Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-427-1
13x19.5 cm, 96 s.
SARI ETİKET
ÖZEL İNDİRİMLİ
Liste fiyatı: 9,00 TL
İndirimli fiyatı: 3,00 TL
İndirim oranı: %66,67
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Yıldız Savaşları
Uzaya Yerleştirilen Silahlara Karşı Barış İçin
Özgün adı: Weapons in Space
Çeviri: Deniz Aytaş
Yayına Hazırlayan: Bülent O. Doğan
Kapak ve Grafik Tasarım: Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2003

ABD hangi gerekçeyle uzayı silahlandırmak istiyor? Uzaydan izleniyor olmanın huzursuzluğuna şimdi bir de her an uzaydan vurulabilir olma korkusu mu eklenecek?

Irak’ın işgaliyle saldırgan tavrı ayyuka çıkan ABD, tüm dünyayı bir felakete götürmenin hazırlığında. Soğuk Savaş dönemindeki uzaya silah yerleştirme projeleri bir bir hayata geçiriliyor. Bush yönetimi, uzaya hâkim olarak dünyanın mutlak lideri olma hayalinin peşinde. Bu durum diğer ülkelerin ya tamamen teslim olmasına ya da uzayı silahlandırma konusunda ABD ile rekabete girmesine neden olacak.

Bu kitapta Excalibur projesinden uzay temelli lazerlere kadar yapılan planların belgeler ışığında gözler önüne serildiğini göreceksiniz.

İÇİNDEKİLER
Sunuş, Roni Margulies
Önsöz, Dr. Michio Kaku
2020 İçin Öngörüler: Eksiksiz Egemenlik
Uzay Temelli Lazerler
Uzayda Silahlanma Yarışının Engellenmesi
Excalibur
Politika, Kukla Oyunu ve İktidar Güçleri
İç Muhalefet
Tarihsel Öncül
Küreselleşme ve Kontrol
Nükleer Silah Artışına ve Yarışın Kızışmasına Karşı
Notlar
Yararlı Adresler
OKUMA PARÇASI

Roni Margulies, Sunuş, s. 7-11

Gençliğimde The Russians Are Coming! The Russians Are Coming! adlı bir komedi filmi görmüştüm. Bir sahnesinde, Soğuk Savaş sırasında bir Amerikalı, kaldığı hastane veya tımarhaneden dışarı bakarken bahçede nedense Rus sandığı birini görüp "Ruslar geliyor! Ruslar geliyor!" diye bağırarak koridorun öbür ucundaki pencereye koşuyor ve bilmem kaçıncı kattan aşağı atlıyordu. Filmi izlediğimde siyasetle ilgilenmeye yeni yeni başlamış olsam gerek ki, "Yahu," diye düşündürtmüştü bu sahne beni, "bu herifler acaba kendi propagandalarına kendileri de mi inanıyor?" O günlerde ABD, dünyada tüm yaptıklarını, dış siyasetinin saldırganlığını, açtığı savaşları, yaptırttığı darbeleri, devasa askeri harcamalarını Sovyetler Birliği'nin varlığına, "komünizm" tehlikesine bağlıyor, böyle meşrulaştırıyordu.

Batı kapitalizmi ile rekabete girişmiş olmanın Sovyetler Birliği'nde devlet kapitalizmini pekiştirdiğini, bir kez iktidarını oturttuktan sonra Stalinist bürokrasinin dünyaya "komünizm" yaymak gibi bir kaygıyı aklına bile getirmediğini, ABD'nin ve tüm diğer büyük ülkelerin egemen sınıfları gibi bir egemen sınıf olarak görülmek, aynı masada eşit bir ortak olarak oturmak, rahat bırakılmak ve uluslararası statükoyu sürdürmek istediğini bilen benim gibileri için o yıllarda siyasete damgasını vuran bu ikiliği aşmak zordu: Bir yanda kendilerini pencereden atacak kadar Amerikan propagandasına inananlar, öte yanda, buna inanmayan ama buna karşılık bir başka egemen sınıfın çıkarlarını, siyasetini, yaptıklarını "komünizm" diye savunanlar.

