Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-600-8
13x19.5 cm, 408 s.
Liste fiyatı: 38,00 TL
İndirimli fiyatı: 30,40 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Arthur Phillips diğer kitapları
Prag, 2005
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Mısır Kâşifi
Özgün adı: The Egyptologist
Çeviri: Aslı Biçen
Yayına Hazırlayan: Bülent Doğan
Kapak İllüstrasyonu: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Şubat 2007

Birinci Dünya Savaşı sonrası, 1920’de Mısır’da geçen sürprizlerle dolu bir hikâye. Ralph Trilipush, çocukluğundan beri Eski Mısır tarih ve arkeolojisinin ateşiyle yanan bir İngiliz Mısriyatçı. Onun keşfetme arzusunun, yükselme ve ün kazanma hırsının vardığı boyutları, yazdığı günlüklerden takip ediyoruz. Diğer kahramanımız, Harrold Ferrell, incelediği vaka uğruna bütün dünyayı dolaşmayı göze alan, Avustralyalı çok bilmiş bir dedektif – onun maceralarını ise mektuplarından öğreniyoruz. Trilipush, büyük bir hayranlıkla bağlandığı Atum-hadu adındaki hayli şaibeli eski Mısır kralının mezarını bulup çıkartmanın peşinde. Onun bu uğurda yaşadığı zorlukları, sanki bir labirentteymişiz duygusu veren bir kurguyla anlatan roman, diyebiliriz ki şimdiye kadar yazılmış en görkemli sonlardan birine kavuşuyor: Çok başarılı çizilmiş iki müthiş karakterden söz ediyoruz, üstelik aynı kadına âşık iki karakterden...

Arthur Phillips, son yılların en heyecan verici yazarlarından biri. Daha önce yayımladığımız Prag’dan sonraki ikinci romanı Mısır Kâşifi de şimdi Türkçede. Klasik anlamıyla tarihi roman nitelemesini reddeden, ama diğer yandan Mısır tarihi ve Mısriyatçılığa dair zengin ayrıntılarla dolu olan bu romanı seveceğinizi düşünüyoruz. Tam okumanın keyfi için okunacak kitaplardan.

İÇİNDEKİLER
Röprodüksiyon: Kral Atum-hadu'nun kartuşu

Röprodüksiyon: Ralph Trilipush'un günlüğünün ilk sayfası

Mısır haritası

III. Laurence Macy'nin 1955'te topladığı belgeler

Yazışmalar:
Ralp Trilipush'la Margaret Finneran'ın
1922'de yazılmış mektupları

Yazışmalar:
Harold Ferrell'ın 1954-1955'te III. Laurence Macy'ye
yazdığı mektuplar

Ralph Trilipush'un 1922'de tuttuğu günlükler

Yazışmalar:
Ralph Trilipush'la Chester Crawford Finneran'ın
1922'deki yazışmaları

Yazışmalar:
Beverly Quint'in 1922'de Ralph Trilipush'a yazdığı mektup

Yazışmalar:
Hugo Marlowe'un Beverly Quint'e 1918'de yazdığı mektuplar
OKUMA PARÇASI

Açılış bölümü, s. 17-22

31 Aralık. Günbatımı. Atum-hadu'nun mezarının önü. Victrola 50 gramofonda: "Arka Balkondaki Salıncakta Oturuyorum (Sen de Gelip Yanıma Oturmaz mısın Sevgilim?)."

Biricik Margaret'ım, güzelliği güneşi şaşırtan ölümsüz Kraliçem,

Yarın babanla birlikte eve, sana geri dönüyoruz – kuzeye Kahire'ye giden lüks nehir teknesi, o şehrin Sfenks Otelinde bir gece, trenle İskenderiye, oradan okyanusu muzafferce geçmek için İtalyan buharlısı Cristoforo Colombo'da yer ayırttık, uğrayacağımız limanlar Malta, Londra, New York, oradan da Boston'a, sana gelen ilk trene atlayacağız. 20 Ocak gibi nişanlına ve babana kavuşacaksın.

Döndüğümde elbette en acil iş düğünümüz olacak. Sonra, yenilenen hazırlıkların ardından, duvar resimlerini fotoğraflamak, mezardan çıkan eşya ve hazineleri temizlemek için buraya, Deyrü'l-Bahri'ye ikinci bir sefer düzenleyeceğim. Bu akşam bir tek mezarın girişini mühürlemek kaldı, keşfimi aynen bulduğum gibi bırakacağım. Bir de sana bu paketi postalamak var. Ulağım şu anda yanımda.

