Bilgi
      
www.metiskitap
    
www.metisbooks
   
 
Logo
 
 
Genel Katalog (Header)
 
BUL
 
  
 
Genel Katalog - Açık
  
 
ISBN13 978-975-342-839-2
13x19.5 cm, 360 s.
Liste fiyatı: 34,00 TL
İndirimli fiyatı: 27,20 TL
İndirim oranı: %20
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
Bu yazıyı bir arkadaşınıza gönderin
Gönderilecek e-posta adresi 
 
Sizin e-posta adresiniz 
 
Bu kitap hakkında yazmak için
Kitap hakkındaki görüşlerinizi yazın
Başlık
Ayın Armağan Kitabı
AYIN ARMAĞANI
Diğer kampanyalar için
 
Modernlik Fragmanları
Simmel, Kracauer ve Benjamin'in Eserlerinde Modernlik Teorileri
Özgün adı: Fragments of Modernity
Theories of Modernity in the Work of Simmel, Kracauer and Benjamin
Çeviri: Akın Terzi
Yayına Hazırlayan: Özge Çelik
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Ekim 2012

Georg Simmel, Siegfried Kracauer, Walter Benjamin… Yirminci yüzyılın bu üç önemli düşünürü belli bir ana temaya benzer yöntemlerle eğilmişlerdir: Modernliğin gündelik hayatta deneyimlenmesi. Üçü de modernliğin kırıntılarından, süprüntülerinden, artıklarından, kısacası "fragmanlarından" yola çıkmayı tercih eder. Felsefi bir yaklaşım ve nüfuz edici çözümlemelerle, modernliğin hayatımızda neleri, nasıl dönüştürdüğüne bakarlar. Geleneksel zaman, mekân ve nedensellik algılarının parçalanmasını, para ve metanın hayatımıza damgasını vuruşunu odaklarına alırlar.

Sosyolog David Frisby, değerleri görece geç anlaşılmış bu düşünürlerin külliyatlarını didik didik ederek, düşüncelerinin zengin bir panoramasını sunuyor. Kitap, bu üç düşünürün dünyasına iyi bir giriş olmasının yanı sıra, "yaşadığımız dünyayı" anlamak için de değerli içgörüler bulabileceğimiz özel bir inceleme niteliğinde.

İÇİNDEKİLER
Teşekkür
Giriş
1 Modernlik
2 Georg Simmel
Ebedi Bir Şimdi Olarak Modernlik
3 Siegfried Kracauer
Modernliğin "Kusursuz Örnekleri"
4 Walter Benjamin
Modernliğin Tarihöncesi

Sonuç
Kaynakça
Dizin
OKUMA PARÇASI

Giriş’ten, s. 12-14.

Bu çalışma üç yazarın modernlik incelemesine yaklaşımlarını konu alıyor büyük ölçüde. Georg Simmel (1858-1918), Siegfried Kracauer (1889-1966) ve Walter Benjamin'in (1892-1940) metinlerindeki asli modernlik analizini izah etmenin yanı sıra, modernliğe ilişkin her çalışmada ortaya çıkan metodolojik sorunları irdelemeyi de amaçlıyor. Dolayısıyla bu yazarların –şimdilik, "modern" toplumda "yeni" olanı deneyimleme tarzları addedilen – farklı modernlik analizleri de çeşitli metodolojik önkabullerle yakından bağlantılı hale geliyor. Bu yazarların modernlik analizlerinde ortak olan husus, şu modern modernité kavramını ilk olarak ortaya atan Baudelaire'in "geçici, ele avuca sığmaz, olumsal" diye nitelediği şeye doğru –çoğu kez de gayriihtiyari – bir yönelimdir.

Modernlik teması sosyal teoride bir kez daha tartışmanın odağına yerleşmiş ve postmodernlik ile postmodern hareketlerin beklenen gelişiyle, yazın ve estetik alanlarında da tartışma konusu haline gelmiştir. Bu durum, hem Habermas'ın modernlik teorisine müdahalesi çevresinde dönen tartışmalarda, hem de Berman'ın modernlik, Lyotard'ın postmodernlik üzerine yaptığı eleştirel çalışmalarda apaçık görülür; estetik alanında Lukács ve diğer düşünürlerin daha önceki modernlik eleştirileri etrafında dönen, bir modernlik teorisi olduğunu varsayan ve hâlâ devam eden tartışmalardan tamamen ayrı bir durumdur bu.