Örneğin, 1960'ların en kitlesel kampanyalarının konusu olan nükleer silahsızlanma açısından, hem ABD'nin bahanesi hazırdı, hem de solda, Rusya'nın nükleer silahlarını savunmak "doğal" olabiliyordu. Sosyalizm adına nükleer silahları savunmak!

Irak'a saldırılmasına karşı iki yıldır ülke tarihinin en büyük kitle hareketini inşa eden Savaşı Durdurma Koalisyonu (Stop the War Coalition) öncesinde İngiltere'nin en büyük ve en uzun ömürlü kampanyası olan CND'nin (Nükleer Silahsızlanma Kampanyası) 1960'lı yılların sonlarında örgütlediği büyük yürüyüşlerden birine katılmayarak Trafalgar Meydanı'nda "Niçin Yürümüyoruz" başlıklı bir bildiri dağıtan ve Rusya'nın nükleer silahlarını "işçi sınıfının bombası" olarak savunan örgütün hikayesi hâlâ anlatılır.

Anlatılanlar bir yana, Kuzey Kore'nin nükleer silah üretme hakkını savunan bir afişi bu yıl Temmuz ayında bizzat kendim gördüm. Ama geçmişte Rusya'yı destekleyenler tüm toplumsal muhalefetlerin içinde önemli bir çoğunluk oluşturuyordu; sözünü ettiğim afişi taşıyanlara ise herkes yarı deli gözüyle bakıyordu. Dünya bugün artık biraz daha basit çünkü. ABD'nin temsil ettiği sisteme, bu sistemin dünyanın her yanında yarattığı yıkıma karşı çıkmak isteyenler, bu karşı çıkışı garip, dolambaçlı ve akrobatik bir tartışmaya dayandırmak zorunda değiller. ABD'nin nükleer veya uzay silahlarına karşı çıkarken artık hiç kimse, "Ama Rusya başkadır," demiyor. Silahlara karşıyız. Nokta.

Pek çok açıdan olduğu gibi, bu açıdan da antikapitalist hareket rahat, önü açık. Artık Rusya yok. Amerikan emperyalizminin azgınlığını, saldırganlığını meşru göstermek isteyenlerin işi zor. El Kaide gibi ne olduğu, nerede olduğu belirsiz, Saddam'ın kitle imha silahları gibi hayali, terörizm gibi her an herkesi kapsayabilecek yeni düşmanlar icat ediliyor, ama bunlara ikna olanlar az. "Önceden misilleme" gibi stratejiler yaratılıp, henüz düşman olduğunun farkında bile olmayan düşmanlara savaş açılıyor, ama buna karşı dünyanın her yanında on milyonlar sokaklara dökülüyor.

Dahası, bu sığ ve zaman zaman gülünç meşrulaştırma çabalarının ipliği çok zaman bizzat Amerikan egemen sınıfının yayınlarında, ve anında, pazara çıkıyor. Elinizdeki kitabın yazarı, "Bu iktidar güçleri," diyor (siz bunu "egemen sınıf" diye okuyun), "ülkenin siyasi sağ kanadından da daha kesin bir şekilde, askeri açıdan ezici ve rakip tanımaz ölçüde güçlü bir ABD'nin küreselleşme için gerekli olduğuna inanıyor..." Beyaz Saray'ın "basın bülteni" olarak düşünülen New York Times'ın dış politika yazarı Thomas L. Friedman 1999 Martı'nda gazetenin dergi ekinin kapağına çıkarılan yazısında şöyle diyordu: "Piyasanın gizli eli, gizli bir yumruk olmadan asla işlemez: F-15 uçaklarını imal eden McDonnel Douglas olmadan, McDonald's büyüyemez. Ve dünyayı Silikon Vadisi'nin teknolojileri için güvenli kılan gizli yumruğun adı ise, ABD Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri." Friedman'ın yazısının başlığı, "Dünyanın Şimdi İhtiyacı Olan Şey: Küreselleşmenin İşlemesi İçin, ABD Her Şeye Kadir Bir Süper Güç Gibi Davranmaktan Korkmamalıdır" idi. Yazı, derginin kapağını tümüyle kaplayan, kırmızı, beyaz ve mavi yıldız ve şeritlerle donanmış, sıkılı bir yumruk fotoğrafıyla resimlenmişti.

