Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-165-2
13x19.5 cm, 264 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Tepelitaklak, 2010
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Mümtaz Sağlam, “Tarihî bir kolaj: 1929”, Virgül, Sayı 9, Haziran 1998

İlk kitabı Kavunlu Natürmort'ta daha çok biçimsel ağırlıklı söylemiyle tanıdığımız Ahmet Sipahioğlu, 1929'da anlam ve biçimin tam uyuştuğu, mizahın edebî derinlik ve kaliteyle birlikte sentezlendiği bir yapıyla yeniden ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bir akademisyen olan Ahmet Sipahioğlu öncelikle, yakın tarihimizin önemli atılımlarının ve olaylarının yaşandığı bu tarihsel kesitten, farklı toplum katmanlarına ilişkin birey portrelerini öne çıkarıyor. Bazı sosyal/siyasal olaylar ve gerçekler fonunda, kısmen gerçek kişi ve olaylarla da özdeşleştirebildiğimiz bu karikatürleştirilmiş tip ve olguları, giderek toplumsal değişim isteminin ve Doğu-İslâm zihniyetinin birer ironisine dönüştürüyor. Bu haliyle 1929, gülmecenin geniş ve derin anlamı itibarıyla esaslı bir sorgulama evresinde ele alınarak kendi ulamını belirlemekte gecikmiyor. Gerçekten de 1929'u yalnızca mizahî bir çerçevede değerlendirmek, onun peşinde olduğu temel düşünceyi farketmemiş olmak demektir.

Sipahioğlu 1929'da, romansı ifadenin olanaklarını kullanan kurgusal bir denemeyle karşımızda. 1929 yılına ilişkin toparladığı verileri bir kolaj mantığıyla değerlendiren yazar, dönemi betimleme ve halet-i ruhiyesini yansıtma girişiminde, mizansenin hizmetine sokarak yeniden biçimliyor onları. Sonuçta ele aldığı her veriyi, sosyal ve siyasi ironinin bir nesnesi, dahası yeni bir "cemiyet" tasarımının günlük yaşama da yansıyan "absürd" tutanakları haline getiriyor. Yani, gerçek olanla kurmacanın aynı payda içerisinde tesis edilen ilişkisine dayanan anlatı, büyük ölçüde romansı kurgunun amacı doğrultusunda esas yörüngesini belirliyor. Sanatçının ortaya çıkardığı bu çok işlevli yapı, mizahın sınırlarını aşarak, sosyal bir modelin entegrasyonunda yaşanan şoklarla biçimlenmekte olan bir kültürel ortamı betimleyen gerçekçi bir üslûba da bürünüyor esasında.

1929, düz bakışla ifade edilirse, Cenevre'de musıkî tahsili yapan genç istidat Şekip Bey'in İstanbul'a dönüşüyle başlayan ve bir yıllık süreçte başından geçenleri öyküleyen bir anlatıdır. Karşı cinsin ilgisine her daim mazhar olan Şekip Bey'in Madam Laparra ile meşkini ifşa eden mektuplar, metnin odağını teşkil etmektedir. Hemen ardından, Şekip Bey'in sosyeteden Vildan Hanım'la ve Muallime Pervin Hanım'la da olan gönül ilişkilerinden türeyen aşk, şiddet ve gerilim dolu entrikalar ve "evrak-ı metruke" niteliğindeki günceler, notlar ortada uçuşmaktadır. Bu basit izleğe karşın kitap, düzyazı mantığına sürekli müdahale eden ve tefrikalar halinde ilerleyerek gelişen çok yazarlı bir kurguya dayandırılıyor. Ve bu doğrultuda esas olayla da bağlantılı olan, ama daha çok sosyal yapıdaki değişimin tutanakları olan haricî beyanlara yer veriliyor. Doktorunuz, medyumunuz, muhabiriniz ve başyazarınız gibi, anlatıcı/aktarıcı işleviyle öne çıkarılan kişilere ilişkin gazete kupürleriyle ikincil bir eksende dile getirilen daha genel olaylar metne derinlik ve boyut kazandırıyor. Bu arada, bir ayrıntı zenginliği olarak görülebilecek yan kişilikler (tıpkı olaylara yaklaşımındaki tavrının, 'r' özürlü bir hitabetle tüm anlam ve değerini yitirdiği felsefe profesörü Kamran Şerif gibi), bir dönem analizinin figüranları olarak beliriyor. Kısmen birbirinden farklı görünen ama anlatı sürecinde bağlantılanan bu tür olaylar, belli bir mizahî kapsamda genel temayı ayakta tutuyor.

