Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-035-9
13x19.5 cm, 80 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kim Bağışlayacak Beni, 2005
Ba, 2005
Y’ol, 2006
Soğuk Kazı, 2010
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Ayşe Begüm Çelik, "Bir İmkansızlık Tasarımı [1]: Kolektif Bellek ve Şiir", Mesele Dergisi, Nisan 2016

"Bizim buralarda Ross, her şey ayni anda oluyor.

Ayni anda patlıyor birbirimizin gözü önünde bir bomba

Bir küçük kız. Ölüyorlarız." (s.34)

Satırlar yıllardır beklenen kitap Fakir Kene’nin şairi Birhan Keskin’e ait. Öyle bir zamanda yetişti ki Birhan Keskin, aylardır devam eden bir savaşa inat geldi. Her santimetrekaresinde acının kol gezdiği bu coğrafyaya geldi. Ama ben yetişti diyorum çünkü, kötülük tüm sıradanlığını üzerimize kusarken, ayni zamanda ikiye ayırıyor okuyucuları. Bir yanda Birhan Keskin tutkunları, bir ötekinde henüz Birhan Keskin ile tanışmamış (u)mutsuz okuyucular. Onlar için de umut olduğunu yine kendi satırlarıyla taçlandırıyor Keskin. “Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor ama kim bilir, birazdan uzanıp dokunursun.” (s.9) Ardı ardına patlayan bombaların karanlığı bir şairin diliyle, dizeleriyle yok olabilecekse bu sair Birhan Keskin’den başkası değildir.

Fakir Kene’nin proloğu olan Kargo, kitap çıktığından beri tüm şiir severlerin mottosu haline geldi. Kargo dizelerindeki incelikli duygu yoğunluğundan dolayı başlı başına bir dünya haline geldi. Ki bu da aslında Fakir Kene’nin politik tavrının ne denli umut barındırdığının ve bütünleştirici olduğunu gösteriyor.

Kim Bağışlayacak Beni, Y’ol, Ba ve Soğuk Kazı’nın sahibi Birhan Keskin, Fakir Kene’de "içine ağladığı suları içtiğindendir" [2] ki, bizler o sularda yüzmeye başlıyoruz. Sıradan kelimelerle bambaşka anlamları okuyucuya geçirebilme kabiliyetini ilk zamanlarında kanıtlayan Keskin, nesneleri eylemin ya da olgunun öznesi yapmaktan çekinmiyor. Önceki Keskin şiirleri politik değildi diyemeyiz elbette ama Fakir Kene’nin durduğu yer başka. Adeta bir ağıt gibi yazılmış diyebiliriz. Durduğu yer başka derken şiirlerinde öne çıkan temaların yoğunluğundan bahsediyorum. Aşkın, ayrılığın, melankolinin, hüznün ve anlam arayışının yanı sıra Fakir Kene’de despot tahakküme karşı koyma mevcut. Her türlü eyleme karşı yıllardır geliştirilen bu tahakküm şiirin alanına Keskin sayesinde giremiyor.

Şehirleşen Hayatlar

Yapılaşmanın üzerimize yığdığı mağduriyet hissi Hidrofor şiirinde tam da yerinde duruyor. Bu şiiri okurken Gustavo Taretto imzalı mizahi bir anlatıma sahip Medianeras [3] isimli filmi anımsamamak elde değil. Buenos Aires’i mesken alan film, teknolojinin insanı yabancılaştırması, binalarınsa insanı yalnızlaştırmasını işliyor. Devlet nezdinde şehirleşmenin iki eserde de insanı ne hallere dönüştürdüğünü hissedebiliyoruz. Büyük beton duvarlarının yasam alanlarını gasp etmesini tasdikleyen bir iktidar var oldukça bunu hem naif bir şiirde hem de binlerce kilometre uzakta bir ülkenin sinemasında da görmek mümkün oluyor.