New York Times'ın yazarı küreselleşme ile ABD'nin Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkiyi, McDonald's ile McDonnel Douglas (yani küreselleşme ile silahlanma) arasındaki ilişkiyi nasıl kurabiliyor? Çok basit. İlerki sayfalarda okuyacağınız gibi, ABD Uzay Komutanlığı'nın Vision for 2020 (2020 İçin Öngörüler) adlı raporu küresel ekonomiye vurgu yapıyor. "Dünya ekonomisinin küreselleşmesi de, 'sahip olanlar' ve 'sahip olmayanlar' arasında gittikçe artan bir uçurumla devam edecek," diyor ABD Uzay Komutanlığı. Ve ABD'nin, uzayı ve yeryüzünü kontrol ederek "sahip olmayanları" hizada tutabileceğini savunuyor. ABD Uzay Komutanlığı'nın merkezinin bulunduğu Colorado Springs'de ABD'nin askeri uzay etkinliklerine karşı çıkan Uzayda Barış İçin Yurttaşlar (Citizens for Peace in Space) örgütünün yöneticisi Bill Sulzman, ABD Uzay Komutanlığı'nın, kendisini "küresel ekonominin icra kolu" olmaya hazırladığını söylüyor. Ta 1984 yılında Arming the Heavens: The Hidden Military Agenda for Space, 1945-1995 (Göğün Silahlandırılması: Silahlı Kuvvetlerin Uzaydaki Gizli Amaçları, 1945-1995) adlı kitabıyla uzayın silahlandırılması tehlikesine dikkat çeken Jack Manno, geçmiş silahlanma yarışlarına kıyasla Yıldız Savaşları' nın arkasında yeni bir unsur olduğunu belirtiyor: küresel ekonominin gelişmiş olması ve bu gelişmeyi destekleyenlerin, "küreselleşme süreci üzerinde kontrol sahibi olmayı" bir gereklilik olarak görmeleri.

Antikapitalist hareketin kitlesel gösterilerine sahne olan tüm kentlerde McDonald's şubelerinin özel olarak saldırıya uğraması (ya da kapitalizmin en önemli kurumlarından biriymişçesine dizi dizi silahlı polis tarafından korundukları için saldırıya uğramaktan kurtulmaları) tesadüf değil. Antikapitalist hareket New York Times okuduğu veya ABD Uzay Komutanlığı'nın yayınlarını izlediği için de değil. Hareket McDonald's ile Mc-Donnel

Douglas arasındaki ilişkiyi kâh el yordamıyla kâh teorik olarak, kâh bilinçli kâh içgüdüsel bir şekilde kurduğu için.

ABD uzayı silahlandırıyor. Hem Irak ve diğer ülkelerin petrol ve benzeri doğal kaynaklarını kontrol edebilmek için. Hem Avrupa Birliği gibi bugünkü ve Çin gibi yarınki rakiplerini markaja almak için. Hem de sadece ABD'nin değil, dünya kapitalizminin çıkarlarını, neoliberal siyasetler bütününü dayatmayı sürdürebilmek için.

Amerikan egemen sınıfının uzayda planladığı askeri uygulamalar, Irak'ta savaş süresince uygulanan ve bugün başka bir düzeyde uygulanmaya devam edilen vahşeti gölgede bırakıyor. Tek tek ülkeler bir yana dursun, tüm gezegeni tehdit ediyor. Yine New York Times gazetesinin yazdığı gibi, bugün dünyada iki süpergüç var: biri ABD, diğeri Seattle'dan bu yana kartopu gibi büyüyen antikapitalist hareket. Üzerindeki bütün canlılarla birlikte, tüm gezegenimizin geleceği bu güçlerden ikincisinin büyümesine, direnişine ve, son tahlilde, zaferine bağlı.

