Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-955-9
13.5x21.5 cm, 112 s.
Liste fiyatı: 13,50 TL
İndirimli fiyatı: 10,80 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Murathan Mungan diğer kitapları
Mahmud ile Yezida, 1980
Osmanlıya dair Hikâyat, 1981
Taziye, 1982
Kum Saati, 1984
Son Istanbul, 1985
Sahtiyan, 1985
Cenk Hikâyeleri, 1986
Kırk Oda, 1987
Lal Masallar, 1989
Eski 45'likler, 1989
Yaz Sinemaları, 1989
Mırıldandıklarım, 1990
Yaz Geçer, 1992
Geyikler Lanetler, 1992
Yaz Geçer - Özel Basım, 1992
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993
Omayra, 1993
Bir Garip Orhan Veli, 1993
Kaf Dağının Önü, 1994
Metal, 1994
Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996
Murathan ' 95, 1996
Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda, 1996
Başkalarının Gecesi, 1997
Paranın Cinleri, 1997
Başkasının Hayatı, 1997
Dört Kişilik Bahçe, 1997
Mürekkep Balığı, 1997
Dağınık Yatak, 1997
Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997
Metinler Kitabı, 1998
Üç Aynalı Kırk Oda, 1999
Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999
Meskalin, 2000
13+1, 2000
Erkekler İçin Divan, 2001
Çocuklar ve Büyükleri, 2001
Soğuk Büfe, 2001
Yüksek Topuklar, 2002
7 Mühür, 2002
Timsah Sokak Şiirleri, 2003
Yazıhane, 2003
Yabancı Hayvanlar, 2003
Erkeklerin Hikâyeleri, 2004
Eteğimdeki Taşlar, 2004
Çador, 2004
Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004
Bir Kutu Daha, 2004
Beşpeşe, 2004
Elli Parça, 2005
Söz Vermiş Şarkılar, 2006
Kâğıt Taş Kumaş, 2007
Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007
Kullanılmış Biletler, 2007
Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007
Dağ, 2007
Kadından Kentler, 2008
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, 2009
Hayat Atölyesi, 2009
Eldivenler, hikâyeler, 2009
İkinci Hayvan, 2010
Gelecek, 2010
227 Sayfa, 2010
Stüdyo Kayıtları, 2011
Kibrit Çöpleri, 2011
Şairin Romanı, 2011
Doğu Sarayı, 2012
Aşkın Cep Defteri, 2012
Bir Dersim Hikâyesi, 2012
Tuğla, 2012
Mutfak, 2013
189 Sayfa, 2014
Merhaba Asker, 2014
Kadınlar Arasında, 2014
Mezopotamya Üçlemesi, 2014
Harita Metod Defteri, 2015
Güne Söylediklerim, 2015
Solak Defterler, 2016
küre, 2016
Aşk İçin Ne Yazdıysam, 2016
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda , 2017
Edebiyat Seferleri İçin Vapur Tarifeleri, 2017
Tren Geçti, 2017
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
İskambil Destesi
Kapak Tasarımı: Emre Çıkınoğlu
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mayıs 2014

"İskambil Destesi'nde, okur karşısına çıktıkları tarih sıralamasıyla Son Istanbul, Kaf Dağının Önü, Üç Aynalı Kırk Oda ve Yedi Kapılı Kırk Oda'daki uzun öykülerin arasından seçilmiş parçalar yer alıyor. Bu biçimde desteyi yeniden kardığımızda, kısa öyküye gücünü veren özellik ortaya çıkıyor sanki: tamamlanmamışlığın, yarım kalmışlığın verdiği bir çeşit hayat sızısı…

Bu seçki aynı zamanda bir tür oyun kitabı: edebiyatın girdi-çıktıları üzerine yeniden düşünmeye kışkırtmak isteyen edebiyat-içi bir oyun… Oyun masasında yolları kesişen kişiler, hayatları, kaderleri, tesadüfleri birbirine karışsın diye desteyi yeniden karıyorum.

