Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-882-8
13x19.5 cm, 320 s.
Liste fiyatı: 30,00 TL
İndirimli fiyatı: 24,00 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Bulut Kuramı
Resim Tarihi İçin Bir Katkı
Özgün adı: Théorie du nuage
Pour une histoire de la peinture
Çeviri: E. Burak Şaman
Yayına Hazırlayan: Savaş Kılıç
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kapak Resmi Correggio
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Eylül 2012

Sanat göstergebilimi alanında ilk ve hâlâ en önemli çalışmalardan biri olan Bulut Kuramı, Batı resminde bulut "göstereninin" kullanımlarını hem eşzamanlı hem de tarihsel perspektiflerden ele alıyor; Correggio'nun ünlü Parma kubbelerinden yola çıkıp Leonardo da Vinci'ye ve Turner'a, hatta Çin resmine kadar uzanıyor. Çalışmanın amacı, bulutun işlevlerini açıklamaktan ziyade, bu örnek üzerinden resim dilinin incelemesine yönelik bir keşfe çıkmak ve sanatta anlamın oluşumu üstüne evrensel kapsamlı bir düşünme serüvenine atılmak.

Sanat tarihi alanında bugün klasikleşmiş bir yöntem kitabı olan Bulut Kuramı, sanat tarihi ve felsefesinin yanı sıra göstergebilimle ilgilenenlerin de severek okuyacağı özgün, felsefi açıdan zengin ve ufuk açıcı bir çalışma.

İÇİNDEKİLER
1. Gösterge ve Semptom

1.1. Kubbeler
1.1.1. İlke
Göz Aldatma Tekniği; Betimleme; Mekân/Işık: Perspektif Küpünün Yıkılışı,
1.1.2. Saygınlık
İşlem; Model/Dizi; Engelleme
1.1.3. Filtre
Kavramlar
1.2. Belirti
1.2.1. Süreç: Doku
Üslup/Sistem
1.2.2. Correggio'da /Bulutlar/
Göstergeler ve Figürler

1.3. Makine ve Rüya
1.3.1. Tematik
Hareket; Hava, Gökyüzü
1.3.2. Hayaller
Io; İşlevler,

1.4. Sapma ve Norm
1.4.1. Yanlışlar Diyarı
"Ut pictura poesis"
1.4.2. Normal ve Patolojik
Lekeler

1.5. Bulut, Resim
Şans Eseri; Aynalar; Kuramın İki Boyutu

2. Gösterge ve Temsil

2.1. İkonomistika
2.1.1. Kullanım Değerleri
Zurbarán
2.1.2. İmgeler
Vecd ve Kendinden Geçme; Mistik Bulut
2.1.3. Hiyerofanikİ Kod
Göstergeler/Simgeler; Dizilişler
2.1.4. Temsilin İşlevleri
Deneyim ve Figürleri; Doğru Suret Kullanımı Hakkında

2.2. Temsilin İki Kipi
2.2.1. Yazı ve Temsil
Sunum/Temsil; Bulutlarda Görünme
2.2.2. Gösterge ve Temsil
İkonoloji ve İkonolojik; İmge ve Tanım: Güzellik
İmgesi; Temsilin Temel Öğesi; Gösterge ve
Benzerlik; Intarsia I; Temsilin Bulutu

2.3. Resim Tiyatrosu
2.3.1. Temsilin Nesnesi
Sanat ve Gösteri; Temsilin İkiye Bölünmesi
2.3.2. İkame
Temsil Değeri ve Sergileme Değeri; Mümkün
Temsil

2.4. Temsil/Tekrar/İkame
2.4.1. Dekorlar
2.4.2. Nuvola
Tertibat; Gösteriler
2.4.3. Göstergenin Temsil İşlevi
Sahne Aksesuarı; Seyirsel Gerçeklik ve Figüratif
Gerçeklik: Temsil Olarak Resim; Tekrarlar,
İkameler; Sistem ve Alıntılar

