetik ve genetiğe,/ dönüşme uğrarken kendine kilitleniyor mu her dil döngü/ nün hiyeroglifine”. Düşündüren bir kitap, İkinci Hayvan.

Devamını görmek için bkz.

Halim Şafak, "İktidarın sağ elinden daha iyidir karanlığın sol eli", Bireylikler Dergisi, Mayıs 2010

Dünyanın temel sorunlarından biri uygarlık eleştirisinin güçsüzlüğüdür. Bu durum dünyayı büyük ölçüde teknik tartışmasının da dışında tutmaktadır. Böylelikle anarşizmler dâhil (onlar da teorik kalmış pratikteki karşılıkları zayıf olmuştur) teknik gelişme olumlanmıştır. Bu her anlam ve bağlamda teknik olanı onaylamayı ve içinde yer almayı sağlarken dünyayı teknolojikleştirmiştir. Teknik her şeyi belirleyen iktidarını ilan etmiştir. Bugünün apolitik ama bir o kadar teknik dünyası tam da bunun sonucudur.

İktidar olarak teknik oluşturduğu dil ve davranış biçimleriyle gündelik hayatı da belirlemektedir. Şiir de teknik bir olgu haline gelerek bu dili kendine dâhil etmektedir. Teknik ve onun dayattığı dil bugün yıkılması gereken gerçekliklerden biridir.

Murathan Mungan’ın yeni şiir kitabı İkinci Hayvan tam da bu düzlemin üstünde kendini oluştururken bugünün dili ve söylemini dünyanın kendisine doğrultmaktadır. İkinci Hayvan kendi politizmini ve ürettiği toplumsallığı derinleştirebildiği ölçüde bugünle çarpışmaktadır.

Böylelikle Murathan Mungan şiirini bugünü tekniğe indirgeyerek ve yine teknik anlamda olumlayarak kendini aynı bugünün içinde gerçekleştiren şiirden ayırmaktadır. Bunu yanı sıra sağın üç halinin gündelik olandaki sonuçlarını tam bir politiklikle reddetmektedir. Bu noktada İkinci Hayvan genişleme eğiliminin önüne çıkmadığı gibi çoğaltmaktadır.

Murathan Mungan sözcüğün tam anlamıyla bugünle birey arasındaki her anlamdaki ayrılıklara insanın lehine saldırmaktadır. Bunu da şiirin politizmiyle gerçeklik kazandırmaktadır.

Hayatla bağlarını kopartmış ya da kendini insana tamamen kapatmış bir dünya sanalla gerçek arasındaki kopuşun şimdilik karşılığıdır. İnsanı hazırlıksız yakalayan “çağın tekniği” gerçeği yadsıyarak sanal olanın yanında yer almanın imkânı olmaktadır.

İkinci Hayvan günümüz şiirini yadsıyan bir bireyselliğin sonucu olduğu kadar son derece toplumsaldır. Murathan Mungan bireyin dünyaya bakışındaki inceliği bir karşı çıkışa dönüştürerek bugüne göndermektedir. “ikinci hayvan” bugüne, her anlamda“geçiciliğin mutlak hakimiyeti/günübirliğin sonsuz çekiciliği”ne incelikli bir başkaldırıdır!

Geçici olanın cilalanmış dünyası, gündelik olanın cazibesi insanın bugünle ilişki kurma isteğinin tekten açıklamasıdır. Bir bakıma insanın hayatının arzularının dışında bir yerde yaşanıyor olması arkasında bıraktığı derin ve doldurulamaz boşluğa rağmen kendine dayatılan geçici, uçucu hayatın ve egemenliğinin farkında değildir. Kendini söz konusu dünyanın daha da içine doldurmak aynı dünyayla gerçekliği tartışmalı bir bağlantıdır. İnsanın bağlantısı aynı zamanda yaşamasız yanıdır.

Bağlantı uygarlığın bize daha çok dayattığı nesneler ve olgular üstünden olmaktadır. “zaman kendi ayin oyuncaklarını yanında getirir” Zamanın yaşanan ya da yaşantılanan bir oyun olduğu gerçeği fazlasıyla somuttur. Ne var ki buradaki oyuncağın nesne mi yoksa insan mı olduğu sorunu yanıtsızdır. Oyun oynayanın insanın kendi olup olmadığı sorusunun yanıtı da yoktur.