Herkesin hayatta birden fazla şansı olmalı." — Murathan Mungan

İÇİNDEKİLER
Önsöz:
Desteyi yeniden karmak,
kâğıtları yeniden dağıtmak
çiçek
örtülü aynalar
17
Denize Bakan Ağaç
yoksulların tarikatı
Denizkızı
duvar
bantlar
Bere
Bir A4 Masalı
OKUMA PARÇASI

Açılış bölümünden, s. 9-11

Şimdiye dek belli bir program çerçevesinde belli aralıklarla yayımlanan ve her biri kendine özgü bir bağlam ya da tema ışığında farklı kitaplarımdan seçilmiş şiirler, öyküler içeren Doğduğum Yüzyıla Veda, Doğu Sarayı, Li Rojhilatê Dilê Min / Kalbimin Doğusunda özel bir seçki dizisi oluşturmaktadır; zamanla aralarına şu an elinizde tuttuğunuz İskambil Destesi gibi yenilerinin katılmasıyla dizinin siluetinin daha da belirginleşeceği kanısındayım.

Diğer kitaplarımla aralarındaki farkın, okur katında “nesne düzeyinde” de alımlanmasını kolaylaştırmak amacıyla bu dizinin kitapları farklı bir boyutta basılmakta, ayrıca arka kapak yazılarında içerik bilgisi verilmektedir.

1999 yılında Üç Aynalı Kırk Oda’nın yayımlanması nedeniyle, yayıncılık yaşamına maalesef artık son vermiş olan Adam Yayınları’nın Beyoğlu, Küçükparmakkapı Sokak’taki binasında okurla buluştuğum bir söyleşi etkinliğine katılmıştım. Sanırım elinizdeki kitabı biçimlendiren düşüncenin gölgesi o söyleşi sırasında, benim kısa ve uzun öykü ayrımı üzerine yaptığım o konuşma sırasında düştü aklıma. Kitaplarımda görüleceği gibi, uzun öykülerim, her biri kendine ait başlık taşıyan kısa ve orta boy öykülerin diziliminden oluşur. Bunlar hem bir bölümleme mantığıyla, ait oldukları bütünün bağlantı parçası olarak belli bir akış içinde birbirini izler, hem de tek tek ele alındıklarında, anlam ve bütünlük yitimine uğramadan kendi başlarına birer “öykü” olarak da okunabilirler; en azından bu yapılmaya çalışılmıştır. O gün, o konuşma sırasında, özellikle “Kâğıttan Kaplanlar Masalı”ndan itibaren bu dikkati, daha seçilmiş bir tutumla gözetmeye, uzun öykülerimin her parçasının kendi içinde tamamlanmış “birim”lerden oluşmasını sağlamaya çalıştığıma değindim. Öykücülüğümün başından beri “anlatmak” kadar “kurmaya” da özen ve dikkat gösterdim. Yukarıda sözünü etmeye çalıştığım kısa öykünün “tamamlanmışlık” halinden muradımın, kuşkusuz bu türün doğasının izin verdiği ölçüdeki bir “tamamlanmışlık” olduğunun anlaşılmasını isterim. Çünkü kısa öykünün önemli özelliklerinden biri, roman kesinliğinde bir “son” duygusuna sahip olmayışıdır. Pek çok öykü, “aydınlattığı an’la” okurun gözlerini kamaştırır, ama biterken, ardında okurun izini artık kendi imgeleminde sürdüreceği yanıtsız bırakılmış sorular, asılı kalmış durumlar, puslu belirsizlikler bırakır. Çoğu kez öyküye gücünü veren de budur; yarım kalmışlığın ya da olmamışlığın verdiği bir çeşit hayat sızısı...

