Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Kapalı
  
 
ISBN13 978-975-342-588-9
13.5x21.5 cm, 224 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Eksik Şiir İkinci Kitap, 2016
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Engin Turgut, “Aşk şarkılarının iflah olmaz şairi”, Cumhuriyet Kitap Eki, 18 Ocak 2007

Yıllardır bu anı beklemiştim. Sezen Aksu şarkı sözlerinin ve şiirlerinin bir kitapta toplanması beni çok mutlu edecekti. Yıllar önce bir edebiyat dergisinde şair ve reklâmcı arasındaki farkı anlatan bir yazımda Sezen Aksu'dan söz ediyor ve şöyle diyordum: "Bence dişi Cohen'e, Sezen Aksu'ya da sormak lazım bu soruyu? Şair kimdir? Şarkı sözü yazarı ne mene bir şeydir? Her yazılanın 'şiir' olmadığı, olamayacağı gibi her 'şiir' yazanın da 'şair' olmadığını düşünüyorum. Allah kahretsin, yine mi yanıldım? Yirmi sekiz yıldır şiirle arkadaşlık etmişim, bilmem kaç bin yıllık İstanbul kokulu bir annem ve babam vardır benim. Ben şiirle sevgili olmak, aşk yaşamak istememiştim ki. Şiirin çilesini de, iyiliğini de, kahrını da çekmiş, şiiri ve iyi şairleri unutmayan, hatırlayan birisi olarak söylemeye çalışıyorum. Ben bir gün Sezen Aksu'nun şiir kitabının çıkacağına inanıyorum. Keşke bir yayıncı olsaydım, gözümü kırpmadan basardım o özel, kendine ayırdığı şiir dosyasını."... Evet aynen böyle yazmışım yazımın bir yerinde. İşte şair dileği ve sezgisi bu kadar olur sanırım. Her kalbin içine girip yuva yapmak, herkesin harcı olmasa gerek! Minik Serçe diyorlarmış sana, ne kocaman bir yalan. Sen şiirin ve müziğin zirve katında oturan sıcacık bir hayatsın! Akdenizli bir Türkçeyle hayatımızı anlamlandıran, süsleyen, yaralarımızı şarkılarıyla saran, şarkı sözleriyle, şiirleriyle içimizi ısıtan bir dil olmuştur Sezen Aksu! Bu dil müzikle şiirin ruhumuzdaki baş döndürücü bir gönül dansıdır. Bence ilk kez çıkan, ilk şiir kitabının adı "Eksik Şiir" değil, bence "Fazla Şiir" olmalıydı. Bilirim ki onun şarkıları da, şarkı sözleri de tastamam şiirdir. Çünkü Sezen Aksu aslında şarkı söyleyen bir şairdir. Yıllardır yazdıklarını şiir niyetine okudum, şarkılarını ilaçtır diye kalbime sürdüm. Bu ülkede ne yazık ki birçok insan şiir yazdığını sanıyor. Onların yazdıkları şarkı sözü bile sayılmaz. Şarkı sözü yazanlarınsa kendini şair ilan ettiği bu ülkede ben Sezen Aksu'ya hep farklı baktım. 'Kent Ozanı" bildim onu. Biz kendi hüznümüzü ve sevincimizi adeta onda bulduk. Onunla yaşadık, onunla üzüldük. 'Eksik' kalan, yarım bırakılmış aşklarımızı onun şarkılarıyla tamamladık. Ruhumuzdaki bitmeyen isyanı onun şarkılarıyla yatıştırdık. Kimse içimizden Sezen Aksu müziğini ve şiirini alamaz ve kopartamaz. Kitabına "Eksik Şiir" demesinin anlamı var burada. Yazdıklarının tam anlamıyla 'şiir' olmadığını düşündüğü için böyle koymuş olabilir adını. Çünkü o şiire, kendisine, dinleyicilerine ve hayata o kadar saygılı ve sevgi dolu bakıyor ki. O, aşkın ve bizim topraklarımızın insana ilişkin tarihini anlatıyor, söylüyor ve yazıyor. Anadolu uygarlığının en zarif ve en buğulu seslerinden biridir. Ortalama bir beğeni ve aklın üzerinde yaşıyor duygularını. Duygularını vicdanla ve aşkla terbiye etmiş ve aşkın bütün hallerine dokunmaktan asla çekinmemiştir.

