Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-505-6
13x19.5 cm, 88 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
İnceldiği Yerden, 2008
Tehdit Mektupları, 2011
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Hande Öğüt, “İktidarsız erkek, dilsiz kadın”, Radikal Kitap Eki, 11 Şubat 2005

Strindberg'in, "Gerçeklerin üstesinden gelemezsen kendine bir varoluş yarat, benim kendimden bıktığım zamanlar kendime bir kişilik yaratmam gibi," kışkırtıcı cümlesine, hayatın katı gerçekliğini kırıp kendiyle eğlenebilmek, hantallaşmış bedeni biraz yüzdürüp havalandırmak adına öykünebilmekte beis görmeyen kaç kişi vardır ki; sanat olmasın iştigaliyeti?

Dickens'dan Durrell'a, Cortazar'dan Fuentes'e dek dünya edebiyatının yetkin yazarlarını, Türkçeye kazandıran Aslı Biçen'in ilk romanı Elime Tutun'un iki 'adsız' kahramanı da kendilerine bir evren yaratanlardan. Onlar, realitenin kuralcılığından kurtuluş uğraşının aslen bir kurtuluşsuzluk gevezeliği olduğunu fark ettikten sonra dilsizliğe (biri oral dilini sakınır, diğeri cinsel dilini) sığınır ve kendilerine, kabûl gören varoluş evreni harici bir evren yaratırlar. Aksülamel eylemek ya da bir fantazmaya karşı hayal perdesi açmak değildir dertleri. Tenden, bedenden, sözden, cinsellikten kopup atomize bir evren yaratarak içinde devinmek onların (ki adam ve kadındırlar roman boyunca; iki isimsiz kahraman) ereğidir.

Kitap kısaca cinselliğini yitiren bir adam ile dilini yitirmeye rızalı bir kadının imkânsız aşkının öyküsünü anlatıyor. Konuşmayan, bellek yitiminde deliren kadın, sokağa çıkarken eve saklar delimsiliğini. Adam da olmayan cinselliğini yanına alır her dem. Vapurda tanışırlar; sesi büyücüdür kadının, ki ezgisinin rotası, tekin mi netameli mi bilmeden kapılır adam; tıpkı bir Maria Callas kimsesiz yalın sesliliğinde.

Kopuk, kısa görüşmeler; kıt konuşup, tuza banarak tadma süreci yaşarlar; tıpkı mazi gibi; hapishaneler... Ve atiyi öngörürler; hastaneler! Çokça susar, dinler, hissetmeye çabalarlar; 'hapshtane' sentezinde...

Erkek kadının izini bulmayı istemez hiç, kadınsa inat ve ısrarcı; çat kapı buluverir sığındığı delikte. Teniyle o kadar şıktır ki, adamın çıplak 'eti'ndeki regl öncesi kadın şişkinliğini, kaşıntısını görmek tiksindirir onu; çünkü 'hayır' der böyle zamanlarda kimi kadınlar. Ama bedenine tüm vahşiliği ve dişiliğiyle eklemlenme arzusuna hayır diyen, diyebilen bir adamın nasıl bir maruzatı olabilir ki?

Çileden çıkmakta da başkasını aramakta da haklıdır! Sevişmesiz biridir adam! Bir tür avından eli alınan! Ancak ceza suçu gerektirir; suç da edimi... Kadın her şeye kani ve kaimdir. Erkeği sürükler peşi sıra... Bir gün ayağıyla gittiği yerde görür ki adam, kadını sevişmektedir iştahla, arzuyla. O ân delirmek ister ki akla uymaz bu, isyan etmek kimsenin takdir etmediği bir imtiyazdır. Ki hakkı yoktur adamın da kadının da; sıralarını sav(t)mış, imtiyazsız özgürlük istemişlerdir halkların kardeşliği için bir zamanlar! Özgürlük artık kadının eski kocası Satılmış'ın evindeki cinsel özgürlüğün parodisine dönüşmüştür.

Mutlu bir çiftin beraberce gitmesinin, peygamber sakalıyla sıvazlandığı her kamusal mekâna gider gibi sık sık gidilir, Satılmış'ın evine. Rızadan mülhem bir piyasa mübadelesine dönüşür aşkın boyutu; cinselliği veremeyeceksem, verene de kendi ellerimle götürür ve olan biteni izlerim. "Sıradışı durumları yaşarken insanın hissettiği o mutlak normallikle, dünyanın en olağan şeyi bir adamın âşık olduğu bir kadını başka bir adamla sevişmeye getirmesiymiş gibi öyle durabilirdik yüzyüze. Ben pek konuşmazdım. Satılmış bazen sadece bir organ gibi görünürdü gözüme." (s. 42)

İğfal edilmiş beden

Hayvani cinsel dürtü dışında tensellik ve duygusallığın bir gramı girerse işin içine mahremiyetin sınırları ihlal edilir ve o zaman erkek girer devreye! Toplumsal cinsiyet rolleri, öğrenilmiş kalıplar öylesine tersinlenir ki alışık olmayanın yüzünde salvolu tokat olup patlar!

