Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-949-8
13x19.5 cm, 232 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Bir Garip Aşk Öyküsü, 2006
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Açılış bölümünden, s. 7-9

Bir başlangıç yok, son da. Bunu biliyorum artık. Başkalarının öyküleri belki bir yerlere çıkıyordur, benimkiler çıkmıyor. Bir daire çiziyor, bazen bunu bile yapmıyor, durduğu yerde duruyor. Ve ben şunu merak ediyorum: Kendini durmadan aynı yerde tekrarlayan bir öykü neye yarar?

Küçük kardeşime anlattığım öykülerdeki o öteki dünyada, her şeyin bir başlangıcı bir de sonu vardı ve en önemlisi sondu. Belki başlangıç her zaman güzel olmayabilir, derdim hep; önemli olan her şeyin daha iyiye gittiği bir yere çıkmasıydı:

"Başlangıçta Robert diye bir çocuk vardı. Falkenberg'in kenarındaki küçük bir mahalle olan Skogstorp'un, diğer bütün sokakları gibi adını çiçekten alan bir sokağında büyümüştü. Annesi, babası ve ablası Nella ile birlikte garajlı, küçük bahçeli sıra evlerden birinde yaşıyordu. Hiç kimse zahmet edip de o küçük bahçeye çiçek veya çim ekmemişti. Robert'in annesi bu tür şeylere ilgi duyacak biri değildi, babası da öyle. Robert ve Nella'nın anne-babası başka anne-babalardan farklıydı. Çalışmıyorlardı, arabaları yoktu, yazları çocuklarıyla birlikte tatile çıkmazlar, başkaları gibi yaşamazlar, başkaları gibi düşünmezlerdi, yahut… belki bir zamanlar düşünmüşlerdi ama artık kimsenin hatırlayamayacağı kadar uzak bir geçmişte kalmıştı. Her neydiyse işte, başlangıca dahillerdi ama sona dahil olmayacaklardı..."

Ona böyle anlatabildim, gözlerini kocaman açıp parmaklarının arasındaki sivilceleri kaşıyarak beni dinledi, öykünün kendisini her şeyin çok daha güzel olduğu bir yere götürmesini bekledi. Ama bu zordu. Önce birtakım engelleri aşması gerekiyordu, karanlıktan aydınlığa bu kadar kolay çıkılamazdı, öykülerin püf noktası buydu:

"Robert yaşadıkları çevredeki çocuklara benzemiyordu. Utangaç ve sakardı, başarılı bir öğrenci değildi. Gözleri iyi görmüyordu, herhalde doğuştandı, küçükken her tarafa çarpar, duvarlara, keskin köşelere toslar, taşlara, kaldırım kenarlarına ayağı takılır, yazları deniz kenarındaki taş iskelenin üzerinde düşüp dururdu. Anne-babası çocuklarıyla ilgilenecek tipler olmadıklarından hiç göz doktoruna götürmediler. İlk defa, ikinci sınıfa giderken, durumundan şüphelenen okul hemşiresi göndermişti göz doktoruna. Aldığı gözlüğün derecesi yıldan yıla artacaktı. Bu gözlük de apayrı bir hikâyeydi. Okulda çocuklar gözünden alıp kırdıklarından çerçevesi neredeyse her zaman bir bantla sarılıydı. Robert öylesine sakar bir çocuktu ki bir şeyleri kırıp dökmeden yürüyemiyordu. Onun bu hali anne-babasının umurunda bile değildi. Çocukları ne yapıyor, ne zaman okula gidip ne zaman eve dönüyorlar, dersleri nasıl, açlar mı susuzlar mı, ne durumdalar, giysileri kirli mi, yırtıkları-sökükleri var mı, mutlular mı mutsuzlar mı, hasta mı yoksa sağlıklılar mı düşündükleri yoktu. Bu tür şeylerle Nella ilgilenirdi. Evi Nella temizlerdi. Eğer para varsa alışverişi o yapardı. Robert' in ödevlerine o yardım ederdi, özel bir sınıfa giden Robert yalnızca B düzeyinde matematik ve B düzeyinde İngilizce gördüğünden ödevler çok zor değildi. Başka kimse yapmadığından Robert'in bakımıyla Nella ilgilenirdi. Robert kendi haline karşı kayıtsızdı. Sanki hayatı kullanım kılavuzuyla birlikte eline tutuşturulmuş da, kılavuz yabancı dilde olduğundan nasıl kullanacağını bilemiyordu. Kahvaltısını Nella hazırlıyor, okula Nella yolcu ediyordu. Elbiselerini de o yıkıyordu. Yemekleri o pişiriyordu, fazla çeşit bilmiyordu ama Robert şikâyet etmiyor, yediği en güzel yemekleri onun yaptığını söylüyordu. Nella'nın sosisleri kadar lezzetlisi yoktu, krepleri muhteşem, balık köfteleri harikaydı, aslına bakılırsa kıyaslama yapacak durumda değildi, bildiği tek yemek okul yemeğiydi.

