Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-049-6
13x19.5 cm, 256 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kimi Muhitlerde, 2017
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Irmak Zileli, "Mavisakal’ı bir bakışta tanımak", Sabitfikir Dergisi, 11 Ekim 2016

Başucu kitabım Kurtlarla Koşan Kadınlar’da Clarissa P. Estes, kadının ruhundaki iki farklı doğaya işaret eder; Mavisakal’ın bir “yok edici” olduğunu anlamaktan uzak “safdil” psişe ile sezgileri güçlü vahşi psişe. Aslında, der yazar, her kadının sezgisel gücü doğal olarak vardır. Ancak bazıları bu gücünün farkında değildir ve onu bastırmıştır.

Sadece masallarda değil, gerçek hayatta da kadınların karşısına “Mavisakal”lar çıkar. Kimi onları hemen tanımış ve onlardan uzak durmuştur, kimi ise yok edicinin manipülasyonuna boyun eğmiştir. Bu, “erginlenme” sürecinin bir parçası bile sayılabilir. Bu süreci tamamlayan ve sonunda içgüdüsel güçlerine sahip çıkmayı öğrenenler olduğu gibi, bunu başaramayanlar da vardır.

Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının yazarı Estes’in Mavisakal okumasına göre, masaldaki kız kardeşler, aslında tek bir kadının içindeki iki farklı eğilimi simgelemektedir. Küçük kızkardeş, kendisiyle evlenmek isteyen Mavisakal’ın gerçek yüzünü görmez (belki de görmek istemez) ve evlilik teklifini kabul eder. Öte yandan içinde bu adamı itici bulan öteki eğilim de varlığını duyurmaktadır. Genç kız kendini, Mavisakal’ın yakışıklı, çekici ve hatta sevecen bir adam olduğu konusunda ikna eder. Vahşi doğası durumun farkına varsa da, safdil olan taraf kulağına fısıldanan gerçekleri yadsır. Yok canım son derece kibar biri, hem sakalı da o kadar mavi değil. Yalnızca kendine özgü ve ilginç biri.

Masalın devamını bilmeyen yoktur; Mavisakal bir iş seyahatine çıkacağını söyler, odaların anahtarlarını karısına verir. Ancak bir odanın kapısını kesinlikle açmaması konusunda tehditkar bir konuşma yapar. Mavisakal evden gittikten sonra, ablaları kilitli odaya girme konusunda genç kadını ikna ederler. Ablaların ısrarı, kadının içindeki merak içgüdüsüne işaret eder. Bu merak sayesinde genç kadın Mavisakal’ın gerçekte kim olduğunu öğrenecektir. Masal, okurun kulağına bu türden bir merakın kurtarıcı olabileceğini de fısıldamış olur böylece.

Estes, şöyle der: “Mavisakal öyküsü tüm kadınların psişelerinde bulunan ve onları esir alan o karanlık, doğuştan yok edici olan adam üzerinedir. Psişenin doğal yok edicisine gem vurmak için kadınların tüm içgüdüsel güçlerine sahip çıkmaları gerekir.”

"Sakalı o kadar da mavi değil!"

Elizabeth Harrower’ın ilk kez 1966 yılında yayımlanan Gözetleme Kulesi isimli romanının da malum “yok edici adam”ı anlattığını söylemek yanlış olmaz. Hatta Gözetleme Kulesi’nde Mavisakal bir roman kahramanına dönüştüğü için onu daha derinlemesine kavramak mümkün hale gelir. Romanda Mavisakal’ı temsil eden Felix karakteri üzerinden, “yok edici”nin alametifarikalarını, manipülasyon yöntemlerini, uyguladıgı örtük şiddeti tüm ayrıntılarıyla okuruz. Belki bu sayede, hayatımızdaki yok ediciler ile benzerlikleri kurmamız çok daha kolaylaşır. Bu vesileyle söylemem gerek ki, Türkçeye yeni kazandırılan Gözetleme Kulesi, özellikle kadın okurun bazı şeylerin farkına varması konusunda önüne pek çok ipucu koyan bir roman.