*

Antikapitalist Hareket İçin Kılavuzlar, bu direniş, bu zafer için gerekli bilgileri sunan, harekete kaynaklık eden, hareketten haberler veren, attığı adımları ve önündeki engelleri anlatan, yol göstermeye çalışan, hareketin içindeki hararetli tartışmaları aktaran kitapları Türkçeye kazandırmayı amaçlıyor. Seçtiğimiz kitaplar, hareketin çok yönlülüğünü, çeşitliliğini, dinamizmini yansıtma amacını taşıyor. Hareketin temel el kitapları haline gelmiş eserlere, başlıca direniş konularını ele alan, bilgi veren, hareketin militanlarını besleyen kitaplara öncelik veriyoruz.

Türkiye'nin dünyadaki gelişmelerden muaf olmadığına, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de bir antikapitalist hareketin yükseldiğine, yükselmeye devam edeceğine inanıyoruz. Küresel bir mücadelenin dünya çapındaki bir iletişime, bilgi ortamına ihtiyacı olduğu açık. Kılavuzların bu iletişimin bir parçası olarak görülmesini isteriz. Diziyi daha güzel bir dünya yaratacağını umduğumuz bu hareket için hazırladık.

Devamını görmek için bkz.

Michio Kaku, Önsöz, s. 13-14

Tarihçiler, 20. yüzyıl tarihini yazarken, iki süper güç arasında felakete yol açacak olan binlerce tonluk hidrojen bombalarını da içeren toptan nükleer savaş tehdidinin Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte geri çekildiğini söyleyecekler.

Ancak, tam bir tehlike geçti derken, yeni bir tanesi korkutucu bir biçimde ortaya çıkıyor. Bir barış ve refah dönemine giriş yerine, diyecek tarihçiler, 21. yüzyılın başı, uzayın silahlanmasıyla birlikte, militarizasyon düzeyinin yükselişine tanık oldu. Bunun, inanılmaz boyutlarda bir fırsatın kaçırılışı anlamına geldiğini belirtecekler. Göz göre göre, nükleer silahların yasaklanması şansı parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor.

Ne var ki, çoğu insan bunun farkında değil. Birleşmiş Milletler'de silahlanmanın denetim altına alınması görüşmeleri yapıldığından şöyle böyle haberdar olan insanlar da büyük güçlerin nihayet silahlarını söküp attıkları masallarıyla uyutuldular.

Hiçbir şey, gerçekten bu kadar uzak olamaz. Maalesef, ABD Silahlı Kuvvetleri, ortalıkta düşman kalmamış olmasına rağmen, askeri üstünlük amacını tehlikeli bir biçimde gütmeye devam ediyor.

Amerikan ordusu hayali bir düşmanla savaşıyor.

Uzayın silahlandırılması, dünyadaki herkesin güvenliği açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor. Bu, vergi ödeyenlerin, eğitim, sağlık, iskân ve halkın refahı yolunda harcanması gereken yüz milyonlarca dolarını israf etmekle kalmayacak, aynı zamanda, diğer devletlerin ABD'nin Yıldız Savaşları programını delip geçmek için hırsla çalışmaları ya da kendileri de bir Yıldız Savaşları programı yaratmak için çabalamalarıyla silahlanma yarışını büyük oranda hızlandıracak. Silahlanma yarışının yepyeni bir etabı böylece başlayabilir.

İlginç olan, böylesi bir uzayı silahlandırma yarışından en fazla kayba uğrayacak olan ülkenin bizzat ABD olması. Saldırıya açık, hassas bir iletişim uyduları ağına en fazla bağımlı olan ülke Çin veya Rusya değil, ABD. Sadece bir avuç şehirde odaklanmış kaynaklar yoğunluğuna sahip olan, gelişmekte olan ülkeler değil, ABD. Savaş halinde, uyduları uydusavar silahlarla kör edilen, iletişim merkezleri etkisiz kılınan ABD çok zor durumda kalacaktır.

