Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-781-4
13x19.5 cm, 240 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Yeliz Kızılarslan, “Ortadoğu’nun tanıklığında bir yaşam”, Agos Kitap / Kirk, Aralık 2010

Wadad Khuri Makdisi Cortas’ın O Sevdiğim Dünya: Bir Arap Kadınının Hikâyesi adlı otobiyografik kitabı, Gamze Varım’ın özenli çevirisiyle yayımlandı. Ortadoğu’nun yakın tarihinde yaşanan tüm çatışmaların, Filistin-İsrail Savaşı ekseninde, kendini bölgedeki kadın haklarının gelişimine adamış, cesur ve azimli bir kadının kaleminden aktarıldığı kitap, ilk olarak 1960’ta Dünya Ahbabtuha [O Sevdiğim Dünya] başlığıyla, Arapça olarak yayımlanır. 39 yıl boyunca Beyrut’taki özel Ehliyâ Kız Okulu’nun müdireliğini yapan Cortas’ın gençlik döneminde edindiği günlük tutma alışkanlığı, evlendikten sonra yaşadığı deneyimleri ve gözlemleri bir hatırata dönüştürerek yayımlamasında etkili olmuştur. 1917 ile 1957 arasındaki dönemi kapsayan ve bir anlamda Ortadoğu’nun ‘kayıp hafızası’nı ortaya koyan bu hatırat büyük beğeni toplar, okullarda ders kitabı olarak okutulur.

Cortas, 1974 yılında müdirelik görevinden emekli olduktan sonra, baskısı tükenen kitabını yeniden gözden geçirir ve kitaba, 1957 ile 1977 yılları arasındaki dönemi bir bölüm ilave eder. Kitap, İsrail’in bugünkü Lübnan’ın güneyini işgal etmesi sonucunda patlak veren iç savaşı konu alan bu ek bölümle birlikte, 1982 yılında –yine Arapça olarak– ikinci baskısını yapar. 1971’de felç geçiren Cortas, hastalığından hemen önce, Filistin meselesi etrafında dönen sömürgeci politikaları Batı dünyasına aktarabilmek için kitabının İngilizce versiyonunu yazmaya başlar ve bu çalışmayı, elyazması olarak, 1979’da, damadı Edward Said’e teslim eder. Aynı yılın ortalarında vefat eden Cortas, redaksiyon çalışmasının uzun sürmesi ve Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle yayımlanması geciken kitabının İngilizce baskısını göremez.

Bu arada, iç savaş sırasındaki taşınmalar yüzünden Cortas ailesinin kütüphanesinden kaybolan ilk basımın bir kopyası, uzak bir akraba tarafından Bağdat’taki bir kitapçıda bulunur ve 2003 yılında, Wadad Cortas’ın kızı Mariam Said’in eline geçer. Ve kitabın İngilizce versiyonu, nihayet geçtiğimiz yıl, Cortas’ın 100. doğumgününde, Nadine Gordimer’ın önsözü, Mariam Said’in kaleme aldığı giriş ve ‘Tarihsel Genel Bakış’ başlıklı kronolojik bölüm, Mariam Said’in kızı Najla Said’in sonsözü, ve tarihsel açıklamalar içeren ‘Notlar’ bölümüyle birlikte yayımlanır. Kitabın Türkçe çevirisinde de bu tam metin esas alınmış.

Kaybolan gelenek ve kadınların hafızaları

1909’da, Arap Ortodoks bir ailenin çocuğu olarak Beyrut’ta dünyaya gelen Wadad Cortas, Mariam Said’in giriş yazısında belirttiği üzere, çocukken güçlü dini eğilimler gösterdiği için, ailesi tarafından, kız kardeşlerinin aksine, Evanjelik bir Amerikan okuluna değil, laik bir özel okul olan Medresetül-benâtül-ehliyâ’ya gönderilir. Din ile ilişkisini burada dengeleyen Wadad Cortas, müziğe ve Arap şiirine ilgi duymaya başlar; okulda bir koro kurulmasını sağlar. Sonraki yıllarda ise Lübnan Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurucularından biri olur. Mariam Said de annesinin idaresindeki bu okulda eğitim alır.

Kitabın, Mariam Said’in annesi ile ilişkisini anlattığı giriş bölümü, iki kuşak arasındaki değişimi gösteren, dikkat çekici anekdotlar içeriyor. Üniversite yıllarında tanıştığı, erkek kardeşinin arkadaşı Emile Cortas’la mezuniyet sonrasında evlenir. Beyrut’un yüksek gelirli burjuva ailelerinden birine mensup olan Cortas, yemek pişirmeyi bilmeyen, nakış-dikiş ve örgü gibi el becerilerini kız çocuklarına aktarma işini annesine bırakmış, modern bir kadındır. Dört binadan oluşan çift bloklu bir sitede hala, teyze, amca, dayı, anneanne ve yengelerden oluşan, kalabalık bir aileler topluluğuyla çevrili bir ortamda büyüyen Mariam Said’in çocuk belleğinde, Wadad Cortas, kendini işine adamış, sadelikten hoşlanan, sıkı topuzu ve koyu renk tayyörleriyle ciddi bir okul müdiresidir, fakat aynı zamanda ilgili ve müşfik bir annedir.

