Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-826-2
13x19.5 cm, 192 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Kartallar ve Melekler, 2005
Oyun Dürtüsü, 2007
Serbest Düşüş, 2010
Sessizliğin Gürültüsü, 2013
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Melisa Ceren Hasmeden, ''Adaletin Temize Havalesi'', Remzi Kitap Gazetesi, Şubat 2012

Gündemimiz meşruluğu tartışılır davalarla pek meşgul son günlerde. Basımı ve dağıtımı yasal kitaplar, cd’ler, gazeteler suç delili olarak tutanaklara geçiyor. Öğrenciler, gazeteciler anlaşılmaz nedenlerle cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor. Yargının bağımsızlığı tartışmalı, adaletin tecellisi şüpheli görünen şu günlerde Juli Zeh’in Temize Havale romanını okumak, gündemimize edebiyatın penceresinden bakmaya, yaşananların yerelliği aşan bir sistem sorunu olduğunu düşünmeye vesile olabilir.

İnsanlık 20. yüzyılın hastalıklar, çatışmalar, ölümler, olasılıklarla dolu “korkunç” dünyasını aşmıştır artık. YÖNTEM oluşturulmuş; dünya, hastalıklardan, bakterilerden, akıl dışı duygusal histerilerden arındırılmış tertemiz, kusursuz biçimde hijyenik, kusursuz biçimde rasyonel, kişisel yarar ile kamu yararını uzlaştırabilen “mükemmel” bir sistemle yönetilmektedir. Peki ya YÖNTEM hata yaparsa? İşte bizim hikâyemiz burada başlıyor.

YÖNTEM ilk kez, fiziki delillere rağmen işlediği iddia edilen suçu reddeden sanıkla karşı karşıya: Moritz Holl. Moritz Holl bir tecavüz ve cinayet davasının baş sanığı. Bütün deliller onun suçluluğunu işaret etmekte, YÖNTEM’in şaşmaz bilimi yargılayıcı ve hükmedici parmağını Moritz’e doğrultmuşken, Moritz ısrarla suçsuz olduğunu iddia etmekte. Ancak kusursuz YÖNTEM’in ilkeleri gereği bilimsel kanıtlar sorgulanamaz. Moritz Holl’un suçlu olduğu hükmüne bağlanan ve cezaevinde intiharına yol açan bu dava; hiçbir zaman YÖNTEM’i sorgulamamış, “iyi vatandaş”, Moritz’in kızkardeşi Mia Holl’un hayatında bir çatlağa yol açıyor. Bu çatlak roman boyunca ilerleyerek YÖNTEM’in temellerini zorlayan büyük bir kırığa dönüşüyor.

YÖNTEM; “her bireye mümkün olduğunca uzun, sorunsuz, başka bir deyişle sağlıklı ve mutlu bir yaşam garantilemeyi hedefliyor. Acı ve üzüntüden uzak bir yaşam.” Ancak YÖNTEM’in bu ilkesi Holl kardeşlerin yaşamında işlemiyor maalesef. Sistem ne Moritz’e uzun ve sorunsuz bir yaşam verebiliyor, ne de Mia’yı acı ve üzüntüden uzak tutabiliyor. Kardeşinin ölümüyle derin bir depresyona sürüklenen Mia, istese de istemese de sistem dışına çıkmaya ve dolayısıyla sistem için bir tehlike oluşturmaya başlıyor.

Mia’nın aslında YÖNTEM’le çelişmek gibi bir niyeti yok. Spor yükümlülüklerini yerine getirmek, gerekli görünen protein miktarını tüketmek, evini sistemin talep ettiği hijyen standartlarında tutmak istiyor. Ancak hepimiz biliriz ki istemek ile yapmak başka şeylerdir. Eğer en sevdiği YÖNTEM’in çarkları arasında öğütülmeseydi, Mia sessiz, uyumlu, iyi vatandaş olarak görünmezliğin güvenli kollarına sığınabilirdi. Ne var ki acısı onu zorluyor. Moritz’i kaybetmenin acısı, bir türlü inanamadığı suçlamalar, Mia’yı içten içe yiyip bitiriyor. Mia’nın acısını yaşamak için, acısıyla başa çıkmak için YÖNTEM’le karşı karşıya gelmekten başka bir çaresi yok. Araf’ta daha fazla saklanamaz. Acısı Mia’yı istese de istemese bir yöntem-karşıtına dönüştürüyor. Mia kardeşi Moritz’i aklayabilecek mi, YÖNTEM’e karşı direnebilecek mi, Mia’nın yaşamında yürüyen çatlak, YÖNTEM’in temellerini çökertebilecek mi? Bu sorularla, roman, sonuna dek değme polisiyeleri aratmayacak bir ritimle akıyor.

Pırıl pırıl beyaz, pahalı kâğıtlara rengârenk basılan fotoğraflarda her zaman fit, pembe yanakları, ışıldayan gözleri, bembeyaz dişleriyle her bir hücresinden sağlık fışkıran, vücutlarında gram yağ bulunmayan kadın ve erkeklerin temsil ettiği; spor yapmanın neredeyse bir ibadete, bedenin bir tapınağa dönüştüğü; new age öğretileri ve kişisel gelişim rüzgârıyla insani olan pek çok duygunun –öfkenin, üzüntünün, acının, kederin– birer günaha dönüştürüldüğü Batı toplumuna, içerden bir eleştiri Temize Havale.

Juli Zeh’in takındığı bu eleştirel tutum edebiyatının belkemiğini oluşturuyor. Türkçeye çevrilen kitaplarından da izleyebileceğimiz gibi yazar, iyi-kötü, masum-suçlu gibi etik kavramları, hukuku, gerçekliği, toplumsal güveni sık sık masaya yatırıyor.

Avrupa Hakları ve İnsan Hakları eğitimi alan yazar, Avrupa Topluluğu’nun gelişmesine ilişkin hukuki sorunlar üzerinde çalışmış, genç Bosnalı yazarların yapıtlarını bir araya getirdiği bir antoloji hazırlamış ve Bosna’da geçirdiği günlerden geriye kalan izlenimlerini Sessizliğin de Sesi Var adıyla kitaplaştırmış.

İşte bunlar Juli Zeh’i “iyi yazar”, kitaplarını da “iyi kitap” yapan şeylerden bazıları. Adaletsiz hukuk, vicdandan yoksun yargılamalar, fail değil “okkanın altına gönderecek bir kurban” arayan bir yargıyla karşı karşıya olduğumuz şu günlerde okur için de, yayıncı için de iyi bir Temize Havale.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.