Artık önümüzde hiç engel kalmadı sevgilim. Benim buradaki başarım, babanın tazelediği rızası – her şey tam sana vaat ettiğim gibi. Babanla tekrar sıkı dost olduğumuzu duymak seni rahatlatacak. ("Uyarı" telgrafın için teşekkürler, ama babanın Boston'daki hedefini şaşırmış öfkesi burada benim yanımda elbette uzun ömürlü olamazdı!) Hayır, beni keşfimden dolayı tebrik ediyor ("keşfimiz, Trilipush!" diye düzeltiyor beni), uykulu uykulu sana sevgilerini yolluyor ve uysalca, benim hakkımda söylediği aptalca şeyleri kaale almamanı rica ediyor. Büyük gerilim altındaymış, etrafında kıskançlık, entrika diz boyu, şimdi böyle yıpratıcı yalanlara bir anlığına da olsa inanmasını affettiğim için keyiften dört köşe. Şimdi de sana geri dönüyoruz, tıpkı senin de bana döneceğin gibi.

Tabii eğer sen bu mektubu okuyorsan, ancak tahminde bulunabileceğim sebeplerden Boston'a, senin kucağına emniyetle ulaşamamışım demektir. Ölümsüz şöhret bulutlarını peşimde sürüyerek gelmemişim, ak gerdanına Atum-hadu'nun mezarından getirdiğim bu apak altın zinciri sarmamışım demektir. Babanın salonunun yüksek, kemerli pencereleri altında seni usulca yanıma çekip, salimen döndüğüm için akıttığın sevinç gözyaşlarını silmemişim ve sana gelecek bir paketi (bu paketi) eline geçer geçmez bana vermeni sükûnetle istememişim demektir; kısa süre sonra benden gelecek olan bu paketi, üzerinde uzaklardaki Mısır'ın büyüleyici damgası olan, bana iletilmek üzere sana gönderilmiş olan, ancak uzatmalı ve açıklanamaz yokluğum halinde açacağın paketi.

Hayır, olaylar aynen demin anlattığım şekilde vuku bulacak ve bu mektubu okumayacaksın. Ondan önce geleceğim, sen daha açmadan usulca elinden alacağım ve bu mektup okunmayacak, sadece benim bildiğim fuzuli bir önlem olacak.

Ama. Ama Margaret. Ama. Başarısız olmamızı isteyenlerin ne kadar kötü niyetli olduklarını sen de gördün, hem ölümcül kazaların, hatta daha beterinin insanın başına ne zaman geleceği belli olmaz. Bu yüzden izninle sana bu günlükleri de yolluyorum. Tanrım, inşallah bir kazaya uğramadan gelirler.

Margaret, düşmanlarımın yapışkan vantuzları Mısır posta teşkilatına henüz sızmamışsa şu anda elinde yazım sırasına göre kronolojik olarak düzenlenmiş üç paket tutuyorsun. 10 Ekim'de, sana ve nişan partimize dair düşünceler kafamda halen fokurdamaktayken Kahire'de Sfenks Oteline gelişimle başlıyor. Günlükte basılmak üzere yazılmış ve yazılmamış bölümler birbiriyle iç içe, bunların arasında kitabın tamamlanmış parçaları da var. Günlüğün çoğu sana mektup şeklinde, şimdiye kadar gönderecek doğru zamanı bulamadığım bir mektup. Bütün bunları Boston'da tasnif etmek niyetindeyim. İkinci paket otelin kırtasiye stoğunu tüketmem ve yerine Mısır Hükümeti Eski Eserler İdaresi'ndeki meslektaşlarımın cömertliğine başvurmamla başlıyor; pek çok sayfanın üzerinde Daire Genel Müdürünün anteti var. Son olarak da gayet şık bir Lett's #46 Hindistan ve Sömürge Ajandası'nı neredeyse tümüyle doldurdum, uzaklarda, sıcakta, kumda çalışan, postları pahasına bilgiyi geliştiren Britanyalı kâşiflerin tercih ettiği ajanda. Endişelenme: Arkasından koparılmış sayfalar, bu mektubu yazmak için kullanıldı. Bu üç belge, hep birlikte tartışmasız şaheserimin ilk müsveddesini oluşturuyor, Ralph M. Trilipush ve Atum-hadu Mezarının Keşfi.

Aynı zamanda bana yolladığın mektupları da pakete koyuyorum, senin sözlerin, tatlısı zalimi bir arada. Yedi mektup, iki telgraf ve benim sana daha önce yolladığım, dün suratıma çarpılan telgraf. Bir de babanın bana çektiği telgraflar.

Gramofonun iğnesini daha yeni değiştirdim, sondan bir önceki iğne. Hoş bir şarkı.

Paketi postalasın diye bir oğlana emanet ediyorum.

