Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-176-8
13x19.5 cm, 216 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Daniel Pennac, 4 Kitap Takım,
Gulyabaniler Cenneti, 1997
Silahlı Peri, 1999
Küçük Yazı Satıcısı, 2000
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Kaya Tokmakçıoğlu, ''Roman sosyolojisine dair'', Sol Kitap Eki, 8 Mayıs 2013

Bir edebi tür olarak romanın sosyolojisi mümkün müdür? Modernizmin yükselişiyle birlikte politik ekonominin, toplumbilimcilerin ya da herhangi bir başka sosyalbilimcinin edebiyatta böyle bir sorunun yanıtını aramaya vakitlerinin kalmamış olduğundan bahsedebiliriz. Örneğin Marx’ın parçalı notlar halinde derlenen ve kitaplaştırılan edebiyat ve sanat üzerine notlarından hareketle 20. yy.’da Lukacs, Eagleton, Macherey, Jameson vb. düşünürlerin edebiyatın sosyolojisine dair de sistematik bir bakış açısı getirmeye çalıştığından söz edebiliriz. Bu bağlamda edebiyat sosyolojisinin, edebiyatın üretimi, dağıtımı ve alımlanışının toplumsal ve kültürel koşullarını araştıran bir bilim dalı olduğu uzun zamandır kabul gören bir konu. Bununla birlikte çoğu edebiyat kuramı, yazarın yaratım sürecindeki toplumsal koşullarının önemini vurgularken, edebiyat sosyolojisi sınıf, toplumsal cinsiyet ve siyasal eğilim gibi etmenlerle birlikte zamanın ruhunu, yazarın ekonomik ve günümüzde bir meta olarak edebiyatın tüketim koşulları ile birlikte ele alır. Buradaki ikircikli durum edebiyat ve toplum arasında şekillenen alanın özerk mi yoksa belirlenimli mi olduğudur.

20. yy.’ın en önemli Marksist düşünürlerinden olan György Lukács aynı zamanda edebiyat eleştirisi alanında da önemli bir figürdü. Üretiminin erken bir döneminde kaleme aldığı (1920) “Roman Kuramı”, bir edebi tür olarak roman ve edebiyat kuramı üzerine yapılmış ilk sistematik çalışmadır. Kitap, romanın bir biçim olarak tarihini ele alırken aynı zamanda onun kendisini diğer türlerden ayrıştırıcı özelliklerini de inceler. Her ne kadar Lukács daha sonra bu çalışmasındaki düşüncelerini reddetmiş olsa da, yapıtının hatalı düşüncelerle birlikte “romantik bir anti-kapitalizm” taşıdığını ifade eder. “Aşkın yurtsuzluk” vb. özgün kavramlarıyla “Roman Kuramı”, Kant ve Hegel'in felsefeleri ve Schlegel gibi Romantik yazarların düşünceleriyle modern edebiyat kuramları arasındaki en önemli bağlantı halkalarından birini oluşturur. (György Lukács, Roman Kuramı, Metis Yayınları, 2011, 3. basım, çev.: Cem Soydemir)

1957’de yayımlanan akademisyen Ian Watt’ın “Romanın Yükselişi”, çağdaş edebiyatçılar ve akademisyenler tarafından romanın kökenini araştıran çığır açıcı bir metin ve edebi gerçekçilik üzerine önemli bir çalışma olarak görülmektedir. Kitap modern romanın tarih sahnesine girişinin felsefi, ekonomik ve toplumsal koşullarının izini sürerken bunun aynı zamanda neden 18. yy.’ın başlarında İngiltere’de gerçekleştiğinin de yanıtlarını arıyor.

John Locke, Descartes, Spinoza gibi felsefecilerin ve dönemin bilimsel yeniliklerinin kültürün üretiminde de önemli bir rol oynadığının altını çizen Watt, “köhnemiş” klasik idealizmin yerine, yaşamın ve insan davranışının daha faydacı, gerçekçi ve deneysel bir biçimde algılanışını ortaya koyan bir edebiyatın bu dönemde ortaya çıktığını kanıtlarıyla birlikte okura sunuyor. Daniel Defoe, Samuel Richardson ve Henry Fielding gibi özneler arası etkileşimin olduğu bir ortamda yazmış ve gerçekçi, bireysel yaşam deneyimlerini konu eden yazarların yapıtlarını “Romanın Yükselişi”nin inceleme konusu haline getiriyor. Bununla birlikte kamusal alanda okur oranının artmasını da romanın tarih sahnesine çıkışıyla birlikte ele alan yazar, bir işkolu olarak yayıncılığın da bu ikisini nasıl etkilediğini gösteriyor. (Ian Watt, Romanın Yükselişi, Metis Yayınları, 2007, çev.: Ferit Burak Aydar)

