Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-999-3
13x19.5 cm, 152 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Sandık Lekesi, 2000
Doyma Noktası, 2002
Esir Sözler Kuyusu, 2004
Yere Düşen Dualar, 2006
Yüzünde Bir Yer, 2009
Karaduygun, 2012
Sultan ve Şair, 2013
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Ömer Erdem, "Her çocuğun bedeni gelecek azabın ihtimali!", Radikal Kitap, 8 Mayıs 2015

Bir karşıtlıklar romanı Barbarın Kahkahası. Toplanıp ayrılmanın, zehirlenip sağaltmanın da aynı zamanda. Toplumdan toplumsal olana, kalabalıktan bireye, bireyden varlığa kayışın arayışlarıyla dolu. Edebi geçişkenlikler, kurgu, öyküleme, şiirsel dil ve elbette tarih, psikoloji, felsefe, din ve efsane ile de örülmüş. Anlatış neyi gerektiriyorsa ona dayanıyor iskeleti. Akıcı ve atak dili bir yandan onu yalınlaştırıyor ama altta taşıdığı esas meseleyi, sayfalar ilerledikçe çetrefil hale sokuyor. Başarılı mı bunda? Evet. Bir edebi metnin derdini muhatabına ulaştırırken dipte sakladığı, formül haline getirmediği, sloganlaştırmadığı tezini duyuruyor olması neden başarı sayılmasın? Nedir o tez? İşte bunun da tam ve net bir cevabı yok. İyi ki yok. Öteki türlü çoğul okumanın önüne geçerdi yazar. Modern edebiyatın kaynaklı olma hali yara alırdı. Yine de söyleyelim; çocuğa, çocukluğa, insandaki keşfedilesi mesafeye, yetişkinlerin dünyasına dalan ve mesafeleri cesaretle kısaltan bir roman bu.

Yaz tatilini geçirmek için deniz kenarındaki bir motele yerleşmiş eğitimli orta sınıftan bir grup insanın kısa süren birliktelik macerasına odaklanıyor hikâye. Aile ve birey olarak onların geçmişlerine dalışlar yaparken onları bir arada tutan tarihsel, toplumsal ve şahsi sebepler sorgulanıyor. Otel çalışanları, eşcinseller, sürgünler, uyumsuz evlilik yapmış aileler, genç çiftler, çocuklar ilkin tatil çerçevesine alınıyor, bir dışkılama hadisesi üzerinden metaforik okumalara tabi tutuluyor. İyi ile kötü, sıradan duranla derinliğin karanlığı yüzlerde gezdiriliyor. “Hayatı kendi hikâyesinden ibaret sayan kişilerin” konforu aşama aşama ellerinden alınıyor ve kolektif şuura bağlanıyor. Önemli olan burada roman kişilerinin bu şuuru idrakleri değil metnin buna yönelmesidir.

İşte, “en sıradan insanın kolayca sezebileceği şekilde öldürülmüş bir umudun ta kendisi olan” bir erkek. İşte, “yeni bir dibe ayak basar gibi özün içindeki özün dış çeperini yararak kendini yavrulayan” bir çocuk. İşte “bahçede güneşlenen insan çalıları”. İşte geceleyin yıldız çağlayanı coşunca, karanlığın koynunda “göklerdeki dipler derinleştikçe küçülen insanlar”. İşte, “gariban insan başkasının kâbusunu görebilen insandır” diye düşünen bir başka adam. İşte, “ben kilitliyim, mutsuzluk çok kötü kilitliyor adamı, Müslüman mutsuzluğu diye bir şey var biliyor musun? Kafanın içindeki dünyayla dışındaki birbirine uymuyor” diyen bir başka adam. Kadınlar, çok konuşanlar, suskunlar, durumu idare edenler, meraklılar, gizemliler, herkes hem kendisi hem de temsil ettikleriyle orada, moteldedirler ve “birbirini kışkırtırlar”.

Yazar, anlatıcı, akıl, iç ses, dış göz, üçüncü kişi, tam olarak net olmayan ancak okuru rahatsız etmeden, onun okur olma hakkını elinden almadan baş uzatan kişi, “ilerideki kayalık tepeye tırmanan keçilerin, kıyıda anbean yuvarlaklaşan taşların, yosun bağlamış iskele ayaklarının insana seslenen titreşimlerine kayıtsız, kendi imal ettikleri tedirginlik kafeslerinde dilim dilim tüketiyordu zamanı” diyerek özetler özü. Kim o böyle tüketen zamanı? Tatilciler. Evet, yekun bir özne yapar yazar sonunda onları. Araya bir sağaltıcı hamle olarak soktuğu ses, tabiatı ve tababeti, bilgi kadar bilgeliği de temsil eder. “İnsanın kendi bilgeliğini elinden kaçırmasını büyük talihsizlik olarak” gören bu ses, fesatlığa karşı karanfil, türlü türlü bunalımlar için nilüfer, ışgın, sandal ağacı, ekşi elma, cevahir macunu, akasya çiçeği ve enginar önerir.

Gelecek bir akıl erginliği ve yaşama değerine kavuşacaksa eğer, çocuğu, toplumun süzülmüş bir bedeni ve ruhu sayılan çocuğu düşünmek tarihsel borçtur ve insanın tarihi çocuğu anlamanın da tarihidir. Barbarların zafer kahkahası daha duyulmak istenmiyorsa, “her çocuğun bedeninde sinsice bekleyen azabın ihtimalini” fark etmek gerekmektedir.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.