Zeynep Sayın’dan hareketle söylersek iktidar seyirlik nesnenin elindedir. İnsanın bağlantıda kalarak kutsallaştırdığı dünyanın iktidarı tekniktir. Şiirde tam bir teknik haline gelen imge de son derece pornografiktir.

Teknoloji/teknik tartışmasının başka bir boyutu iktisat ideolojisidir. Yeraltı ve faaliyeti, altkültürler kültür endüstrisi üstünden büyük ölçüde iktisadın konusu olmuştur. Kapitalizm yerin altında ya da üstünde muhaliflikleri endüstriler ya da bağlantılar üstünden uzlaşmalı karşıtlığa dönüştürmektedir. Altkültür endüstri karşısında bünyesindeki muhalifliğin dönüştürülmesine direnememiştir. Kültürel olanın başına gelenler sonuç itibarıyla şiirin de konusudur. “altkültür para ettikçe/çıkar yeryüzüne” “şiir hiçbir çağda yakın olmadı bu kadar ekonomi bilgisine, astro-fizik, sibernetik ve genetiğe”

Bugün yazılan şiirin özelliği toplumsal ilgilerinden kurtulmuş olmasıdır. Söz konusu kurtulmanın asıl içerdiği ise teknik kadar sağın üç haliyle kurulan ilişkidir. Batıda ya da doğuda ulusalcılıkların yol açtıkları da şiirin konusu değildir. Murathan Mungan İkinci Hayvan’da bunun tersine çevirerek ulusalcılıkları yadsımaktadır. Bunu yaparken da hayatın doğusuna dikkatle yaklaşırken Türk ulusalcılığının vahim sonuçlarını tartışmaktadır.

“altyazı geçerken dilsiz coğrafya/dünyanın bütün Kürdistanlarında”, “tek dil tek ulus teke tek işgal, talan, yağma, kıyım ahlakının bağrına döşenen boru hatları”, “ulus-devletlerin yükselen milliyetçilikleri”, “edirneden ardahana esnaf ve zanaatkârlar milletçe linç eğitiminde”, “hiçbir uygarlığın ışık düzeni büyük çöküşü aydınlatamıyor / dünya yeni bir gezegen olacak nerdeyse / insanlık Mars’ın yüzeyinden bildirdiğini / Şemdinli’den Hakkâri’den bildiremiyor”

Daha ileri gidip sıradan insanın yine ulusalcılıklardan ve onların bünyesindeki milliyetçiliklerden ve ırkçılıktan beslenen faşizmini de söz konusu etmektedir. Ölme ve öldürme temelli linç kültürü burada en geniş yeri kaplar.

Muhafazakârlığın yüzyılında teknik ve iktidarı aynı zamanda sağın üç halinin egemenliği anlamına gelmektedir.

Teknik olanın özelliği içinde her türlü eğilim ve anlayışın yaşamasına izin vermesidir. İdeolojik olarak teknik ve bilim bütün ideolojileri belirlemektedir. İnsansa aynı teknik üstünden tekniğin oluşturduğu dünyayla bağlantıya girerek olumlamaktadır.

Söz konusu dünya insan hayatını, davranışlarını geri gelmemek üzere tarihe göndermiş kendinin oluşturduğu tekniği bağlı olarak dil ve söylemi tek biçim olarak insana dayatmıştır. Murathan Mungan İkinci Hayvan’da hem insanı, hem de onun edimi şiiri tam bir düzensizlikle ikisinin lehine bir dünyanın parçası yapmaktadır. Bu dünya son derece eleştirel ve saldırgandır. İkinci Hayvan şiirin epeydir boşladığı toplumsal ilgileri de aklında tutarak günümüz dünyasına yaptığı saldırıdır.

Okursa kendini kitaba dahil ettiği takdirde bu saldırının öznelerinden beri olabilir. İkinci Hayvan’da hiçbir zaman iktidar talep etmeyen karanlığın sol eli iktidarın sağ eline karşı olanın zihninde çoktan yumruk olmuş göğü yarmaktadır. En azından benim sol elimin bu durumda olduğunu yazıp bahsi kapatmadan İkinci Hayvan’ın aynı zamanda uygarlık karşısında ilkellik çağrısı olduğunu belirteyim.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.