Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-733-3
13x19.5 cm, 168 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Çevengur, 2010
Can, 2010
Mutlu Moskova, 2012
Muhteşem Vahşi Dünya, 2014
Çukur, 2017
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Karin Karakaşlı, “Donmuş ruhların ürpertici sesi”, Milliyet Kitap Eki, Aralık 2009

“...O zamanlar Semyon Yevseyeviç gelip gitmeye başladı evimize. Gelip çocuklarla otururdu. Yapayalnız yaşıyor. ‘Size misafirliğe gelebilir miyim? Evinizde ısınırım biraz?’ diye sordu bana. Bizim ev de soğuk, odunlarımız nemli, dedim ona, bana dedi ki: ‘Önemli değil benim bütün ruhum doğmuş, hiç değilse sizin çocuklarınızın yanına oturuveririm, benim için ocağı yakmanıza da gerek yok.’ Tamam, dedim, gelin gidin şimdilik: Siz varken çocuklar da o kadar korkmazlar. Sonraları ben de alıştım ona, o geldiğinde hepimiz daha iyi oluyorduk. Ona bakıp seni anımsıyordum, sana sahip olduğumuzu... Sensizlik o kadar üzücü,o kadar kötüydü ki; bir kişi bari gelsin diyordum, o zaman o kadar da sıkılmayız, vakit de daha hızlı geçer. Sen yokken zamanı ne yapacaktık ki!”

Çağdaş Rus edebiyatının temel direklerinden Andrey Platonov’un kitabıyla aynı adı taşıyan Dönüş öyküsünde Lyuba, dört yıl sonra bir yabancı olarak cepheden eve dönen kocası Aleksey Ivanov’a böyle anlatıyor ara zamandaki ‘sivil’ ıstırapları.

Duyarlı çocuklar

Günay Çetao Kızılırmak’ın doğrudan Rusçadan yaptığı özenli çeviriyle su gibi akan Dönüş, sıradan diye adlandırılan insanların olağanüstü hikâyelerini Platonov’un yakaldığı derinlikli ayrıntılarla okura sunuyor. İç savaş ve II. Dünya Savaşı sırasında gerek cephede gerek cephe gerisinde kırılan Rus halkının açlık, sefalet ve yalnızlıkla mücadelesine odaklanan öyküler; hayatın acımasız yüzünü olanca gerçekliği içinde sunarken, sevginin, dayanışmanın, umudun ve aşkın mucizelerine de kapıyı hep açık tutuyor.

Öykülerin benim açımdan en etkileyici yönlerinden biri de çocuk kahramanların çarpıcılığı. Büyüklerin konuşmadıklarını bile hassas duyargaları ile yakalayan bu çocuklara en müthiş örneklerden biri yine "Dönüş" öyküsünde evin büyük oğlu Petruşka. Babasının yokluğunda annesi ve küçük kız kardeşine destek olmak kaygısıyla erken olgunlaşan bu oğlan, anne-babanın gerilimini de en çok hisseden ve ailesi için mücadele veren bir karakter.

Petruşka’yı büyük bir sevecenlikle yaratan Platonov, savaşın insanın ruhuna işleyen korkusunu o küçük yüreğin atışında hissetmemizi sağlıyor: “Petruşka’nın uykusu hafif ve tedirgindi: Geceleyin bir şey olacağından ve kendisinin duymayacağından korkardı hep. Yangın çıkabilirdi, hırsızlar eve girebilir ya da annesi kapının çengelini takmayı unutabilir, kapı gece vakti açılıp bütün sıcaklık dışarı kaçabilirdi. Bu kez Petruşka, mutfağın yanındaki odada konuşan ebeveynlerinin tedirgin sesinden uyandı. Saat kaçtı gece yarısı mı, yoksa sabaha karşı mı– bilmiyordu ama annesiyle babası uyumuyorlardı.”

Canlı kütük

Yine bir babanın yokluğunda, uzaklardaki tarlalara çalışmaya giden annesini gün boyu bir başına bekleyen Nikita da cansız varlıklarda bile insanlar görecek denli yalnız bir çocuk. Hayal mi gerçek mi olduğu anlaşılmayan bir babaya kavuşma sahnesinde şöyle kurguluyor yazar minik kahramanını: “Baba, balta almaya ambara gitti ve bostandaki köhne kütüğü kesip odun kırmaya koyuldu. Kütük hemen yıkılıverdi, iyice çürümüştü; üstündeki kuru toz duman gibi kalktı babasının baltasının altında. Kütük-kafa sizlere ömür olunca, Nikita babasına şöyle dedi: ‘Sen yokken kelimeler söylerdi o, canlıydı. Toprağın altında göbeği ve ayakları var.’ Babası oğlunu eve, kulübeye götürdü. ‘Hayır, o çoktan ölmüş,’ dedi baba. ‘Sensin herkesi canlı yapmak isteyen, çünkü iyi bir kalbin var. Sana göre taş da canlı, rahmetli ninen de ayın üzerinde yeniden doğmuş yaşıyor.”

Üşüyen ruhları ısıtmak için

Kurgu ve dil ustası Platonov, en gerçek sahneleri absürde bağlayabilen, hayat denilen kurguda gerçek-hayal çizgisiyle oynayan bir yazar. Sistemi eleştirdiği için yoğun baskılara maruz kalan Platonov, öykülerindeki sahiciliği hiç şüphesiz doğrudan tanık olduğu yaşama da borçlu.

Bir demiryolu işçisinin oğlu olarak 1899’da başladığı hayatında Kızıl Ordu'da savaşan, elektrik mühendisi ve arazi ıslahı uzmanı olan yazar, zorunlu çalışma kampından dönen oğlundan kaptığı tüberkülozun ilerlemesi sonucu 1951’de öldü.

Kadın ve erkeğin çalkantılı ilişkilerini, yaşlanmanın zorluğunu, kurulan ve yıkılan hayalleri kısacası evrensel insan hakikatini yazan Andrey Platonov, üşüyen ruhları ısıtmak için ölüme inat okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.