Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-580-3
13x19.5 cm, 480 s.
Liste fiyatı: 42,00 TL
İndirimli fiyatı: 33,60 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Bilinç
Kullanım Kılavuzu
Özgün adı: Consciousness. A User's Guide
Çeviri: Gürol Koca
Yayına Hazırlayan: Tuncay Birkan
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen
Kapak İllüstrasyonu: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Kasım 2006
3. Basım: Şubat 2017

Doğal bir oluşum olarak fiziksel ve biyolojik yasalara tabi olan beynimizde, nasıl olup da bilinç ortaya çıktı? Hangi biyolojik mekanizmalarla ortaya çıktı? Ya da insan bilinci ne işe yarar? "Bilinç İncelemeleri" alanı bu sorulara cevap arıyor. Son yıllarda farklı disiplinlerden –klasik bilim dallarının yanı sıra sinirbilim, bilgisayar bilimi ve genetikten, ayrıca zihin felsefesinden ve fenomenolojiden– yararlanan geniş bir araştırmacı topluluğunun bu alandaki çalışmaları şimdiden çok etkileyici bir literatür yarattı.

Bilinç, Kullanım Kılavuzu bu yeni araştırma alanıyla tanışmak için ideal kitap. Araştırmacılara olduğu kadar meraklı okura da hitap eden kitap, "bilinç" teriminin farklı anlamlarını açıklayan bir bölümle açılıyor, sinir sistemi ile beynin anatomik yapısı ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor. Sinirbilimin şaşırtıcı bulgularının, insanın farkındalık halinin temelinde yattığı düşünülen iki alandan kaynaklandığını öğreniyoruz: Uyku-uyanma bilimi ile görme bilimi. Kitabın bu bölümlerinde epilepsi, körgörü, halüsinasyonlar gibi çeşitli bozukluklar anlatılırken, okurun bilincin işleyişini daha yakından kavramasına imkân tanıyan vaka hikâyelerine de yer veriliyor. İnsan bilincinin evrimini, insan kültürünün evrimiyle birlikte anlatan kapsamlı bir bölümden sonra, halihazırdaki bilinç kuramları, bilincin nasıl olup da deneyim üretebildiğiyle ilgili felsefi tartışmalar konu ediliyor.

Beyin, beyin üzerine düşünüyor: Evrenin en hayret uyandırıcı bilimsel meselesinin tam da hiç sorgulamadan her gün "kullandığımız" kendi bilincimiz olduğuna ikna oluyoruz bu kitabı okurken.

İÇİNDEKİLER
Okura Bir Not
Teşekkür

Giriş
• Yağmurlu bir güne dair iki eskiz
• Dejavu
• Hiçbiryer'den bakmak
• Sonlu zihinde tekrar
• Bilinci tanıtırken

I. Bilincin Tanımı

1. Adı Ne Olursa Olsun Güzelliği Baki mi?
Bilinç, Özbilinç ve Vicdan

• Sunuş
• "Vicdan"ın tarihi –ve kuzenleri
• "... derken neyi kastediyorsunuz?"
• Vicdan
• Diğer dillerde bilinç
• Bilincin genel görünüşü

2. "Beyinde sinirler, ne iğrenç": Sinir Sisteminin Tasviri

• Basit sinir sistemi
• Karmaşık sinir sistemi
• Sonuç: Beyindeki sinirler

II. Bilinç Kapasitesi

3. Farkındalık Kaynakları: Bilincin Yapısal Temeli (i)

• Giriş
• Beynin elektriği
• Bilinci denetlemek
• Sonuç: Farkındalık koşulları

4. Ölümün Kardeşleri: Bilinç Patolojileri

• Bayılmalar, nöbetler ve tuhaf hareketler
• Afyon, alkol ve diğer uyuşturucular
• Gece iyi uyudun mu?
• Farkındalık ölçümü
• Sonuç: Bilincin anatomisini çıkarmak

