Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-605-316-005-2
13x19.5 cm, 248 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Uyuyan Adam, 1990
Şeyler, 1998
W ya da Bir Çocukluk Hatırası, 2001
Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?, 2010
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
 

Ömer Ayhan, "Hayat ile rüya arasında", Kitap Zamanı, 7 Ekim 2015

Georges Perec Mayıs 1968-Ağustos 1972 arasında gördüğü rüyaları Türkçeye yeni çevrilen Karanlık Dükkân adlı kitabında bir araya getiriyor. Edebiyatı hep yeni keşiflere açık bir deney alanı olarak gören Fransız yazardan, hayat ile rüyanın aslında birbirine uzak olmadığını hissettiren bir anlatı...

Georges Perec’in yazdığı hiçbir kitabı ana akım edebiyata dahil etmek mümkün değil. Türkçeye yeni çevrilen Karanlık Dükkân ise daha da marjinal kalıyor. Perec, Mayıs 1968-Ağustos 1972 arasında gördüğü rüyaları kaleme almış. Rüya deyince biraz durup düşünmek gerekiyor, doğası gereği gayet netameli. Şahabettin Süleyman, Fecr-i Âti’nin bakışını yansıtırken “Sanat şahsi ve muhteremdir.” demişti. Rüyaların muhterem olup olmadığı bir tarafa, tamamen kişiye özel, şahsi bir dünyadan söz ediyoruz.

Üstelik gördüğümüz rüyaları başkalarına anlatırken duyduğumuz heyecan, karşı tarafta asla birebir karşılık bulmaz. Başkalarının rüyalarını kendi rüyamızı anlatırken duyduğumuz hazla dinlemeyi pek beceremeyiz. Rüyalardan oluşan bir kitabı okumak da benzer bir deneyime açılabilir. O halde sorulardan biri şu olmalı: Perec entelektüellerin genellikle ilgi duyduğu bir yazar, onun rüyalarını okumak okurda farklı duygular uyandırabilir mi?

Sihirbaz ve tasnifçi yazar

Öncelikle Perec’in sistemli çalışan ve biçimle yol alan bir yazar olduğunu göz ardı etmemeli. Duygulardan çok düşüncenin peşinden giden bir yazardı o. Nesneleri listelemeye meraklı, Oulipo’nun oyuncu doğasından harikalar çıkarabilen bir tür sihirbaz, bir tasnifçi ve bir ölçüde yapısökümcü. Rüyalarını kâğıda dökerken okuru metne çekmek için birtakım numaralara başvurmuyor, zaten buna hiçbir zaman gönül indirmedi. Anlatma yönteminde birtakım istisnai durumlar var, örneğin 28. rüyanın girişi: “Rüya gören (zira bu hikâyenin tamamı üçüncü şahısla anlatılan bir romanı andırıyor) küçük bir bistroda bir masaya oturdu.”

Oysa biri size rüyasını nasıl anlatırsa Perec de genellikle o yolda ilerlemiş. Vereceğim örnek kitaptaki onlarca rüya başlangıcının da prototipi: “Z.’yle birlikte, Aragon’la Elsa Triolet’nin de katıldığı umuma açık bir toplantıdaydım.”

Burada şunu açıkça söylemek gerekir, Karanlık Dükkân edebi tatlar taşıyan bir rüya anlatısı değil. Edebiyatı durmuş oturmuş türlerin hüküm sürdüğü bir sanat formu olarak değil, yeni keşiflere açık bir deney alanı olarak kabul ediyordu Perec. Rüyalarını kaleme alışında da benzer bir hassasiyetle hareket ettiği anlaşılıyor: “Gördüğüm rüyaları kayda geçirdiğimi sanıyordum; kısa sürede fark ettim ki, meğer sırf yazmak için rüya görür olmuşum.”

Rüyalar nasıl okunmalı?

Kitaptaki rüyaları sırasını atlayarak dilediğinizce okumanızı önermeyeceğim ama önce Roger Bastide’in “Sonsöz”ünü okumakta fayda var. Zira bu kitabı okuyacaksanız ya Perec’in sadık bir okurusunuzdur ya da rüyalara ilginiz bir çekim alanı oluşturmuştur. İşte bu noktada Bastide’in yaklaşımı, aradan geçen bunca zamana rağmen, ilginç ve ufuk açıcı. Bir sosyolog olarak Bastide, Freud’dan farklı bir öneride bulunuyor: Rüya sosyolojisi.