Bu nedenle, Yıldız Savaşları ve ilişkili programlar daha henüz olgunlaşma aşamasındayken, bu deliliği durdurmanın tam zamanı. Elinizdeki kitabın bu derece önemli olmasının nedeni de bu. Bu kitap, medya tarafından büyük oranda gözardı edilen bir konuda insanların bilgi sahibi olmasını sağlıyor. Barış kalkanları değil, savaş araçları olan bu uzay silahlarının gerçek anlamını gözler önüne sermekle, Karl Grossman bir kez daha önemli bir hizmet gerçekleştiriyor. Bay Grossman'ın, uzayda silahlanmanın yarattığı gerçek tehlike hakkında halkı uyarma çabaları, dünya barışı davasına büyük yardımda bulunmuştur.

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Orhan Tüleylioğlu, “Yıldız Savaşları”, Cumhuriyet Kitap Eki, 1 Aralık 2005

Birleşmiş Milletler’de silahlanmanın denetim altına alınması görüşmelerinden haberdar olan insanlar yıllardır büyük güçlerin silahlarını söküp attıkları masalıyla uyutuldular. ABD Silahlı Kuvvetleri, ortalıkta düşman kalmamış olmasına rağmen, askeri üstünlük amacını tehlikeli bir biçimde gütmeye devam ediyor. ABD’nin askeri stratejisi artık “uzaktan” silahlara dayanıyor: Savaşa uzaktan, görünüşte kansız, hijyenik, video oyunu havasında ve ABD’yi asgari ölçüde fiziksel tehlikeye sokacak bir şekilde binlerce kilometre öteden düğmelere basarak Cruise ve Tomahawk füzeleri ateşleniyor.

ABD, uzayı yeni bir savaş alanına çevirmeye çalışıyor. Başkan Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi’ne verilen yaygın adla Yıldız Savaşları gündemden düşmedi. Son derece güçlü destekçileri sayesinde, gelişiyor ve kendine özgü bir ivme kazanıyor. Her yıl, milyarlarca dolar, ABD’nin bu projesine aktarılıyor. ABD, şu anda, 1967 de imzalanan ve uzayın sadece barışçıl amaçlarla kullanılmasını gerektiren uluslararası Dış Uzay Anlaşması’nın ruhunu da ihlal ediyor. Oysa, savaşı uzaya taşımamayı amaçlayan bu mükemmel öngörülü anlaşmanın hazırlanmasında ABD öncü bir rol oynamış ve anlaşma 123 ülke tarafından imzalanmıştı. Anlaşmanın son hali şu hükmü içeriyordu: “Anlaşma’ya taraf Devletler, nükleer silahları ve her türlü kitle imha silahını Dünya çevresinde yörüngeye oturtmamayı, bu tür silahları gök cisimlerine monte etmeyi ve bu silahları hiçbir şekilde uzaya konuşlandırmamayı taahhüt ederler.”

ABD’nin uzay savaş planlarının bilincinde olan dünyanın diğer ülkeleri, 1 Kasım 1999’da New York’ta toplanan Birleşmiş Milletler Genel kurulu’nda, Dış Uzay Anlaşması’nın ve özellikle de uzayın “barışçıl amaçlar” için korunması hükmünün tekrar vurgulanmasını oylamaya sundular. Yaklaşık 160 ülke “Dış Uzayda Silahlanma Yarışının Engellenmesi” başlıklı karar taslağı için olumlu oy kullandı. Taslak, “dış uzayın barışçıl amaçlar için keşif kullanımından tüm insanlığın ortak çıkarı” olduğunu vurguluyor ve uzayın kullanımının “barışçıl amaçlar için olacağını… tüm ülkelerin yararı ve çıkarı için yapılacağını” tekrarlıyor, “dış uzayda bir silahlanma yarışının engellenmesi, uluslar arası barış ve güvenliğe yönelik çok önemli bir tehlikeyi önleyecektir” diyordu.

Taslağı desteklemeyi sadece iki ülke reddetti: ABD ve İsrail. İkisi de çekimser oy kullanmıştı...

