Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-372-4
13x19.5 cm, 264 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Har, 2006
Bazuka, 2011
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Aylin Saraç, "Sarsıcı, çarpıcı, coşkulu...", okuryatar.com, 9 Ağustos 2011

Daha önce öyküleriyle tanımıştık ama keşke bize çaya gelse de kendi birkaç öyküsünü anlatsa diye düşünmüştüm. İyi bir kalem, insanda doygunluk ve çarpışma hissi yaratıyor.

Roman, son sözünü söylermiş gibi başlıyor. Sabahattin Ali’de de bu duyguyu çok yaşarım. “Eee şimdi ne kaldı söyleyecek…” derken öyle bir başlar ki şaşarsınız. Bu roman da başlarken bende böyle bir his uyandırıyor. Kahraman kendini anlatırken kafa sesiyle konuşuyor, zaman, mekân ve derinlik bu ilk sayfadan itibaren okuyucu yazar arasındaki anlaşma olarak kayda geçiyor.

Yusuf sakin, mi acaba?

Yusuf korkak, mı acaba?

Bu kadar dibe vurmuşken kim tekrar doğrulabilir?

Kim zamanından önce ölme cesaretini gösterebilir?

Yusuf görünmez sıradanlığının içinde...

Yusuf görünürken bambaşka...

Yusuf, üç yüz sayfa uzunluğundaki çetelede yirmi dört kutucuğu karalıyor. Günleri, saatleri, dakikaları hesaplıyor. Zamanı bekliyor.

Yusuf musahhih yani düzeltici… İşaretlerin ve kelimelerin tuğlalar gibi köşeleri olduğunu doğru yerlere yerleştirilmeleri gerektiğini düşünüyor. Zamane kitaplarını düzeltiyor. Kelimeleri seviyor.

Yusuf çok tanıdık geliyor, bir o kadar da uzak. Ama her kendi hayatına dokunuşunu anlatışında samimiyeti ve sahiciliği “Bir yerde görsem tanırım ben bu insanı” dedirtiyor. Yusuf beklenmedik bir günün sonunda, hayatın bazen ne kadar şaşırtıcı olabileceğini tahmin etmesine rağmen hesaplanmış gibi görünen ama aslında hesaplamadığı bir yolculukta buluyor kendini.

Şair, Yusuf’un hayatına hiç sormadan, tanıdık, yaşlı, küfürbaz, çocuksu, hesaplı ve sarhoş olarak giriyor. Baştan aşağı yapılan tanımlarla ete kemiğe bürünüyor şair ve artık biz de onu tanıyoruz. Sahici bir zamanda sahici insanların hayatlarındaki resmi yürüyüşe tanıklık ediyoruz. Kimine kızıp, kimine gülümseyip, kimine “Bu kadarı da pes!” deyip bir sonrakine geçiyoruz. Yusuf kadar merakla bekliyoruz onları. Yusuf’la çok ortak noktamız olduğunu düşünüyorum. O da şaşkın, Yusuf’la aynı anda tanışıyoruz pek çok insanla. Hayatının yapı taşları olan ama tanımadığı pek çok insanla. Pek çok tarih ve şehir görüyoruz beraber. Şehirleri anlatırken hep eski bir fotoğraf çıksın karşıma istiyorum. Yusuf’un yolculuğu devam ediyor, tabii ki bizimki de öyle. Oyuna dahil oluyor Yusuf, zaten yapabileceği başka da bir şey yok.

Tanımlamalar insana film izliyormuş duygusu uyandırıyor. Şairin fiziksel olarak anlatımı bittiğinde siz de onu tanıyorsunuz artık. Dolambaçlı anlatımdan, gereksiz ayrıntılardan uzak, sahici bir zamana tanıklık ediyoruz, tren gürültüsü ve gitmek fiiliyle birlikte.

50’lerden 90’lara kadar memleketim...

Tomar tomar kâğıtlar Yusuf’un kucağında, önce nazlanarak sonra ısrarla tanışıyor hayatının yapı taşları olan ama daha önce tanışmadığı insanlarla.

Arka arkaya geliyorlar. Hayatları, cesaretleri, hüzünleri, kavgaları, aşkları ve pespayelikleriyle. Derken şehirleri geziyoruz, tanıdık pek çok yer: Fotoğraflarını görmek, geziyor olmak istediğimi fark ettiriyor bana. Çay içmek istiyorum, uykum kaçar diyemiyorum çünkü hiç gelmedi. Bir sürü sürpriz aniden karşımıza çıkıyor kitapta. Hayat gibi akıyor, kâh kızıp kâh gülerken…

Yusuf daimi sarhoş ve bazen duyguları renkleri hatta kokuları yakalayıp cebine sokuyor. Sonun da yaptığına yapabildiğine şaşırıyor. Herkes onun için telaşlanırken o maçın kaç kaç olduğunu soruyor. Kendi tabelalarını hatırlıyoruz, hayat: beş, balık: sıfır. Kazanmak, kazanmayı herkes için istemek. Şimdilerde bizlere oldukça uzak gibi gelen bu cümle yakın tarihte ne kadar çok kullanılırdı. Kelimeyi biz mi unuttuk, yoksa o mu?

Okurken Yusuf’la yandaş, kızsak da “Hadi ya!” cümleleri ağzımızdan telaşla dökülse de sonuna kadar (ki son sayfaları ikişer kere okuyup vedayı uzatmaya çalışmıştım) yan yanayız.

Siz hiç ülkenizi börekle anlatabilir misiniz? Öyle güzel anlatmış ki çocuksu bir tebessüm sirayet edip yüzünüze bir süre orada kalıyor.

Çarpıcı, sahici ve samimi bir kitap okumak istiyorsanız..

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.