3. Sözdizim Mekânı

3.1. Okuma Sorunu
3.2. Temsilin Yazısı
3.2.1. Uyarı
3.2.2. Tasvir ve Temsil
Assisi Anlatısı; Giotto'nun Draması ve
Oyuncuları; Yazma İradesi; Jest ve Söz;
Aziz Francesco'nun Bulutu
3.3. Yüzey ve Göstergeler
3.3.1. Yazı Mekânı
Değişmezler; Perspektifler
3.3.2. Sözdizimler
Yöntemin Eskiliği; Masolino
3.3.3. Tarih ve Geometri
Ressamın Görevi; Perspektif ve Tekrar
3.3.4. Intarsia II
Yazı Paradigması; Nokta/Gösterge/Yüzey;
Derinliksiz Mekân; Narkissos Miti
3.3.5. Bulu Aynası

4. Sürekliliğin Gücü

4.1. "Üslup" ve Kuram
4.1.1. Dışlamaya Dönük  Bir Yapı
Sistemin Düşünülmeyeni; "Nebulae in Pariete"
(Duvardaki Bulutlar)
4.1.2. Çizgiselden Resimsele
Mantegna'nın Aylaması; Vehimler: Anamorfoz
ve Bulut; Leonardo I; Simge, Görüntüsel
Gösterge, Belirti

4.2. Yer ve Gök

4.2.1. Aisthesis
El Greco; Üretim Alanı Olarak Sistem;
Kıyametler
4.2.2. Göstergebilim ve Sosyoloji
Üretkenlik/Yaratıcılık; Ortaçağ Figürleri;
Yer ve Gök İkilemesi; Resimsel Seri ve Teatral Seri
4.2.3. Bilim/Resim
Bulut ve Temsilin Kapalılığı; Leonardo II;
Tuhaf Yetenek
4.2.4. Sonsuzluk Tabusu
Çelişki Yapısı; Fizik ve Metafizik; Kozmik
Kubbeler ve Göksel Kubbeler; Galileo'nun
Bulutları; "Perspectivae Pictorum atque
Architectorum"

5. Tuvalimizin Bembeyaz Kaygısı


5.1.1. Bulutların Hizmeti
"Harikulade Bulutlar"; Meteorologica; Wagnerci "İdeal"
5.1.2. Nefesin Hiyeroglafiİ
Çin ve Bulutları; Bulutları Çizenler ve
Üfürenler; Fırça Darbesi; Et ve Kemik;
Hua/Sınır Çizme; Kaosu Açmak;
Yin/Yang; Alıntılar; Boşluğun Yazımı
5.1.3. Tuval ve Giysi

İsim Dizini
OKUMA PARÇASI

Açılış bölümünden’den, s. 15-18.

Correggio'nun Parma'da yaptığı kubbe freskleri:

1. İsa'nın Göğe Yükselmesi, daha doğrusu, Aziz Yuhanna'nın Patmos Adası'ndaki Vizyonu

2. Meryem'in Göğe Yükselmesi (Katedral, 1526-30). "Kendinden önce ve sonra bu türde verilmiş eserlerin şüphesiz en güzeli" (Anton-Raphaël Mengs, Mémoire sur la vie et sur les œuvres d'Antoine Allegri dit le Corrège, Oeuvres, c. II, s. 169).

İLKE

Tavan süsleme sanatında Correggio'nun selefleri ve (uzun süre) haleflerinin büyük kısmı benzer yüzeylerle karşılaştıklarında —şövale resminin normlarına göre tasarladıkları kubbe, tonoz ve tavanları, üzerine figür ve levhalar yerleştirecekleri basit duvarlar olarak görmekten öteye gidemediklerinden— genellikle bir illüzyonist edasıyla tavanın mimari mahiyetini ve bağlantılarını vurgulamakla, öne çıkarmakla uğraştılar. Oysa Correggio'nun ismiyle anılan çözüm, bir yadsımaya dayanır: Binanın kendisinin, hatta kapalılığının yadsınmasına. Bu etki, çatı örtüsünün kilit noktasında, göz aldatma (trompe l'oeil) tekniğiyle çizilip duvarı "deliyormuş" gibi, gökyüzüne açılıyormuş gibi tasarlanmış bir dekorun kurulmasıyla elde edilir (ileride değineceğimiz Mantova Dükalık Sarayı'ndaki Düğün Salonu'nun tavanında daha 1472-74'te Mantegna tarafından bulunmuş, uygulanmış bir çözümdür bu).