Karl Grossman, Yıldız Savaşları adlı kitabında, ABD’nin Soğuk Savaş döneminde uzaya silah yerleştirme projelerini nasıl yavaş yavaş hayata geçirdiğini anlatıyor ve uzaydan savaş yapma planlarını belgeler ışığında gözler önüne seriyor. Yazar, bu hazırlıkların savunmayla ilgili olmadığını, amacın büyük oranla saldırı ile ilgili olduğunu söylüyor. ABD’nin “uzayı kontrol etmeye” ve uzaydan yeryüzüne “egemen olmaya” çalışmasından söz eden askeri belgeleri bir bir açıklıyor.

ABD’nin savaş planları, ABD Uzay Komutanlığının 2020 İçin Öngörüler adlı raporu dahil, birçok belgede açık açık ortaya konduğunu belirten yazar, kitabında, Uzun Vadeli Plan’dan şu alıntıya yer veriyor : “ABD daima küresel bir güç olarak kalacak ve küresel liderliğini dayatacaktır... ABD’nin 2020’ye dek kendisiyle eşit güçte bir küresel askeri rakiple karşılaşması muhtemel değildir... ABD’nin güçlerini sınırötesi üslerle konuşlandırabilmesi her zaman mümkün olmayacaktır… Yaygın iletişim olanakları; kaynaklar ve yaşam kalitesi alanlarındaki eşitsizliklerin daha fazla göze batmasına yol açacak ve gelişmekte olan ülkelerdeki huzursuzluğa katkıda bulunacaktır… Küresel ekonomi daha da karşılıklı bağımlı hale gelmeye devam edecektir... ABD, gücünü küresel olarak dayatabilen tek ulus olarak kalacaktır... Uzaydaki platformların uzun süredir bilinen ve kabul edilen avantajlarından biri de, bir ülkenin uzayda üzerinden geçmek için hiçbir kısıtlama ya da ülke hava sahasının olmamamsıdır. Bu avantajın kalıcı olmasını bekliyoruz…Çatışmalar sırasında uzayda üstünlüğü ele geçirmenin, savaş alanında ABD’nin başarısı açısından kilit önemi olacaktır.”

Belgeler, ABD’nin savaşı ve iktidarını uzaya taşıdığını gösteriyor. Şu anda “Uzay Temelli Lazer”i inşa etmek için sürmekte olan milyarlarca dolarlık bir projeye ilişkin ayrıntılı bilgiler veren yazar, yıldız savaşlarının arkasındaki asıl unsurun, küreselleşme süreci üzerinde kontrol sahibi olmak ve küreselleşmeyi destekleyenlerin bunu bir gereklilik olarak görmeleri olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor: “Dünya üzerinde politik, ekonomik ve askeri egemenlik sahibi olmak, ülkenin “iktidar güçleri” için çok büyük önem taşıyor... Bu iktidar güçleri, ülkenin siyasi sağ kanadından da daha kesin bir şekilde, askeri açıdan ezici ve rakip tanımaz ölçüde güçlü bir ABD’nin küreselleşme için gerekli olduğuna inanıyor... ABD Silahlı Kuvvetleri, çıkarlarının, Amerikan uzay askeri doktrininin hazırlanmasında rolü olduğunu kabul etmekle kalmıyor, bunu gururla ilan ediyor.”

Karl Grossman, uzay silahlarının gerçek anlamına ve uzayda silahlanmanın yarattığı büyük tehlikeye dikkat çekerken, dünya barışı için çok önemli bir araştırmaya imza atıyor.

Medya tarafından büyük oranda gözardı edilen bir konuda bilgi sahibi olmamızı sağlayan “Yıldız Savaşları” Metis Yayınları’nın Antikapitalist Hareket İçin Kılavuz dizisinin altıncı kitabı. Dizi, Seattle’dan bu yana kartopu gibi büyüyen Antikapitalist harekete kaynaklık eden, hareketten haberler veren, attığı adımları ve önündeki engelleri anlatan, yol göstermeye çalışan, hareketin içindeki hararetli tartışmaları aktaran kitapları Türkçe’ye kazandırmayı amaçlıyor.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.