Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
metis
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Kapalı
  
 
Şiddetin Topolojisi
Han’ın kitabı, eski toplumlardan günümüze şiddetin tarihsel değişiminin temel uğraklarını tespit eden felsefi bir anlatı. Yazar bunu yaparken şiddetin tarih boyunca inatla kalıcılık göstermesini araştırmış bir dizi düşünüre, Sigmund Freud, Carl Schmitt, Walter Benjamin, René Girard, Giorgio Agamben, Gilles Deleuze, Michael Hardt ve Antonio Negri’nin tezlerine eleştirel bir gözle uğrayarak kısa ve özlü bir anlatı sunuyor. Şiddetin Topolojisi, bakış açımızı tekrardan sorgulamamıza ve değiştirmemize neden olan o kısa ama etkili felsefi uyarılardan biri..
Başka Bir Özgürlük
Adını Puşkin’in bir şiirinden alan kitap, Aiskhylos ve Euripides, Tocqueville ve Dostoyevski, Berlin ve Ahmatova, Kafka ve Kierkegaard, Heidegger ve Arendt dahil birçok yazar ve düşünürün özgürlük hakkındaki görüş ve tavırlarını özgün bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Özgürlüğün kutsallıkla ilişkisi, özgürlük ile özgürleşme arasındaki fark, totaliter rejimlerde baskı ve sansür, "kötülüğün sıradanlığı", özgürlüğün vatansızlığı, aşkta özgürlük, en katı hapis koşullarında bireysel muhakeme ve hayal gücü gibi konuların ele alındığı bu kapsamlı eser, her şeyden önce özgürlüğün değerini ve ona sahip çıkmanın gerekliliğini hatırlatıyor bizlere.
Dünyaya Kafa Tutan Köy
Sevilla’ya yüz kilometre mesafede küçük bir köy Marinaleda. Asteriks’in köyünü hatırlatan bu Endülüs köyü bildiğimiz dünyaya kafa tutuyor: Burada insanlar kâr için değil, insanca bir hayat sürmek için çalışıyorlar. Dünya üzerinde küçücük bir nokta olmasına rağmen, bir köyden çok daha fazlası Marinaleda: siyasal bir örnek, başka bir dünyanın mümkün olduğunun somut bir örneği. Arsız bir bireyciliği ve müşterek kaynakların özelleştirilerek yağmalanmasını teşvik eden liberal uygulamaların hiçbir alternatifi olmadığı iddiasını çürütebileceğimizin yaşayan bir kanıtı. Kuşkusuz bu noktaya bir günde gelmedi Marinaleda: Bu kitapta okuyacağınız, toprak işgalleri, açlık grevleri, “kamulaştırma” ve eylemlerle geçen uzun bir mücadele tarihi var.
Ortak Lüks
1871 baharında yetmiş iki gün boyunca, önderliğini işçilerin yaptığı bir ayaklanma Paris şehrini özerk bir komüne dönüştürmüş ve şehrin toplumsal hayatını ortaklaşma ve işbirliği ilkeleri uyarınca özgürce düzenleme yolunda doğaçlamalar yapmıştı. İnsanlığın bu deneyimi üzerinden Kristin Ross, müthiş bir şey yapıyor kitabıyla: Paris Komünü’nün ardından gelen yorumların yarattığı sahte ikilikleri –anarşizme karşı komünizm, köylüye karşı işçi, Fransız cumhuriyetçiliğinin sahiplendiği komün ile reel sosyalist gelenekteki komün vs.– bir kenara bırakıyor ve Komün’ü yetmiş iki günün sonunda katliamla sona ermiş bir "trajedi" olarak yorumlamayı reddediyor. Ortak Lüks, fiziken orada olmasalar da zihinleri ve yürekleriyle Komün’e destek vermiş Kropotkin, Morris ve Marx gibi düşünürlerin fikriyatında yarattığı devrimci etkinin de izini sürüyor.
Diğer yeni kitaplar...
Jean-Paul Sartre, düşünceleriyle eylemleri arasındaki tutarlılık açısından muhtemelen bütün modern t ..
 
"Öznellik problemine ayırdığımız bu uzun tartışmanın sonunda nöro-biyolojik (nöro-bilimsel), nöroloj ..
 
Emil Cioran bu kitabı oluşturan on bir bölümde ölüm gerçekliğini inkâr etmeden var olma eğilimi, “so ..
 
Bir dönemin “Başka İstanbul Yok!” sözü, öyle görünüyor ki yerini “Bu İstanbul’da kaç İstanbul var?” ..
 