Dünya sanatçısı

Çünkü Sezen Aksu kitap okuyan, hayatı okuyan, insan ruhunu okuyan, gözlem yapan, düşünen, sorgulayan, hem coşkulu hem kederli bir dünya sanatçısıdır. Bir yanında modern bir sancı, bir yanında mistik bir çile taşıyor. Hem burada yaşıyor hem değil. "Kıyamet günündesin dünya" demesi boşuna mı sanıyorsunuz? Onun şiirleri Anadolu ve Akdeniz duyarlılığı taşıyor. Sezen Aksu'yla hiç tanışmadım ama onun şarkı ve şiirleriyle tanışmam benim şair ve yazarlık tarihimle çakışıyor. Yani o herkesin olduğu gibi, benim de, dünyanın da, hayatın da alnını karışlayacak kadar, göğün bulutlarına sığmayacak kadar bir şiir ve şarkı ustasıdır! O, hayatta bulup ama bir türlü sarılamadığımız, tam kucaklaşacakken ruhumuzdan ansızın kayan bir yıldız kamaşmasıdır. İddia ediyorum evet o başka bir planette yaşıyor ve hepimizi seyrediyor. Aslında seyretmekten sıkıldığı için sinema da yapabilir, izlemekten yorulduğu için evet sinema da yapabilir ama yavuz bir kadın o! Daldan dala konan bir kuş, yani serçe olmak yerine, dünyanın kendisi olmak çabası zordur ve kahrın ta kendisidir. Sezen Aksu hiçbir kitaba sığmaz! Onu anlatmak, onun filmini çekmek zordur. Yaşarken onun tiyatrosunu, filmini, şiirini yazın. Çünkü burada kendisi hayat olmuş kocaman bir değerden söz ediyoruz. Elli yaşında şiirin diline düşmüş bir şair olarak söylüyorum bunu. Sevgili Pakize Barışta'nın şu tespitine katılmamak mümkün mü? Ne kadar da doğru ve soylu dile getirmiş: "Anadolu'nun müziğin ve şiirin yurdu olduğunu biliyoruz. Müziğin sistematik yapısını oluşturan majör gamın Frigya, minör gamın ise Lydia uygarlığı çıkışlı olduğu; şiirin ise İzmirli Homeros tarafından bir anlatım dili olarak İyonya uygarlığı içinde gerçekleştiği bir gerçek. Anadolu'nun yaşanmış ve yaşanmakta olan ses ve söz zenginliği içinde Sezen Aksu'nun da özel bir yeri var bana göre. Bu anlamda Aksu'nun tevazu göstererek 'eksik şiir' diye tanımladığı şarkı sözlerini farklı değerlendirmek gerekir aslında" Bunun üzerine ne söyleyebilirsiniz ki. Alıntıladığı şu şarkı sözü ki bana göre üzümün sapına kadar fazla şiir ve derinlerdedir. "Birileri erken yol alır/ Acı çeker bu yüzden birileri/ Biri tüketir mutlaka, biri yanar/ Ne kitabı var, ne defteri/ Bülbülün kafesi gibi/ Ölümün adresi gibi/ Hani, dil yaresi gibi/ Aşk acıtır/ Bir vapur düdüğü öter/ Bir veda dansına başlar mendiller/ Denize dökülür yüzler/ Aşk acıtır". Şimdi soruyorum: Hangimiz bunu becerdik, hem muhteşem bir sesiniz olacak hem derinizin içine girecek hem böyle az sözle çok şey söyleyeceksin hem de insanın kalbine hınzırca girip onu kendine hapsedeceksin! Abarttığımı sanıyorsanız yanılırsınız, bence bu kent ozanımız sadece şarkı söylemiyor, şiir yazmıyor, bizim yerimize de duygulandığı için çok acı çekiyor. Sezen Aksu, şair arkadaşım Celal Gözütok'un yıllar önce yazdığı dizesi gibi: "Acı benden çok çekti" ağırlığındadır ve bu dizeyi de bugüne kadar kimse kuramamıştır. Minik Serçe diyorlarmış sana, ne kocaman bir yalan. Gözlerindeki şiirin ışığı dünyanın kalbine sığmıyor. Güneşine ve yağmuruna sığınmak ne güzel şey!

