KİTABI / YAZARI BUL 
 
TEMATİK ARAMA  I  ÜYELİK  I  KİTAP LİSTENİZ  I  YARDIM
 
 

 
 
Wayne C. Booth
Kurmacanın Retoriği
Çeviri: Bülent O. Doğan
 
 
Edebiyat eleştirisi alanında devrim yaratan ve kısa zamanda klasikleşen Kurmacanın Retoriği'nde Wayne Booth, her şeyden önce bir edebiyat eserinin gücünü ve etkisini nelere borçlu olduğunu ele alıyor. Bir hikâye ya da romanı "iyi" kılan genel kural ve niteliklerden bahsedilebilir mi? Booth bu tür genellemelerin kurmaca gibi ele avuca sığmaz bir yazın türünü kısıtlayacağı ve kısırlaştıracağı görüşünde. Sözgelimi çoğu edebiyat eleştirmeninin metinde yazar müdahalesini ve yönlendirmesini kınadığını belirten Booth, bu "kuralı" açıkça ihlal eden pek çok başarılı esere dikkat çekiyor. Dahası, diyor Booth, bir anlatı yazarın yönlendirmesinden ne kadar azade olabilir ki? Neticede yazarın her seçimi bir nevi yönlendirme değil midir? Ve bu bağlamda, her anlatı bir tür retorik değil midir?
        Peki anlatı perdesinin arkasından gölgesini gördüğümüz yazar kimdir? Her kurmaca eserin bir "gerçek" yani etten kemikten yazarı, bir de "zımni" yani ima edilen y .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Per Petterson
Lanet Olsun Zaman Nehrine
Çeviri: Aslı Biçen
 
 
Lanet Olsun Zaman Nehrine, Norveçli yazar Per Petterson'un son romanı. Hayatta aradığını bulamamış veya bulduğunu kaybetmiş, dünya üzerindeki yerini sağlamlaştıramamış, hep tereddüt eden, hep bocalayan bir adamın, Arvid Jansen'in hikâyesini kendi anlatımından öğreniyoruz bu romanda. Arvid geçmişi parça parça hatırlarken, hayatı yavaş yavaş belirginleşiyor: ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiden mahrum kaldığı çocukluğu, idealleri uğruna üniversiteyi bırakıp bir fabrikada işçi olarak çalıştığı ve hep aradığı sığınağı aşkta bulduğu gençliği, boşanmanın eşiğinde olduğu ve annesinin mide kanserine yakalandığını öğrendiği buhranlı yetişkinlik yılları.
        Arvid'in hikâyesi her şeyden önce, duyguların bastırıldığı ve ilişkilerin mesafeli olduğu bir ortamda içindeki yoğun duyguları ifade etmeye, mesafeleri aşmaya çalışan bir adamın yaşadığı hüsranın hikâyesi.
        Tıpkı yarattığı karakterler gibi, Petterson da açıkça söylediğinden çok daha fazlasını anl .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Beatriz Sarlo
Geçmiş Zaman
Bellek Kültürü ve Özneye Dönüş Üzerine Bir Tartışma
Çeviri: Peral Bayaz Charum, Deniz Ekinci
 
Ülkesindeki askeri darbe döneminde en etkili muhalifler arasında yer alan, Arjantin'in önde gelen edebiyat ve kültür eleştirmeni Beatriz Sarlo, Geçmiş Zaman'da devlet terörü karşısında öznel anlatının sınırlarını araştırıyor.
        Bir bireyin, bir toplumun, bir ulusun bütünlüğünün "hatırlama"ya –yani kendisine ve başkalarına ait olguları kaydetme, koruma, yansıtma yeteneğine– bağlı olduğunu kabul edersek, geçmişin bugün üzerinde sürekli etkide bulunacağını da görürüz. Dünyanın her yerinde devlet terörü büyük yıkımlara neden olmuştur: kaçırılan ve yok edilen kişiler, zorunlu sürgünler, işkence ve siyasal kovuşturmalar... Tarafsızlık iddiasında bulunmadan, acıları çoğaltmadan, kısaca kendimizi kandırmadan, toplumsal belleği nasıl oluşturabiliriz?
        Demokrasinin yeniden inşası için kurbanların söz sahibi olup devletin çektirdiği acılara tanıklık etmeleri, hikâyelerinin kanıt işlevi görmesi önemlidir. Ancak "bellek endüstrisi"nin girdabına ka .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Martin Jay
Deneyim Şarkıları
Evrensel Bir Tema Üzerine Modern Çeşitlemeler
Çeviri: Barış Engin Aksoy
 