 
Tüm yeni kitaplar için
Müge Gürsoy Sökmen, Suç ve Kefaretin Ötesinde. Toplumun bir kesimine karşı, geri kalan kesiminin ­en azından bilmezlikten gelme ya da sessiz kalma yoluyla- işbirliği yaptığı suçlar işlendiğinde, bunun kefareti nasıl ödenir? Zulüm koşulları sona erdiğinde, toplumsal bir barışa, uzlaşmaya nasıl gidilir?
İnsanların etnik/cinsel/dinsel kimliklerinden ötürü zulme uğradıkları bir çağda, bu kimliklerden özgürleşmenin imkânı var mıdır? Bu kitabı Türkçede yayımlama konusunda olumlu görüş bildirirken benim aklımı kurcalayan sorular bunlardı.
Suç ve Kefaretin Ötesinde bu sorulara hayli uç noktalardan yaklaşıyor. Yazar önce Direnişçi sonra da Yahudi olarak kapatıldığı Nazi Toplama Kampları deneyiminden söz ediyor. Milyonlarca Yahudinin (Çingenenin, komünistin, eşcinselin...) paylaşmış olduğu bir deneyim bu...
Devamını okumak için

Yeni yazılar, söyleşiler.
Sema Kaygusuz'un Cumhuriyet Kitap Eki'nde yayımlanan "Teselli eden edebiyatçı olur mu hiç?" başlıklı söyleşisi
Ertan Tunç'un otekisinema.com adresinde yayımlanan "Klasikleri niçin okumalıyız?" başlıklı yazısı
Saffet Murat Tura'nın Milliyet Sanat'ta yayımlanan "İnsan denen bilmece" başlıklı söyleşisi
Asef Bayat'ın Cumhuriyet Kitap Eki'nde yayımlanan "Sertlik yanlıları İran'da kültür savaşını kaybetti" başlıklı söyleşisi
Murathan Mungan'ın Radikal Kitap'ta yayımlanan "Benim kolum çolaktır şiir yazarken" başlıklı söyleşisi
Engin Geçtan'ın Hürriyet gazetesinde yayımlanan "Esas hayat alanımızı daraltırsak... Kaybederiz!" başlıklı söyleşisi
Elis Şimşon'un HaberTürk gazetesinde yayımlanan "Çocuklar felesefe yaparsa" başlıklı yazısı
 
Küçük Filozoflar Dizisi
Etnografik Hikâyeler
Antropologlar, alan çalışması sırasında yaşadıkları çeşitli kişisel deneyimleri arkadaş sohbetlerinde sık sık dillendirirler. Ama nitel çalışmalar kâğıda dökülürken "önemsiz detaylar", "terslikler", hatta "başarısızlıklar" olarak görülen bu deneyimler genellikle yansıtılmaz. Oysa araştırmacının sahada karşılaştığı ya da dahil olduğu kimi durumlar (kimlik çatışmaları, bürokratik ve ideolojik engeller gibi), araştırmanın ilerleyişini etkilediği gibi, yönünü dahi değiştirebilir. Etnografik Hikâyeler, işte bu kişisel öykülere, yani alan sürecinin taşıdığı zorlukları, belirsizlikleri, çalkantıları, hesaplaşma ve gerilimleri yaşayan bireyler olarak maceralı yolculuklardan dönmüş araştırmacıların deneyimlerine odaklanıyor..
Gözdeki Kıymık
Kadınlar ve genç kızlar, azınlıklar, Kürtler, kent yoksulu genç erkekler, yerlerinden yurtlarından edilip büyük kentlere tıkıştırılanlar, Afrikalı göçmenler, eşcinseller, deliler, travma mağdurları, yaşlılar, ailesini katliamlarda kaybetmiş olanlar, kötü bir eğitimin içinde yönünü kaybeden genç insanlar, engelliler... Bütün bu madunlar Türkiye sinemasının son dönem filmlerinde kendilerine daha önce görülmemiş ölçüde yer buldular. Adorno’nun "Gözünüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir" sözünden adını alan kitap, bu değişimin çeşitli veçhelerini görünür hale getirerek, eleştirel bir değerlendirmeye girişiyor.
Solak Defterler
"Pek çok yeni şiirimin yanı sıra, eski tarihli ama gün ışığına çıkmamış şiirlerimin de yer aldığı, kendi içinde bölümlenmiş bir toplam. Zamana yayılan defterlerin hem kendi içinde hem birbirlerine bağlandıkları yerdeki köprü ayağı... Farklı yıldızların aynı yörüngede döndükleri bir gökada." –– Murathan Mungan
Tekrar basımlar...
2. Basım
 
3. Basım
 
6. Basım
 
4. Basım
 
3. Basım
 
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.