Duygular kasırgası

Çünkü sen eskimeyen, hep yeni kalan duygular kasırgasısın! Ne güzel demişsin: "Yürüyorum düş bahçelerinde/ Gördüm düşümden büyük bahçe yok"... Pakize Barışta bakın ne diyor ve bence Sezen Aksu'nun hayatını şu beş kelimede özetliyor: "Sezen Aksu bir şarkı şairi". Sanki 'eksik' söylemiş. Sanki acele etmiş. Sanki bir derginin istediği kadar yer vermişler de ona, o da zarif atak yapmış. Atak kim? Panik kim? Pan, flütünü üflediği zaman, içimize belki anlamsız bir korku saplanabilir ama "Neyzen", yani aşkın o kutsal nefesi ve Kudsi Ergüner mutlaka kalır! Sezen Aksu ruhuma şarkılarıyla ve şiirleriyle nefes veren bir sanatçı olmasaydı, inanın böyle bir yazıya kalkışamazdım. Bir dönem sınıf arkadaşım da olan sevgili Uğur Yücel'e gönderme yapar mıydım? Çünkü Sezen Aksu'nun portresini çizdiğim bilinir. Ben ki bir gün sadece sevdiğim sanatçı ve dostlarımın portrelerinden oluşan bir sergi açacağım. Bu da bilinir. "Şarkılar Söylemek Lazım" tavrı çok önemlidir. Sezen Aksu, şiirinden sığ ve yüzeysel sözleri kovacak kadar, yüzünü edebiyata çevirir. Bilge bir tavrın içine girer. Yapabileceği kadar yapar bunu. Bir yanı dünyevi, öbür yanından, yüzünden ebedi ve edebi geçmişler akar ki; sürekli sıkıntının ve yaralanmanın daha uzağına gidemeyenler bu şairin şarkılarından bir sayfiye hayat çıkaramazlar kendilerine! Siz böyle bir samimiyet gördünüz mü? Yirmili yaşlarındaydım henüz. Sevgili Duygu Asena bana 'neden böyle hep kıpır kıpırsın ve yerinde duramıyorsun' derdi. Çünkü o günlerde aldığım kasetlerden biri "Geri Dön" yani "Sen Ağlama" bakar mısınız? Bu kadın hayatımıza sızmış. Bu kadın bir emperyalist gibi adeta duygularımızı emiyor. Evet, bu dev kadın Sezen Aksu duygu emperyalisti, şimdi de bir şiir kitabı çıkarmış.

Haylaz bir mizah…

Sözüm şu: Eskiden sana burun kıvıranlar hemen rotayı başka yöne çevirebilirler. Gerek yok buna. Türk Edebiyatı arşivle doludur ve adamı üzmemek için yüzüne vurmazlar. Benim gözümde on sekiz yaşından beri o sadece dişi bir Cohen değil; yeryüzü şairisin sen Sezen Aksu! Birileri hayatında hiçbir acı, sıkıntı, dert görmediği, yaşamadığı halde 'beste' yapmaya ve şiir yazmaya kalkıştılar. Aptalca şarkı sözleri yazdılar. Rezil rüsva olmuşlar mıdır bilemem ama şairim, Nur Saka'nın dediği gibi "aşkrevan" içinde kalmışlardır belki de. Sahi "Arka Sokaklarda" neler oluyor biliyor musunuz? Yabancılaşma oluyor. Sahte hayatlar oluyor. Sezen Aksu için tanıdığımız, tanımadığımız kimler ne yazılar yazdılar ve yazacaklar belki de, ama şunu unutmasınlar ki: Sezen Aksu denilen bu yeryüzü şairinin hayatında Herman Hesse gizlidir sanki. Ingeborg Bachmann gizlidir. Sanki bir yanı Tezer Özlü, sanki bir yanı Oğuz Atay olsa da "ben anlamam" diyor ya; orası işte. Sezen Aksu şiirleri ve şarkıları gecikmiş hayatları kovalıyor. Aslında incinmiş, ya da inceltilmiş bir İstanbul sıkıntısı, umududur! Bazen de haylaz bir mizah tadındadır şiirleri ve şarkıları..."Acılarım oldu herkes gibi elbet/ Herkese kısmet olmayan sevinçlerim/ Unutulmayı da göze aldım, evet/ Hayat sana teşekkür ederim!"

