Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-097-7
13x19.5 cm, 168 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Dönüş, 2009
Çevengur, 2010
Can, 2010
Mutlu Moskova, 2012
Muhteşem Vahşi Dünya, 2014
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Ceylin Aksel, "Güzel Günler İçin Açılmış Devasa Bir 'Çukur'", Artful Living, 20 Ekim 2017

Maksim Gorki tarafından keşfedilen ve 20. yüzyıl Rus edebiyatının en iyi yazarlarından kabul edilen Platonov, Sovyet döneminin proleter kökenli yazarlarından biri. Yaşadığı dönemde Çarlık rejimin yıkılması için savaşmış, ülkenin gelişim gösterebilmesi için mühendis olarak projeler geliştirmiş. Platonov aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin Ekim Devrimi ardından 1928-1932 dönemi için hazırladığı ilk beş yıllık kalkınma planının sonrasında gerçekleşen kıtlık zamanlarında mühendisliği bırakıp toprağı yeniden canlı tutmak için ekip, iyileştirmiştir de.

Platonov, 1930’da kaleme aldığı Çukur’da Sovyetler’in Ekim Devrimi sonrasında yaratmaya çalıştığı yeni toplumsal hayat ve yeni insanın psikolojisini karakterler üzerinden anlatır. Roman, Voşov’un özel yaşamının otuzuncu yıldönümünde çalıştığı küçük makine fabrikasından ihraç edilmesiyle başlar. Sebebi ihraç belgesine şöyle yazılmıştır: Dirençsizliğindeki artış ve genel iş temposu ortasında düşüncelere dalması. Yazar, kitap boyunca düşünceler ve baskının algılanışını okuyucusuna diyaloglarla verir.

Geceyi geçirmek için merkezden uzaklaşan Voşov, bir çukur bulur. Ancak biçici onu fark eder ve orada uyumasına izin vermez. İşçilerin kaldığı barakayı gösterip orada yatmasını ister. Voşov, barakadaki işçileri şu sözlerle anlatır: On yedi ya da yirmi işçi sırtüstü yatmış uyuyor, kısık lamba şuursuz insan yüzlerini aydınlatıyordu. Uyuyanların tümü ölüler gibi zayıftı; her birinin deri ve kemikleri arasındaki dar yeri damarlar işgal etmişti. Sabah olduğundaysa “Ahşap duvardaki köy saati ölü yükün yerçekimi sayesinde sabırla dönüyordu. Ustalar masa boyunca sıralandılar. Ciddiyetle yemeye koyuldular, doğal bir şey yapar gibi ama tadını çıkarmadan yiyorlardı yemeği,” diyerek devam eder.

İşçilerin bu betimlenişi ile idealize edilmemiş, nefes alan karakterlerle karşılaşır okur. Fiili olarak bölümlere ayrılmamış olan metin kurgusal olarak iki bölüme ayrılır. Her iki bölümde de işlenen, yaratılmaya çalışılan aslında “yeni insan”dır. İlk bölüm tüm yerel proletaryanın yerleşeceği ve mutlu yaşayacağı o tek binanın inşası için kazılan çukur çevresinde gelişirken, ikinci bölümde ele alınan kolektifleşme sürecindeki insandır.

Voşov, yaşam planı arayışını diğer işçilerle birlikte çukuru kazarken aramaya devam eder. Toprak, kazıcıların kurtuluş hayaliyle canla başla kazılırken, radyodan Kültür Devrimi ve her tür müzik yayınlanır.

Tarafsız bir anlatım sunmaya çalışan yazar, sorgulayan bir karakter olan Voşov’un yanına en aktif yoldaş olarak Safranov’u koyar. Umudunu kaybetmiş bir engelli olan Jaçov ve kazıcı başı olan dur durak bilmeden çalışan Çiklin karakterlerinin yanına geleceğin o mutlu, umutlu ülkesini temsilen bir kız çocuğu olan Nastya’yı ekler.

Mekânın çukurdan uzaklaşıp köye kaymasıyla romanın ikinci bölümü başlar. Ölüm ve kıtlıkla çevrelenmiş bu bölüm köylülerin en kutsalı haline getirdikleri kendi elleriyle yaptıkları tabutlarla betimlenir. Öyle ki köylüler diri diri tabutlara yatmış ölümü beklerler. Yazar karamsar bir çerçeve çizmeye çalışsa bile bunu retorikteki asıllık, mizah, ironi ve tuhaflıkla metne iyi bir biçimde yerleştirebilmiş. İşkolik bir ayı, tilki saçlı bir papaz ve en sevdikleri eşyaları tabutları olan köylüler. Bütün anlatım, Platonov’un özgün dilinin Sovyet jargonuyla birleşmesidir. Sovyet hükümetinin resmi dilinin de kullanıldığı eserde kulak, kolhoz, artel, pionerler gibi toplumsal kelimelere yer verilir.

Kolektifleştirilme sürecindeki toplumun, yeni insan psikolojisinin yalın ve gerçekçi diyaloglarla anlatıldığı roman, Jaçov’un şu sözüyle biter, “Ben artık hiçbir şeye inanmıyorum.”

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.