Bremen Üniversitesi’nde Fransız edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat profesörlüğü yapmış olan Peter Bürger’in “Avangard Kuramı” (1974) başlıklı çalışmasının ilgi odağını edebiyat ve sanatın kurumsal bir sosyolojisini ortaya koyma çabası oluşturuyor. Kitap estetik toplumsal ilişkilerin tarihsel bir tipolojisini verirken, bunu üç ana eksende gerçekleştirmeye çalışıyor: Sanat yapıtının işlevi, onun üretim ve alımlanma biçimi. Buradan hareketle Bürger, kutsal, aristokratik ve burjuva biçimlerde olmak üzere üç farklı sanatsal üretim biçimi tanımı geliştiriyor. Modernist sanatın özerk bir toplumsal “kurum” olduğundan hareketle, özerk bir entelektüel sınıfın olanaklarını sorguluyor. Bu bağlamda iki savaş arası dönemin bir ürünü olan “tarihsel avangard”ın modernizme bir başkaldırı gerçekleştirirken, aynı anda bunun nasıl başarısızlığa uğradığının izlerini özellikle edebiyat alanında sürüyor. (Peter Bürger, Avangard Kuramı, İletişim Yayınevi, 2003, çev.: Erol Özbek)

Terry Eagleton’un ilk olarak 1983’te yayımladığı ve kendisinin küresel ölçekte tanınmasına yol açan yapıtı “Edebiyat Kuramı”, 19. yy.’ın Romantikler’inden 20. yy.’ın postmodernistlerine kadarki bir zaman aralığında üretilen edebi metinlerin tarihsel bağlamlarının izini sürüyor. Bu çerçevede Eagleton’un edebiyat eleştirisine yaklaşımının, Marksist gelenek tarafından belirlendiğini belirtmekte fayda var. Bununla birlikte kitap, yapısalcılık, Lacancı çözümleme ve yapıbozum gibi “moda” yaklaşımları da okura tanıtmayı ve eleştirmeyi kendisine görev biliyor. Eagleton her ne kadar 2003’te yayımladığı “Kuramdan Sonra” ile egemen kültürel ve edebi kuramı itham etse de, bu yapıtla birlikte “Edebiyat Kuramı”ndaki düşüncelerinden uzaklaşmış görünüyor. Bununla birlikte son dönem yapıtlarında savunduğu, “kültürel çalışmaların” önemli tartışma başlıklarını gündeme getirip edebiyat eleştirisinin ve sosyolojisinin olanaklarını zenginleştirdiği düşüncesi, Eagleton’un 30 yıl önce kaleme aldığı yapıta bir tür ihanet anlamına geliyor. Buna rağmen “Edebiyat Kuramı”nı ve “Kuramdan Sonra”yı ortak paydada buluşturan görecelilik ve postmodernlerin kurama yaptıkları saldırının eleştirisi yapıtlarını hâlâ önemli kılıyor. (Terry Eagleton, Edebiyat Kuramı, Ayrıntı Yayınları, 2011, 3. basım, çev.: Tuncay Birkan)

Franco Moretti 1995’te yayımlanan, özgün ve disiplinlerarasılığı da gözeten “Modern Epik” başlıklı çalışmasında, Batı’nın edebiyat kültürünün oluşumunda önemli roller oynayan “kutsal metinler”e kaynaklık eden bir üst tür olarak modern epiğin olanaklarını araştırıyor. Faust, Moby Dick, Nibelungen, Ulysses, Çorak Ülke, Niteliksiz Adam ve Yüz Yıllık Yalnızlık gibi farklı türlerde yazılmış yapıtları bağdaştıran bir sınıflandırma öneriyor. Kitap Moretti’nin, modern epiğin estetik alanın ötesine geçen düşüncelerine yer verirken, onun küresel ölçekte nasıl Avrupa-merkezci bir bakışla üretildiğini, tüketildiğini ve bunun nasıl kurumsallaştığını tartışıyor. Bir dünya sistemi olarak edebiyatın ve özellikle romanın siyaset ve biçimsel yenilikler ile nasıl geliştirildiği ve çokseslilik, bilinçlilik akışı, kolaj, ana motif vb. kavramlarla roman kuramının ilişkisi de “Modern Epik”in gündeminde olan konulardan bazılarını oluşturuyor. Goethe’nin Faust yapıtının bir çözümlemesiyle başlayan kitap, büyülü gerçekçiliğin 20. yy.’da nasıl bir bağlama oturduğunu göstererek, epik ve romanın tarihsel rolleri ile daha ilerde romanda kullanılan modernist tekniğin sosyolojisiyle sona eriyor. (Franco Moretti, Modern Epik, Agora Kitaplığı, 2005, çev.: Mehmet Murat Şahin, Nurçin İleri)

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.