KİTABI / YAZARI BUL 
 
TEMATİK ARAMA  I  ÜYELİK  I  KİTAP LİSTENİZ  I  YARDIM
 
 

 
 
 
Nurdan Gürbilek:
 
"Benden önce bir başkası daima vardır"
 
Kaya Genç, Milliyet Sanat, Mart 2011
 
Edebiyat eleştirmeni ve akademisyen Nurdan Gürbilek, yeni kitabı Benden Önce Bir Başkası’nda Kafka’dan Dostoyevski’ye Walter Benjamin’den Edward W. Said’e dünya edebiyatının büyük romancı ve kuramcılarını Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Peyami Safa, Cemil Meriç, Orhan Koçak gibi Türkiyeli edebiyatçı ve eleştirmenlerle yanyana okuyan bir çalışmaya imza atıyor. Bir yazarı bir başkasının ışığında okuyan bu denemeler, Kafka’daki böcek imgesinden ikizini öldürme motifine, Batı ve Doğu’nun cinsiyetinden babalar ve ustalarla kurulan ilişkiye, edebiyat alanına yaratıcı bir yaklaşım getiriyor... Geçtiğimiz yıl Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü kazanan Gürbilek, Atay’dan bahsederken aniden kendi babasıyla Devamını okumak için bkz.
 
   
  
Nurdan Gürbilek:
 
"Kafka’nın böceği olmasaydı, Dostoyevski’yi fark etmeyecektik"
 
Aslı Tohumcu, Radikal Kitap Eki, 11 Mart 2011
 
Benden Önce Bir Başkası, Nurdan Gürbilek’in, ‘bir yazarı bir başka yazarın ışığında okuyan’ denemelerinden oluşuyor. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını Kafka’nın Dönüşüm’üyle, Kafka’nın Babama Mektup’unu Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”uyla, Tanpınar’ın günlüklerini Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ıyla, Benjamin’in Pasajlar’ını Tanpınar’ın Beş Şehir’iyle ele alan çapraz okumalar yapıyor Gürbilek... Hiçbir yapıtın boşluğa doğmadığı fikriyle, bahsi geçen yapıtların kendilerinden öncekilerde izini sürüyor. Bunu yaparken de okurun aklına gelmeyen, gelmişse bile yanıtını kolay kolay veremeyeceği sorular soruyor, bir yapıtın neden benzersiz olduğunu anlamak Devamını okumak için bkz.
 
   
 
Süreyya Berfe:
 
"Toplumcu içerik olsun diye de bir derdim yok"
 
Mehmet Kazım, Cumhuriyet Kitap Eki, 16 Aralık 2010
 
Seferis ile Üvez, Süreyya Berfe’nin son şiirlerinin toplamı. İlk bölüm “Seferis’e İskele Işıkları”, Berfe’nin şair Yorgo Seferis’e Ege’nin bu tarafından bir tür seslenişi ve karşılığı olarak okunmalı. İkinci bölüm “Üvez”, mevsim döngüsünü takip eden, tabiatla hemhal olmuş, “haiku” tadında kısa şiirleri bir araya getiriyor, kitabın son bölümü “Bugün Salı mı Şimdi?” ise birbiriyle bakışan ancak daha bağımsız son şiirlerden oluşuyor. Berfe ile Seferis ile Üvez'i konuştuk.

Kitap üç bölümden oluşuyor: “Yorgo Seferis’e İskele Işıkları”, “Üvez” ve “Bugün Salı mı Şimdi?” Öncelikle Seferis’ten başlayalım. 1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü Devamını okumak için bkz.
 
   
 
Jale Özata Dirlikyapan:
 
"Amacım 1950 kuşağı öykücülerini mümkün olduğunca kapsayıcı bir şekilde ele almaktı."
 
Mustafa Aldı, Hece Öykü Dergisi, Sayı 40, Ağustos- Eylül 2010
 
1950'lerde Türkçe edebiyat önemli bir dönüşüm geçiriyordu. Öyküde klasik yapıları sorgulayan bir alt üst oluş yaşanıyor, şiir İkinci Yeni bağlamında yepyeni bir kimliğe bürünüyordu. Değişim edebiyatla sınırlı değildi; resimde, heykelde, karikatürde, mimaride, tiyatroda, sinemada yeni anlayışlar ortaya çıkıyor, matbaacılık, reklamcılık, galericilik ve koleksiyonculuktaki değişim birbirini destekleyerek sivil alanda modern bir kültürün oluşmasını sağlıyordu. Siyasal yaşamın çokseslileşmeye başlaması ve hızlanan kentleşme bağlamında gerçekleşen bu kültürel dönüşüm, sayı ve etkileri giderek artan edebiyat dergilerinde bireycilik, toplumculuk, gerçekçilik, öznellik, iç yaşantı, yerlilik ve taklitçilik gibi konular etrafında yoğunlaşan Devamını okumak için bkz.
 
   
 
Umut Tümay Arslan:
 
"Sinema: Hem kabir, hem hortlağın ta kendisi"
 
Fırat Yücel, Altyazı, Eylül 2010
 
İlk kitabı Bu Kâbuslar Neden Cemil?’den ve aynı yıl yayımlanan Vesikalı Yarim’in ortak yazarlarından biri olarak tanıdığımız akademisyen/yazar Umut Tümay Arslan’ın son kitabı Mazi Kabrinin Hortlakları: Türklük, Melankoli ve Sinema Metis Yayınları’ndan çıktı. Arslan’ın, “toplumsal iktidarın duygular alanındaki hareketini” Yeşilçam sinemasına bakarak analiz ettiği kitabı, Türkiye’deki sinema yazınına çok değerli bir katkıda bulunuyor.

Mazi Kabrinin Hortlakları’nda ele aldığınız Yeşilçam filmlerinin kendileri kadar, bu filmleri izlerken hissedilenler üzerinden de hareket ederek düşünce üretiyorsunuz. Devamını okumak için bkz.
 
   
Okuyabileceğiniz diğer söyleşiler