Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-465-3
13X19.5 cm, 352 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Pinhan, 1997
Şehrin Aynaları, 1999
Mahrem, 2000
Bit Palas, 2002
Beşpeşe, 2004
Med-Cezir, 2005
Baba ve Piç, 2006
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

E. Fuat Keyman, “Araf ve tarihsellik”, Radikal 2, 18 Temmuz 2004

Kanada, Ottawa havalimanına inen uçaktan dışarıya baktığım zaman, gözlerime inanamamıştım. Her yer, beyazdan griye, hatta siyaha kadar çeşitli renklere dönüşmüş karla kaplıydı. Havaalanından dışarıya çıktığım zaman hava eksi 25 dereceydi. Böyle bir soğukla hayatımda ilk kez karşılaşıyordum, sanki içim donuyordu. Bir sigara yaktım, onu bile içemedim. Bu dondurucu soğuk, kardan başka hiçbir rengi içermeyen, sigarayı bile soğuğuyla bana içirtmeyen bu kentte nasıl yaşayacağımı düşündüm. Hemen Türkiye'ye geri dönmek istedim. İsteğimin imkansızlığını anlayınca, sıradaki taksiye binip, beni, o günden bugüne yaşantımın bir parçası olacak, doktora çalışmamı yapmak için geldiğim Carleton Üniversitesi'ne götürmesini istedim. Doktora çalışmamı, sonra Amerika'da Boston şehrinde yaptığım doktora sonrası çalışmamı ve çeşitli üniversitelerde verdiğim dersleri içeren 11 yıllık bir dönem 3 Ocak 1984 günü böylece başlamıştı.

Bu süreç içinde, dünya politikasına "iktidar-devlet-ulusal çıkar ekseninde" yaklaşan hakim uluslararası ilişkiler anlayışının kuramsal bir eleştirisini yapmaya çalışan doktora tezimi yazdım. Tezimde, dünya politikasını sadece güç ve çıkar temelinde gören, ulusal çıkar ile devlet çıkarını özdeşleştiren ve devlet güvenliğini kendisine öncül gören hakim uluslararası ilişkiler anlayışının, özünde doğayı, kadını ve farklı kültürleri denetlemeyi amaçlayan ve bu yolla Batılı, beyaz ve erkek kimliği tarihin merkezine oturtan bir hareket tarzına sahip olduğunu önerdim. Bu anlamda, bilimsel, objektif ve gerçekçi olduğunu her fırsatta yenileyen uluslararası ilişkiler kuramı, düzen ve güçle kurulacak dünya barışından konuşurken, aslında belli bir kimliğin dünya üzerinde egemenliğini ve hegemonyasını kuracak bir "güç ve çıkar merkezci" anlayışı bizlere sunuyordu. Bu anlayışa karşı direnmeliydik ve bu direnç yapılan objektiflik ve bilimsellik iddiasının özünde iktidara ve devlet çıkarına dönük bir öznelliği içerdiğini kuramsal olarak da ortaya koymalıydı. Doktora tezimde ve doktora sonrası çalışmamda yazdığım "Küreselleşme, Devlet, Kimlik/Farklılık" kitabımda bu kuramsal müdahaleyi kendi çapımda geliştirmeye çalıştım.

Yine bu süreç içinde, Kanadalı ve Kanada'ya dünyanın farklı yerlerinden gelen doktora ve master öğrencileriyle, bazılarını hâlâ sürdürdüğüm çok iyi dostluklarım oldu. Bazılarıyla beraber ev tuttuk, aynı makanı paylaştık. Kimlik, benlik, aidiyet ve bu bağlamda ulusallık, yerellik ve küreselleşme, yurt, mekân vb. konuları üzerine yapılan uzun tartışmalarla geçti zamanımız. Kimliğin çokboyutluluğu, parçalanmışlığı, tarihsel ve söylemsel kurulmuşluğu ve iktidarla ilişkiselliği. Postmodernite, eleştirel kuram, feminizm, oryantalizm. Marksizm, liberalizm eleştirileri. Tüm bu referanslar tartışmaların ana eksenini oluşturuyordu. Modernite ve kimlik üzerine yaptığımız bu tartışmalar günlük yaşamımdan doktora tezime kadar geniş bir yelpaze içinde hayatımın ayrılmaz parçaları olurken, Türkiye'den sonra Kanada'da giderek yaşamımın içine giriyordu.

Araf'ı okurken

Elif Şafak'ın yeni romanı Araf'ı çok büyük bir zevkle okurken, 1984-1995 arası Ottawa ve Boston'da geçirdiğim bu süreç tekrardan gözlerimde canlandı. Araf'ın baş karakterlerinden biri Boğaziçi Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Boston'a doktora çalışmaları için gelen Ömer Özsipahioğlu. 2002 Haziran'ında Boston'a ilk gelişinde, ismindeki noktaları kaybediyor ve Omar oluyor. Kimliğin, aidiyetin ve benliğin parçalanma, belirsizleşme ve çoklaşma süreci, noktaların silinmesiyle netleşiyor. Omar'ın kendisi gibi doktora yapan Faslı ve Magrep'ten Abed, ve İspanyol ve Madrid'den Piyu'nun evine taşınmasıyla Amerika'da yaşayan yabancı doktora öğrencileriyle tanışıyoruz. Romanda Abed önemli bir yer tutarken, Piyu'dan daha fazla önemli olan Alegre var. Alegre Piyu'yla birlikte yaşıyor. Fakat romanın Ömer'le birlikte ön plana çıkan, okuyucunun okuma açısına bağlı olarak belki de ana karakteri, ismini sürekli değiştiren Gail. İsminde noktalar kaybeden Ömer ile sürekli isim değiştiren Gail, Araf'ın hem günlük yaşam düzeyindeki yaşanılanlar üzerine kurduğu, hem de kuramsal düzeyde yaptığı kimlik ve aidiyet tartışmasının ana kahramanları.

