ISBN13 978-975-342-429-5
13x19,5 cm, 576 s.
Yazar Hakkında
İçindekiler
Okuma Parçası
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Deri-Ben, 2008
Beckett, 2020
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Levent Kayaalp, "Sunuş", s. 9-11

İnsanlık tarihine damgasını vuran büyük öğretilerin temel özelliklerinden biri, saman alevi gibi parlayıp sönmek yerine zamana direnmeleri ve ışıklarının kalıcı olmasıdır. Bu öğretilerin insan zihninin ürünü olduğu ve insan ömrünün de sınırlı olma özelliği taşıdığı göz önüne alınırsa sürekliliğin nasıl sağlandığı sorusu gündeme gelir. Genellikle, "Kurucu baba" olarak adlandırılabilecek yaratıcı kişi öğretiyi kendinden öncekilerin deneyimlerinden de yararlanarak, kendi iç kaynaklarından damıttığı kuramlaştırmalarla oluşturur. Onu izleyen çocuklarsa öğretiyi kuşaktan kuşağa aktarma işlevini üstlenirler. Ancak, "yaratıcı çocuklar" olarak adlandırılabilecek bir grup çocuk, öğretiyi aktarmakla kalmayıp, kendi özgün katkılarıyla zenginleştirirler. Böylece, öğreti bir yandan özünü oluşturan temel önermeleri muhafaza ederken, bir yandan yeni katkılarla değişen zamana ve koşullara direnerek sürekliliğini korur.

İnsanın ruhsal yapısını açıklamaya yönelik bir kuram ve aynı zamanda bu yapıyı incelemeye ve tedavi etmeye yönelik bir yöntem olarak psikanaliz, ortaya çıkışından bugüne dek geçen bir asırlık dönemde benzer bir sürece konu olmuştur. Yaratıcı çocuklar, öğretinin temellerini oluşturan iki ana önermeye, yani dürtü ve bilinçdışı kuramlarına sadık kalarak kendi özgün düşüncelerini öğretiye eklemlemeyi başarmışlardır. İşte 1999'da kaybettiğimiz Didier Anzieu, psikanalizin yaratıcı çocuklarından biri olarak nitelendirilmeyi hakedenlerdendir.

Anzieu'nün yapıtının özgün yönlerini ortaya koymanın en uygun yolu yine onun yapıtına dönerek temel önermelerine başvurmaktır. Anzieu, ilk çalışması olan Freud'un Otoanalizi'nde (L'auto-analyse de Freud, 1959), Freud'un kendi bilinçdışı ürünlerinden –rüyalar, dil sürçmeleri, unutmalar, eksik edimler– hareketle psikanalizi adım adım yaratışını gözler önüne serer. Başka bir deyişle, yaratıcının içsel dünyası ile ürün arasındaki yakın bağı sergiler. Bu bağı daha sonra Le corps de l'oeuvre (Yapıtın Gövdesi, 1981) başlıklı çalışmasında, yaratıcılık sürecini açımlayarak ayrıntılı bir incelemeye tabi tutacaktır. Bu anlamda, Anzieu'nün önermelerini takibimiz bizi ister istemez onun yaşam öyküsüne götürür.

Didier Anzieu posta idaresinde çalışan memur bir çiftin çocuğu olarak 1923'te Melun'de dünyaya gelir. Kendisinden önce ölü doğan bir kızkardeşin varlığı, annesinin aşırı koruyucu tutumunun zeminini hazırlar. Anne Maguerite de, 5 yaşında yanarak ölen ve aynı adı taşıyan kızkardeşin ikamesi olarak dünyaya gelmiştir. Anne doğumdan sonra çocuğa hiç kimseyi yaklaştırmaz, zaman zaman kusturana kadar emzirirken, zaman zaman emzirme saatini unutur. Çocuğun bedeninin havayla temasını önlemek için kat kat giydirir. Sonunda annenin kızkardeşi Elise çocuğun bakımını üstlenir ve anne psikiyatri kliniğine yatırılır. Klinik çıkışında bir süre çocuğuyla ilgilenirse de, daha sonra kendi isteğiyle Paris'e tayin olarak eşini ve çocuğunu terk

eder. Elise eniştesi ve yeğeniyle birlikte yaşamaya başlar. Marguerite Anzieu'nün adı birkaç yıl sonra 1931'de Paris gazetelerine manşet olan bir haberle duyulur: Marguerite Anzieu, tiyatro oyuncusu Hu-guette Duflos'yu öldürmeye teşebbüs etmiştir. Marguerite Saint-Anne hastanesine yatırılır. Doktoru Jacques Lacan'dır. Lacan 1932'de Rudolf Loewenstein'ın divanında analizine başlar ve aynı yıl tezini savunur: De la psychose paranoiaque et ses rapports avec la personnalité. Tezin konu aldığı olgu Aimée Marguerite'den başkası değildir.