III. Bilincin İçeriği

5. Karanlıktan Aydınlığa: Bilincin Yapısal Temeli (ii)

• Işık ve görme duyusunun evrimi
• Retina: Hassas pigment
• Analiz ve bütünleşme: Korteksteki görme alanları
• Nesneleri görmek
• Dikkat kesilmek: Gorili gördün mü?
• Gözlemcinin katkısı
• Görünmez varış noktaları
• Sonuç: Görüntü ve hareket

6. "Seni göremiyorum Charley, kör oldum":
Keskin Görüşlü Körlük ve Körgörü

• Aç göz
• Zihin körlüğü: Agnozi
• Göz ihmali
• Körgörü ve artık görme
• Halüsinasyon: "Omzunda bir martı var"
• İnce bağıntılar
• Gökkuşağı yapmak
• Sonuç: Görme ve bilinç

IV. Bilincin Kökenleri

7. Her Şeyin Tarihi

• İlk şeyler
• Hayatın doğuşu
• Beynin ortaya çıkışı
• İnsanın soyağacı
• Biyolojiden tarihe
• Bilincin gelişi
• Darvinci bir sonuç: Evrim geçiren farkındalık

V. Bilinç Masaya Konuyor

8. Bilinçle İlgili Bilimsel Teoriler

• Hikâyenin buraya kadarki kısmı: Görme, bellek ve hareket
• Yöntembilimsel bir pürüz: Bildirme zorunluluğu
• Bilinçli görmenin "nerede" ve "nasıl"ı
• Bilincin yaptıkları: Sanal makinedeki hayalet
• Biyolojiden tarihe
• Karşındakini daha iyi tanımak: Bilinçle ilgili toplumsal teoriler
• Sonuç

9. Bilincin Doğası

• Deneyim ve beyin
• Başka zihinler
• İnsan özgürlüğü
• Sonuç: Zihnin maddesi

Sonsöz
• Neden bilinçliyiz?

Sözlükçe
Notlar
Konuyla ilgili başka kaynak önerileri
OKUMA PARÇASI

“Bilincin Tanıtımı” bölümünden, s. 29-33

Bilinç, Atlantiğin her iki yakasında da bilim insanlarıyla felsefeciler arasında çok revaçta bir konu. "Yeniden kazanılmış", "yeniden keşfedilmiş", "yeniden ele alınmış", hatta yeniden "açıklanmış" durumda. Journal of Consciousness Studies (Bilinç Araştırmaları Dergisi) adlı bir dergi psikoloji, fizyoloji, anatomi, bilgi işlem, yapay zekâ, din ve felsefe alanlarında çalışan araştırmacıların tartışmalarını içeriyor. Tucson'daki Arizona Üniversitesi "Bilinç Bilimine Doğru" başlıklı önemli bir bienale ev sahipliği yapıyor; bienal için gerekli araştırmalara mali desteği Association for the Scientific Study of Consciousness (Bilimsel Bilinç Çalışmaları Derneği) sağlıyor. Yakın zamanlarda, konuya olan ilgi akademik dergiler ve kurumların dışına taştı. Dergi ve günlük gazetelerin editörleri, bilim ve sanat programlarının yapımcıları, hepsi de farkındalığın doğasıyla onun beyindeki temelinin, sık sık konu edinmeye değecek derecede şık başlıklar olduğunu düşünüyorlar.

Bilinç peşinde sürülen izin sonunda sizi cazip bir avın beklediğini düşünmekle haksız sayılmazsınız. Hayali bir ödül için bu kadar entelektüel çabayı heba etmek akıl kârı mı? Belki de öyle. Bilincin izini sürmek, bilimsel çabalar için alışılmadık bir şeydir; hatta felsefecilerle bilim insanlarının da aralarında yer aldığı güçlü bir düşünür grubu böyle bir araştırmaya kalkışmanın bile akıllıca bir şey olup olmadığını sorgulamıştır. Bu düşünürler, bilinç kavramının, üzerinde ciddi değerlendirmeler yapılamayacak kadar bulanık bir kavram olduğu iddiasındadır. Onlara göre, bilinç kavramı zihinle ilgili gündelik düşünceden, "halk psikolojisi"nden kaynaklanır. Bu kirli geçmişi, bilimsel kullanıma uygun olmamasına neden olur. Felsefecilerin bu kafa karıştırıcı kavramın düşüncelerimiz üzerindeki etkisini gevşetmek için ellerinden gelen gayreti göstermeleri gerekir onlara bakılırsa. Psikologlarsa bu kavramla hiç ilgilenmeseler daha iyidir. "Bilinç sorunları" diye bir şey varsa, bu sorunlar dili tutarsız ve özensiz kullanmamızdan kaynaklanır.

