Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-775-3
13x19.5 cm, 152 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Dönüş, 2009
Çevengur, 2010
Mutlu Moskova, 2012
Muhteşem Vahşi Dünya, 2014
Çukur, 2017
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Pakize Barışta, “Andrey Platonov’un gizemli, poetik ve realistik romanı: Can”, Taraf, 26 Eylül 2010

İnsan ne için yaşar, edebiyatın ana sorusudur bence.

Hayat, umudunu göndererek bu soruyu cevaplaması için yardımcı olur edebiyata.

Bir bilge kişi olan yazar, bu asal soruyla yaşarken, insanlığı kelimenin en yalın haliyle altüst ederek, kesintisiz bir biçimde yeniden manalandırır.

Edebiyat, aslında bu çabasıyla yaşamaya değer olanın, derin, gizli ve gizemli hallerini ortaya çıkarır.

Misyonu budur zaten.

Rus yazar Andrey Platonov, Can adlı romanında insanın ne için yaşadığını ve –hayatı sıfırdan yeniden kurarcasına ele alarak– umudun ölümsüzlüğünü hatırlatıyor okura.

Platonov’un umudu çok yönlü.

Yazar, “yoksulun aklı denilen hayal gücüyle”, kendi hayal gücünü mükemmel bir biçimde buluşturmuş Can’da.

Bu öyle bir yoksulluk ki, romanın başkahramanı Nazar Çagatayev’i hayatta kalabilmesi için daha çocukken, yaşadığı yerden –hatta ölümden kurtarmak için– adeta kovan annesi Gülçatay’ın ifadesiyle, “Annesinin karnındayken ölenlere ne mutlu” dedirtiyor.

Can, yeryüzündeki fukaraların en fukarası olan bir halkın adı. Bu küçük halk, kaçaklardan, yetimlerden, kovulmuş yaşlı kölelerden, kocalarını aldatan korkuya düşmüş kadınlardan, sevgilileri nişanlıları ölen ve artık evlenmeyi düşünmeyen kızlardan, tanrı tanımaz insanlardan, Sovyet kamplarından kaçan mahkûmlardan, körlerden, Orta Asya’nın ve civarının her millet insanından oluşuyor. Adına gelince: “Can. Ruh ya da tatlı hayat anlamında. O halkın, ruhundan ve kadınların, anaların ona bağışladığı tatlı hayatından başka hiçbir şeysi yoktu –halkı doğuran analardır çünkü.”

Yok olanla yaşamanın, açlıktan midesini unutmuşlukla yaşamanın, dünya âleminde kesin bir unutulmuşlukla yaşamanın ve köleliğin yol açtığı acının kesintisizliği sonucu hissizleşen Can halkı, üyeleri bir bir ölürken, umudun devreye girmesiyle yok olmaktan kurtulur. Çok zor elde edilen, hatta beklenmeyen bir uyanıştır bu. Zira kölelik: “Sınıf mücadelesi kölenin içindeki ‘kutsal ruh’un alt edilmesiyle başlar; efendinin inandığı şeyin, onun ruhu ve tanrısının yerilmesi affedilecek şey değildir, kölenin ruhuysa yalanla, yıkıcı emekle törpülenir durur.”

Can halkı, Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan Özbekistan’la Türkmenistan arasındaki unutulmuş, –coğrafyası çok sert– bir bölgede yaşayan göçebe halktır. Nazar Çagatayev de, Moskova’daki öğrenimini tamamladıktan sonra, bu halkı sosyalizmle buluşturmak için devlet tarafından görevlendirilmiştir. O halkın bir çocuğu olan Çagatayev, insanın okurken bile zor tahammül edebileceği olağanüstü bir mücadelede bulunur. Bu noktada umudun aslında çok güçlü bir arzu ve direnme sonucu ortaya çıktığını, ütopyaya da ancak böylesi bir azimle ulaşılabileceğini gösterir bize.

Andrey Platonov, Stalin rejimi tarafından haksızlığa uğratılmış bir yazardır. Ne var ki o, edebiyatıyla Stalin’in polis devletini eleştirirken, devrime karşı bir pozisyon almamış, bu romandan da çok iyi anlaşılacağı gibi Sovyet devriminin sınırlarını ve imkânlarını sorgulamıştır; sosyalizmle buluşturulmak istenen Can halkının sosyalizmin s’sinden bile haberi yoktur çünkü.

Can’da sergilenen, insanın havsalasının sınırlarını zorlayan hayat mücadelesinin güçlü felsefi yapısında, tasavvufla zerduşluk hissediliyor. Bu haliyle romanın gizemli büyük bir poetik yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz; sembolleri çözüp yorumlamak için –bunlara yabancı olan okur açısından– özel bir çaba da gerekiyor zaman zaman.

Yazarın anlatımındaki masalsılık, derinliği olan anılar ve –aynı zamanda– realizm duygusu, romanı neredeyse destansı bir mertebeye yükseltmiş.

Ayrıca Platonov’un dünyasında insan da, hayvan da, doğanın diğer herhangi bir ögesi de aynı değerdeler. Yazarın şefkati, hepsine eşit olarak dağılıyor: “Deve eti almışlardı yanlarına ama Çagatayev pek iştahsız yiyor, kederli bir hayvanla beslenmek zoruna gidiyordu; deve de insanlığın bir ferdiymiş gibi geliyordu ona.”

Andrey Platonov, Rus edebiyatının ön sıralarında yer alabilecek güçte bir yazar bana göre.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.