Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN 975-342-175-3
13X19.5 cm, 120 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

"Akasyalar", s. 9-12

Kadınlar, bütün günü ortak avluda geçirirlerdi. Gece, erkeklerindi. Çamaşır tekneleri, oturaklar, avluda büyüyen köpek ve yavruları bütün günü kucaklardı. Bir de akasyalar. Kokularıyla uyur, uyanırdım. Çocuktum. Severdim yağmuru.

Gezgin yeller uğrardı evimize. Biz pencere ardında beklerdik. Kış gecelerinde, mısırların odada patlayan seslerinden ürkmezdik de, nedense gökgürültüsü epeyce sıçratırdı bizi yerimizden. Akasyalarla avunurdum.

Saçak altlarına sığınmadıklarına göre, yağmurda ıslanmaktan çekinmiyorlardı. Bir gece bıraktım kendimi sokaklara. Sırılsıklam döndüğümde sabah olmak üzereydi ve akasyanın yapraklarından süzülüp tek tük dökülmeyi sürdüren damlalar, yağmurun dinmesini istemez gibiydiler. Akasyanın gövdesine yaslanıp oturdum. Güvendeydim. Dilediğimce kalabilirdim burada. Bulutlar beni göremezdi. Yıldızlar zaten bakmıyorlardı bu yana.

Gündoğumunu karşılamaya hazırdım şimdi. Güneş de benim gibi ıslak mıydı acaba? Ama o yağmura yakalanmamıştı ki!.. Kucağıma, teker teker düşüyordu damlalar, akasyanın yağmuruydu bu. Yapraklarında biriktirdiği yağmur.

İlk sarsıntım, bu gecenin ardından gelen hastalıkta yaşandı. Yatağımdan çıkamadım uzun bir süre. Annem, sabah beni yatağımda bulamadığında telaşlanmış; avluda gördüğünde, telaşını keskin bir öfkeye çevirmişti. Bense, uyukluyordum o sırada.

Velvelesine açtığımda gözlerimi, üzerimde tatlı bir yorgunluk... Yerimden kalkmaya gücüm yoktu, öylesine bitkindim geceden ve yağmurdan. Akasyaların, yerinden kımıldamayışını şimdi anlayabiliyordum. Hastalandığımın ayırdındaydım ama aldırış etmiyordum. Geceye tutulmuştum. Apar topar alındım içeri, avludaki akasyanın gölgesinden.

Yatağımın pencere kıyısına alınmasını istedim. Bunu bana çok görmediler, isteğim yerine getirildi. Bütün günüm yatakta geçtiğine göre artık yaşantım pencere kıyısındaydı. Kuşlar, pencereme konmak yerine akasya dallarını yeğliyorlardı ve ben onlara dokunma umuncumu yitirmiştim. Akasyanın altında geçirdiğim geceden en küçük bir pişmanlık duymuyordum. Bir daha bu yataktan kalkamayacağımı düşünsem de, bir geceyi daha dallarının altında geçirmeyi düşlemekten kendimi alamıyordum. Hep yatmaya zorlanacağımı bile bile.

Bedenimi, bir daha yatağımdan kalkamayacağım kaygısı sarıyordu. Ateşim giderek yükseldi. Ben yatağımı ısıtıyormuşum duygusunun verdiği yüreklilikle çekiyordum yorganı üzerime. Sürekli iki yanıma dönüp sıcaklığımı yatağın tümüne yayıyordum. Bir gözüm hep dışardaydı. Akasyalara yeniden dokunmanın, bu kez dallarına tırmanmanın peşindeydim. Gece sessizliği hükümranlığını tekrar ilan ettiğinde içim içime sığmaz oluyordu. Yataktan çıkmalıydım. Hiç değilse bir kez daha. Yarın çok geç olabilirdi. Bundan sonra her yarın çok geçti benim için. Elimi çabuk tutmalıydım.

