Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-492-9
13x19.5 cm, 120 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Torunlar, 2009
Utanç Duyuyorum!, 2013
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Müjde Arslan, "Bu coğrafyanın kanla yazılmış öyküsü: Anneannem", Gündem Gazetesi, 22 Aralık 2004

Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri Heranuş ya da diğer adıyla Seher. Yıllarca sır gibi acılarını gizleyen ve 95 yaşında içindeki ukdelerle yaşama veda eden Heranuş'un öyküsü binlerce çocuğun siluetiyle torunu Fethiye Çetin tarafından 'Anneannem' adıyla kitaplaştırıldı.

Anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrenen ve bu gerçeğin izini sürerek puzzle'nin parçaları gibi hikayenin ayrıntılarını toplayarak kaleme alan Av. Fethiye Çetin, kitap ile yıllarca saklanan yaraları da gün yüzüne çıkarıyor. Anneannesinin özelinde yüzyılın başında meydana gelen Ermeni katliamını geride bıraktığı öykülerle veren Çetin, anneannesinin öyküsü ekseninde binlerce çocuğun öyküsünü işliyor. Çetin kitap ile bir dönemin de izdüşümünü yansıtmış. Anneanne ile torunun uzun sohbetlerinin ürün olan kitap, olayları yalın bir dille aktarması ile dikkat çekiyor. Metis Kitap'tan çıkan anı türündeki kitap, gerçeğin tüm acımasızlığına rağmen geleceğe dönük iyimser bir fotoğraf oluşturması ile akılda iz bırakıyor.

Ölüm yürüyüşü

Heranuş'un öyküsü yüzyılın başlarında Ergani Maden'e bağlı 207 haneli Habab Köyü'nde başlıyor. Sanata verilen önemle, köklü kültür geleneğinin sürdürülmesi ile bilinen köyün ileri gelenlerinden Gadaryanların çocuğu olan Heranuş'un kaderi, köyün bir gün jandarmalar tarafından basılıp tüm erkeklerin götürülmesi ve köyde kalan kadın ve çocukların da köylerinden sürgün edilmesiyle değişir. Yolda vahşete tanık olan Heranuş, bebeklerin boğulduğu, kadınların kaçırıldığı 'ölüm yürüyüşü'nde, hayatı boyunca hiçbir zaman unutamayacağı acımasız ölüme şahit olur. Daha sonra Çermik'te bir aile tarafından evlatlık edinir ve adı Seher olur. Heranuş ve kardeşi Horen'in Çermik'te zorunlu alıkonulması sonrası anneleri İsguhi ölüm yürüyüşüne devam eder. İsguhi daha sonra Amerika'ya gidecek ve 10 yıl aradan sonra babaları Hovannes'e ulaşacaktır. Ancak Heranuş annesi ve babasıyla iletişime geçmesine rağmen bir daha onlara hiç göremeyecektir.

'O günler gitsin...'

Yaşlı kadının "O günler gitsin bir daha gelmesin" diye hatırlayacağı o günleri yıllarca sır gibi gizledikten sonra ölümünden bir süre önce torunu Av. Fethiye Çetin'e anlatır. Çetin, anneannesinin hafızasının giderek zayıflaması nedeniyle tüm ayrıntıları tamamlanamamışsa da olan bitenleri öğrendikçe kendisiyle de yüzleşmesini gerçekleştirir. Uzun zaman sabırla hikayenin ayrıntılarını birleştiren Çetin, anneannesinin Amerika'da yaşayan akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabilir. Çetin, anneannesi için şunları söylüyor:

"Yaşamı boyunca akla hayale gelmeyecek zorluklara göğüs germiş, çocuklarının ve yakınlarının karşısına çıkan engellerle baş etmiş bu kadın, gerçek kimliği söz konusu olduğunda neden kendini bu kadar çaresiz hissediyordu? Neden ailesini ve kimliğini savunamıyor, isteklerinin arkasında duramıyordu? Anneannenin her acı hatırayı anlatıp bitirirken tekrarladığı cümlede gizli belki de bu soruların cevabı: O günler gitsin, bir daha geri gelmesin..."

İlan ile buluşma

Herunuş'un ölümü ardından torunu Fethiye Çetin, ölüm ilanında anneannesinin yıllarca gizlediği sırrını itiraf ediyor. "Onun adı Heranuş'du. Herabet Gadaryan'ın torunu, İsguhi ve Ovannes Gadaryan'ın biricik kızları idi" sözleriyle başlayan ilan, Heranuş'un tüm ailesini yitirdiği, adını, köyünü, anasını, babasını unutmadığı ve onlara kavuşma umuduyla 95 yıl yaşadığını anlatıyor. Anneannesinin sık kullandığı "O günler gitsin bir daha gelmesin" sözlerine ilanda yer veren Çetin, ilanla akrabalarına ulaşmak istediklerini aktarır. İlana cevap ise geçikmez. Yine o köyden olan Başepiskopos Mesrop Aşçıyan'ın ilanı görüp üzerine yazı yazması ile akrabalarıyla iletişime geçen Çetin, anneannesinin ölümü ardından Amerika'ya giderek akrabalarıyla buluşur.

'Pizez Bacı'

Kitapta olaylar yalın bir dille ve yüzeysel olarak veriliyor. Daha derinlikli olması beklenen yerlerde dahi sığlıkla yazılmış olması beklentileri karşılıksız bırakıyor. Kitapta Heranuş'un torunlarına, torunlarının torunlarına anlattığı ve çocukluğundan sakınarak beraberinde taşıdığı Pizez Bacı masalı, tüm paskalya bayramlarında yapılan çörekler, unutulmaz anektodlarını oluşturuyor. Kendi geçmişini yıllarca gizleyen ve anne-babasıyla dahi buluşmaya korkan, ancak yaşlılığın da torununa gizlice açılan Heranuş, farkına varmadan Ermeni kültürünü birkaç motifle de olsa sürdürebilmiş. Akıcı bir dile sahip ve tüm yaşananlara inat griliğe bulaşmayan kitap, affedilmek ve affetmek için özellikle okunulması gerekenlerden.

Bu coğrafyanın öyküleri

Heranuş'un öyküsü geçtiğimiz yüzyılda bu coğrafyanın kanla yazılmış sayısız öyküsünden sadece biri. Sır gibi yıllarca gizlenen isimler, anılar ve yaşamlar; cevabı yaralayıcı soruların coğrafyasında Heranuş'un, Berfin'in, İlya'nın öyküsü hep aynı zihniyetin ürünü. Bu ağır ve acı hikâye, artık yaşananların yüksek sesle konuşulduğunun ve gerçeklerle yüzleşmenin vaktinin geldiğini hatırlatıyor. Fethiye Çetin, küçükken anneannesinin kulağına fısıldadığı sihirli kelimelerin peşine düşüp anlamlı bir çalışmaya imza atmış. Peki şimdi sıra kimde?

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.