Mistifikasyon, bir kafdağı masalından, ankakuşu mitinden soyup atmak kendini kendi gerçekliğine teslim etmek ister. İşte o zaman konuşur kadın; ne zaman sonra. Satılmış ile buluşulacaktır plana göre; ifrada kaçılana dek içilecek sonsuzca konuşulacaktır; ama hiçbir şey anlatmaz kopuk cümle parçaları ve kesik sözcükler haricinde.

Her mübalağa mübahtır; bütün takılar, yer değiştirmeler, bozuşturmalar, yeniden kurmalar. İmgeleri soğutup bayatlamalarını engelleyen bir buzdolabı gibi kullanırlar oyunları... Ki avant-garde çabalar da bir nevi önleyici, koruyucu bir kılıf derdinde değil mi? Erkek, kadına yazdığı bir pusuladan söz eder. Dilimize dahi tercüme edilemeyecek ek'siz (eksik) bir sözcük puzzle'ı. Bir yer değiştirmece, boşluk doldurmaca, tamamlamaca oyunu; hayat gibi. Üç eş harf eksik olunca uçup gidiyor mânâ! Ekili anlam, verili akıl anlamsızlaşıyor... Eksik metni kadın doldurur kendince ama eksik akıldır o (aklın içinden nasıl tanımlanırsa delilik?) sayılmaz; erkek bir daha dener; tombala!

Deneysel yazınsal varyasyonlara tabancayla su (zehirsiz canım!) fışkırtan Aslı Biçen, sözcüklerin parçalanışı üzerinden metin, yazı, dil, beden ve zihin 'parçalanmışlığını' mükemmel bir 'bütünsellik'te lime lime ediyor. Cinselliğin yok oluşu da; bedenin bir edimi, gereksinimi yerine getiremeyişi ve/ya reddedişi bağlamında bir parçalanış; ki kartezyen mantığa mükemmel bir reddiye söz konusu. Bedeni loblara ya da organlara ayırmak faşizancadır ve beden bir gün buna karşı duracak, işlevinden istifa edecektir. Cinsellik yitimi, dil yitimi, akıl yitimi; ruhun taşıyıcısı bedenin isyanıdır. Parçalanmış, toplama kampında uçurulmuş, iğfal ve iğva edilmiş, cerahatlanmış, suyu alınmış, kurutulmuş, tektipleştirilerek küreselleştirilmiş bedene bir isyandır Aslı Biçen'in, cinselliği olmayan erkek kahramanı ile dilini yitiren kadın kahramanı... Sadece bu kadar mı? Değil, fazlası da var...

Erotik, mitik şiirsel bir metin

Biçen'in şiirsel metnini, bilinç akışıyla yazılmış bir usun akımındansa barındırdığı (dahası dağıldığı) yönelişlerden dolayı Alain RobbeGrillet, Michel Butor, Claude Simon Robert Pinget ve Nathalie Sarraute'nun öncülük yaptığı Yeni Roman akımına yakın buldum. Sarraute'nun Yönelişler'i gibi Biçen'in Elime Tutun'u da yaşanılan ânı bir yandan geçmişe yapılan dönüşlerle tüketirken geleceğin ön yaşantılarını da örmekten geri durmaz; zamanda kopuşlar, tekrarlar, yineleme ve yenilenişler, bu bilinçaltı ve üstülük ağının gel-gitleri özsel ruha yönelişlerdir.

Yer ve kişi adlarından sakınma Yeni Roman'a gönderirken kendini geri çeker, çünkü bir entelektüel kaygı ya da entelekt bir şımarma söz konusu değildir; ad, yer, zaman saklama hususiyetindeki hassasiyette. Bir yanları enenmiş kahramanlardaki yöneliş, bir 'yön'e meyildir. Gerillavari ya da romantik devrimci! Çünkü o yöne hâlâ bağlıdır kahraman(lar)ımız. Geçmişin işkence sonrası kastrasyonudur dil ve cinsiyet kaybı! Faşist ideoloji, birini ağzından diğerini arkasından vurmuştur.

Kendini, anlayana anlatmak istediği kadar anlatan bir metin Aslı Biçem'in kitabı. Ama kapalı değil; çatallanan; göstermek istemezken kendini her okuyuşta yüzündeki gölgeyi kapatan, bakışımızı kaldırdıkça anlamını kaydıran. Erotik, mitik, lirik, şiirsel dişi bir metin, ama her şeyden önce fazla oyuncu bir metin! Anlattıkça öykünün dağıldığını ifade edip anlatmayacağından dem vurduktan sonra anlatan ama artık neyi anlattığını bulup buluşturmamızı isteyen, hayal ürünü olduğunu imalayıp (bellek neyi ne kadar doğru hatırlayabilir? Yerine neler konulur? Nasıl bilebilirim anlattıklarımın hatırladığım gibi yaşandığını?) handiyse konuşmaktan vazgeçecek derken kahramanlarını elbette kendi iktidarında kendince belirleyeceğini ayan beyan bağırmaktan da kaçınmayan bir vurup bir kaçan, bir gösterip bir saklayan bir metin! Bilinçle akarken kendini bile isteye bilinçsizliğin gayya kuyularında boğan; okura sunduğu tek ismi (Satılmış) bile satar ve gerçekte ona bir başka isim bahşederken müstehzi; metindeki üç ayrı yazı tipine üç ayrı karakter kurgularken metnin asıl anlatıcı/yazarını müstetir kılan bir metin! Tamam da elime tutun ne demek?

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.