Romanda da, tıpkı masaldaki gibi, iki kız kardeş vardır ve babalarının ölümünden sonra, sorumsuz ve ilgisiz anneleri nedeniyle kendilerini çaresiz hissetmektedirler. Tam bu noktada yeniden Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabına dönmekte yarar var. Estes’in kitap boyunca pek çok kez vurguladığı üzere, bir kadına vahşi doğasına sahip çıkmayı, toplumsal baskılara boyun eğmemeyi, yok edici erkeklere karşı uyanık olmayı öğretebilecek kişi en başta annesidir. Çirkin Ördek Yavrusu masalından esinle okuruna hatırlatır; evladına sahip çıkamayan bir annenin evladı baskılara kolayca teslim olur ve “kendini mesafe koymaktan, saygı talep etmekten, istediğini yapma hakkını ortaya koymaktan, bunu öğrenmekten, kendi başına yaşamaktan korkarken bulur.”

Gözetleme Kulesi’ndeki Laura ve Clare isimli iki kızkardeşin durumu da tam olarak budur. Anneleri var ama “yoktur” ve onlar da kendi başlarına yaşamaktan korkarken bulurlar kendilerini. Romanın Mavisakal’ı Felix de böyle bir anda çıkar karşılarına. Laura’ya evlenme teklifi eder. Laura’nın teklifi değerlendirirken yaşadığı çelişkiler, masaldaki genç kadının çelişkileriyle tıpatıp aynıdır. Sonunda Laura, kız kardeşi bu evliliğe pek taraftar görünmediği halde kendi kendini ikna eder. “Sakalı o kadar da mavi değil canım!” Laura kadının safdil tarafını, Clare ise vahşi tarafını simgelemektedir.

Köleye bağımlı efendi

Kuşkusuz Gözetleme Kulesi, Mavisakal masalının bir tıpkıbasımı değil. Mavisakal’ın kadınlara verdiği mesaj, sezgilerine kulak vermeleri gerektiğidir. Yok edici adamı tanımaları için vahşi doğalarını bastırmaktan vazgeçmelerini söyler. Bu nedenle de zaten masalın sonunda Mavisakal’ın gerçek yüzü ortaya çıkar ve genç kadının gözleri açılır. Bu gerçeği ortaya çıkaran da genç kadının vahşi doğasının bir parçası olan merakını dizginleyememiş olmasıdır.

Gözetleme Kulesi’nde ise bu tür bir “mutlu son” beklemiyor bizi. (Hayır, nasıl bir sonun beklediğini söylemeyeceğim.) Belki kesin bir sondan da söz etmek doğru değil. Romanın amacı, daha ziyade kadının içsel doğasındaki çatışmada odaklanmak gibi görünüyor. İki kız kardeşin Felix karşısında büründükleri ruh halinin ve takındıkları tutumun tümüyle farklı olması bu çatışmaya işaret ediyor gibi. Gözetleme Kulesi’nin kadının “aydınlanma”sından çok, iç dünyasındaki bölünmede ve çatışmada odaklandığını söyleyebiliriz.

Laura’nın, Felix’in işkencelerine türlü bahaneler uydurarak kendini ve etrafını kandırmaya çalışması bu çatışmanın bir tarafı. Kızkardeşi Clare’in ise büyük bir sabır ve özveriyle ablasının yanında kalması, çatışmayı uzlaşmayla çözüme kavuşturma çabası olarak okunabilir belki.

Bir tarafta Felix’in efendiliğini reddeden Clare, bir tarafta da köle kimliğine sıkı sıkı tutunan Laura. Clare’in bakışından Felix zavallı bir adamken, Laura’nın gözüyle baktığımızda korkutucu bir otorite figürüne dönüşür. Yazar bize şunu hatırlatıyor gibidir: efendiye efendi statüsünü veren, onun otoritesini kabul eden köledir. Köle yoksa, efendi de yoktur. Dolayısıyla efendi kölenin bakışına bağımlıdır.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.