Göz Aldatma Tekniği

Resimsel inşanın, içbükeyliğini ustaca kullandığı kubbenin iç yüzeyinde dairesel, daha doğrusu yarımküreli bir kompozisyon sergilenmektedir. Bu kompozisyonun hiçbir mimari gönderimi ya da gösterimi yoktur ve kompozisyon, sürekliliği içinde, sadece göğe doğru perspektifin ve figür kısaltımının gereklerine göre düzenlenmiştir. Kubbesi çok alçak, neredeyse kör, saçaklık gibi kullanılmış ve antik üslupta frizle bezeli bir kasnak üzerinde duran Aziz Yuhanna Kilisesi'nde, hemen hemen çökmüş olan Havariler halkası kasvetli, katı görünümlü, putti(*) ile süslenmiş bir bulut kümesinin üzerinde durur. Halkanın ortasındaysa yaldızlı bir görkem fonunda havada süzülen İsa figürü görülür — gökyüzü görüntüsüne yer açmak için, (Annibale Carracci'nin deyişiyle) bu "makinenin [tasarımın]" tonoz tabanı seviyesinde kesilmiş gibi duran yapıyla gözle görülür hiçbir bağlantısı kalmamıştır. Katedralin kubbesindeyse, kubbe kasnağının gözleri arasına konmuş Havari figürleri alt kornişin üzerine, gökyüzü mertebesine geçişi sağlayan çocukları ve şamdanları taşıyan tırabzanın önüne sağlam biçimde yerleştirilmiştir. Göz aldatma tekniği burada daha da belirgindir: Göğe doğru uzanmış olsalar da ayakları hâlâ sımsıkı yere basılı olanlar ile apsidin ortasında durup melekler, seçilmişler ve bulutların birbirine karıştığı akışkan ve parıltılı girdabın sonsuz bir helezon içinde sürüklediği uzak ve neredeyse belirsiz Bakire figürü arasındaki karşıtlık daha iyi vurgulanmıştır. (Bununla birlikte Aziz Yuhanna Kilisesi'nin kubbesinde, neredeyse tümüyle gizlenmiş bir figür daha gözlemleriz — yalnızca apsidin uç noktasından görünür ve yine korniş üzerinde yer alır: İbadet için diz çökmüş olan Aziz Yuhanna'nın ta kendisi.)(1)

Betimleme (Burckhardt, Der Cicerone, 1855)

"1521-24 yılları arasında Correggio, Aziz Yuhanna Kilisesi'ni resimledi, ilkin kilisenin sol transept kapısı üzerindeki aylamada yer alan o güzel ve kudretli, Tanrı'nın ilhamına nail olan havari figürünü çizdi, sonra da kubbeyi. Bu kubbe, büyük bir genel kompozisyon için kullanılmış ilk kubbedir: Bulutlar üzerindeki Hükümran İsa havarilerle çevrilidir; bu görüntü daha aşağıda, freskin kenarında yer alan Aziz Yuhanna'nın Vizyonu'dur. Havariler asil tipli, gösterişli endamlarıyla tam birer Lombardiyalıdır. İlk başarılı örneği bu fresk olan aşağıdan yukarıya perspektif, Correggio'nun çağdaşları ve bir sonraki kuşak tarafından resim sanatının zaferi olarak görüldü. Bu perspektifte insan bedeninin hangi kısımlarının öne çıktığıyla uğraşılmamıştır, zaten çoğu kubbede görülen Göklerdeki İhtişam konusu daha ruhani bir hayatın ifadesini gerektiriyordu. Mekânın gerçeğinin küçültme olduğu, sadece mimari karakterdeki ideal bir kompozisyonun konunun yüceliğine yakışır bir duygu uyandırabileceği unutulmuştur. Baş figür olan İsa, öyle bir kısaltıma uğramıştır ki, kurbağaya benzemektedir; aynı biçimde havarilerin bazılarının da dizleri boyunlarına değmektedir. Mekânın, desteklerin ve duruşun gösterilmesi, hatta resmin tonlama ve nüansları, Correggio'nun katı, yumak halinde, belirli bir hacme sahip cisimler gibi ele aldığı bulutlarla ifade edilmektedir. Kubbenin pandantiflerinde de yine bulutların üzerinde oturan, belki biraz fazla küçük kalmış güzel figürler, İncil'i yazmış havariler ve Kilise Babaları tasvir edilmiştir. Michelangelo olsa, benzer bir alanda Peygamber ve Kâhinlerini tahtlarına rahat rahat yerleştirirdi.

