Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-047-2
13x19.5 cm, 152 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Şeffaflık Toplumu, 2017
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Şule Süzük Toker, "Şiddetin Topolojisi", soL Haber Portalı, 21 Ağustos 2016

Durduk yere değil elbet, bir süredir “huzursuz ayak sendromu” yaşar iken, sanki sıcak bir yaz akşamının tüm ağdalılığı, yapış yapışlığı nefes almamızı engelleyeyazmış iken, bir sürü ölümlerin yasını bile tutamaz olmuş iken koca bir halk olarak biz son yaşanan darbe girişimi afallamasıyla, travmalarının en derinlerinden birine savrulmadık mı?

Fotoğraftaki Suriyeli çocuk gibi ve adsız bir sürü alacaklı çocuk, tutulmuş ve şok içinde olağan bir oturuşumuzla onlara benzeyerek bomboş bakarken. Travmaların derinliğinden bir o yana bir bu yana savrulmuyor muyuz?

Alacakaranlık kuşağı itirafçıları, gerim gerim gerilerek, müstehzi gülümsemeleriyle köpürte köpürte anlatıyor iken olağan oturuşlarımızla ve boş bakışlarımızla seyiren gözümüzü zaptetmeye çalışmıyor muyuz Allahaşkına?

Felç inecek, kötü olacağız.

Yaşadığımız travmadır.

Her yandan patır patır şiddet haberleri sarmalamadı mı günlerimizi?

Darbesinden, terörüne, bombasına, tecavüzüne. Bir elimiz yüreğimizde, gözlerimizi kapatıp, bitsin artık diye diye.

Şiddete teşneleşen bir halk olma yolunda ilerlerken içte bir yerlerde bunu bilip de sevdiklerimize belli etmeme gayreti içinde yürek çarpıntılarımızı susturmaya çalışmıyor muyuz?

Üç aşağı beş yukarı aynı ruh halindeyiz.

Yediğimizin içtiğimizin tadı yok.

Kaygı, korku, üzüntü, yas dorukta.

Görmek, bilmek, engelleyememek ve seyretmek burum burum ediyor enikonu.

İşte böyle çekilmez bir kağnı gibi kaktıra kaktıra geçerken günler Şiddetin Topolojisi'ni karıştırmaya başladım, yetmezmiş gibi onca şiddet.

Afilli bölüm adları var: "Şiddetin Makrofiziği", "Şiddetin Mikrofiziği".

Bölüm adlarının altında başlıklar: "Şiddetin Topolojisi" - "Şiddetin Arkeolojisi" - "Şiddetin Ruhu" - "Şiddetin Politikası" - "Şiddetin Makro Mantığı" - "Sisteme İçkin Şiddet" - "İktidarın Mikrofiziği" - "Olumluluğun Şiddeti" - "Şeffaflığın Şiddeti" - "Medium is Mass" - "Age-Rizomatik Şiddet" - "Küreselliğin Şiddeti" - "Homo liber"

Çok tatlı bir giriş bölümü gönlümü çeliyor. Satırların altını bastıra bastıra çizip bir de yanlarına yıldız koyduğumdan hepsini aktarasım var, üzgünüm ey okuyucu.

"Kaybolmayan şeyler vardır. Onlardan biri de şiddettir. Modernitenin şiddetten hazzetmediğini söyleyemeyiz. Ancak şiddet, kılıktan kılığa giren oyuncu. Toplumsal durumlara bağlı olarak suretini değiştiriyor. Günümüzde aşikarlıktan mahremiyete, cephesel karşılaşmadan viral bulaşmaya, kaba güçten medyatiğe, fiziksellikten ruhsallığa, olumsuzluktan olumluya kayıyor ve derinin altına, satır aralarına, kılcal damarlara ve sinir uçlarına doğru geri çekiliyor- öyle ki tamamen ortadan kaybolduğu yanılsamasına kapılabiliyoruz. Karşıtı özgürlükle örtüştüğü anda ise, iyice görünmez hale geliyor. Kaba kuvvet günümüzde anonimleşmiş, öznesinden arınmış, sisteme içkin bir şiddete dönüşmüştür; toplum ne denli halvet olursa, o kadar ustaca saklanmayı beceren bir olgudur artık."

Devam edelim:

"Şiddetin topolojisi, öncelikle şiddetin olumsuzluk kılığından tezahür eden makrofiziksel görüntülerine yönelir; Ego ve Alter, İç ve Dış, Dost ve Düşman gibi iki kutuplu gerilim hatlarında ilerler. Genellikle dışa dönüktür, patlayıcı güçtedir ve masif ve kanlı ifade eder kendisini. Bu şiddet biçimleri arasında arkaik ve kanlı kurban ayinlerini, kıskanç ve intikamcı tanrıların mitolojik gazabını, hükümdarın öldürücü şiddetini, işkenceyi, gaz odasının kansız şiddetini ya da terörizmin viral şiddetini sayabiliriz. Makrofizik şiddet daha örtük biçimlerde, örneğin dilsel şiddet olarak da karşımıza çıkabilir. Keskin bir dilin şiddeti de fiziksel bir şiddet gibi olumsuzluk üzerine bina edilmiştir, çünkü bir şeyden yoksun bırakır, yaralar hedefini: iftira atar, itibarsızlaştırır, aşağılar veya hakaret eder. Bir olumsuzluk işaretidir. Oysa bir de olumluluğun şiddeti vardır: Dilin spamlaşması, aşırı iletişim ve aşırı haber ve bilgi, azmanlaşmış bir dil, iletişim ve haber kütlesi, olumluluğun şiddetinin görüntüleridir."

Belki yaşadığımız tüm bu şiddet sarmalına biraz daha uzaktan, soğukkanlı, kuramsal ve farklı boyutlarıyla, başka pencereleri de içine alır tarzda bakmak içimizdeki boğuntuyu ve kaygıyı doğru noktalara yönlendirmek açısından işimize yarayabilir.

Kapitalizmin bitmeyen şiddetinin bireysel bazda tezahürü de var.

"Başarıya ve performansa odaklı yaşayan özne, bir depresyon geliştirir. Şiddet azalmadan sürmektedir. Yalnız ağırlık noktası içeri kaymıştır. Geç modernitenin başarıya ve performansa odaklı yaşayan ve neredeyse sonsuz imkanlara sahip öznesi, yoğun bir bağ kurmaktan acizdir. Depresyonda insanın kendisiyle olan bağları dahil, tüm bağları kopar." diyerek depresyonun yöneldiği boşluktan ve nesnesizlikten söz ediyor. Yönsüzlük, havada asılı kalmışlık yani “her türlü yerçekiminden yoksun” luk halinden söz ediyor.

Kitabı evirip çevirip heyecanlanıyorum. Bir girizgah olsun. Şu an'ımıza, anlamamıza, kendimize ve olup bitenlere dışarıdan bakmamıza yarayabilir.

Ah biz insanlar, ne kadar toplumsalız ve ne kadar da biricik..

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.