Hem gündelik dilin hem de teorik söylemin hararetle savunulan ya da ısrarla karşı çıkılan ender kelimelerinden biri "deneyim". Yine de yakın zamana kadar, deneyim kavramının zaman içinde nasıl evrildiğini ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yapılmış değildi. İşte Deneyim Şarkıları bu ihtiyaca cevap veriyor. İnsan deneyiminin doğasına ilişkin fikirlerin tarihini sunuyor bize.
        Martin Jay, 16. yüzyıldan günümüze Batı söylemini incelerken, farklı düşünce geleneklerinden beslenen pek çok düşünürün neden "deneyim" kavramını anlamaya mecbur kaldığını, kavramın neden her zaman tartışma odağı olduğunu soruyor. Yazar tek tek insanları ve düşünce okullarını aşan tema ve örüntüleri keşfe çıkarak düşünce tarihinin tamamını aydınlatmaya girişiyor. Deneyim anlayışlarının çeşitli bağlamlarını incelemek için, Amerikan pragmatistlerinden ve İngiliz Marksist hümanistlerden Frankfurt Okulu'na ve Fransız postyapısalcılara kadar uzanan pek çok düşünce geleneğ .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Murathan Mungan
Doğu Sarayı
 
 
 
Doğu Sarayı, yazarın Yedi Kapılı Kırk Oda, Cenk Hikâyeleri, Lal Masallar adlı kitaplarından ikişer hikâyeyi bir araya getiren özel bir seçkidir. Yazarın doğuya açılan kapısından bakmak isteyenler için... Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Theodor W. Adorno
Sahicilik Jargonu
Alman İdeolojisi Üzerine 1962-1964
Çeviri: Şeyda Öztürk
 
Bir polemik kitabı Sahicilik Jargonu. Adorno burada, başta Heidegger olmak üzere Jaspers, Buber gibi Alman varoluşçularının başvurdukları dili, bu düşünürlerin düşüncesini bulandıran "jargon"u hedef alıyor. Varoluşçuluğun başvurduğu bu jargonun tam da sahicileştirme iddiasında olduğu anlam ve özgürlük çağrılarını tahrip ettiğini söylüyor. Adorno'ya göre bu dil, özgürlük meselesini ele alma iddiasında bulunduğu halde, kapitalizmin tam kalbinde yatan özgürlüksüzlüğü ortaya çıkarmayı hiçbir şekilde başaramıyor, tam tersine görmezden geliyor. Tıpkı kültür endüstrisinin yaptığı gibi, ama bu kez tam da bu endüstriye mesafeli durduğunu düşünen insanlarda ucuz bir iyimserliği, toplumsal eylemsizliği ve lafta kalan bir bireyselleşmeyi besliyor. Jargon, yüceliğin insanları hizaya getirme amacının hizmetine sokulmasının, yani katmerli bir hakikatsizliğin "Almanya'nın son dönemlerine uygun biçimiyse", diyor Adorno, "onun olumsuzlanmasında, pozitif formüla .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Yan Marchand, Vincent Sorel
Diyojen: Köpek Adam
Çeviri: Necmiye Alpay
 
 
Kaçın, kaçın! Diyojen geliyor... Sizinle alay edecek, zenginliğinizi küçümseyecek, gurur duyduğunuz her şeyi hiçe sayacak! Kimse onunla başa çıkamaz; Büyük İskender bile kurtulamadı onun dilinden. Çünkü Diyojen tam bir köpek: Özgür, öfkeli, yenilmez; ama aynı zamanda İnsan’ın en iyi dostu.
       Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Diyojen: Köpek Adam, Küçük Filozoflar dizisinin sekizinci kitabı. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Ebru Deniz Ozan
Gülme Sırası Bizde
12 Eylül’e Giderken Sermaye Sınıfı, Kriz ve Devlet
 
