Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-930-6
13x19.5 cm, 64 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Sandık Lekesi, 2000
Doyma Noktası, 2002
Esir Sözler Kuyusu, 2004
Yere Düşen Dualar, 2006
Yüzünde Bir Yer, 2009
Karaduygun, 2012
Barbarın Kahkahası, 2015
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Emre Caner, ''Mızrağımı sizin göğsünüzde unutmuşum'', Sol Kitap Eki, 6 Kasım 2013

''Dünyaya inanmak küçük bile olsa denetimden kaçıp kurtulan olaylara yol açmaktır.'' der Deleuze. Methiyeler düzenleri bir tarafa bırakırsak şairlerin mısraları hep o denetimden kaçıp kurtulan uzama dairdir. Onlar dünyaya inanıyorlardır çünkü. Belki de bu yüzden korkulur şairlerden. Belki de bu yüzden sevmez sultanlar şairleri. Muktedirler kontrol obsesyonuna kaptırmışlardır kendilerini. Görmek, izlemek, denetlemek isterler. Ele avuca sığmaz oysa şairler. Kelimenin diz çökmeyen köz halini en iyi onlar bilirler.

Bir patırtı kopması kaçınılmazdır, Galata Köprüsü üzerinde Sultan ve Şair karşı karşıya geldiğinde. Güneşli bir sonbahar sabahının dinginliği, balıkçıların sabırla rızık bekleyişi, köprüye düşen martı sesleri arasında gerçekleşir bu karşılaşma. Sema Kaygusuz’un yetkin kaleminden okuruz olan biteni; bir kurgu sahnedir gözümüzün önünden akıp giden. Ama o sahne her yerdedir. Tarihin karanlık satırlarında, gerçeğin sızılı köşelerindedir. Geçmişe ait olduğu kadar şimdiye de aittir. Bizim ülkemize de, diğerlerine de. Sema Kaygusuz’un sultan ile şairi Endülüs’te yaşamıştır ve Bağdat’ta ve de İstanbul’da. Galata Köprüsü’nde karşılaşanlar, hepsidir. Sultan, şairin gövdesine sapladığı kabzası yakut ve zümrüt bezeli mızrağı geri istemektedir. Bitmeyen bir hesaplaşmanın mekânıdır şehrin asıl merkezi. Bu baş döndürücü köprü üstü.

Sultanın soğukkanlı tekinsizliği sayfalar boyu sürer. Tutkuya buladığı nefreti de. Tanıdık, bildik tavırlardır bunlar tüm sultanlarda olan. “Zehir gibi sözlerinle halkımın gözünde beni küçük düşürdün. Sözcüklerin cehennemin dibinden geliyordu,” diye yakınır sultan. Eleştiriye tahammülsüzdür. Eser, gürler, vurur, kırar, parçalar hatta öldürür. Ama çare değildir hiçbiri. Ölü ozanlar bile susmazlar. Sözcükler aşar ölümlüğü. Bu hakikat, metinde sultanın ağzından da doğrulanır: “Çünkü öldürülemiyordun, dirhem dirhem damla damla kelimeye dönüşüyordun.” Hallacı Mansur gelir o an insanın aklına. Başka şairler gelir. Yakılanlar. Bitmez katledilenler. Hetorodoks bir varoluştur şairlerinki. Ayrık durur onlar. Kâinatı kavrayışları da farklıdır sözleri de. Çağlar değişir, yüz yıllar birbirini takip eder. Ama şair hiçbir çağa sığamaz. Özellikle de içinde yaşadığına yabancıdır: “Vandallığın yerini soykırım aldı, talancılar kapitalist oldu! Köleler işçi, tebaa dediğin cemaat oldu!” diyerek feryat eder.

Şairlerin de zaafları yok değildir. Şair ve Sultan’ın satır aralarında hissedilir bunlar. Küstah olabilirler bazen. Korkarlar. Onlar da severler alkışı, övgüyü tıpkı sultanlar gibi. Yine de şair, sultan değildir. “Bir şehir surlarla çevriliyse bir gün mutlaka zapt edilecek,” der sultan kendi gücüne güvenerek. Oysa bir yerde bir sultan varsa o da zapt edilecektir. Kuvvetle muhtemelilk bir şair tarafından delinecektir zırhları, duvarları. Sözün gücü muktedire batacaktır, onun zümrüt ve yakut kaplamalı mızrağından daha derine hem de. Son sahneye varıncaya dek sürer gider Sultan ve Şair’in uzlaşmaz karşılaşması. Perde kapanmadan önce son sözü şair söyler; tekrar tekrar okunası bir tiratla noktalar diyeceklerini: “... Ne zaman bir adım öne çıksam acı bir şiirden aşağı sallanan herkesim.”

Gözlerinin bir tiyatro metninin üzerinde gezindiğini unutuyor okuyucu elinde Sultan ve Şair’i tutarken. Bir masalın içinde yol alır gibi sahneler peşi sıra imgelere dönüşüyor. Okuyucu ve izleyici olma hali birbirine karışıyor. Bu oyunun aslında hâlâ süren bir kâbus olduğunun farkındalığı da yaşanıyor. Üstelik Sultan ve Şair tüm derdini 60 sayfada anlatıyor. Ve öykü, roman, oyun fark etmiyor; Sema Kaygusuz bizi bir kez daha heyecanlandırıyor.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.