"Correggio son olarak 1526-30 arasında, katedralin kubbesini resimledi; burada doğaüstü konuları hiçbir sınır tanımadan kendine özgü biçimde yorumlamaya adadı kendini. Kutsala saygısızlık etmek pahasına, her şeye iyiden iyiye dünyevi bir ifade kattı. Bugün hayli hasar görmüş olan kubbenin merkezinde İsa, bir melek ve bulut yığını arasında ilerleyen Meryem'e doğru atılıyor. Bu motif ve olay ânı oldukça güçlüdür: Birbirlerinin peşinden koşan ve tutkuyla birbirlerine sarılan bu sayısız meleğin oluşturduğu yumağın sanatta eşi benzeri yoktur. Bu olayın daha soylu bir biçimde tasvir edilip edilemeyeceği ayrı bir konudur. Başka bir biçim bulmak mümkün olsaydı bile, meşhur bir nüktede(2) adı konmuş bu kol ve bacak kargaşası kaçınılmazdı; zira sahnenin gerçek olduğu varsayıldıktan sonra, anlatmanın başka bir yolu kalmıyordu. Daha aşağıda, pencerelerin arasında Meryem'i seyreden havarileri; onların arkasında da bir balkonda, şamdan ve buhurluklarıyla Perileri buluyoruz. Correggio'nun havarilerinde bir tutarsızlık var. Duydukları heyecana rağmen köşelerinde öyle sakin sakin durmaları pek doğal değil; aynı şekilde bulundukları iddia edilen yüce konum da mutlak bir hakikat değil. Son derece hayranlık verici olansa bu perilerin bazıları ile kubbenin üzerindeki meleklerdir — özellikle de pandantiflerin üzerinde, Parma'nın dört ana koruyucusunun etrafında dönenler. Bu figürlerin yol açtığı etki neredeyse bir sarhoşluktur. En iyi ışık için, keza kubbeye çıkmak için, en doğru zaman öğle üzeridir."(3)

Notlar

(*) İt. putto'nun çoğulu: "melek-çocuklar". –ç.n. Yukarı
(1) Bkz. Augusta Ghidiglia Quintavalle, Gli affreschi del Correggio in San Giovanni Evangelista a Parma, Milano, 1962, fig. 8-11. Yukarı
(2) Rivayete göre, Correggio'nun resimlediği kubbe açılırken, piskoposluk meclisi üyelerinden biri resmi "kurbağa yahnisine" benzetmiş; Burckhardt buna atıfta bulunuyor. Bkz. Corrado Ricci, Corrège, Fr. çev., Paris, 1930, s. 103. Yukarı
(3) Jacob Burckhardt, Der Cicerone, 4. baskı, Leipzig, 1879, c. II, s. 698-700; Fr. çev., Paris, 1885-92, c. II, s. 715-6. Yukarı

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Kaya Özsezgin, "Resim tarihinde 'bulut' imgesinin yeri", Cumhuriyet Kitap Eki, 6 Aralık 2012

Yazarın paranteze aldığı 'bulut' imgesinin, sanatçıdan sanatçıya farklı yorumlar, değişik bakış açıları, üslup ve kurama kaynak oluşturacak ince ayrıntılar içerdiği anlaşılıyor. Tek kaçış noktalı perspektiften eğri çizgili perspektife, anamorfoz perspektife , merkezsizleştirme olgusuna varıncaya kadar her dönemin gerçekliğe ve doğaya bakış sistematiğinden çıkarılacak sonuçlar bir araya getirilip soruna çok cepheli bir görüşle yaklaşıldığında, 'bulut', artık sıradan bir resim imgesi olmaktan çıkıyor, aynı isim altındaki kuramı temellendirecek düşünsel içerikli bir olguya dönüşüyor. 'Bulut' adı verilen 'resimsel grafik' konusuna, kitabın geniş bir bölümünde 'göstergelerin ve temsilin Rönesans'tan miras alınan resimsel bağlamdaki ilişkisi' üzerinden bakıyor yazar. Kitapta metin içindeki gösterge kavramı, iki farklı anlamda kullanılıyor: İki boyutlu figürsel bir yüzeyde görünen, gösteren birim açısından ve resmin tiyatrosu olmak istediği temsil işleminin kendine özgü ekonomisi içinde görünmesini sağlayacak 'semptomatik' özellik açısından.