Kadının Manifestosu

Birhan Keskin ve Asli Serin kadınlar için yazmaya başladıkları ve Özgecan cinayetinden sonra şekillenen Anıtsayaç şiirinin dipnotunda Didem Madak’ı anıyorlar. “Kadınlar savaşçıdır”, diyen Madak ve onun bıraktığı yerden sesini yükselten kadın şairlerimiz var. Kadına karsı şiddetin ve ölümlerin doğurduğu bir manifesto bu şiir. Sırf bu yüzden bile Anıtsayaç’in kitaptaki en önemli siirlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. [4] Adorno’dan [5] yola çıkacak olursak eğer, tek başına yazılsa ve başkalaşmasa belki de hayatta kalamayacak bir şiir Anıtsayaç; ama karşılıklı konuşmayla ve beraberlik vasfıyla yazılmış olması onu devinime uğratıyor. Politik olan kadın cinayetleri şiirin tanıklığı sayesinde gün gibi ortaya çıkıyor.

Eril tahakkümün kadını büktüğü her yerden isyanı olan bir şiir Anıtsayaç. "Doğum günlerimizde bize mutfak robotları hediye edenler kimlerdi." (s.38) dizesi incelikle yazılmış bir özne problematiğinin sorgulanmasına olanak sağlıyor.

Firdevs Teyze ve Zehra Teyzem ise hayata ve ölüme karşı modern şiirle deneysel anlatıların buluşması denebilecek yapıdalar. Okuyucunun bu karakterlerle buluşması da anlatıların gerçekliği ustaca barındırmasından kaynaklanıyor.

Weltschmerz veyahut Melankoli

Almanca’da ‘dünya ağrısı’ ve melankoli anlamına gelen Weltschmerz kelimesi, şiirlerin hissini topyekün veriyor. Bu ağrı; varlığın, yokluğun ve ölümün ağrısı.

Dünya ağrısı ülke gerçeğiyle yüzleşince Keskin’in imgesel söylemleri iyice anlamlanıyor. Son yılların sosyolojik olgularını en net ortaya koyan gerçekler var. Gezi Direnişi, Ali İsmail Korkmaz, Soma katliami ve bunun gibi yüklerimizi paylaşan bir melankoli var. Fakir Kene’deki şiirler; distopik bir gerçekliğin bir ütopyaya kapı açması inancı taşıyor.

Keskin’in alametifarikası; şiir severleri dizelerinden hem uzak tutmasi hem de o dizelerde kendilerini keşfettirmesi. Bu keşfin ve tanıklığın en naif ve bir o kadar sancılı, tekinsiz halini sunuyor okuyucularına. Süslerinden arinmiş isyankar dizeleri hali hazırda gerçekliğinde yaşadığımız dünyayı anlatıyor. İçimi açtım sana, içini açmak için , der Keskin, böylelikle içlerini açmayanların bir yani hep fakir kalıyor.

Notlar


[1] Keskin, Birhan, Ba. Metis Yayınları, 2005 s.37 (Şubat şiirinden) Metne dön.
[2] Keskin, Birhan, Kim Bağışlayacak Beni. Metis Yayınları, 2005 s.124 (Kışın Bana Yaptıkları şiirinden) Metne dön.
[3] http://www.beyazperde.com/filmler/film-112440/ Türkiye’de gösterime girmeyen film; sitede Yan Pencere adıyla sunulmuş. Metne dön.
[4] http://www.anitsayac.com Erkek şiddetine dikkat çekmek amaçlı bir site de ayni zamanda, (S.39) Metne dön.
[5] “Auschwitz’den sonra şiir yazmak barbarlıktır” alıntısıyla Adorno, farklı şekillerde anlaşılmıştır. Necati Sönmez, Dehşetin Estetiği adli yazısında buna en sade dille açıklık getiriyor, “sanatçının kurbanları sanat eserine dönüştürme ve bu şekilde yaşadıklarının dehşetini azaltma potansiyelinden bahseder: “Silah dipçikleriyle dövülenlerin çıplak fiziksel acılarını sözde sanatsal kılmak (…) bundan çıkarılabilecek haz potansiyelini barındırır. Estetik üsluplaştırma ilkesi aracılığıyla kurbanların hayal edilemez kaderi, bir anlama sahipmiş gibi görünür, yüceltilir; dehşet yumuşatılır ve tek başına bu, kurbanlara karşı büyük bir adaletsizliktir.”(Adorno referansıyla birlikte http://www.altyazi.net/yazilar/dehsetin-estetigi/ adresinden ulaşılabilir.) Metne dön.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.