Bu şüpheler karşısında, bilincin izini sürmek için zaman ve enerji harcamadan önce tedarikli olmak şart. Bilinç sözcüğüyle ve onunla yakın akraba olan "özbilinç" ve "vicdan" sözcükleriyle neyi kastettiğimizi daha açık bir biçimde ortaya koymaya çalışmalıyız. Bu anlam araştırması bu bölümün ana görevini oluşturuyor.

Düşüncemizi hem mümkün kılmaya hem de imkânsız kılmaya muktedir olan dil, tarihle iç içedir. İngilizcedeki birbiriyle akraba bilinç sözcüklerinin anlamlarını teşrih etmeden önce, bunların kökenlerine bir göz atsak iyi olur. Bu bölüm, bilinç ve öz-bilincin günümüzdeki anlamlarını incelemeye geçmeden önce, "bilincin" ve onun haleflerinin başlangıcından günümüzdeki kullanımlarına kadarki tarihinin izini sürmektedir. Bu bölümde ayrıca, günümüzde bu fikirlerin ifadesi için başka dillerde kullanılan sözdağarı da gözden geçirilmektedir. Bilinç gerçekten de ilgi çekici bir konuysa eğer, dünyadaki diğer geveze insan dillerinde de tartışılan bir konu olmalı.

"Vicdan"ın tarihi –ve kuzenleri

Bilinç, özbilinç ve vicdan yakın akrabadır. Yüzyıllar içinde anlam kaymalarına uğrayarak iç içe geçmiş ve birbirinin yerine kullanılır olmuştur. İngilizcedeki "conscience" (vicdan) sözcüğü, bu sözcük grubunun, "consciousness"ın (bilinç) atasıdır.

Conscience da iki Latince sözcükten, "biliyorum" anlamına gelen scio ile "birlikte" anlamına gelen cum (ön ek olarak kullanıldığında "con" halini alır) sözcüklerinin birleşmesinden türemiştir. Conscius, conscio fiilinden oluşturulma bir sıfattır; conscientia da onun isim halidir.

Conscio Latincede, bilgi paylaşmak anlamında, "Şu kişi ya da kişilerle birlikte biliyorum ki..." demektir. Söz konusu bilgi başka bir kişiyle paylaşılan ve genellikle gizli saklı veya utanç duyulacak bir bilgidir: İnsan gizli bir iş çevirdiği kişiyle "conscius" olurdu. On yedinci yüzyılda Thomas Hobbes İngilizce yazarken sözcüğün bu anlamına dikkat çekmişti: "İki veya daha fazla kişi aynı olayı [yani fiili] biliyorsa, o kişilerin birbirleri karşısında o olayın bilincinde oldukları söylenir."

Ama başkalarıyla bilgi paylaşabiliyorsak, kendimizle de paylaşabiliriz. Bu da conscius'un ikinci anlamını gündeme getirir. Bunyan şu cümleyi yazarken ne yaptığının farkındaydı: "Bir sürü hata yaptığımın kendim de bilincindeyim."

Bu iki anlamı, yani insanın başkalarıyla bilgi paylaşmasıyla kendisiyle bilgi paylaşması, conscio'nun "katı" anlamı olarak adlandırılır. Latincede bu sözcüğün, ileride İngilizcede yankılanacak olan daha yumuşatılmış bir anlamı da vardı; conscio sadece "Biliyorum" ya da "İyi biliyorum" anlamına da geliyordu. Buna göre, conscientia da bilgi, düşünce veya zihin anlamına geliyordu.

