Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN 975-7650-73-0
16x23.5 cm, 136 s.
LİSTE DIŞI
BASILMAYACAK
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Değişen Tiyatro
Kapak ve İç Baskı Yaylacık Matbaacılık Ltd.
Mücellit Örnek Mücellithanesi
Kitabın Baskıları:
1. Basım: 1972
3. Basım: Ocak 1992

Bütün sanatların en eskisi ve en toplumsalı olarak tanımlanan Tiyatro, başlangıcından günümüze sürekli bir değişim yaşamıştır. Oyun konularından tiyatro mimarisine, oyuncu sayısından sahne ve seyirci ilişkisine kadar çeşitli alanları içeren bu değişim süreci, tiyatro tarihçileri ve eleştirmenleri için sınır tanımayan bir araştırma konusu olagelmiştir.

Tiyatro tarihi içindeki değişimlerden kuşkusuz en çarpıcı olanı oyun dilinin geçirdiği evrim; koşuk dilinin zamanla önemini yitirmesi ve yerini düzyazının alması. İşte Değişen Tiyatro, İngiliz tiyatrosu çerçevesinde, oyun dilinin geçirdiği bu evrimi, genel tarihsel/toplumsal değişimlerin tiyatro üstündeki etkileri açısından ele alarak inceliyor.

İÇİNDEKİLER
Önsöz

I. Tiyatroda Koşuk ve Düzyazı
II Geçiş Dönemi
   A. Tiyatro ve Toplumsal Yapı
   B. Düşünce Ortamı ve Dil
   C. Shakespeare ve Çağdaşlarında Düzyazı
III Düzyazı Çağı
   A. Restorasyon Tiyarosu
   B. Duygulu Komedya ve Ecil Tragedya
   C. Romantizm ve Gerçekçilik
IV Çağdaş Tiyatroda Oyun Dili

Sonuç
Notlar
Bibliyografya
Dizin
OKUMA PARÇASI

Önsöz, s. 9-10

Tiyatro sanatı genellikle bütün sanatların en eskisi ve en toplumsalı olarak tanımlanmaktadır. Eski olması geleneksel niteliğini sürdürmesine, toplumsal olması da yansıttığı toplumla birlikte değişmesine yol açmıştır. Tiyatronun amacı, Hamlet'in ünlü tanımıyla, "doğduğu gün de, bugün de... dünyaya bir ayna tutmak, iyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek, çağımızın ne olup ne olmadığını ortaya koymak"tır. İşte bu amacı gerçekleştirmek için tiyatronun sürekli bir değişim, sürekli bir devrim içinde olduğunu görüyoruz. Ele alınan konulardan tiyatro yapılarının biçimine, oyuncu sayısından sahne ve seyirci ilişkilerine kadar çeşitli konuları içeren bu değişme süreci tiyatro tarihçileri ve eleştirmenleri için sınırsız bir araştırma alanıdır. Bizim bu incelemedeki amacımız tiyatronun değişmesi sorununu belli bir ulusal tiyatro çerçevesinde ve oyun dili açısından ele almaktır.

İngiliz tiyatrosunun gelişmesinde ilk göze çarpan değişikliklerden biri koşuk dilinin zamanla önemini yitirmesi ve onun yerini düzyazının almasıdır. Soruna edebiyat açısından bakanlar bunu tiyatronun soysuzlaşması olarak nitelemişler ve eski parlak düzeye ancak koşuk diline dönmekle ulaşılabileceğini öne sürmüşlerdir. Öte yandan, tiyatroyu kendine özgü bir tekniği ve kuralları olan bağımsız bir sanat türü sayanlar düzyazıya geçişi tiyatronun özgürlüğe kavuşması ve çağdaşlaşması olarak görmüşlerdir. Her iki görüşün de kuramsal açıdan savunulacak yanları olabilir. Ne var ki, oyun dilinin koşuk ya da düzyazı oluşu ile tiyatro sanatının tarihsel gelişmesi arasındaki bağı belirlemedikçe ve bu gelişmenin toplumsal yapının değişmesiyle koşullu olduğunu görmedikçe, koşuk ve düzyazı tartışması soyut bir dil sorunu olmaktan öteye gidemez. Toplumsal yapı sözü, ister istemez, mülkiyet ilişkileri, üretim tazları ve üretim ilişkileri gibi birtakım teknik ekonomi kavramlarını çağrıştırmaktadır. Şunu hemen belirtelim ki, bu kavramların sanat konularında çoğu zaman tılsımlı bir anahtar gibi kullanılarak birçok kaba genellemelere yol açtığını düşünerek yargılarımızda bu tehlikeyi unutmamaya çalıştık.

İngiliz tiyatrosunda oyun dilinin geçirdiği evrimi ele alan ve bu yüzden tarihsel bir dökümü gerektiren böyle bir araştırmada herhangi bir anlam karışıklığına yer vermemek için ilk bölümde koşuk ve düzyazının ayırıcı nitelikleri üzerinde duracağız. Bu konudaki yazılarda "şiirsel tiyatro", "dramatik şiir", "koşuk tiyatro", "dramatik koşuk" ve "düzyazı tiyatro" gibi terimlerin çoğu zaman gereken titizlikle kullanılmaması birçok yanılmalara, özellikle "koşuk tiyatro" ile "şiirsel tiyatro" kavramlarının karıştırılmasına yol açmaktadır. Tarihsel verilere dayanarak koşuğun artık geçerli bir oyun dili olmadığını açıklarken, tiyatroda şiirin de işlevini yitirdiği gibi sakat bir düşünceyi savunacak değiliz. Ancak, gene belirtelim ki, aşama sıralamasına dayanan ortaçağ derebeylik düzeninden kapitalist düzene ve bilimsel çağa geçişte "şiir" kavramının yeniden tanımlanması ve öbür sanat türlerinin olduğu gibi şiirin de değişen toplumsal özü yansıtmaya elverişli yeni biçimler yaratması gerekmiştir. Modern tiyatronun kurucuları sayılan İbsen, Çehov ve Shaw gibi yazarların geleneksel koşuk tekniği yerine düzyazıyı seçmeleri, özde ve biçimde çağdaş olma kaygılarından ve tiyatroda şiirselliğin koşuk kalıplarından çok daha karmaşık ve esnek bir teknikle gerçekleşeceğini bilmelerinden ileri gelmektedir.

Bu incelemenin bir amacı da, koşuktan düzyazıya geçiş sürecinin değişik evrelerini ele aldıktan sonra, son yıllarda üzerinde önemle durulan halk tiyatrosuna dil açısından değinmek ve böyle bir tiyatronun gerçekleşmesinde oyun dilinin nasıl bir rol oynayacağını anlamaya çalışmaktır.

Sözünü ettiğimiz sorunların tartışmasına geçmeden önce "koşuk" ve "düzyazı" terimleri üstüne bir açıklama yapmanın gerekli olduğunu sanıyoruz. "Nazım" ve "nesir" karşılığı kullandığımız "koşuk" ve "düzyazı" terimleri eleştiri diline henüz yerleşmediği için kimi çevrelerde yadırganabilir. Çalışmamız boyunca kullandığımız bütün tiyatro terimlerinin Türk Dil Kurumu'nun yayımlamış olduğu Tiyatro Terimleri Sözlüğü ve Türk Dili dergisinin "Tiyatro Özel Sayısı"nda kullanılan terimlerle tutarlı olması için "nazım" ve "nesir" yerine "koşuk" ve "düzyazı" demeyi uygun bulduk.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.