Geceleyin, ayışığı bulutların ardında kendini bizden gizlemiyorsa, akasyaların kıpırdayan yapraklarının gölgesi avluya düşüyordu. Gölgemi aranırdım avluda. Yoktu. Bulutlar, dinleniyor olmalıydı uzaklarda. Usulca süzüldüm yatağımdan. Bir gölge gibi sessizce avluya çıkıp tırmandım akasyaya. Ben dallarında geziniyordum; gölgemse avluda. Onu görebileceğim bir yerde değildim. Belki biraz daha uçta olmalıydım. Şimdilik, bu güvenli dalda oturup gözlerimi dört açacaktım geceye. Öyle de özlemişim ki, ne güçlüklerle tırmandığımı hemen unutuvermiştim.

Kuşların konduğu ince dallar daha yukarıdaydı. Orada olsalar, elimle uzanıp birine dokunabilirdim. Dışardaydım. Avluda bir uyku sürüyordu. Kıpırdayan gölgeler, bana aldırış etmeyen köpeği ve yavrularını uyandırmamak için çıt çıkarmıyorlardı. Evdeki saatin gonglarını duyabiliyordum.

Sabahın her an gelebileceği kaygısıyla irkildim. Uyandıklarında, beni hemen içeri alacaklar ve yatağımı yine duvarın dibine yerleştireceklerdi belki. Gözlerim çevreyi kolaçan etmeye başladı. Gölgem aşağılarda bir yerde olmalıydı. Onu görebilmek için yerimi değiştirmeliydim. Kıpırdamalı, dalın ucuna ilerlemeliydim. Yakınlarda olmalıydı. Nereye gidebilirdi ki!..

Gözlerimi açtığımda perde çekiliydi. Yüzümde pek tanıdık bir sıcaklık. Çekili perdeyle duvar arasında kalan boşluktan gün-ışığı sızıyordu. Duvara yayılıp son bulan günışığı. Köpeğin sesine uyanmışlardı. Beni bulduklarında yerdeymişim. Kıpırtısız, kanlar içinde. Gölgemin peşine düştüğümü anlatmaya kalksam, bir temiz paylanırdım. Kuşları beklediğimi söylesem, odama kafes getirilecekti belki. Sustum. Ağlamayı öğrenmemiş olsaydım, yatağım pencere kıyısında kalamayacaktı. Duvara yayılan günışığıyla oyalanacaktım.

Pencereme konan ilk kuşun aç olduğunu sonradan, çok sonradan kestirebildim ve o günün pişmanlığını bir türlü atamadım içimden. Kapatıldıkça açtığım penceremin pervazından eksik olmayan ekmek kırıntıları, yemeyip yatağımın altında sakladığım simitlerin susamları beni bağışlatamayacaktı.

Açık bir yerde yürüyorsanız, gölgeniz hemen dibinizde oluyor. Günışığındaki gölgenizle, gececi gölgenizin aynı olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Pencereme konan kuşun gölgesi hemen dibindeydi ama uçmaya başladığında, iyice yükseldiğinde alabildiğine uzaklaşıyordu. Belki hiç görmüyordu, belki ayırdında bile olmuyordu.

Yataktaydım. Artık, benim yatağım diyesim gelmiyordu. Sıkı sıkıya kapadığım perdeler, pencereyi açtığımı gizliyordu. Suç ortağıydık şimdi. Arkadaştık. Akasyaları görmemi engellese de, usulcacık esintilerde bile kıpırdayarak akasyanın yapraklarından avluya yayılan hışırtıları getiriyordu kucağıma. Perdeler oynaşmasa, odamda boğulacaktı avluya konan geceler.

Akasyaların dalları önümde daha bir eğilmişti sanki. En azından, ben öyle görmek istiyordum. Öylesine uzak görünmeye başlamıştı ki, el sallamaya utanır olmuştum. Kendi kendime sorduğum bilmeceler uğramaz olmuştu dilimin ucuna.

Düşerken görmüştüm gölgemi.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.