Bu üç anlamın üçü de İngilizceye "conscience" olarak, conscientia'nın ilk eşdeğeri olarak girmiştir. Latincede conscientia aslen olayların tanığı anlamındaydı; bu kişi dışsal olayları (iki işbirlikçinin paylaştığı bir sırrı) anlatan biri de olabilirdi, zihninden geçenleri aktaran biri de. Ama meydana gelen şeylerle ilgili bilgimiz ile bu şeylerin doğru ve yanlış yönleriyle ilgili görüşlerimiz birbiriyle yakından ilişkilidir, ki bu da İngilizcedeki "conscience"ın (vicdan) anlamının tanıktan yasa yapıcıya, suç mahallinden haber aktarandan olayı yasa dışı ilan eden veya kınayan yasa koyucuya doğru genişlemesini anlaşılır kılar. Jeremy Taylor, "Tanrı bizi ikamesi, yani vicdanımız aracılığıyla yönetir," diye yazar; Milton, "Hakemim vicdan," der. Bu yeni kullanım yerleştikten sonra "vicdanlı olmak", vicdanı temiz olmak, vicdanında pürüz bulunmamak, ayıplanacak bir şeyine tanık olunmamış veya ahlaki konularda yargısına güvenilecek biri olmak anlamına gelmeye başlamıştır.

"Conscious" (bilinçli) ve "consciousness" (bilinç) sözcükleri İngilizcede on yedinci yüzyılın başlarında görülmeye başlamıştır. Önceleri her iki sözcük de katı haliyle kullanılıyordu; 1744'te bile sözcük Pope tarafından bu haliyle kullanılmıştı: "Namuslu akıl namussuz kişide bulunmaz: Bu aklın bozulması için ortada bir suç veya bilinç (consciousness) olmalıdır." Ama yıllar içinde sözcüğün bu anlamı yumuşamış, biriyle paylaşılan veya suçluluk hissi veren bilgi çağrışımını tedricen kaybederek, her şeyden önce uyanıklık durumuna atıfta bulunmaya başlamış: "Uyku halinin, rüyasız uykunun, baygınlığın, hissizliğin karşıtı olarak bilinç."

Yine de sözcüğün eski anlamları varlığını sürdürmüş, yeni anlamını çeşnilendirmiştir: "İnsan bilinci"nden söz ederken conscientia'da içkin olan o "paylaşma" anlamının uzaktan uzağa yankısını duyarız hâlâ; John Locke on yedinci yüzyılda, ruhun "kendi algılamalarının bilincinde olması gerektiği"ni yazarken kullandığı "conscious" sözcüğünde insanın kendisiyle veya başkasıyla paylaştığı bilgi şeklindeki yananlam çok canlı biçimde kendini hissettirir.

"Self-conscious" (kendi bilincinde olma) veya "self-consciousness" (özbilinç) sözcükleri on yedinci yüzyılda, consciousness (bilinç) sözcüğünden hemen sonra ortaya çıkmış. Self (öz, kendi) öneki, sözcüğün anlamı üzerinde, duruma göre değişen bir etki yaratmış gibidir. Bazen çok da bir etkisi olmuyordu: "En büyük alçaklığın özbilinci"ndeki (1675) özbilinç, sözü edilen alçaklığa maalesef bulaşıldığını belli belirsiz ima eden bilinçten başkası değil aslında. Ama Locke'un da dahil olduğu bazı düşünürler özbilinç sözcüğünü, insanın kendi kimliğinin, eylemlerinin ve düşüncelerinin bilincinde olması anlamında kullanmıştır. Oxford English Dictionary'de yer alan ve "kişinin, başkalarının gözlem nesnesi olduğunu zannedecek kadar benmerkezci oluşu" şeklindeki özbilinç tarifi on dokuzuncu yüzyıla kadar görülmez; Carlyle şu deyişinde bu anlamı çok güzel yakalamıştır: "Özbilinçli, yani dünyanın kendisine baktığının bilincinde olarak"

İngilizcede bugünkü kullanımlarını açımlarken bu sözcüklerin tarihlerini aklımızın bir köşesinde tutsak iyi olur.


(...)