Bulutsal kavrama bakış

Konu dolayısıyla kitap boyunca yeri geldikçe sürekli olarak değinilen ve karşılıklı mukayese olanağı sağlayan 'bulut' imgeli resimler ve bu imgeyi kullanan sanatçılar, örnekleme yoluyla bu imgesel serüvenin odak noktalarını oluşturduğu gibi, kuramsal yönden de Alberti, Brunelleschi, Vasari, Leonardo, Riegl, Wölfflin v.b'nin yorumları karşı karşıya getiriliyor.

Damisch'i farklı 'bulut' versiyonları üzerinde düşünmeye yönlendiren sanatçıların başında, boşluğu deliyormuş gibi gökyüzüne açılan kubbe içi kompozisyonlarıyla Correggio geliyor. Bir ilk örnektir bu sanatçı. Damisch'e göre 'bulut', Correggio'nun 'figüratif söz dağarcığının kilit kelimelerinden ve tematiğinin de belki gözde nesnelerinden biri'dir (s. 31). Kavramsal düzeyde bulut, 'belirli renkleri ve konturları olmayan ama herhangi bir figürün içinde belirip kaybolabildiği bir malzeme olma gücüne sahip, belirsiz bir oluşum'dur (s. 51). Daha Antik Çağ'da, Plinius'ta, gökyüzündeki şekillerin, bir şeylere benzeyen taşların farklı türlerde olağanüstü şeyler olarak yorumlandığına tanık olmamız, hemen sonra Helenistik çağda bunlarla retorik ve kuramsal bağlar kurulmuş olması, insanın iç dünyasından izlerle özdeş anlamlara tekabül ettiğinin göstergeleridir aslında.

Bütün bunlar, kitapta birer 'işaret gösterge' olarak alınıyor ve böylece bulutsu görünümün kökleri daha gerilere götürülebiliyor. Aslında kendisi renksiz olan 'bulut' ışınlarla doludur. Güneş ışınlarından, hâlelerinden yansıyan şey ise, figür değil, bulut imgesine yol açan renktir. Çünkü renkler, görme duyumuzun parçalarına ayıramadığı çok küçük aynalardan yansır (s. 57).

‘Mistik bulut’

Damisch'in yöntemi iki ana doğrultu yönünde biçimleniyor. Michelangelo ve Zurbaran, birinin 'kıyamet günü' kompozisyonu, ötekinin Sevilla'da sipariş üzerine resmettiği büyük dinsel diziler, ikonografik açıdan iki önemli isimdir. ('ikonomistika' terimi, onlar için yazarın seçtiği bir ara başlık olacaktır.) Örneğin Bernini'nin Azize Teresa'da ilahi bulutlara yüklediği çekim kuvveti de bir 'mistik bulut' kavramını gündeme getirir. Kutsalı ortaya çıkaran veya onun ortaya çıkmasına yarayan 'hiyerofanik' bir kod söz konusudur burada (s. 69). Temsilin işlevleriyle ilgili olarak mistik deneyimin gerçekliğiyle edebi veya plastik dile tercümesi arasındaki ilişki, aslında son derece ikircikli bir konudur yazara göre. Algılanmasındaki güçlük buradan kaynaklanmaktadır.

O halde, sanatının araçlarını kullanarak sunduğundan farklı bir şeyi göstermek isteyen ressam nasıl davranmalıdır? Burada açığa çıkan sorun, temsil kipleriyle ilgili sorundur. Ona ancak bir 'bulut'un içinden bakabiliriz. Burada Foucault devreye girecektir: 'Güzellik, imge ya da tanım tarafından temsil edilebilecek bir temsil olarak kendini sunmadıkça, güzellik göstergesinden söz edilemez (s. 85).