Zaman aşınmadır, Margaret. Kum aşındırır, taşlar örter, papirüs ufalanır, boyalar dökülür. Bunların bir kısmı elbette yıkıcıdır. Ama bazı aşınmalar açıklık getirir, sahte benzerlikleri, uygunsuz sürçmeleri, kafa karıştırıcı ve önemsiz ayrıntıları siler süpürür. Notlarımı yazarken, yer yer hatalar yapmış, gördüğüm ya da gördüğümü sandığım bir şeyi yanlış anlamış ya da kötü tarif etmiş olabilirim, insan o sırada Olsun, diyor, eve dönünce düzenlerim. Düzenleyeceğim de. Ama tabii döve döve öldürülüp, asilzade geçinen bir gangsterin bavuluna tıkılmışsam, sonra lime lime edilmişsem, parçalarım geminin güvertesinden aheste aheste, aç köpekbalıklarına atılmışsa, elimde fırsat varken eserime son halini vermemiş olmam yürek sızlatıcı. Bu durumda tozlu spekülasyonları üfleyip çıplak, soğuk, katı ve ak gerçeği ortaya çıkaracak zeki ve cesur bir redaktöre ihtiyacım olacak. O netleştirici aşındırmayı sen yapacaksın.

Senin ellerine emanet ettiğim hayati vazifeye geldi sıra, eski ilham perim yeni vasiyet uygulayıcım. Artık başardığım her şeyin koruyucu ilahesisin. Bu yazılar keşfimin, benden şüphe edenleri ve kendimden şüphemi alaşağı etmemin hikâyesidir. Sana ölümsüzlüğümü emanet ediyorum. Her şeye rağmen sana güveniyorum, zaten başka kimim var ki? Vücudumun başına bir hal gelirse bundan böyle benim ve Atum-hadu'nun isimlerimizin dünya üzerinden silinmemesini garanti etmekten sen sorumlusun – bu paketi açmakla, bu kelimeleri okumakla. Benim için en azından bunu yapabilirsin Margaret.

Bu son eserimin yayımlanmasını sağlayacaksın. İtibarlı bir üniversite yayınevinden büyük boy basılmasında ısrar et. Güzel ayaklarını yere vurup belli başlı bütün üniversite kütüphanelerinin raflarında yer talep et, ABD, Britanya, Fransa, Almanya, İtalya ve Kahire'nin önde gelen Mısriyat Müzelerinde de. Ya kamuoyu! Kulaklarını tıka Maggie! Çünkü haberler sızdığında emsali duyulmamış bir şamata kopacak. Ama hazır olana kadar hepsini uzağında tut. İşi sana söylediğim şekilde yürüt, kitabın tamı tamına benim istediğim gibi basılmasında ısrar et, akbabalara başka bir şey vereyim deme.

Şu anda hiçbir düzeltme yapacak zamanım yok; burada olaylar çok hızlı gelişiyor. Yarın da yola çıkıyoruz. Bu yüzden de salimen eve döndüğümde yapacağım düzeltmeleri, ama olayların aksi yönde cereyan etme ihtimaline karşı izin ver sana gerekli kılavuzluğu yapayım.

Mesela şimdi baktığımda ilk karalamalar bana tamamlanmış gibi görünmüyor. Loş ışıkta, insanın acelesi olduğunda gözleri oyun oynuyor, ama son çizimler kesinlikle doğrudur; bu yüzden de o ilk denemeler atılabilir. Sana şu anda yazmakta olduğum mektubu, mahrem ya da aşırı samimi günlük parçalarını çıkarabilirsin. Sadece senin için olanla bütün dünya için olan birbirinden fersah fersah uzak; dikkat edersen farkı kolayca görürsün. İlk başlarda bir günlük ve mektup yazarı olarak aşırı hevesliydim. Senle ben, partilerle ortaklıklar hakkında bir şey yayımlamanın lüzumu yok. Heyecanlıydım ve tarihin de tanıklık edeceği gibi iyi bir sebebim vardı Margaret. Şimdi bakınca bazı rasgele düşünceler de görüyorum, akademisyenlik buharını bırakmaya yarayan ufak tefek şeyler, etrafta düşüp kalksınlar diye yer açtığım kimi tahminlerim açık havaya çıkınca boğulmakla kaldılar. Senden dikkatli bir okuma rica ediyorum, tek başına dikkatle oku, dikkatle düzeltmeler yap, sonra bir daktilocu bul (Vernon Collins'i ara), defterlerdeki çizimlerimi kullan, son grubunu, Atum-hadu'nun bütün paradoksları açıklığa kavuştuktan, en nihayet ne gördüğümü anladıktan sonraki çizimlerimi.