 
1970'lerin başlarında bütün kapitalist ülkelerde yaşanan iktisadi kriz Türkiye'de, yükselen sınıf mücadelesinin de büyük rol oynadığı bir siyasal krizle birleşmiş ve derin bir "hegemonya krizi" ortaya çıkmıştı. Gülme Sırası Bizde, sonunda 12 Eylül Darbesi'ne giden bu süreçte, sermayenin çeşitli kesimlerinin sürekli dile getirdiği çeşitli talepler ile darbe sonucunda devlet biçiminde ortaya çıkan değişim arasındaki yakın ilişkiyi inceleyerek sermaye sınıfının darbede oynadığı rolü saptamaktadır.
       "12 Eylül'le hesaplaşma" sözünü son yıllarda sıklıkla işitiyoruz. Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu koşullarda bunun mümkün olmadığını düşünen yazar şöyle diyor:
       Yine de 12 Eylül'e giden süreci ve dönemin kazanan ve kaybedenlerini ortaya koymak, bu hesaplaşmaya küçük bir katkı sunabilir... Dönemin TİSK Başkanı Halit Narin'in darbe sonrasında sarf ettiği "20 yıl işçiler güldü biz ağladık, şimdi gülme sırası bizde" sözü, aslında sermaye sınıfının .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Kimin Avrupası?
Halkın Avrupası ile Şirketlerin Avrupası Arasında
Çeviri: Deniz Banoğlu
 
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi!", artık Avrupa Birliği'ne kabul edilmeyen küskün ülkelerin kalbi kırık vatandaşlarının edebileceği bir laf olmaktan çıktı. Günümüzde bu laf, sağır Avrupa'nın tam ortasında, Avrupa'nın kendi vatandaşlarından işitiliyor. Atacağı her adımı ekonomik kâr-zarar terazisinde tartan, çokuluslu büyük şirketlerin lobileriyle sarmaş dolaş olan, toplu taşıma, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi kamusal hakları umursamak bir yana, bunları birliğin "parlak geleceği" için engel olarak gören bir ortak Avrupa fikri pek çok insanı kaygıya sürüklüyor.
       Attac gibi muhalif hareketler Avrupa'nın demokratik zaaflarını, cinsiyetçi alışkanlıklarını, çevreye olan duyarsızlığını yakın takibe alıyor. Attac'ın hazırladığı bu kitapta, bugünkü Avrupa'ya gelinceye kadarki süreçlerin tarihçesini, yolun başındaki vaatlerle ara duraklardaki kaypak tavırların incelikli bir analizini, "sosyal" sıfatının gün geçtikçe acılaşarak yok oluşunun hikâyesini, "Nasıl bir Avrupa? Kimin Avrupası?" .. Ayrıntılı bilgi için bkz.
 
Alain Darbel, Pierre Bourdieu, Dominique Schnapper
Sanat Sevdası
Avrupa Sanat Müzeleri ve Ziyaretçi Kitlesi
Çeviri: Sertaç Canbolat
 
Sanat eserleri kuşkusuz herkese açıktır, herkesçe görülebilir; ama biliriz ki aslında büyük çoğunluğa kapalı kalırlar. Müzeleri gezenler ile gezmeyenleri birbirinden ayıran şey nedir? Sanat sevdalıları bu tutkularını her türlü maddi koşuldan bağımsızmış gibi yaşarlar, ama aslında önceden edinmiş oldukları donanım değil mi sanat eserlerinden zevk almalarını sağlayan? Müze denen yer üst sınıfların öngördüğü kurallara en çok uyulan yerlerden biri değil mi? Zorunlu kültürel etkinlikler sanattan gerçekten zevk alınmasını sağlayabilir mi?
       Sosyolog Bourdieu'nün ekibiyle birlikte uzun ve titiz bir saha araştırması sonucunda ortaya çıkardığı Sanat Sevdası, sanatseverliğin toplumsal temelleri üstüne klasikleşmiş bir eserdir. Bourdieu ve arkadaşları, gelir ve eğitim bakımından avantajlı toplumsal kesimlerin "sanat sevdasının" anlam ve işlevi üstüne düşünüyorlar. Bir yandan da gelir ve eğitim bakımından dezavantajlı toplumsal kesimlerin sanata daha ço .. Ayrıntılı bilgi için bkz.