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Emeti Saruhan, “Zihnimizden geçenler ve beynimizin içinde olanlar...”, Yeni Şafak, 1 Mart 2007

Adam Zeman'ın Bilinç Kullanım Kılavuzu, Metis Bilim serisinden yayınlandı. Kitap zihnimizden geçenlerle, beynimizin içinde olanların ilişkisini inceliyor. Beyindeki olayların, bilincin fiziksel temelini oluşturması konusuna değinilen kitapta, "davranışlarımızı sinir merkezimiz belirliyorsa, insan özgürlüğü ve sorumluluğu nerede kalıyor?" diye soruluyor. Beynin, beyin üzerine düşünmesi diyebileceğimiz kitap, evrenin en hayret uyandırıcı bilimsel meselesinin, hakkında hiç düşünmediğimiz "bilincimiz" olduğuna dikkat çekiyor. Diğer yaratıkların hayatlarına verdiğimiz değerin ölçüsünün onların bir bilince sahip olup olmadıkları, ne derecede bilinçli olduklarıyla doğrudan alakalı olduğunu söyleyen Zeman, kitabının bilim adamları ile felsefecileri uzlaştıracağını ümit ediyor.

Kımıl kımıl iğrenç sinir hücreleri

Kitabın birinci bölümünde bilincin anlamları, bilinçle ilişkili sözcüklerin bazıları, onların tarihleri ve başka dillerdeki eş değer terimler irdeleniyor. Bilinçli kelimesinin uyanık anlamında yani sarhoş ya da baygın olmamak anlamında, anda olmak, anı hissetmek anlamında, planlama yapmak veya olayları kavramak anlamında kullanıldığını görüyoruz. Sonraki bölüm Dostoyevski'den yapılan " Düşünsene, beyinde sinirler -ne iğrenç- kımıl kımıl kuyruklu..." alıntısıyla başlıyor ve sinir sisteminin yapısını anlatıyor. Temel bilinç kapasitesinin nörolojik temeli hakkındaki üçüncü bölümde uykunun nasıl cereyan ettiği inceleniyor. Bunu takip eden bölümde bazı bilinç rahatsızlıkları üzerinde duruluyor. Farkındalığın içeriği konusu ele alınan bir diğer bölümde ise beynin bölgeleri ve bu bölgelerde gerçekleşen süreçler var.

Bilinçli bir makine yapılabilir mi?

Sekizinci bölümde bilinç ile ilgili bilimsel teoriler ve deneyim ile beyindeki faaliyetler arasındaki ilişkiyi ele alan felsefi izahatlar verilirken son bölümde de bazı ilginç sorular soruluyor: Bilinç durumları ile onlarla bağlantılı sinirsel faaliyetler arasındaki ilişkinin doğası nedir? Bilinçli bir makinenin yapımının önünde ilkesel olarak bir engel var mı? Bilinç ile beyinde meydana gelen olaylar arasındaki yakın ilişkinin insanın özgürlüğü ve sorumluluğu konusundaki içerimleri nelerdir?

Devamını görmek için bkz.

Orhan Tüleylioğlu, “Düşüncenin fay hattı”, Milliyet Sanat, Aralık 2006

Bilinç peşinde iz sürmek, bilimsel çabalar için alışılmadık bir şey. Aralarında felsefecilerle bilim insanlarının da bulunduğu birçok düşünür, bilinç kavramının, üzerinde ciddi değerlendirmeler yapılamayacak kadar bulanık bir kavram olduğu iddiasında bulunmuş, hatta böyle bir araştırmaya kalkışmanın bile akıllıca bir şey olmadığını savunmuşlar. Ancak son yıllarda farklı disiplinlerden yararlanan geniş bir araştırmacı topluluğu bu alandaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. İşte, Adam Zeman Bilinç Kullanım Kılavuzu adlı kitabında bu yeni araştırma alanıyla tanıştırıyor bizi.