Çaresiz benim dulum olacaksan M., rüzgârım da olacaksın. Önemsiz şeyleri usulca aşındıracaksın. Şimdi bazı şeylerin üzerini çizmeye başladım ama zamanım yok, hem kurunun yanında yaş da yanabilir, şimdi dikkatini ver: İşini olabildiğince kolaylaştıracağım: Lüzumlu malzemeyi sırasıyla veriyorum: Kent, Oxford, arkadaşımla birlikte C Fragmanını keşfimiz, onun hazin sonu, birbirimize âşık olmamız, babanın yatırımı, bütün ihtişamıyla Atum-hadu'nun mezarı, Mezar Paradoksuna getirdiği ferasetli çözüm, sonradan dönmek üzere keşfimizi mühürlememiz, babanla birlikte eve dönüşümüz, talihsiz bir biçimde katledilişimiz. Ya da edilmeyişimiz, elbette. Bundan daha açık olamaz. Geri kalanı bir akademisyenin ilk karalamalarının haşiyesi olarak yak gitsin.

Buradaki günbatımının eşi menendi yok. Güneş değişip duran çöl tepelerinin içinde erirken beliren renk – öyle renkleri ne Boston' da bulabilirsin ne Kent'te. Bunlar benim hayat hikâyemin silinmez bir biçimde kazındığı tepeler ve yarlar.

Son iğne. Bu şarkıyı seviyorum.

Şayet Margaret, çifte kaybının dehşetiyle bu mektubu okumakta ve ağlamakta, ama kendini ve kalemini seni bekleyen hayati vazifeye hazırlamaktaysan, bu korkunç cinayeti araştırmak için kurulmuş komisyonun önünde, buradan, hiç tereddütsüz manyak Howard Carter'ı itham ediyorum; son haftalarda bu adı duymuş olabilirsin, şu yarı deli, doğuştan şanslı beceriksiz var ya, hani bir merdivenden yuvarlanıp da Tutun-Koman denen şu önemsiz XIII. Hanedan çocuk kralcığının şüpheli bir biçimde iyi muhafaza edilmiş mezarına düştü ya, işte o Howard Carter, geçmiş aylarda o sefil kıskançlığıyla şahsıma defalarca tehditte bulundu, hem ayıkken hem de koklanarak alınan yerli uyuşturucuların etkisindeyken. Profesyonel günlüklerimde Carter'ın daimi düşmanca tavrından ve bana yönelik, zorlukla bastırdığı şiddetten bahsetmemişsem, bu inceliğimin tek sebebi bir zamanların büyük kâşifine duyduğum mesleki saygıdır, tabii bir de benim daima sergilediğim ve senin de takdir ettiğin kıvraklıktır. Bu yüzden beni ve "asil hamim Bay Chester Crawford Finneran'ı açıklanamaz bir biçimde ortadan kaybetme" tehditlerini görmezden geldim. Şurası aşikâr, babanla ben New York limanında Cristoforo Colombo'dan inmezsek bil ki Carter ya da etrafındaki canilerden biri işimizi bitirmiştir; mesela şu para babası, uysal halleri melun karakterini perdeler gibi olsa da, ne kadar çekiştirirse çekiştirsin tümüyle örtemeyen sırık İngiliz Kontu, ya da senin de çok iyi tanıdığın şu iğrenç, turuncu saçlı işbirlikçileri.

Güzeller güzeli Margaret, son aylarda aramızda yanlış anlamalar olmadı değil. Ama bana yolladığın bütün haşin mektuplara ve onlardan da haşin sessizliğine rağmen, bana olan aşkının benim sana olan aşkım gibi baki kaldığını biliyorum; bu dünyada seni kucaklamak kadar değer verdiğim bir şey yok. Gramofondaki plak yine sonuna geldi, bitkinlikle hışırdıyor.

Yanımda getirdiğim yüzlerce iğnenin sonuncusuydu. Seni son kez görmüş olduğum düşüncesi, bahçeye açılmış pencereler savrulurken balo salonunuzda dans eden esintilerde titreyen seni bir daha asla kollarımda tutamayacağım, boynunun beyazlığı ve uzuvlarının renginin bir daha asla önüme serilmeyeceği düşüncesi beni öyle fena yapıyor ki şu an zorlukla yazabiliyorum. Seni bir daha asla görmeyeceğim düşüncesine dayanamıyorum. Dayanamıyorum. Beni gerçekte olduğum gibi, daha en başta gördüğünü bildiğim gibi değil de babanın tanımladığı şekilde düşünecek olmana dayanamıyorum. Lütfen beni en mutlu zamanlarımızdaki gibi düşün, benimle en çok gurur duyduğun, uzun zamandır aradığın kahramanı, hayal edebileceğin tek adamı bulduğun, ayaklarımızın altına serilen dünyadan konuştuğumuz zamanlarımızdaki gibi. Lütfen beni öyle düşün sevgili sevgilim. Bilemeyeceğin kadar çok seviyorum seni, tahmin dahi edemeyeceğin şekillerde.

Yakında görüşürüz, aşkım.

Ralph.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.