Gene de söz konusu alanlardaki bu tür çağdaş irdelemeler ve tartışmalar pek de yeni değildir. Yüzyılı aşkın bir süre önce Baudelaire, Marx ve Nietzsche, her biri kendine özgü yollardan, "modern" toplumda "yeni" olanı ve bunun kültürel tezahürlerini araştırmaya ve bunlar karşısında eleştirel bir konum almaya girişmiştir. Dahası, on dokuzuncu yüzyılın son dönemlerinde sosyolojinin sosyal bilimler alanında bağımsız bir disiplin olarak tesis edilmesi ve bu sürecin o zamanlar yarattığı ve bugün de ateşlediği tartışmalar, modern toplumun ortaya çıkardığı sosyal dünyayı deneyimlemenin yeni tarzlarını tanımlama girişimlerini idrak edemediğimiz takdirde pek anlaşılamaz.

Modernlik temasının sosyoloji teorisine ait "klasik" metinlerde son zamanlarda tekrar keşfedilmesi, şimdiye dek, pek çok bakımdan en kararlı modernlik karşıtlarından olan bir sosyoloğa, Max Weber'e, ne yazık ki gereğinden fazla önem atfedilmesine yol açmıştır. Nihayetinde Weber, rasyonelleşme sürecini ve bunun birey açısından sonuçlarını –Habermas'a göre, özellikle de beraberinde getirdiği anlam ve kontrol yitimini– merkez alan bir sosyal modernlik teorisi ortaya koymuşsa da, onun modernliği ele alışının, kapitalizmle birlikte deneyimde meydana gelen çok önemli değişimlerin hakkını verdiği pek de söylenemez. Weber'in yapıtlarındaki modernlik teması üstüne yoğunlaşılması, Ferdinand Tönnies, Emile Durkheim ve Georg Simmel gibi aynı kuşaktan diğer sosyologların metinlerinde bu temanın ne kadar önemli bir rol oynadığının yeni yeni anlaşılmasını sağlamıştır.

Bu modernlik incelemesinde, gayet bilinçli olarak, modernlik üzerine çalışmaları farklı bir odaktan yola çıkan üç yazarın yapıtları ele alınıyor. İlk olarak, belki de Baudelaire'in yüklediği anlamla "modernliğin" ilk sosyoloğu olan Georg Simmel'in geliştirdiği sosyal modernlik teorisi inceleniyor. Simmel modernlik teorisinin anahatlarını, Weber'in modernlik üstüne düşünmeye başlamasından birkaç yıl önce, Paranın Felsefesi'nde (1900)(1) geliştirmişti.

Simmel'in "gerçekliğe kapı" açarak esin verdiği Siegfried Kracauer örneğinde ise, erken dönem yapıtlarındaki modernlik analizinde doğrudan doğruya Weber'den alınma bir temayı, yani araçsal aklın tahakkümünü ve rasyonelleşme sürecinin sonuçlarını ele alıyor gibi görünen bir yazar vardır karşımızda. Gelgelelim daha yakından incelendiğinde, Kracauer'in kısıtlı bir akıl yürütme biçimine (ratio) ilişkin görüşlerinin, Simmel'in Paranın Felsefesi çalışmasının etraflıca okunmasından (Kracauer, Simmel üzerine epeyce yazmıştır) ve Lukács'ın Tarih ve Sınıf Bilinci'ndeki (bu yapıtta Weber'in arabulucu etkisi gözardı edilmemelidir elbette) bazı temel temaların geliştirilmesinden de rahatlıkla türetilebileceği ortaya çıkar. Ayrıca Kracauer'in ilk döneminde, varoluşçuluğu andıran konumu, yazıları Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda Almanya'da büyük rağbet görmüş olan Kierkegaard'ın yapıtlarını doğrular. Nihayetinde Kracauer'in esasen, 1920'lerin ortalarından itibaren, 1924'te Dawes Planı'nın teşvikiyle Almanya'da başlayan ve sonra Weimar yıllarında kapitalizmin gitgide derinleşen kriziyle hızlanan kapitalist rasyonelleştirme sürecine ilgi duyduğu açıktır. Kracauer'in gittikçe güçlenen Marksist yöneliminin ışığında, bu rasyonelleştirme sürecini son kertede irrasyonel bir süreç olarak görmesi kendisi için zor değildi, ama bu durum kesinlikle Weber'in bakış açısından türetilmemiş gerekçelere dayanıyordu.

