Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-917-7
13x19.5 cm, 200 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Yukarıda Ses Yok, 2011
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Ömer Ayhan, ''Yabancılaşmanın romanı'', Kitap Zamanı, 1 Temmuz 2013

Son on yılda Hollanda edebiyatından dilimize çevrilen roman sayısında gözle görülür bir artış var. Gerbrand Bakker birçok ülkede okur bulan Hollandalı yazarların başında geliyor. Türkçede Yukarıda Ses Yok adıyla yayımlanan ilk romanı, Orhan Pamuk’un 2003’te Benim Adım Kırmızı’yla lâyık görüldüğü International IMPAC Dublin ödülünü aldı. Önceleri gençlik edebiyatı alanında eserler veren Bakker, yetişkinler için yazdığı ilk romanla kırkından sonra uluslararası üne kavuştu. Geçtiğimiz günlerde dilimize çevrilen üçüncü romanı Dolambaç ile İngiltere’nin saygın gazetelerinden Independent’ın Foreign Fiction ödülüne değer görüldü.

Anglo-Sakson edebiyat dünyasında şansı yaver giden Bakker’in Dolambaç’ı yalın ve ekonomik diline rağmen okur için kolay bir roman değil. Gerçek adını ancak romanın son sayfalarında öğrenebileceğimiz, kendisini Emilie diye tanıtan bir akademisyenin kaçış hikâyesi var romanın merkezinde. Şiirin zirvelerinden Emily Dickinson’ın eserleri üzerinde çalışan Emilie, birden kariyerini, eşini ve ülkesini terk ederek Galler kırsalına yerleşir. Yine adını romanın sonlarında öğrenebileceğimiz kocası roman boyunca onun izini sürer. Bakker, kitabında az karaktere yer vermiş.Romanın Hollanda’da geçen bölümlerinde Emilie’nin anne babası ve bir buhran ânında onun odasında belgeleri yakan kocayla beklenmedik bir dostluk kuran polis memuruyla tanışırız. Galler’de ise çiftliğe istediği gibi girip çıkan tacizkâr bir çoban ve Emilie’nin zorunluluktan tanıştığı birkaç kişi eklenir romana.

Modernist bir yazar

Bakker kesinlikle modernist bir yazar, modernist romanda karakter birincil öğe konumunu epeyi yitirmiştir ancak Bakker’in bu konuda özel bir yeteneği var. Kısa diyaloglarla, iki üç sayfalık periyotlarla karşımıza çıkardığı karakterlerin her biri zahmetsiz yer tutuyor hafızada. Kişilerin istisnasız kendi dünyalarında kapana kısılmış, biraz bungun, çokça umursamaz kişiler olması dikkate değer. Bakker ister kentte olsun ister kırsal alanda, günümüz insanının bir boşlukta çırpındığını ima ediyor. Kuşkusuz büyüleyici kırsal dünyanın, yerleşik bir taşra sıkıntısına tekabül ettiği yeni hayatında Emilie’nin ilk elde anlaşılması güç saplantısına tanık oluruz. Kendini hiç anlamadığı bahçe işlerine adar. Bu esnada genç bir erkekle tanışır. Gelgelelim Bradwen’in hikâyesi de bilinmezliklerle örülüdür. Üniversite öğrencisi olduğunu söyler ama roman boyunca çiftlik evinde kalır. Cep telefonu vardır ama ne kendisi kimseyi arar ne de bir kez olsun aranır. İkisinin de sırları vardır ve roman boyunca birbirlerinin mahremine girmemeye için özen gösterirler.

Emilie bir yandan Emily Dick-inson’ın şiirleri üzerine kafa yorar. Burada da alışılmadık bir durumla karşılaşırız. Emily Dickinson’ın değerinin abartıldığını düşünür, onu sık sık eleştirir, şiirlerinden çok hayatından etkilenmiştir şairin. Romanın gücünü metaforlardan aldığını söylemek gerek. Çiftlik evinin sahibesi ölmüştür ancak kokusu evin içine sinmiştir. Hatta Emilie kendi bedeninde yaşlı kadının kokusunu duyar ve yıkanma edimini de bir saplantıya dönüştürür.

Soğumuş insan ilişkileri

Soğumuş insan ilişkileri üzerine mükemmel bir diyalog sahnesi kurmuş Bakker. Emilie’nin kocası, Galler’i fazlasıyla ıssız bulur. Polis memurunun cevabı bize çiftin ilişkisini çok güzel özetler: “Peki, şehirdeki bir evde seninle yaşamak öyle değil miydi?” Taşra daha masumdur belki, ama sıkıntı kentten bile yoğundur orada. Bradwen kendisini Emilie’ye tanıtırken, uzun bir yürüyüş parkurunun haritası üzerinde çalıştığını söyler. Bir türlü kaçamadığı bölgenin ne işe yarayacağı şüpheli haritasını adım adım izlerken kendi hapishanesinin koridorlarında gezinmektan başka bir şey yapmaz.

Yabancılaşma çağın, belki son yüzyılın hastalığıdır, gelgelelim insanın kendi kendisine yabancılaşmasıdır Dolambaç’ta anlatılan, akıl tutulmasından muzdarip zihin böylece bilinmeyen düşmanlarca istila edilir.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.