Araf'ı okurken Elif Şafak'ın o güzel ve yaratıcı anlatım tarzı sizi olayların içine çekiyor. Hem elinizdeki kitabı size bıraktırmayan bir anlatım tarzıyla berabersiniz ve hızlı okumak istiyorsunuz hem de Elif Şafak'ın dilinin yaratıcılığı ve derinliği içinde yavaş okumak, okuduğunuzu bir kere daha okumak, durmak ve düşünmek istiyorsunuz. Araf "aynı anda hızlı ama yavaş ol" eyleminin bir ikilem içermediği duygusunu size veriyor.

Araf'ı okurken aynı zamanda, Elif Şafak'ın "yabancı" kavramı ekseninde kimlik ve aidiyetin taşıdığı belirsizlikler, muğlaklık, çelişkiler ve çatışmalar üzerine yaptığı kuramsal müdahaleleri de okuyorsunuz. Amerika'da yaşayan yabancılar üzerinden tartışılan "yabancı" kavramı, ki bu kavram Amerikalı olan Gail'i de içeriyor, Doğu-Batı ekseninde Elif Şafak'ın yaptığı tartışmanın temelini oluşturuyor. Bu tartışmada aldığı kuramsal pozisyonunu Elif Şafak bize açık biçimde gösteriyor. Gail'in kedilerinin isimlerinin Oryantalizm literatürünün önemli makalelerinden olan Stuart Hall'un "Batı ve geri kalanı"na referansla "Batı" ve "Kalanı" (Öteki) olması, Ömer'in yine bu literatürün önemli isimlerinden Spiva(c)k' la "Kan, Beyin ve Aidiyet: Ortadoğu'da milliyetçilik ve entelektüeller" üzerine doktora tezini yazması, Gail'in Zizek okuması; Araf bize postmodern, sömürge sonrası ve yapısalcılık sonrası kuramlar ekseninde bir kimlik ve aidiyet tartışması sunuyor.

Tarihsellik sorunu

Araf'ı hızlı ama yavaş okumam içinde giderek artan ciddi bir rahatsızlığım da oldu. Ömer 2002 Haziran ayında ilk defa Boston'a geliyor. Roman, Boston'da bir barda Abed ile Ömer'in 16 Mart 2004'te geçirdiği beş saatle başlıyor. 11 Eylül günü Dünya Ticaret Merkezi'ne, Pentagon'a çakılacak, üç bin küsur sivilin ölümüne yol açacak, dünya politikasında ciddi bir kırılma yaratacak, Afganistan ve Irak'a karşı savaş kararları aldıracak, terörizme karşı küresel mücadele adına ciddi sayıda insanı öldürecek uçakların kalktığı kent, Boston. Ve Boston'da yaşayan ikisi Müslüman yabancılar üzerine gelişen romanda, 345 sayfa içinde tek bir referans bile yok 11 Eylül'e. Acaba yabancı kavramı üzerinden kimlik ve aidiyet tartışması yapmak mümkün mü, 11 Eylül'e referans vermeden? Yabancı kavramı ile güvenliğin en köktenci, en dışlayıcı bir tarzda ilişkilendirildiği 11 Eylül sonrası Amerika'da, hele Boston'da, bir ilişkiler dizimi, bir kuramsal tartışma, hiç mi hiç 11 Eylül'ü konuşmaz? 11 Eylül sonrası Amerika ve Bush yönetimini sorunsallaştırmayan bir kimlik ve aidiyet çözümlemesi, kuramsal düzeyde de çok zayıflamıyor mu? "Kan, Beyin ve Aidiyet: Ortadoğu'da milliyetçilik ve entelektüeller" üzerine doktora tezi yazan Ömer'in dünyasında 11 Eylül'ün hiç yeri olmaması, bende, bir okuyucu olarak, hem kuramsal, hem de ahlâki benlik düzeylerde ciddi bir rahatsızlık yarattı.

Araf, bu anlamda, ciddi bir tarihsellik sorunu taşıyor. Araf'ın oturduğu tarihsel bağlam 2000'li yıllar olduğu sürece, bir tAraftan çok güzel yazılmış, yaratıcı ve önemli bir eserle, diğer tAraftan da tarihsellik sorunu yaşayan bir romanla karşı karşıya kalıyoruz. Bu tarihsellik sorunu, Araf'ın niye beni doktora günlerime geri götürdüğünü de açıklıyor. Elif Şafak'ın çok beğendiğim bir derinlikte yaptığı "yabancı, kimlik ve aidiyet" tartışması, kuramsal olarak da, akademik ve kamusal söylem için de 1980 ortasından başlayarak 1990'lı yılların ilk bölümünde yapılan bir tartışma. 2000'li yıllar içinde değil. O zaman tarihsellik sorunu başlıyor. Araf'ı bitirdiğim zaman, kendi kendime "keşke Ömer Boston'a ilk olarak 1990 Haziran'ında gelseydi" dedim.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.