Benjamin'in erken dönemdeki yapıtları kaynak açısından çoğunlukla şaşırtıcı bir zenginlik sergilese de, kendisinin Tek Yönlü Yol'da (1928)(2) üstü örtülü olarak haber verdiği ve Pasajlar diye bilinen çalışmasında sürdürdüğü sosyal modernlik teorisi oluşturma girişimi, Weber'in modernlik teorisine (bu teori önemli sosyolojik boyutlar ortaya çıkarmış olsa da) hiçbir şey borçlu değildir. Aslında bu yapıta ilişkin notlarda sık sık adı geçen tek bir sosyolog vardır: Georg Simmel. Pasajlar'ın ardındaki itici güç, Aragon'un Le Paysan de Paris (Paris Köylüsü) romanında, Opera Pasajı'nı gerçeküstücü bir bakış açısıyla ele alışıdır. Sonraları Benjamin'in modernlik teorisi, kaynağını modernliğin tarihöncesinden alacaktır ki bunun da merkezi mekânlarından biri on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısının Paris pasajlarıdır. Bu pasajlar kapitalizmin rüya âlemini ifade eden, fantazi, yanılsama ve fantazmagoryalardan oluşan birincil dünyaya açılan bir kapı olarak tasavvur edilecektir.

Peki, modernliğin toplumsal boyutlarını araştırmaya yönelik bu üç girişim, Weber'in –modern Batı toplumlarını önceki toplum biçimlerinden ve diğer uygarlıklardan ayıran şeyin tanımı addedilen – modernlik analizine çok az şey borçluysa, o zaman bu girişimlerin araştırdığı modernlik ne tür bir şeydir? Simmel, Kracauer ve Benjamin, hepsi kendine özgü usullerle, kapitalizmin yükselişiyle temeli atılan toplumsal ve tarihsel varoluşa ilişkin yeni algı ve deneyim tarzlarıyla ilgilenmiştir. Onları asıl ilgilendiren husus, zamanın, mekânın ve nedenselliğin geçici, ele avuca sığmaz ve tesadüfi ya da gelişigüzel, süreksiz bir biçimde deneyimlenmesidir: Metropoldeki toplumsal, fiziksel çevreyle ve geçmişle ilişkilerimiz de dahil, toplumsal ilişkilerin dolayımında konumlanmış bir deneyimdir bu.

...

Notlar


(1) G. Simmel, The Philosophy of Money, çev. T. Bottomore ve D. Frisby, Londra/Boston, 1978 (Almanca 2. baskı 1907). Yukarı
(2) W. Benjamin, One-Way Street, çev. E. Jephcott ve K. Shorter, New York, 1978/Londra, 1979; Türkçesi: "Tek Yönlü Yol", Son Bakışta Aşk içinde, Nurdan Gürbilek (haz.), İstanbul: Metis, 1993, s. 51-76; Tek Yön, çev. Tevfik Turan, İstanbul: YKY, 1999. Yukarı

Devamını görmek için bkz.
ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Halil Türkden, ''Modernlik kuramının üç atlısı'', Agos Kitap/Kirk, Ekim 2012

Kitap Georg Simmel, Siegfried Kracauer ve Walter Benjamin’in metinlerindeki modernlik temasını nasıl ve neden tartıştıklarını irdeliyor. Bu üç yazarın çalışmalarının dışındaki modernlik tartışmaları da Frisby’nin gözünden kaçmıyor. Kitap kendi içinde modernlik, Simmel, Kracauer ve Benjamin olmak üzere dört bölüme ayrılsa da; okuyucu her bölümde de bu üç isim ve genel modernlik külliyatı çerçevesinde iç içe geçmiş bir modernlik dersine giriyor.

İki arkadaş ve bir öğretmen

Frisby, en istikrarlı modernlik karşıtlarından biri olan Max Weber’in modernliği algılayışına ve getirdiği açıklamaların yetersizliğine de dokunmadan edemiyor. Frisby’e göre, Ferdinand Tönnies, Emile Durkheim ve Georg Simmel gibi 19.yüzyılın sonlarında yetişen sosyologların metinlerindeki modernlik temasının geç anlaşılmasının en önemli nedenlerinden biri Weber’in modernlik tartışmalarına gereğinden fazla yoğunlaşılması olmuştur.

Frisby, 1980’lerde Tom Bottomore ile birlikte Simmel üzerine yoğunlaşmışlar ve Simmel’in Para Felsefesi kitabını yeniden gündeme getirmişlerdi. O kitapta, Simmel’in para ekonomisinin ortaya çıkardığı problemlere yaklaşımının Karl Marx’ın çoğu metniyle benzerlik gösterdiği gözlenebilir. Fakat farklılıklar da aşikârdır ve Frisby’nin Simmel metinlerinde her zaman kendine yer bulmuştur.