Damisch, içerdiği çoğul anlamlar nedeniyle 'bulut' kuramında gösterge ve alegori kavramlarını da farklı yorumlamak gerektiği görüşündedir. Klasik mantık göstergeyi, temsil edenle temsil edilenin karşılıklılığı üzerine kurulu ikili bir düzenlenişe bağlı kılsa da, örneğin Ripa'ya göre, iyi kurulmuş bir imgenin cür'et ve gücünü meydana getiren iki tür benzeşme, 'üç unsurlu bir ilişki'yi gerektirir. Aynı şekilde Galileo da alegorinin, okuyucuyu her öğeyi başka bir şeye yapılan 'muğlak bir gönderme' olarak okumaya zorladığını yazıyordu. Dolambaçlı ve örtük bir anlama tarzının gereğidir bu (s. 86-88).

Yazar, özellikle temsil, tekrar ve ikame bağlamında resimdeki 'bulut' öğesinin sıradışı yazgısını vurgulamak amacıyla bazı olguların altını çiziyor kitabının ilerleyen bölümlerinde. Özellikle de Francastel ve Emile Mâle'e göndermede bulunuyor. Giotto'nun Aziz Francesco'yu konu alan Assisi freskoları üzerinde duruyor. ('Giotto'nun draması'). Onun resim dizilerinde figürler bazen 'göksel' konumda, bazen de gök ile yer arasındaki bir konumda ele alınmıştır. Bu da bizi, resimsel anlatının kendine özgü yasaları bulunduğu gerçeğine götürecektir (s. 140). Görüntüsel bileşenleriyle özdeş olsalar da 'bulut' adı verilen birimler, yazara göre biçimsel dokular bakımından ve farklı bağlamlarla farklı düzeylerde işlevler üstlenirler. (Bedrettin Cömert, Giotto'nun sanatını ikonografik yöntem altında incelediği kitabında (1977), Assisi freskolarının 'şiddetli bir plastik vurgulamayla güçlü bir dramatik izlenim yarattığı'na değiniyordu.)

Resimde ‘bulut’ kullanımı

Yüzeyi olmayan cisimler sınıfındandır 'bulut.' Leonardo'nun da tanımladığı gibi, ne biçimi ne de açık-seçik uçları olan ve sınırları iç içe geçen cisimlerdir bulutlar (s. 164). Bu anlamda 'bulut' imgesi, edebi metinler dışında Antik Çağ sanatı için söz konusu değildir.

Ve nihayet aisthesis biliminin kurallara bağladığı geç Rönesans dönemine, oradan da modern çağ resmindeki peyzaj olgusuna geçiliyor. Kuşkusuz akla ilk gelecek isim El Greco olacaktır. Resimsel gerçekliğe farklı bakmanın sonucunda 'bulut', temsilin tam merkezinde, çok daha 'girift' anlamlar içerecektir artık. İşe, toplumbilim açısından baktığımızda, resmin, 'çeşitli toplumsal ve kültürel aidiyetlerden gelen kullanıcılara, kendileri, içinde yaşadıkları dünya ve o dünyada işgal ettikleri yer hakkında sahip oldukları imgenin geliştirilmesine katkıda bulunan birtakım figürler' verdiğini görürüz (s. 198).

Resimde 'bulut' kullanımı, 'modern' manzara resminin 'ayırt edici özelliği' olmaya başladığı dönem gelip çattığında, Ruskin'in adı belirleyici olacaktır. Turner'in resimlerini bu açıdan yorumlarken, on dokuzuncu yüzyılda 'bulutluluğun' ve 'müphemliğin' yaygınlaşmasında o önemli bir katkı sahibidir. Ruskin'in metinlerinde 'imge' ile 'simge' kavramları, sis ve bulut perdesinin ardında karışsa bile çizgiselliğin üstünlüğü değişmez (s. 254). Bu aşamada Uzakdoğu Çin resminin bulut imgesini farklı bir kültür katmanına taşıyan işlevine değinmeden geçmiyor yazar haklı olarak.

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.