Didier Anzieu ilk ve orta öğrenimini Melun'de tamamladıktan sonra liseyi Paris'te Henri IV. Lisesinde yatılı olarak okur ve ardından Ecole Normale Superieur'e girer. Felsefe doçentliği sınavında başarılı olduktan sonra psikolojiye yönelir. Bir yandan Claude-Bernard Merkezi'nde psikolog olarak çalışırken bir yandan da Prof. Graciansky'nin dermatoloji servisinde staj yapar. Dermatoloji stajı deneyiminin, annesiyle bebeklik döneminde yaşadığı istikrarsız bakım yaşantılarının izlerine yön vererek Moi-peau (Deri-benlik, 1974) kavramının doğuşunu hazırladığını tahmin etmek pek zor değildir. Annesinin öyküsü Didier Anzieu'yü, psikolojiden sonra psikanalize yönlendirir. 1949'da Lacan'ın divanında analizine başlar. Analizine başladığında, Lacan'ın tez olgusu Aimée'nin kendi annesi olduğunu bilmemektedir. Lacan'ın, Didier Anzieu'yü analize kabul ederken bu gerçeği bilip bilmediği konusundaysa Elisabeth Roudinesco kesin konuşmaktadır: Lacan'ın Anzieu soyadını bilmemesi mümkün değildir; Anzieu adını bilinçdışına atmış ve bu bilinçdışına atışı Mar-

guerite'in oğlu karşısında kabul etmeyi istememiştir. Lacan'ın tutumunu daha da tartışmalı kılan bir diğer olguysa, Didier Anzieu'yü analize aldığı sırada, Marguerite Anzieu'nün Lacan'ın babası Alfred Lacan'ın yanında ahçı olarak çalışmasıdır. Didier Anzieu gerçeği annesinden öğrenir. Lacan ile analizi 1953'e kadar sürer. Catherine Chabert göre, Lacan'ın kendi seminer eğitimini izlemesi önerisi Didier Anzieu'yü hayal kırıklığına uğratmış ve seans sayısını azaltma talebine neden olmuştur.

Didier Anzieu psikanaliz eğitimini Société Psychanalytique de Paris'te (Paris Psikanaliz Cemiyeti) tamamlamış, ilk ayrılık hareketinde Lacan'ın yanında, ikinci ayrılıktaysa karşısında durmuş, 1964'te Association Psychanalytique de France'ın (Fransız Psikanaliz Birliği) kurucuları arasında yer almıştır. Psikoloji profesörü olarak görev yaptığı 1955-1983 yılları arasında psikolojinin tıp ve felsefe eğitimlerinden bağımsızlaşarak özerklik kazanması için mücadele vermiş, psikolog ve psikanalist kimliklerini biribirine karıştırmadan klinik psikolojiye akademik camiada saygınlık kazandırmıştır.

Didier Anzieu, psikodramadan projektif yöntemlere, dermatolojiden edebi yapıtların yorumuna, çok değişik alanlarla ilgilenmiştir. Ancak dünya ölçeğinde otoanaliz ve deri-benlik konusundaki özgün yaklaşımlarıyla tanınmıştır. Psikanalizin bu yaratıcı çocuğunun psikanaliz içindeki duruşunu galiba en doğru biçimde kendi sözleriyle anlatabiliriz: "Sorun Freud'un viktoryen dönem bunalımı karşısında bulduğu çözümü tekrar değildir. Sorun, insanoğlunun günümüz medeniyetindeki rahatsızlığına bir cevap bulmaktadır. Psikanalitik nitelikte bir çalışma, bilinçdışının kendini gösterdiği her yerde yapılmalıdır: ayakta, oturur durumda ya da uzanmış halde; bireysel olarak, grup halinde ya da ailede, öznenin kaygılarını ve fantezilerini, onları işitebileceği ve açıklayabileceği varsayılan birine anlatabileceği her yerde."

 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2024. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X