Yoksul çocukların bakımını ve eğitimini üstlenen Cortas ailesinde, kararları alan Wadad Cortas olsa da, Arap gelenekselliği egemendir. Mariam Said’in “özgürlükçü ve açık fikirli” bir işadamı olarak tanımladığı babası, evliliğinde ataerkil bir otorite kurmayacağını, evlendikten sonra Wadad’ın mesleğine devam etmesine izin vererek gösterse de, eşine, çalışmasının karşılığında maaş almaması konusunda ısrar eder. Zira bu, ailesini geçindirmekle yükümlü bir Arap erkeği için onur kırıcıdır. Bu sebeple, Cortas, tüm maaşını yoksul öğrencilerine burs olarak dağıtır. 1950’lerde Lübnan’daki ekonomik krizden etkilenen aile onun maaşıyla geçinmeye başlar. Bu dönemde, müdirelik dışında ek gelir kazanmak için Beyrut Kadın Üniversitesi’nde ders vermeye başlayan Wadad, mali durumları düzeldikten sonra da ders vermeyi sürdürür.

Kriz yıllarında yatılı okula giden Mariam Said, üç erkek kardeşinden daha bağımsız ve isyankâr bir kişilik geliştirir. Üniversiteden mezun olduktan sonra annesiyle ilişkileri düzelir; onunla ortak olarak kullandıkları bir banka hesabı açarak, annesine modern dünyada para idaresine dair kolaylıkları öğretir. Ancak Mariam’ın öğrenim için ABD’ye gidişinden sonra bu hesap kapatılır. Ülkesindeki kızların eğitimi için çabalayan Wadad Cortas’ın kişisel bir banka hesabının olmaması, bugünün dünyasından bakıldığında ironiktir.

20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresinde olan Lübnan, Suriye, Filistin ve Ürdün’ün I. Dünya Savaşı sonrasında sömürgeci İngiliz ve Fransız mandası olmalarına tanıklık eden Cortas, Fransızca eğitim yapan bir okulun müdiresi olarak, bölgedeki Arap milliyetçiliğinin kültürel gelişimini destekler. Cortas’ın ‘milliyetçilik’ terimine yüklediği anlamın, kelimenin bugünkü anlamından uzak olduğunu belirtmekte yarar var. 1917’deki Balfour Bildirisi’nin ardından, o günkü Lübnan’ın güneyini de içeren Filistin topraklarında İsrail’in kurulacağını çocukluğundan itibaren gören Cortas, Yahudi Soykırımı’ndan kaçan bir halkın üzerinden emperyalist amaçlarını uygulamaya koyan İngiliz birliklerine karşı direnişi destekler. Cortas’ın anlatısı, onun Filistin halkının halen sona ermemiş trajedisi karşısında gösterdiği bu tutumun yanı sıra, kadınların eğitimi, mirastan eşit pay alma hakkı ve meslek edinme meselelerini de kapsayan modernizasyon sorununu, Ortadoğu’da sürdürülen çatışmaların ardında yatan önemli nedenlerden biri olarak gördüğünü de ortaya koyuyor.

Tüm yaşamını, idareciliğini üstlendiği kız okuluna gelen her milletten ve dinden öğrencinin eğitimine vakfetmiş olan Cortas’ın Türkler, Araplar, Amerikalılar, İngilizler, Mısırlılar ve Lübnanlılara dair çarpıcı tespitleri, Ortadoğu coğrafyasının kaderini değiştirecek olanın, bir devrim ya da savaştan ziyade, zeki ve istikrarlı liderler olduğunu da gösteriyor. Çocukluğunda maruz kaldığı iç savaşın travmatik izlerini eğitim gönüllüsü olarak silmeye çalışan Wadad Cortas’ın, yarım yüzyıllık Ortadoğu tarihini yakın plandan, kişisel izlenimleriyle anlattığı O Sevdiğim Dünya’da hayalini kurduğu bir arada yaşama özlemi, bugün, mirasını devrettiği torunu Najla Said’in Amerika ile Lübnan arasında gidip gelerek, sanat aracılığıyla verdiği mücadelede devam ediyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu mücadele, Ortadoğu topraklarında yeşerecek kalıcı bir barış için gereken gücün kadınların ortak hafızasından yükselecek sesle var olabileceğini gösteriyor.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.