Frisby, Simmel’in parayı odak noktasına alışını önce “çağının ruhunun bütünlüğünü kendi para analizinden çıkartmaktan başka bir şey yapmamakla”, sonra da “onun Para Felsefesi’nde kayıp olan şey para ilişkilerinin tarihsel sosyolojisidir” ifadeleriyle eleştirmiştir. Modernlik Fragmanları’nda, Simmel’in Para Felsefesi üzerine çok kapsamlı tespitler bulunuyor. Bunun yanı sıra, Simmel’in modern zamanlardaki şehir yaşamını ve şehrin toplumsala olan etkisini ele aldığı Metropol ve Zihinsel Yaşam adlı çalışması da Frisby’nin görüş alanında duruyor.

Kitapta Benjamin’in yakın arkadaşı, Simmel’in ise öğrencisi olan Siegfried Kracauer’in çalışmaları üzerine de tespitler bulunuyor. Kitle Süsü seçkisinin de Kracauer’in çalışmaları için nasıl bir hareket noktası oluşturduğunu görebiliriz.

Frisby, bir bakıma Simmel, Kracauer ve Benjamin’den oluşan bir üçgende köşe kapmaca oynatıyor. Bunu yaparken de, bu üç ismin toplumdan dışlanan ve akademinin kıyısında köşesinde kalan isimler olduğunu anımsatıyor. Kitabın hemen her sayfasında üç karakterin de toplumdan dışlanmış birer sosyal bilimci olarak kendi toplumlarına nasıl birer yabancı olarak baktıklarını görebiliriz.

Tesadüfi Fragmanlar

“Modernliğin toplumsal boyutlarını araştırmaya yönelik bu üç girişim, Weber'in –modern Batı toplumlarını önceki toplum biçimlerinden ve diğer uygarlıklardan ayıran şeyin tanımı addedilen – modernlik analizine çok az şey borçluysa, o zaman bu girişimlerin araştırdığı modernlik ne tür bir şeydir?” sorusunu sorarak yazar da kendi hareket noktasını belirliyor. İşte tam bu noktadan hareketle, bu üç yazarın araştırmalarının ve modernlik metinlerinin ayırt edici kısımlarını sunmaya başlıyor: “Simmel, Kracauer ve Benjamin, hepsi kendine özgü usullerle, kapitalizmin yükselişiyle temeli atılan toplumsal ve tarihsel varoluşa ilişkin yeni algı ve deneyim tarzlarıyla ilgilenmiştir.” Bu üç ismin modernlik metinlerinde görülen en önemli nokta bir bütün olarak toplum analizine başvurmamalarıdır. Frisby’e göre onların analizlerinin, yirminci yüzyıl sosyolojisinde basmakalıp hale gelmiş olan modernleşme teorileriyle pek bir ortak yanı yoktur. Yazar bu tespiti yaparken de Simmel’in tartışmalarının ‘gerçekliğin rastlantısal fragmanları’ üzerinden başladığını hatırlatıyor.

Bu isimlerin modernlik analizlerinde toplumsal kurum ve sistemlerden ziyade gerçekliğin anlık parıldamaları ve yazarın ifadesiyle ‘şipşak resimleri’ (Momentbilder) daha önemlidir.

Buna rağmen Kracauer, Kitle Süsü kitabında, Simmel ise kendi modernlik tartışmalarının temeli olarak görülebilecek olan Para Felsefesi adlı kitabında toplumsal bütünlüğü tamamen dışlamadıklarını belirtirler.

Kitabın genelinde modernlik anlamında dopdolu bir kaynakçanın olduğu göze çarpıyor. Bunu yaparken Benjamin’in veya Kracauer’in kimlerden nasıl etkilendiklerini, hangi yönleriyle Weber’den veya Marx’tan ayrıldıklarını, hangi yönleriyle Frankfurt Okulu’na dahil olamadıklarını, hangi yönleriyle çağdaş modernlik analizlerine karşı alternatif bir duruş sergilediklerini ve işin ‘nasıl’ı konusunda metodolojik eleştirilerini eklemeyi de ihmal etmiyor.

Okuyucu kitabı bitirdiğinde modernlik anlamında dolu bir külliyatı elinde tuttuğunu da hissedebilir, bu üç Alman yazar hakkında derin bir biyografi cildini bitirdiğini de düşünebilir. Son olarak Frisby, her bölümün başında ve içinde üç ismin birbirleri hakkındaki ve hatırdan çıkmayacak ifadelerine yer veriyor. Bunlardan birinde dostu Kracauer’i ‘Devrim gününün şafağında erkenci bir paçavracı’ olarak tanımlayan Benjamin hakkındaki en iyi tespitlerden biri yine arkadaşından geliyor: “Benjamin dünyayı rüyasından uyandırmak istiyor.”

Devamını görmek için bkz.
 
 
 

Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2004. Her hakkı saklıdır.