Ayrıca bu romansı anlatının değişmez mekânı olan "Ateş ve Kafes Kulübü" de, tüm mizahî vurguların sahnesi yapılıyor bir bakıma. Sözgelimi, Batılı nefes arayan ve/fakat devletin yeni kurgusunda ait olduğu (hakettiği?) yeri bulamayan hüsrana uğramışların soluklanabildiği yegâne nostaljik yer olarak betimleniyor. Ya da hiç öğrencisi bulunmayan Belediye Konservatuvarının piyano eğitmeni Şekip Bey'in Dadacı tiradlarını yenileyip, her zaman kuşkulu bir yanı olan avangard bestelerini icra edebilme şansını bulduğu tek yer olarak gösteriliyor. Ve belki, romanın en çarpıcı ânı da buradan hareketle, İstanbul'un kent ve kültür yapısından soyut bu marjinal ortamın, kimliği iflasa sürüklenen Şekip Bey tarafından imhası oluyor.

Aslında 1929'un metinsel uzamında dikkati çeken bu yeni ve çok disiplinli yapı, Sipahioğlu'nun hedeflediği eleştirinin de aynası oluyor bir bakıma. Sözgelimi, Millet Mektepleri olgusu, yeni devletin ideolojisinde bir açmaz olarak görülüp, piyano hocası Şekip Bey'in bile bu okullardaki zorunlu tahsili ile (yazar tarafından) bir nevi eleştiriliyor. Batılılaşmanın görünür adımlarından biri olacağına inanılan "güzellik müsabakası"nın tertip şekli kadar, sonucu da yine yazar tarafından tam bir alaturka rezalete dönüş/türül/üyor. Aynı şekilde, yazar, Mimar Cemil'i muhafazakâr ve doğulu bilinciyle, ay/ıl/mayan radikal kesimlerin sözcüsü yaparak, günümüze ilişkin göndermelerde bulunuyor. Ya da, iflâh olmaz mucit Con Ahmet'in varolma mücadelesi traji-komik bir eksende gülünç olduğu kadar düşündürücü görünüyor. Açıkça, bir "tutunamayanlar" silsilesini andıran roman tipleri -başta Şekip olmak üzere-, son yüzyılın Türk entelektüelinin karikatürleşmiş s/imgelerine dönüşüyor böylece.

Sipahioğlu'nun irdelemeleri göstermektedir ki; bu ilginç toplumsal ortamda ayakta kalan ve yaşama karşı tutunabilen dirayetli bir karakter neredeyse yok gibidir. Bu açıdan anlatı modelini sık sık 1929'a ilişkin kupürlerle belgeleyip desteklerken bir sosyal/siyasal eleştiriyi de gündeme getiriyor. Özellikle Harf Devrimi sürecinde yaşanılan düşündürücü uygulamalar vurgulanırken, sanki bir takım soru/n/ların canlı tutulması isteniyor. Kuşkusuz, Ahmet Sipahioğlu, 1929'u biraz da, günümüzden alınmış tipler ve olayların sahnesi olarak düşünmüş ve zenginleştirmiştir. Üstelik bu özdeşleştirme, okura bunca yıldır temel sorunlar bazında değişen fazla bir şey olmadığını kanıtlamakta, bu ise ayrı bir içsıkıntısının nedeni olmaktadır.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.