Türkiye’de öykücülük çok yıllar sadece “kısa öykü”cülük olarak anlaşıldığından, hatta neredeyse Sait Faik, Sabahattin Ali, Orhan Kemal tarzı hikâyecilikle sınırlandırıldığından “uzun öykü”nün kendini bir öykücülük uğraşı, bir öykü verimi olarak kabul ettirmesi epey zaman aldı. Aslında öykü türünün kendisini de örtük bir küçümsemeyle, yazarların romana geçmeden önce el bileme, bilek sınama, kusur gidermenin “idman sahası” olarak gören bu yaklaşımın egemen olduğu kültür ve edebiyat ortamında, “uzun öykü”ye ya da “novella”ya kotarılamamış ya da soluğu tıkanıp yarı yolda kalmış roman taslağı gözüyle bakılması da kaçınılmazdı. Ne yazık ki “uzun öykü” ya da “novella” türünün gerek Türkçe yazılmış, gerek dünya edebiyatından dilimize özenle kazandırılmış parlak örnekleri bile, yıllar boyunca bu kökleşmiş yanılgıyı değiştirmeye yetmedi.

Benimse hikâyeciliğe adım attığım daha ilk kitabım, iki uzun öyküden oluşur: Son Istanbul (1985). Sonraki yıllarda da, yayımlanan nerdeyse her kitabımda en az bir uzun öykünün yer aldığı görülecektir: Cenk Hikâyeleri (1986) içinde “Şahmeran’ın Bacakları”, “Binali ile Temir”; Lal Masallar (1989) içinde “Ulak ile Sadrazam” ve diğerleri...

Elinizdeki kitapta, okur karşısına çıktıkları tarih sıralamasıyla Son Istanbul, Kaf Dağının Önü, Üç Aynalı Kırk Oda ve Yedi Kapılı Kırk Oda’daki uzun öykülerin arasından seçilmiş parçalar yer alıyor. Bu öykülerin her biri, parçası oldukları uzun öykü içinde de kendi bölüm başlıklarına sahipler. İçlerinde bir tek Üç Aynalı Kırk Oda’da, “Aynalı Pastane” içinde yer alan parça başlıksızdı ve ben ona bu kitap nedeniyle bir ad taktım: “Bir A4 Masalı”. Aslında “Aynalı Pastane”yi yazarken, bir tek o bölümü “başlıklandırma” gereği duymuş, sonra vazgeçmiştim. Belki hayat üzerine yazdıklarımızın aslında bir tür “A4 masalı” olduğunu söylemek için de kartları yeniden dağıtmak gerekiyor olabilir.

Şu söylediklerimden anlaşılacağı gibi, bu anlamda İskambil Destesi dizinin diğer seçkilerinden farklı olarak aynı zamanda bir tür oyun kitabıdır; ama edebiyatın girdi-çıktıları üzerine bizi yeniden düşünmeye kışkırtmak isteyen “edebiyat-içi” bir oyun... Bir oyun-kitap. Bu özelliği nedeniyle de sanırım genel okur kitlesinden çok, edebiyatta yapı ve kurgu sınırlarını kurcalayan işlere ilgi duyanların ya da öykülerimin, yazdıklarımın sadık takipçilerinin merakını uyandıracaktır.

Bu önsöz için, kitabı çatan temel mantığa, seçkinin temasına uygun bir başlık düşünürken, öncelikle aklıma “Desteyi yeniden karmak”, “Kâğıtları yeniden dağıtmak” geldi elbette. Sonra, karışık çamaşırları aynı ipte kurutmayı; farklı duvarlardan toplanmış tabloları şimdi yeni bir duvarda yan yana getirmeyi düşündürecek farklı başlıklar da aramadım değil. Ardından yine oyun masasına dönmeye, öykülerimin yolları burada kesişen kişileri, hayatları, kaderleri, tesadüfleri birbirine karışsın diye desteyi yeniden karmaya, kartları bu kitabın yüzeyinde yeniden dağıtmaya karar verdim.

İyi yazmalar, iyi okumalar, iyi oyunlar, iyi zamanlarımız olsun. Herkesin hayatta birden fazla şansı olsun.

Şubat 2014

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.