"Robert'in okula gitmeye takatinin olmadığı günler, mazeret kâğıdını sahte imzalarla Nella düzenliyordu: hiç değilse bir süreliğine hayatı katlanılır kılan bu tür küçük şeyler de onun işiydi. Gözlüğü sıradan bir seloteyple o tamir ediyordu. Arkadaşı Profesör, şaşılığını giderebilir dediği için Robert'in gözlük camlarından birine plaster yapıştırmıştı. Kardeşi için daha fazlasını yapmak istiyordu Nella ama ne zamanı ne de gücü yetiyordu buna, bütün dikkatini kardeşinin üzerine toplayamıyordu. Ne kadar idareli kullanırsa kullansın bazı şeyler yetmiyordu işte."

Ona yaklaşık bu tür şeyler anlatabiliyordum, pek rahatlatıcı değilse bile içinde kendisini bulabildiği bir öyküydü. Rahatsız edici şeylerin üzerinden usulca geçerek dikkatle devam ettim: "Nella'nın gerçek adı Petronella'ydı. Skogstorp'taki çocukların ısırgan otuna nella dediklerini duymuş, bu adı kendisi gibi birine uygun bularak lakap yapmıştı. Küçükken teninin deniz anası veya ısırgan otu gibi yaktığını düşünürdü, insanların ondan kaçınmaları bu yüzdendi. Robert'ten iki yaş büyüktü, dokuzuncu sınıfa gidiyordu. Sınıf arkadaşı Tommy, Profesör adını verdiği bir adam ve kardeşinden başka kimsesi yoktu. Aslında, biraz düşününce, belki bir tek kardeşi vardı. Eğer bu üç kişi arasında seçim yapmak zorunda kalırsa kardeşini seçerdi. Sanki bunun için doğmuştu, çok sık böyle düşünürdü, geri zekâlı yahut budala diye saldıranlardan kardeşini korumak için. İğrenç diyenlerden onu korumak için. Ona ettikleri eziyeti her geçen yıl artıranlardan korumak için. Gözlüğünden dolayı, şaşı olduğundan, okuma yazması kıt olduğundan eziyet ediyorlardı, oysa herkes kadar zekiydi kardeşi, ellerindeki egzamadan dolayı eziyet ediyorlardı. Üzerine çok geldiklerinde altına kaçırıyordu. Gittikçe daha kötüleşiyordu. Ona eziyet edenlerin sayısı gittikçe daha çok artıyordu. Ve Nella her zaman yetişemiyordu onu savunmaya. Gözlerden uzak köşeler vardı okulda. Sınıftayken müdahale şansı yoktu, yarım saatlik teneffüse ayrı zamanlarda çıkarlarken, spor salonunun arkasındaki ormanda kardeşini sürüklerlerken bir şey yapamazdı.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.