Britanyalı nörolog, yazar Adam Zeman, bu ilgi çekici kitabında bilinç sahasının ana hatlarını ortaya çıkarıp güvenilir bir haritasını çizmeye çalışıyor. Beynimizde meydana gelen olaylar zihinlerimizdeki olayları nasıl meydana getiriyor? 100 trilyon sinir hücresi bilinci nasıl meydana getiriyor? Kısacası, neden bilinçliyiz? Yazar bu sorulara yanıt ararken deneyimi, beyni veya bu ikisi arasındaki ilişkiyi merak edenler için eşsiz bir yapıt ortaya koyuyor. Bilincin bizim için neden yararlı olduğunu, beynimizde olanlar ile zihnimizden geçenler arasındaki ilişki bilmecesini enine boyuna ele alıyor. Deneyim ile beyin faaliyetleri arasındaki son derece ayrıntılı bağlantıları gözden geçiriyor.

Beyin ve onun ortaya çıkardığı bilinç durumlarının evrimin ürünü olduğu görüşünde olan Zeman, “bilinç”in anlamları üzerinde duruyor. Sinirbilim alanından bilinçle doğrudan ilişkili veriler sunuyor. Bilinç kapasitesinin nörolojik temelini ve bilinç rahatsızlıklarını inceliyor. Farkındalığın içeriği konusunu, beynin bölgeleriyle ve bu bölgelerde gerçekleşen süreçleri, bunlardan da görme deneyimini ele alıyor. Bilinç ile görme yetisi arasındaki ilişkiyi aydınlatan bazı “doğa deneylerini”ne ve insan üzerindeki yapılmış deneylere yer veren yazar, bir yandan beyinde meydana gelen olayların gerçekten de bilincin fiziksel temelini oluşturduğunu gösteren kanıtları ortaya koyarken bir yandan da bu kanıtların beslediği felsefi tartışmalara da değiniyor.

Zeman, bilincin, otomatikleşmiş, rutin çözümler işe yaramadığı zaman devreye girdiği yönünde bir açıklama yapıyor. Bilinci açıklamada yaşanılan zorluğun, varoluşu açıklamada yaşanılan zorluğa eşdeğer olduğunu belirtiyor ve “Bilinç kırılgandır, sürekli olarak oksijen ve glikoz, elektriksel denge, temiz kan ve yeterli uyku gerekir, yoksa bilinç gider.” diyor. Ona göre, ortak bir tepki gerektiren yeni zorluklar bilinçli dikkatin toplanmasını sağlıyor, bilinçli dikkat de tahmin edilemez bir dünyada uygun hareketleri seçmemize yardımcı oluyor. Organların ancak evrimleşmeye değerse, evrim süreci bir avantaj sunuyorsa evrimleşebileceğine dikkat çeken yazar, bilincin neden evrimleştiğiyle ilgili ilginç bilgiler veriyor.

Birçok dilde bilinç için kullanılan sözcüklerin “bilgi”ye atıfta bulunan kökten geldiğini belirten Zeman, bilgisayarların neden bilinçli olamayacağına dair beş neden sıralıyor. Akıl gerektiren her türlü şeyi yapabilecek güçte olan bilgisayarların insan düşüncesine, yaratıcılığına veya duygusuna asla ulaşamayacakları sınırları gösteriyor. Biyolojik kimliğimizin özünün kültürel ve bilişsel yeteneklerimizin evriminde yattığını söylüyor: “Bizler esasen toplumsal hayvanlarız, ait olduğumuz ailelerin, toplumların ve kültürlerin yaratıklarıyız. Bu gerçek biyolojimizin kalbinde yer alır. Başka insanların içinde büyrken, pnların dilini öğrendikçe yavaş yavaş kendimizle ilgili bir farkındalık kazanırız. Onlar gibi bedenlere sahip olduğumuzu, onlarınki gibi duygulara, zamanla da onlarınki gibi bir zihne sahip olduğumuzu keşfederiz. ‘Bir zihin teorisi’ edindiğimizde, insanlık durumuna doğru büyük bir adım atmış oluruz.”

Adam Zeman, bu yapıtıyla, insan yaşamında temel bir önem taşıyan, beynin en dikkat çeken işlevlerinden biri olan bilincin uzun ve karmaşık geçmişine, düşüncenin fay hattına ve bu fay hattının derinliklerine götürüyor bizi.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.