Beyaz ve siyah ırkın rüyaları, burjuva ve proleter rüyaları, nihayet Okyanusya toplumlarının muhayyilesiyle Batı toplumlarının romantik ve sürrealist muhayyilesi arasındaki farklar. Geçen zamanın, yaşanan siyasal hatta daha ziyade düşünsel devrimlerin, ananelerin ve itirazların toplamı, gördüğümüz rüyaları nasıl etkilemiştir? Freud’un rüyaları hemen her zaman cinselliğe teyelleyen yaklaşımı günümüzde ne ölçüde geçerlidir? Bu nokta önemli, zira Perec’in rüyalarında da az yer tutmuyor. Bastide, Freud’un karşısına kökten bir karşı çıkış adına Jung’u değil, Adler’i koymuş. Onun sözleriyle, “geri gelmek isteyen gizli bir geçmişin hatırlanması (Freud) değil de, tersine, insan kaderinin inşası, zihnimizi kemiren kimi sorulara bir cevap, uyku sırasında yavaş yavaş biçimlenecek bir çözüm...” (Adler) yeni açılımlar getirebilir.

Karanlık Dükkân’ı okura katılımcılığı öneren bir teklif, rüyalar üzerine rüyalara dalmanın bahanesi olarak yorumlayan Bastide’in yazısı sona bırakılmamalı. Tasnifçi Perec, burada da alışkanlığından vazgeçmemiş, “İmler ve İnleri” başlığıyla bir dizin hazırlamış. Rüyalarında gördüğü nesneleri, hissettiği duyguları, meslek erbabını listelemiş. Bu bölümün de rüyalardan önce okunmasının iyi bir yöntem olacağını düşünüyorum. Çünkü Perec’in takıntıları, hangi yoğunlukta ne gördüğünün anahtarı bu uzun listede, görülme sayısıyla birlikte yer alıyor.

Pişman olduğu tek kitap

Karanlık Dükkân Perec’in yayımlanmasından pişmanlık duyduğu tek kitabı. Fransa’da 1973’te yayımlanan kitabın yakın çevresinden nasıl tepki aldığını bilemiyorum ama pişmanlığın ardında kimi kişisel ilişkilerin yatıyor olması pekâlâ mümkün. Sözgelimi, Suzanne Lipinska ile sonlanan ilişkisi Perec’i rüyalarında fazlasıyla meşgul etmiş. Rüyalarda Lipinski’nin kimliği, her ne kadar kişiler birer baş harfle anlatılsa bile derhal kendini belli ediyor. Perec’in pişmanlığı ve kitabın nasıl karşılandığına dair detaylar için David Bellos’un Perec biyografisi işe yarayabilir, ne ki henüz dilimize çevrilmedi.

Geriye söyleyecek ne kalıyor? Perec’in rüyalarına hemen hiç değinmedim. Çünkü bir rüya yorumcusu değilim ve bu işe soyunmak da bana tuhaf geliyor. Yine de yazarın okurlarına birkaç tüyo vermek isterim. Babası Alman askerleri tarafından öldürülen, annesi ise toplama kampında hayata veda eden Perec’in rüyalarında Naziler geçit resmi yapıyor, toplama kampları, yabancılarla bölüşmek zorunda kaldığı evler ve odalar, endişe başlığının rüyalarda kapladığı yer, Perec’in kendini yalnız hissedişi, yurtsuzluk duygusu çok yoğun. Rüyalarında Oulipo duygusu veren sözcük oyunları, gerçeküstü dönüşümler, bunların hepsi var. Bir de aynı dönemde yazmaya başladığı kısmen otobiyografik romanı W ya da Bir Çocukluk Hatırası’nı hatırlatan birçok sahneye rastlayacaksınız. Bu ince, gizemli kitaba bir daha dönme isteği uyandırdı Karanlık Dükkân bende. Ve hayat ile rüya arasında bir uçurum olmadığını da fazlasıyla hissettirdi.

 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.