Sezen Aksu'nun 1975-2006 arasında yazdığı 400'ün üzerindeki şarkı sözünden seçilen 197'si Eksik Şiir kitabını Metis Yayınları yayımlamış. Ben kendi adıma yayınevini kutluyorum. Bakın Sezen Aksu kitabının önsözüne şunları yazmış, ne kadar da samimi dile getirmiş: "Bu kitap yakınlarımın, çoklukla da şarkılarımdaki sözlerle daha fazla ilişki kuranların, uzun yıllardır süregelen ısrarları sonucu oluştu. İlle de olmalı mıdır sorusu çok kurcaladı beynimi açıkçası. Epey bir süre çekimser kaldım. Karmakarışık his ve düşüncenin içinde olduğum günlerden birinde, bir cümle beni netleştirdi. Yıldırım'la (Türker) sohbet ediyorduk; 'Borcun var' dedi. Hafifleyiverdim. Seyreden de seyredilen de kendi tarafından bakar doğal olarak, görecelidir ama gerçek tektir. Ve herkes gerçek olanı sezer, vicdanla sezer. Borcum var, fark ettim ki ben bir tek bundan eminmişim zaten kayıtsız şartsız. Bu kitabın oluşması için direncimin kırılma noktası bu cümledir".

Yalnızlık senfonisi

Sezen Aksu sadece kendi şarkılarını söylüyor. Kendi şiirini yazıyor. Kemal Burkay'ın "Gülümse" adlı şiiri ancak bu kadar güzel bestelenebilirdi. Hissettiklerini sadece kalbiyle yazan ve söyleyen gerçek bir yaratıcı o. Duygularının zekâsı fazla derinlikli. Sevgili arkadaşım Uğur Yücel'in Sezen Aksu için de bir film yapma hazırlığında olduğunu biliyorum. Filmin de adı olan "Yalnızlık Senfonisi" Sezen Aksu'ya ne kadar da yakışıyor. İçinden sürekli değişimler rüzgârı geçiyor bu doyumsuz şarkılar şairinin! Mülkiyet kavramını hayatından çoktan çıkarmış, aşk denilen o evrensel duyguyu iliklerine kadar yaşayıp, aşktan şarap ve parfüm yapacak kadar kendisi, aşkın ta kendisi olmuştur. Aşkın biricik sevgilisi de odur! Aşkın kendisi bir gurursa, şarkıların ve yazdıklarının gurusu da gururu da, Sezen Aksu'nun yoldan ve baştan çıkmış, iflah olmaz biricik kalbidir. Çünkü kalbinin içinde yaşıyor Sezen Aksu! "Düş Bahçeleri"nde dolaşırken kalbi hep Ege'de kalmıştır. Ve "Bu hayat dediğin hediyenin el kitabı yok" demişliği de vardır. Ya şu güzelim "LA'L" şarkısının dizelerine ne demeli: "Bir bulut olsam, yüklenip yağsam/ Dökülsem damla damla toprağıma/ Bir deli nehir, bir asi rüzgâr olup/ Kavuşsam üzüm bağlarına". Bence Sezen Aksu'nun içindeki o küçük kız çocuğu asla büyümemeli. Çünkü esas rüyaları ve düşleri o küçük kız çocuğu görüyordur. Minik Serçe diyorlarmış sana, ne kocaman bir yalan. Sen tutkudan yapılmış, anılar bahçesi olmuş, eşsiz bir müzik ve şiir meleği taşıyorsun o öpülesi alnında ve ruhunda. Ve bu kedi kadın şair, içindeki parsla dans edecek kadar, hayatı bir hatıra bilecek kadar, tanrı katından bize yeni sözler getiren, hiç solmayacak pastel bir resmin hayata gülümseyen bakışıdır. Yaşını çoktan unutmuş, yaşsız bir kalbi var. Üzerine aşktan başka koku sürmüyor ve "aşktan başka bir şeye inanmaması" onu hep sahici kılıyor. Hem "acının yüzölçümü yeryüzünden çokmuş aslında" diyorsun ya; merak etme biz de sende "tutuklu kalmış", "kendi semalarına" kapaklanan hüzün çocuklarıyız. Ne kadar da haklısın: "Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor". Ve Alican Turgut'un dediği gibi: "Sezen Aksu için ne yazarsak yazalım, ne söylersek söyleyelim, kesinlikle hep bir şeyler yarım, yetim ve 'eksik' kalıyor, kalacaktır". Ve son sözü sevgili Sezen Aksu'ya bırakıp, sade bir törenle sadece kalple söylenmiş şarkıların ve aşkın yurduna gitmeli. Oradan sağ çıkmasak da olur!"Sen ne olur çocukluğumu saklaTek kalan bu elimde avucumda"...

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.